İsm-i Nur, Nur Risaleleri ve Nurs köyü

Kalp, akıl ve ruhlara başta Tevhid inancının yanı sıra mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Azîmüşşan ve Hz. Peygamber’in (asm) sevgisini tahkikî bir şekilde yerleştiren Risale-i Nur’un bir hususiyeti de Cenab-ı Hakk’ın Nur ism-i celîline mazhar oluşudur.

Üstad Bediüzzaman hazretleri bu ulvî hususiyeti yorumlarken şunları ifade eder:

Risale-i Nur nâmı

“Otuz üç adet Sözlerin ve otuz üç adet Mektupların mecmuuna ‘Risaletü’n-Nur’ namı verilmesinin sırrı şudur ki:

Bütün hayatımda Nur kelimesi her yerde bana rastgelmiştir. Ezcümle, karyem Nurs’tur, merhume validemin ismi Nuriye’dir, Nakşî üstadım Seyyid Nur Muhammed’dir, Kadirî üstadım Nureddin. Kur’ân üstadlarımdan Nuri, talebelerimden benimle en ziyade alâkadarı Nur isimli bulunanlardır. Kitaplarımı en ziyade izah ve tenvir eden, nur misâlidir. Kur’ân-ı Hakîm’deki en evvel aklıma, kalbime parlayan ve fikrimi meşgul eden, ‘Allahu nuru’s-semavati ve’l-arzı…’ [‘Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir…’ Nur Sûresi: 24:35.] âyetidir. Hem hakaik-i İlâhiyede müşkûlâtımın ekserisini halleden Esmâ-i Hüsnâ’dan Nur ism-i nurânîsidir. Hem Kur’ân’a şiddet-i sevk ve inhisar-ı hizmetim için hususî imamım Zinnûreyn’dir.” (Barla Lâhikası, s. 156)

Üstad’ın Nurs Köyü değerlendirmeleri

Üstad dünyaya gözlerini açtığı Nurs köyü ve Risale-i Nur hakikatleriyle alâkalı yaptığı bir değerlendirmede şunları ifade eder:

“Bizim Nurs köyümüz ise, hem eski talebelerim, hem hemşehrilerim biliyorlar ki, bizim köyümüz, fevkalade gösteriş ve cesarette ileri göstermek için temeddühü çok severdiler; güya büyük bir memleketi fetheder gibi kahramanane bir tavır almak istiyordular. Ben, hem kendime, hem onlara çok hayret ederdim. Şimdi hakiki bir ihtar ile bildim ki: O masum Nurslu insanlar, Nurs karyesi; Risale-i Nur’un nuruyla büyük bir iftihar kazanacak; o vilayetin, nahiyenin ismini işitmeyen, Nurs köyünü ehemmiyetle tanıyacak diye bir hiss-i kablelvuku ile o nimet-i İlahiyeye karşı teşekkürlerini temeddüh suretinde göstermişler.” (Emirdağ Lâhikası, s. 49)

Nurslu masum insanlar ve hususiyetleri

Nurs köyünün, Üstadımın tabiriyle “o masum Nurslu insanları”nın yaşadıkları yöreyi ziyaret edip görüştüğümde Üstadın akrabalarında öne çıkan bazı hususiyetleri fark ederek tespite çalışmıştım. Öncelikle söylemeliyiz ki, Üstada ve Nurlara bağlılıkları had safhadadır. Nurlardan ve Üstadın asaletinden yansıyan özellikler kendini hemen gösterir. Defalarca gitmenin nasipliği içinde yaptığım araştırma ve değerlendirmelerde Nurslularda şu özelliklerin öne çıktığını müşahede ettim:

1- Kimseye küsemiyorlar. (Nursî hanedanına mensup insanların kendi ifadeleri)

2- Gençlerde fıtrî bir saygı ve nezaket, sevgi ve terbiye vardır. (Bizim de gözlemlerimiz bizzat bu yöndedir.) Kız çocukları da aynı özelliktedir.

3- Kötü huyları yoktur.

4- Köyde kendi aralarında da kin gütmezler.

5- Misafirperver ve sorumluluk duyguları gelişmiştir.

6- Merttirler, yalancı değildirler. Fedakârdırlar.

7- Oldukça tevazu sahibidirler.

8- Minnet altında kalmazlar. İzzetlidirler.

9- İslâma fıtrî bir bağlılıkları vardır.

Ve bir hatıra

Merhum Vanlı Molla Hamid Ekinci Ağabey’in Van Nurşin Camii’nde Üstadla birlikte kaldığı yıllarda yaşadığı ve yıllar önce bizimle de paylaştığı bir hatırası şöyledir:
“Nurlar içinde kalmıştım”

“Nurşin Camii deyince hatırladım: Camide kaldığımız günlerde oturduğu odada bana hitaben: ‘Molla Hamid, bak ben Nurlar içinde kalmışım’ deyince ben anlayamadım.

Bu defa Üstad anlatmaya devam etti: ‘Doğduğum köy Nurs, annemin ismi Nuriye, hocam Nuri, kaldığım cami Nurşin, bak duvarda Osman-ı Zinnureyn yazılı’ diye duvarda asılı duran levhayı tebessüm ederek gösterdi.”

İsm-i Nur, Nur Risaleleri ve Nurs köyünün birbiriyle alâkadarlıkları ne kadar da açık ve net, değil mi?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*