İstibdat nedir, demokrasi nedir?

SİYASET GÜNLÜĞÜ

altSaidNursi.de sitesinin değerli takipçileri!..

Bir süredir sizlerden ayrı kalmıştık.

İnşallah kaldığımız yerden tekrar başlıyoruz.

Bu süre içinde geriye dönüp baktığımızda siyaset köprüsünün altından çok sular akmış.

Ancak değişmeyen gündem maddeleri hala devam ediyor:

15 Temmuz olayı…

Mahkemeler…

KHK Mağdurları…

Yargı ve hukuktaki problemler…

Ak partideki çalkantılar…

Muhalefetin durumu vs…

Yani anlayacağınız sıkıntılar ve zorluk orta yerde duruyor…

Peki iyi bir şey yok mu derseniz?

Var…

Bir “İyi Partimiz” oldu daha yakın zamanda.

Bu Akşener’in partisi olarak anılıyor.

Bakalım Meral Hanım ne yapacak, takip edip göreceğiz.

Ancak bu günkü yazımızı gündemden bir konuya ayırmadık.

Kalıcı ve temel bir prensibi nazara vermek istiyoruz.

Bediüzzaman’ın yıllar öncesinden siyaset için ortaya koyduğu mühim bir şablonu nazarlara sunmak istiyoruz.

Daha meşrutiyetin ilk yıllarında doğudaki aşiretlere verdiği meşrutiyet ve demokrasi dersini kitaplaştırdığı Münazarat adlı eserinde, İstibat ve baskı rejimleri ile meşrutiyet ve demokrasi kıyaslaması yapılır.

Orada sorarlar Bediüzzaman’a , “istibdat nedir, meşrutiyet nedir?”, diye.

Yılları aşıp gelen cevap şöyledir:

– İstibdat tahakkümdür, muâmele-i keyfiyedir,

– kuvvete istinad ile cebirdir, rey-i vâhiddir, –

– sû-i istimâlâta gâyet müsâit bir zemindir,

– zulmün temelidir, insâniyetin mâhisidir.

– Sefâlet derelerinin esfel-i sâfilînine insanı tekerlendiren

– ve âlem-i İslâmiyeti zillet ve sefâlete düşürttüren ve

– ağrâz ve husumeti uyandıran

– ve İslâmiyeti zehirlendiren,

ila ahir devam eder…

Peki meşrutiyet veya günümüz tabiri ile cumhuriyet ve demokrasi nedir?

Buna da şöyle cevap verilir:

Meşrutiyet,

“Ve işlerde onlarla istişare et.

“Onların işleri, aralarında yaptıkları istişare iledir.”

– âyet-i kerîmelerinin tecellîsidir,

– ve meşveret-i şer’iyedir.

– O vücud-u nûrânînin kuvvete bedel,

– hayatı haktır,

– kalbi mârifettir, lisânı muhabbettir, aklı kanundur, şahıs değildir.

– Umum akvâmın sebeb-i saadetidir;

– Bütün eşvâk ve hissiyât-ı âliyeyi uyandırır;

– İnsanı hayvanlıktan kurtarır;

– İslâmiyetin bahtını, Asya’nın tâliini açacaktır.

– Bir ince tel gibi her tarafa hevâ ve hevesin tehyîci ile çevrilmeye müstaid olan rey-i vâhid-i istibdâdı lâyetezelzel bir demir direk gibi, lâyetefellel bir elmas kılınç gibi olan efkâr-ı âmmeye tebdil eder;

Kısaltarak aldığımız bu ifadelerin kaynağı Münazarat eseridir.

Daha fazla bilgi almak isteyen mezkur esere müracaat edebilir.

İşte bu eser ve benzeri eserlerde ifade edilen prensipler toplumun önüne bir şablon koyuyor.

Demokrasi, hak, hukuk, adalet şablonu.

Toplum bu prensiplere ne kadar sahip çıkar ise o kadar huzurlu olur, mutlu olur.

Aynı zamanda istikametini korur.

Hem maddi hem de manevi olarak…

Aksi bir durumumda ise bu günkü yaşadığımız zor şartları daha da ağır bir şekilde yaşamaya devam ederiz.

Günlük içtimai ve siyasi hadiseleri bu prensipler ışığında değerlendirmek gerek.

Bu durum bizleri doğru yola sevk eder.

İnşallah biz de sizlere bu prensipler ışığında içtimai yorumlar yapmaya çalışacağız.

Her zaman yaptığımız gibi…

Gayret bizden, muvaffakiyet Allah’tan dır.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*