“Kadınlar yuvalarına dönmeli”

Risale-i Nur’daki “kadın ve tesettür” meseleleri hakikatiyle anlaşıldığında ve yaşandığında aslında pek çok ailevî ve içtimaî problemler çözülmüş olacaktır.

Bu meselelerden birisi de, “Kadınların yuvalarına dönmeleri” meselesidir. İlk etapta feminizm savunucularına ve dine mesafeli olanlara soğuk ve anlamsız gelen bu ders, bir başka taraftan da, kadınları eve hapsetmek görüşünü benimseyenlerin dayanağı olmaktan uzak, çok geniş ve şümullü bir anlam taşımasıdır.

Burada öncelikle kadınların dönmesi gereken yuva hangisidir? Bu nasıl bir yuva olmalıdır? sorularının cevabını bulmaya matuf bir hakikat arayışı, doğru bir zihniyete bizi taşıyacaktır.

İşte dönecekleri yuvanın mahiyetini de yine Ahzap Sûresi’nde Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Evlerinizde ağırbaşlılıkla oturun, cahiliye döneminin açılışı gibi açılıp saçılmayın, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah ve Resulüne (asm) itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. Evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmetlerini hatırlayın. Allah Lâtiftir ve haberdardır.”1

Evet, bu Âyet-i Kerime’de bir yeri ev yapan, yuva yapan özellikler bir bir sıralanmıştır. Öncelikle kadınların dönmesi gereken yuva, açık saçıklığın olmadığı, namazın kılındığı, zekâtın verildiği, Allah ve Resulüne (asm) itaat edildiği ve Allah’ın âyetlerinin hikmetlerinin hatırlandığı yani ilim yuvaları hüviyetinde olmalıdır. İşte tesettür meselesinin hemen sonraki âyetlerde emredildiği bu sûrede, önce yuvaların nasıl olması gerektiğine dair bu emr-i İlâhî çok manidardır.

Meseleye bir başka açıdan yaklaşıldığında da evi ev yapan, yuva haline getiren bu özelliklere vurgu ile, yuvaların böyle tanzim edilmesinin gerekliliğine işaret edildiği gibi, tesettürle bağlantılı düşündüğümüzde, bedenlerin de Allah’ın evi olduğu ve yaratanın rızası dışında kullanmanın, hem kişinin kendini su-i istimal etmesine, hem başkaları tarafından su-i istimal edileceğine işarettir.

Aslında yuvalar nasıl dört duvar arasında Allah ve Resulünün (asm) hatırlandığı, âyetlerin tefekkür edildiği, mahremlerin girmemesi gerektiği yerler ise, bedenler de yani “beden yuvaları da” aynen tesettürle, mahremin nazar etmediği, Allah’ın âyetlerinin, hikmetlerinin tefekkür edildiği evlerdir.

Bediüzzaman, “Kur’ân merhameten, kadınların hürmetini muhafaza için haya perdesini takmasını emreder. Ta hevesat-ı rezilenin ayağı altında o şefkat madenleri zillet çekmesinler, alet-i hevesat, ehemmiyetsiz bir meta hükmüne geçmesinler”2 ifadesine bakıldığında demek ki yuvadan çıkmak kadınların istismar edilmelerine, eziyet görüp zillete düşmelerine sebebiyet vermektedir.

“Kadınlar yuvalarına dönmeli” dersini, kadınlar içtimaî hayattan çekilip dört duvar arasına girsin, evlerinden çıkmasınlar şeklinde anlayanlara şunu sormak gerekir. Bugün yuva diye bilinen evlerin içi, âyetin belirttiği şekilde tanzim edilmemişse o zaman kadın dört duvarın içindeyken bile yuvadan çıkmamış mıdır?

Üstelik kadınlar evlerinden çıkmayacaksa tesettür âyeti neden inmiştir? Mü’min kadınlara evlerinden çıkarken dış kıyafetler giymesi gerekliliğine dair emr-i İlâhî ile beraber düşünüldüğünde kadınlar yuvalarından çıkmasınlar değil, tam tersi dört duvarın dışına çıktıklarında da haya perdelerini beraberlerinde götürerek içtimaî hayatta dahi o eve yani beden yuvalarına mahremlerin girmesine müsaade etmesinler emr-i İlâhisidir.

Hasılı: Üstadın “kadınlar yuvalarına dönmeli” dersini kısır bir bakış açısıyla değerlendirmemek gerekiyor. Nitekim dört duvarın içinden çıkmayanlar hayalarını koruyor olmadığı gibi, içtimaî hayatın içinde olanlar da haya perdesini yırtıyor değildir. İster içtimaî hayatın içerisinde olsun isterse olmasın her kadına emir açıktır, “yuvalarına dönmek”. Yuva ise gerek dört duvardan kasıtla, gerekse beden yuvaları olsun, Allah’ın hatırlandığı, namazın dosdoğru kılındığı, ağırbaşlılığın olduğu, âyetlerin tefekkür edildiği yerlerdir.

Bugün yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkaran kadınların yuvalarına dönmesi gerekliliğine dair dersi, sadece sosyal hayattan soyutlanmak, çalışmamak, eve kapanmak gibi algılanması, beşeri yoldan çıkaran asıl probleme odaklanmamak, görmemek anlamına gelir. Burada düşünülmesi gereken mesele, kadın nerede olursa olsun haya perdesini yırtmadan, yani yuvalarında kalarak yaşaması gerekliliğidir.

Yasemin Yaşar

Dipnotlar:
1- Ahzap Sûresi, 33-34.
2- Lemaat.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*