Kardeş kıskançlığı

Kardeşler arası rekabet ve kıskançlığın hikâyesi, insanlık tarihi kadar eskidir. Sevgiyi paylaşma, ilgiyi ve zamanı bölüşebilme ancak yaşanarak öğrenilebilen bir duygudur.
Dozunda yaşandığı ve uzun yıllara taşınmadığı sürece yaşanması ve tadılması gerekli bir durumdur. Fakat aşırı yaşanan ve ifade edilmesine izin verilmeyen kıskançlık duyguları bazen öylesine büyür ki, ileriki yaşlara kadar devam eder.

Çevrenizde ya da kendi ailenizde orta yaşlarını geçtiği halde hâlâ anne babası tarafından diğer kardeşi kadar sevilmediğini düşünen insanlara rastlayabilirsiniz. Onların yaşadıkları ve hissettikleri çoğu zaman bir hezeyanda değildir. Anne babanın çocuklar arasında yaptıkları kıyaslamalar ve karşılaştırmalar genellikle bu sonucu doğurur. Bitmeyen bir hikâye, kesilmemiş bir hesap gibi sürekli hayatlarının bir tarafında varlığını sürdürür. Genellikle bu duygularının kökeni çok daha eskilerde, çocukluk yıllarında yatar.

Anne babanın yeni gelecek kardeşe büyük çocuğu nasıl hazırladığı, kardeş doğduktan sonra onunla geçirecekleri zamanın niteliği bu durumun sağlıklı atlatılmasında oldukça önemlidir.
Kardeş doğduktan sonra, ‘sen büyüksün kardeşini ağlatma, sen büyüksün ona ver’ gibi söylemlerin sürekli tekrarlanması, büyük çocuğun zaten var olan korkularını daha da arttırır. Büyüğün ezilmemesine dikkat etmek gerekir. Kardeş olduktan sonrada, onunla özel zaman geçirmek, birlikte oyunlar oynamak, sen benim ilk hediyemsin, iyi ki benim çocuğumsun şeklinde konuşmalar yapmak, onun küçüklüğü ve bebekliği hakkında özel anılarını anlatmak, paylaşmak işe yarayacaktır.
Oyun bile tek başına tedavi edicidir.
Kardeşi olduktan sonra anne, babam benimle hâlâ oynuyorlar, kardeşim olduktan sonra bana olan ilgilerinde ve ayırdıkları zamanda çok büyük değişiklik olmadı, beni hâlâ seviyorlar diye düşünür. Oyun ilâç gibidir. Çocuk en sıkıntılı zamanlarını oyun oynayarak atlatır. Oyunla yaralarını sarar, tedavi etmeye çalışır. Bir çocuğa yaklaşmak, onun yüreğine ulaşmak için onunla oyun oynamak iyi bir adımdır.
Çevreden ve aileden kıskançlık duyguları tahrik edilmiş çocuklar, daha normal atlatabilecekleri bu dönemi daha sıkıntılı geçirirler. Yanında, onun duyabileceği şekilde kıskanma senaryolarının konuşulması, pabucunun dama atılacağı şeklindeki yorumlar, büyük çocuğu gerçekten tedirgin eder. Kaygılanması gereken bir durum olduğuna dair kanaat geliştirir.
Yine büyük çocuk kıskanmasın diye yapılan bazı davranış şekilleri de durumu daha içinden çıkılmaz hale getirir. “Kardeşini sevmiyoruz, bak o hep beni üzüyor, hep ağlıyor ve beni yoruyor” şeklinde konuşmak işi çözeceğine, daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir. “Madem annemi üzüyorsa, neden geldi o zaman?” diye düşünebilir ve kardeşine zarar verebilir. Küçük kardeşi karalamak yerine ya da büyüğün yanında onu kucağa almamaya çalışmak, bu şekilde davranışlarla sorun çözmeye çalışmak durumu daha da zorlaştırır.
Bu konuda rahat olmak, gerçekçi açıklamalarda bulunmak daha iyi sonuç verecektir. “Henüz küçük olduğu için kendi yiyemiyor ve senin gibi tuvaleti kullanamıyor. Bu yüzden bir süre onunla biraz daha fazla ilgilenmemiz gerekecek. Konuşamadığı için ihtiyaçlarını da söyleyemiyor. Bu konuda sen de bana yardımcı olursan çok sevinirim. Birlikte yapmak daha eğlenceli olabilir. Sonra da oyun oynarız seninle, istersen boyama da yapabiliriz” şeklinde konuşmak onun kaygısını ve korkularını da azaltacaktır.
Anne babanın bu konuda rahat olmaları ve birbirlerini desteklemeleri duyguların sağlıklı gelişimi açısından kolaylık sağlayacaktır. Zaman zaman büyük çocukla duyguları ve hissettikleri hakkında konuşmak iyi gelecektir. Kıskandığını söylediğinde;
“İnsan hiç kardeşini kıskanır mı” yerine, “Evet, seni anlıyorum, insan bazen bu duyguları yaşayabiliyor, eminim kardeşi olan birçok çocuk da aynı şeyleri hissediyordur” şeklinde destekleyici konuşmak gerekir.
Güzel bir dille ifade edilen duygular, abartılmadan ve sağlıklı bir şekilde yaşama imkânı bulurlar…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*