Kasım düşünceleri

Kasım ayına kar’la girdik, Avusturya’da…

Avrupa’nın Kasım yorumu zaten karamsardır. Güya karanlık bir aymış. Bu ay içinde günler hep kısalırmış. Kara bulutlar yer küresini kuşatır; güneş, bulut arkasında gizlenirmiş, vesaire..

Şuraya dikkat lâzım: Bilim ve teknikte bu kadar ileri olan Avrupa, böylesi karamsar bir tabloyu, kendi lehine çevirmekten aciz kalıyor ve maneviyata sığınıyor. Bazı hallerde böbürlenme ve kibirlenme içgüdüsünü açığa vuran Avrupa, kendi tayin ettiği bazı günlerde de, kendine dönüyor, kendini sorguluyor. Yani kasım kasım kasılmıyor!

Zira aynı Avrupa’da Kasım ayının 1. günü Azizler yortusu olarak kutlanır. Bunun için bu günün seçilmesinde belki de bu duygunun, Kasım ayına böylesi bir bakışın da payı vardır. Her Kasım’ın 1. gününde din azizleri ve şehitler anılır. Bir gün sonrası, yani 2 Kasım günü de bütün ruhlara ayrılır. İtikadlarına göre azizlerden sonra Cennete girmeden önce arınmaları için Cennet ile Cehennem arasındaki Araf’ta bekleyen “zavallı ruhlar” anılır. Mezarlar ziyaret edilir. Eğlence ve şenlik kanunen yasaklanır.

Ayrıca 11 Kasım Aziz Martin Günü; 15 Kasım Aziz Leopold Günü; 21 Kasım Tövbe Ve Duâ Günü; bu yıl 25 Kasım’a denk gelen Pazar  ise Ölüler Pazarı’dır.
***
Bir tek bu noktadan baktığımız zaman bile, İslâm’ın insanlık ve “fıtrat” dini olduğu, çok bariz görülüyor.

Yaradan’ına kulluğunu arz etmek için, duâ ve ibadet için illa da belli günleri bekletmeyen, belirli günlere münhasır bırakmayan öyle bir Rubûbiyet-ubudîyet münasebeti vardır ki İslâm’da ve Hazret-i Muhammed’in (asm) hayatında; her alanda ve her anda kendisini gösterir. Gerçi İslâm’da da hususî bazı gün ve geceler vardır, ama İslâm’daki kulluk anlayışında belli gün ve gecelere inhisar yoktur. Ancak o mübarek zaman dilimlerinde Rabb-ül Âlemin’in hususî iltifat, ikram ve inayetleri vardır.

Mübarek ve mukaddes gün ve gecelerimiz, her yıl on gün öne gelmekle bütün zamanları dolaşıyor. Onlardan nasibini almayan ay, gün ve gece kalmıyor. İşte bu Kasım ayı da Hicrî Yılbaşından, Muharrem’den ve Aşûre’den nasibini alıyor. 1 Muharrem, 15 Kasım Perşembe günüyle buluşuyor.

Hatırlayalım ki, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed’in (asm) ilk erkek evlâdının adı da Kasım’dır ve Efendimizin bir künyesi de Ebu’l Kasım’dır. Cenâb-ı Hak bizleri onun şefaatine nail eylesin.

Aslında yılın, ayın, günün, kısacası zamanın kendi kendine bir hükmü ve rolü olamaz. Zamanın vazifesi, İlâhî Kudret’in yazmasına sayfalık ve mürekkepliktir. Kudret-i Rabbanînin yaz boz tahtası hükmünde; eşyayı vücuda getirip tekrar ölüme mazhar etmesi ve âlem-i gayba göndermesi esnasında vazife gören, haricî vücud giydirilmemiş bir hakikattır zaman. (bk. Sözler, 1994, s.505, Hâşiye)

Ne var ki, zamanı yaratan Rabbimiz, zaman içinde vuku bulan ve vuku bulacak her şeyi yaratmış ve yaratmaya devam ediyor.
***
Farklı bir Yeni Asya
Bu yılın Kasım ayına Yeni Asya’mız da farklı boyutlarla giriyor. Çizgisi, hedefi, üslûbu, fikriyatı ve yayın karakteri zaman içinde ve hadiseler karşısında değişmeyen ve değişmeyecek olan gazetenin boyutlarında müsbet ve lüzumlu değişikler var. Kısmen değişmiş logosu, yazı karakteri ve puntolarıyla yepyeni bir Yeni Asya! Boyuna, endamına diyecek yok! Enindeki daralma ise hayra alâmettir.

Varsın daralsın. Yeter ki, darılmasın!

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*