Kemalizmin dinle “sorunu” var

3 Mart 1924 Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin lâğvı, Hilâfetin ilgâsı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’yla başlayan sürecin, devrimlerle bu güne kadar devam ettirilmesi ve 18 sene bu memleketin ezansız bırakılması, Kemalizmin, dinle “sorunu” olduğunun açık bir göstergesi değil midir?

Sırf inancı yüzünden yüzbinlerce Müslümanın idam ve sürgün edilmesi, zindanlara atılması, Kurtuluş Savaşı’nı Ezan, Bayrak diye gencecik evlâtlarını feda ederek kazanılması sonrasında, şeairlerin kırılması ve dayanak noktası kalmayan avam-ı Müsliminin bavulunu alıp memleketi terk etmeye hazırlanması, dinle alâkasını kesmiş ve Lozancılarla hulus birliği etmiş Kemalizmin, dinle “sorunu” olduğunu göstermeye yetmez mi?

Harf İnkılâbı ile bir gecede cahil kalıp, bin senelik kültürümüzün mirası olan milyonlarca eserin yakılması veya kâğıt olarak Bulgaristan ve İtalya’ya gönderilmesi ki, dinle alâkamızın kesilmesini netice veren redd-i miras ettiğimiz Kur’ân alfabesinin yasaklanması, Kemalizmin dinle sorunu olduğunu resmetmiyor mu?

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile dinî eğitimin yerle bir edilmesi, ölü yıkayacak bir görevlinin bulunmadığı noktaya gelinmesi, (Rahmetlik ana babalarımızdan biliyoruz ki) jandarmanın köyü basması neticesinde elif-ba öğreten hocanın ağlayarak çocukları elinden tutup dedelerimize teslim etmesi, 25-30 sene din eğitimini alamayan bir neslin kendi eliyle Allah’ı inkâr noktasına geldiği düşünülürse Kemalizmin dinle “sorunu” olduğuna daha nasıl bir delil beklenir?

Yine, eğitimde kızla erkeğin yan-yana oturtularak kâğıt parçalarına “Ali Ayşe’yi seviyo” yazılarıyla, dersten ziyade havaî ve malanî hevesatla, inançtan uzak yetiştirilen nesilden Fatihler, Yavuzlar çıkmayacağını o düzenlemeyi getirenler bilmezler mi?

Daha bunlar gibi kitaplar yazılan binlerce doküman, delil ve hatıra, henüz hayatta olanların hafızasındayken, durup dururken AKP’nin Kemalizmi dinle barışık göstermesi hangi akıla hizmettir? M. Kemal’i dindar göstermek neyin nesidir?

Siyaset adına oy devşirmek için mi durup dururken böyle bir yola giriştiler, yoksa bunlar ezelden beri böyleler de, dindar seçmenden çekindikleri için mi çok medar-ı bahs etmediler, mülâhazaları yapılsa da, bizce atalarından beri böyleler ki, “sorunumuz yok” itirafı ettiler.

Zira Erdoğan’ın, 28 Kasım 2012 AKP gurup toplantısında; M. Kemal’in Cumhuriyet kurulmadan evvel çektiği telgrafı okuyarak onun nasıl dindar biri olduğu vurgusunu yapıyordu ki, Kemalistleri hayrette bırakır mahiyetteydi.

Halbuki onu hakikî seven Kemalistler, dinle alâkasının olmadığını açık yüreklilikle saklamıyor hatta övünüyorken; bizim mahalleden diye oy veren milyonlarca dindar seçmene rağmen, bu saatten sonra dindar gösterme çabaları ve ‘sorunumuz yok’la aynı paralelde olduklarını ifade etme gayretleri sırıtmıyor mu?

Akla tek yol geliyor ki, o da Kemalizmi yattığı yerden uyandırmak.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*