Kış hastalıklarından korunmak

İnsan organizması havaların değişiminden meydana gelen, mevsim geçişleri ve ısı farklılıkları dolayısıyla, gerekli dengeyi kurmakta zorlandığından, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi hayatî önem kazanmaktadır.
Vücudu yıpratan, bağışıklık sisteminin yetersizliği, bu dönemde bir takım mevsim hastalıklarına sebep olabilmektedir. Bu hastalıklar basit ve ayakta geçirilebilir gibi görülebilirse de, gerekli tedbirler alınmadığında, çeşitli komplikasyonlarla daha yıpratıcı hastalıklara zemin hazırlar ve kapılar açar.

Bu mevsim geçişlerinde, günlük ısı farklılıkları göz önünde bulundurulmayıp, gerekli korunma tedbirleri alınmadığında, virüslerin sebep olduğu öksürük, aksırık, boğaz ağrısı ve yüksek ateşle ilerleyen bu belirtiler, üst solunum yollarına yerleşerek grip, soğuk algınlığı ve değişik enfeksiyon tablosuyla, bazen salgınlar halinde yayılabilen, bir hastalık halini alır. İki yüz farklı virüsün sebep olduğu grip ve soğuk algınlığı, insan sağlığını olumsuz etkilediği gibi, büyük iş gücü kayıplarına da sebep olur. Bu hastalıklar virüs kaynaklı olduğundan, dar alanda kalabalık halde bulunulması dolayısıyla, yeterli tedbirler alınmadığından, havaya karışan damlacıklarla, insandan insana bulaşır. Bu yayılmalara karşı alınacak koruyucu tedbirlerin başında, temiz bir çevre ile hijyen kurallarına uymaktır. Kış mevsiminde insanlar, dar alanlarda kalabalık halde toplandığından, toplu ulaşım araçlarında yolculuk yapma veya her an kirlenebilen ellerin dokunuşuyla, virüsler elden ele bulaşır. Sık sık yıkanmayan ellerle yüze, göze ve buruna taşınır. Kısa bir kuluçka döneminden sonra da, klinik tablo ortaya çıkar. Koruyucu (profilaktik) olarak, grip aşısı yaptırılıyorsa da, bir çok hekim faydalı olduğu kanaatinde değildir; çünkü grip virüsü, her yeni mevsimde, form ve şekil değiştirdiğinden, hazırlanan aşılar da, geçen sezonun virüslerinden imal edildiğinden, aşının faydası çok cüz’î veya hiç olmamaktadır. Ayrıca insanların ve kurumların ekonomisine gereksiz bir yük getireceği de ortaya çıkmaktadır. Ayrıca grip enfeksiyonlarını meydana getiren virüslere, antibiyotikler etki etmediğinden, ilâç israflarına ve gereksiz antibiyotiklerin vücutta yapacağı tahribatla, ekonomiye vereceği zararlar her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Soğuk kış salgınlarından korunmanın en güvenli yolu, vücut direncinin güçlendirilmesi için, bağışıklık sisteminin temelini oluşturan kaliteli ve düzenli uyku ile dinlenilmelidir. Yeterli uyuyamayan kişilerin daha çabuk hastalandığı bilinmektedir. Evde yapılan hafif egzersizlerin de vücut direncinin güçlendirilmesine verdiği destek çok önemlidir. Ayrıca belli gıda, bitki ve çayların ihtiva ettiği şifa hazinelerinden faydalanmamız, Şafi-i Hakikî’nin (cc), insanı ne kadar sevdiğini, hazırlanıp gönderilen bu kudret eserlerinden de sevinerek anlıyoruz. Besinlerin içinde bulunan faydalı maddeler, vitamin ve mineraller, vücut makinesine yüksek kalitede destek ve enerji sağlar. En kolay, ekonomik ve sağlıklı yol olduğundan, halk hekimliğinin derin tecrübelerinin birikimiyle, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiler arasından, başarıyla denenmiş karışım, çay ve gıdalardan tarif ve terkipler sıralanacaktır. Özellikle grip gibi hızla yayılan kış hastalıklarından korunma, düzenli ve sağlıklı beslenme, özellikle sulu gıdalar, meyve sebze ağırlıklı yemekler, değişik kaliteli, besleyici ev çorbaları (Mercimek, tarhana, paça ve sebze çorbaları) ilâç gibi tesirlidir. Hazır, poşetlerdeki market çorbalarında hiçbir fayda ve şifa olmadığından, ihtiva ettikleri katkı maddelerinden dolayı uzak durulmalıdır.

Grip ve soğuk algınlığıyla mücadele edip, bağışıklık sistemimize destek sağlayan, çok sayıda bitki bulunmaktadır. En değerli bitkilerin başında EKİNEZYA gelir. “Bu bitkinin, bağışıklık sistemini grip mikroplarına olduğu kadar, diğer hastalık mikroplarına karşı da güçlendirdiğini gösteren çok sayıda araştırma sonucu var. Soğuk algınlığının başlamak üzere olduğunu hissettiğinizde ya da yakınınızda soğuk algınlığına yakalanmış biri olduğunda kullanılmasını öneriyorlar. Ünlü herbalist (bitki uzmanı) Steven Foster, ekinezya sayesinde, iki ya da üç yıldan beri ne soğuk algınlığı ne de grip yüzü görmedim, demektedir.” 1

Bu çaydan günde 5-6 çay bardağı içilebilir. Bir başka değerli antigribal destek, güçlü ve geniş etkili, fıtrî antibiyotik olan SARIMSAK’tır. İçinde Alisinin ve çok sayıda kimyasal bileşik bulunmaktadır. ‘Tabiî İlâç, Tabiî Şifa’ adlı kitabın yazarı olan Andrew WEİL de ‘Kimi yıllar hiçbir ilâç almadan yalnızca sarımsak yiyip, ekinezya alıyorum”2 diyerek, grip ve soğuk algınlığından korunduğunu söyleyerek, bitkisel korunmaya teşvik etmektedir.

Bitki dünyasının kralı sarımsak, veziri de zencefil’dir. Zencefil, virüslerin çoğuna karşı bileşikler ihtiva eder. Zencefildeki bu bileşikler ağrı kesici, ateş düşürücü, öksürük kesici ve rahatlatıcı etkileriyle, grip ve soğuk algınlığı belirtilerinin tedavisinde etkili, ilâç kimyasalları içinde fıtraten depolanarak saklanmıştır. Günde 2-3 çay bardağı zencefil çayı içmek, hızla şifaya kavuşturmaya vesile olur. Vücut bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, C vitamininin desteği unutulmamalıdır. Bunu sağlamak için, mevsim sebze ve meyvelerinden istifade etmemiz gerekir. Bunların başında turunçgiller, çorba ve yemeklere pul biber, meyve kurularından kompostolar (şeker yerine pekmez kullanılmasını tavsiye ederiz), virüslere etkili olan Melisa (oğul otu) çayı, Anason çayı, soğan, Meyankökü çayı, soğuk algınlığına bağlı öksürük, boğaz ağrısı ve solunum yollarının diğer sıkıntılarına karşı rahatlatıcı olarak Hatmi çiçeği çayı (sütün içinde de hazırlanabilir, tatlandırıcı olarak, ılık hale gelince bir tatlı kaşığı bal, dut pekmezi veya keçiboynuzu (harnup) pekmezi ilâve edilebilir.) Güçlü bir destek de sarımsaklı, soğanlı, kemikli et çorbasıdır. Güzelce hazırlanan bu çorbaya bir parça zencefil ve acı pul biber ilâve edilirse, gribe ve soğuk algınlığına karşı birebir harika bir yemek ve mükemmel bir tedavi edici iksir olur. Ayrıca günde içilebilecek 1-2 çay bardağı Kuşburnu, Adaçayı, Ihlamur, Kakule, Karanfil, Hibiskus (Bamya çiçeği), çubuk Tarçın ve Kekik çaylarıyla, soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonların tedavisinde büyük faydalar sağlanır.

Hastalıkların yayılmaması için, kendimizi olduğu kadar, çevremizi de mikrobik kirlenmelerden dikkatlice korumamız, yaşadığımız cemiyete olan insan hakları borçlarından biri olduğu şeklinde değerlendirilmelidir. Hastalıkların yayılmaması için, göstereceğimiz dikkatin amel-i salih olabileceğini de unutmayalım.

Kış hastalıkları geniş bir kavramı ifade ettiğinden, genel olarak akla gelenler grip ve soğuk algınlığı olmaktadır.
Ayrıca bu hastalıklar, gereği gibi tedavi edilmediğinde, ortaya çıkacak komplikasyonlar (dolayısıyla meydana gelen ikinci hastalıklar) da unutulmamalıdır. Böylece basit gibi gelen bu kış hastalıkları, kalıcı (kronik) hastalık ve sıkıntılara sebep olabilmektedir. Bunları önlemenin ilk tedbirleri, koruyucu (profilaktik) olarak, vücut direncinin kuvvetli bir bağışıklık sistemi ile sağlanabileceği belirtilmiş olduğundan, şimdi de hastalık halinin tedavisine destek sağlayacak ve deneyenlerin çok faydalı bulup, istifade ettikleri bitki karışımı ve çayların, az bilinen çok değerli bir kaçını, sağlığınıza destek sağlayacağı ümit ve duâlarıyla, hafızalara emanet edeceğiz.

Greyfurt Desteği: Grip ve soğuk algınlığı belirtileri hissedilir edilmez, orta büyüklükte bir greyfurt alınır, soyulup dilimlendikten sonra, dilimlerin üzerindeki ince zarlar dikkatlice ayrılıp çıkarılır. Dilimler kapaklı bir cam kaba dizilir. Dilimlerin üzerine bir tatlı kaşığı dolusu taze veya toz zencefil serpildikten sonra, yarım çay bardağı keçiboynuzu, üzüm veya dut pekmezi dökülür, iki saat beklettikten sonra, aralıklarla tüketilir. İhtiyaca göre 2-3 gün tekrarlanabilir.

Karışık Sebze Çorbası: Her zaman severek tüketilebileceği gibi, hastalığın başlamasıyla, bu çorba önemli destek sağlar. Brokoli 500 gram, Kereviz (yeşil sapları ile birlikte) 250 gram, patates 250 gram, iki adet orta boy havuç, bir yemek kaşığı pilavlık bulgur ile bir çay kaşığı tuz da ilâve ettikten sonra, orta boy tencereye konur, üzeri yeteri kadar su ilâvesiyle ateşe konur. Bulgurlar piştikten sonra ateşten indirilir. İçilebilecek sıcaklığa gelince, içine bir limon sıkıldıktan sonra 1-2 çay kaşığı kırmızı pul biber ilâve edilir. Tarif dört porsiyon için olup, ihtiyaca göre ayarlanabilir.

Kaynar Çayı: 20 gram zencefil, 20 gram zerdeçal, 20 gram havlıcan, iki çay kaşığı karanfil, 20 gram kuşburnu bir çaydanlığa konur. Üzerine dört su bardağı kadar klorsuz su konduktan sonra 20 dakika kaynatılır. On dakika demlendikten sonra, bir kupa bardağı doldurulup, tatlandırmak için bir dilim limon konur. Tatlı ilâve etmek isteyen, şeker yerine, ılık haldeyken 1-2 çay kaşığı organik bal ilâve edebilir. Günde 2-3 bardak içilebilir. Çaydanlıkta kalan karışım atılmaz, 1-2 defa daha kaynatılabilir.

Soğuk algınlığının sebep olduğu öksürük, şiddetli ve uzun süre devam ettiğinde akciğerleri yorar. Akciğerlerden balgam ifrazatı yoksa, tahrişleri önlemek ve akciğerlerin yorulmasını engellemek ve öksürüğün kesilmesi için: Büyükçe bir kara turp alınır, temizce yıkandıktan sonra kurutulur. Dış kabuğunu soymadan, tepe kısmından bir miktar kesildikten sonra, ortası bıçakla bir kahve fincanı derinliğinde oyulur. Tabanına bıçak ucu batırılarak, 5-6 derin çizik atılır. Çıkan parçacıklarla birlikte, hafif derin bir cam kaba yerleştirilir. Fincan gibi oyulan kısma organik bal doldurulur. Akşamdan sabaha kadar bekletildikten sonra, derin kapta süzülen, BAL-KARATURP karışımı, sabah-akşam şurup gibi içilir. Sonuç başarıyla, çok defa denenmiştir.

Öksürüğü kesmek için başka bir uygulama ise, 100 gram sütün içine 5-6 diş sarımsak soyulup, bıçakla hafifçe çizildikten sonra, kısık ateşte 10 dakika kaynatılır, ılık halde günde sabah-akşam içilir. Pişen sarımsaklar da yenebilirse daha faydalı olur.

Ben on beş yaşlarındayken, soğuk algınlığı sebebiyle, çok şiddetli bir öksürüğe yakalanmıştım. Gece gündüz, yırtılırcasına bir boğaz ağrısıyla devam eden öksürüğümü hiçbir şurup ve ilâç rahatlatamamıştı. Çok zor ve bitkin bir haldeydim. İkisi de Cenâb-ı Allah’ın (cc) rahmetine kavuşan babam, anneme “Ben kitapta bir ilâç buldum, onu hazırlayıp verelim.” deyince annem telâşla, ne olur ne olmaz diye itiraz edince, babam da korkacak bir şey yok diyerek, ikna edince, annem razı oldu ve ilâç hazırlandı. Rahmetli babam bu ilâcı, başucundan ayırmadığı ve devamlı mütalâa ettiği, 16. yy. meşhur Müslüman Tıp âlimi Davud-u ANTAKÎ’nin ‘Tezkire-i Davudiye’sinden çıkarmıştı. Kullandığımın ilk günü geçmeyen öksürükten kurtulmuştum. Ondan sonra kime tavsiye edildiyse, sonucu başarı ve duâlarla ifade ediliyordu. Duâya vesile olması gayesiyle, kolaylıkla hazırlanabilen bu terkibin, hâfızanın bir köşesinde saklanması için beyan ediyorum. 100 gram organik bala (bulunamıyorsa dut, keçiboynuzu veya kaliteli üzüm pekmezi olabilir.), 10 gram dövülüp toz haline getirilmiş HARDAL TOHUMU karıştırılır. Sabah-akşam birer yemek kaşığı yenir. Çocuklara tatlı kaşığı ile verilir, küçük bebeklere verilmemelidir.

Soğuk algınlığı ve gribe çok faydalı olan, harika bir karışım çayı daha tarif ediyoruz: 250 gram toz zencefil, 1 tatlı kaşığı karanfil, 1 tatlı kaşığı çörekotu, 1 tatlı kaşığı hardal tohumu, 1 yemek kaşığı toz zerdeçal, 1 çay kaşığı üzerlik tohumu (Harmel), 1 yemek kaşığı havlıcan, 1 tatlı kaşığı toz tarçın, birer tutam ıhlamur ve adaçayı karıştırılarak toz haline getirilir. Küçük bir su bardağına kaynamış su doldurulup, içine bu karışımdan bir çay kaşığı dolusu karıştırılır, beş dakika demlendikten sonra içilir. Hafif yakıcı bir acılığı olduğundan, içemeyenler içine, ılık haldeyken bir tatlı kaşığı organik bal karıştırabilir. Yüksek tansiyon problemi olanların, tedbir cihetiyle içmemeleri gerekir.

Kış hastalıklarına karşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek direnç kazandıran değerli bir destek de, ev yapımı organik sirkelerdir. Her türlü meyveden hazırlanabilir. Vücutta güvenlik kuvveti vazifesini yerine getirir. Ağız boşluğu ve boğazda, hastalık yapabilme gücü olan etkili virüs ve bakterilerin, aktivitelerini zayıflatıp yok edebilir. Probiyotik (dost kuvvetler) seviyesi yüksek olduğundan, antioksidan özellikleriyle, günde 1-2 çay bardağı ev sirkesiyle, ağzın çalkalanıp, iyice gargara yapılmasıyla, mikropların faaliyet göstermelerine uygun zemin bırakılmaz. Ağız boşluğunu dezenfekte eder. Daha birçok faydalarından dolayı, evde sirke yapımına hız verilmelidir. Bizden söylemesi.

Kışın meydana gelebilen sıkıntılardan biri de, banyo yapıp iyice kurulanmadan dışarı çıkıldığında, kulaklar gereği gibi korunmadığından, meydana gelen orta kulak iltihabı (otitis media)dır. Bundan korunmak için, tedbir olarak banyo ihtiyacı akşamları veya dışarı çıkmadan 2-3 saat önce giderilmelidir. Dışarı çıkılacağında her iki kulak, küçük birer pamukla geçici olarak kapatılır. Ayrıca çok soğuk havalarda yüzün korunması gerekir. Özellikle erkeklerin tıraş olup hemen dışarı çıkmaları sakıncalı olabilir. Soğuk havalarda yüz siniri (Nervus Fasialis) hasar görüp, zayıflayabileceğinden, yüz felci (Fasial Paralizi) tablosu ortaya çıkabilir. Yüzün, gözün mimik ve reflekslerini bozabilen bu durum, kalıcı da olabilmektedir. Onun için tıraşların akşamdan yapılması daha uygun olup, dışarı çıkıldığında yüzün korunması ve ısıtılması çok önemlidir. Sağlıklı olarak bir kış geçirmeniz temennisiyle, afiyetler diliyorum.

SAĞLICAKLA KALIN.

Feyzullah Ergün

Kaynaklar:
1- Dr. James A. DUKE, Yeşil Eczane, s. 235, Pegasus Yayınları 2008.
2- A.g.e. s. 234.

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*