Kolesterol ile barışmak

İnsan organizmasının fizyolojik faaliyetlerinde, en önemli rolü oynayan kan ve kanın biyokimyasal yapısını meydana getiren maddelerdir. Kanda bulunan ve akılları hayrette bırakan bu maddelerin ölçü ve nizâmla çalıştırılması, hayat makinasının düzenli işlemesini sağlar. Kanda bulunan hayatî kimyasalların en önemlilerinden birisi olan kolesterol, hücre yapılışında gerekli olan madde ya da vücudun enerji kaynağı olarak görev yapan, kan yağlarından (LİPİDLER) olmazsa, olmazlarındandır. Vücudun, ihtiyaç duyduğu kolesterolün büyük bir kısmını, karaciğer üretmektedir. Metabolizma için gereken kolesterol seviyesi, vücutta fıtratın ölçü ve düzenlemesiyle dengelenmektedir. Sağlıksız ve dengesiz beslenme sonucu ve kalitesiz yağların kullanılmasıyla, kanda kurulmuş olan bu nizam bozulacağından, vücudun sağlık dengesinde, bazı kaymalara sebep olacaktır.

Kolesterol, LDL (kötü) ve HDL (iyi) olarak ikiye ayrılmıştır. Bu sınıflandırmada, kalp ve damar hastalıklarının sorumlusu olarak belirlenen LDL, kötü beslenme ve trans yağların kullanılmasıyla, problemlere sebep olmaktadır. Sağlıklı ve dengeli beslenme ile de, zararlı etkileri ortadan kalkacaktır. Yüksek kolesterolün, damarları tıkayarak, kalp krizine sebep olacağı düşüncesinden hareketle yapılan araştırmada, kolesterolün bulunuşu gerçekleşmiştir. “1913 yılında Nicolay Anitschkow adında bir Rus bilim adamının, tavşanlarda yaptığı bir araştırma ile bu fikir ileri sürülmüştü. Tavşanları katı yağlı, yüksek kolesterollü besinlerle besledikten sonra, kalp krizinden öldüklerini görmüş ve gözlemlerini bilimsel olarak, tıp dünyasına bildirmişti. Bu bilgiler üzerine, tıp dünyasında ‘yüksek kan kolesterolünün, kalp damarlarını tıkayarak, en ölümcül hastalık olan kalp krizine sebep olduğu’ fikri yaygın olarak kabul edildi.” Oysa bu araştırmada son derece yanlış bir uygulama yapılmış ve gerçekler senelerce, bilim insanları tarafından, göz ardı edilip görmezlikten gelinmişti. 1913 yılında Nicolay Anitschkow’un yaptığı araştırmada ‘Tavşanlar’ kullanılmıştı. Ancak, ufak fakat son derece önemli, bir ayrıntı göz ardı edilmişti; tavşanlar yalnız otla beslenen hayvanlardı, yani tam ve tabiî vejetaryenlerdi! Vejetaryen olan hayvanların vücudunda ise, kolesterol reseptörleri yoktu. Yalnız otla beslenen tavşanların karaciğerleri dahil hiçbir dokuları ve organları, kendilerine zorlama ile sunulan, arz edilen yabancı bir maddeyi, yani katı yağları ve kolesterolü ne yapacaklarını, nasıl kullanacaklarını bilemiyorlardı. Zorlayarak katı yağ ve kolesterol ile tavşanları beslemek demek, onları düpedüz zehirlemek demekti… Nitekim bütün tavşanlar, zehirlenerek ölmüştü! Bu acı gerçekler, tıp dünyasından senelerce saklandı.” 1

İnsanların beslenmesinde, her zaman gündemde olan kolesterol korkusu, sağlıklı ve dengeli beslenme kurallarını olumsuz etkilemektedir. Kolesterol ve yağ fobisi ile yağlı yemekler yenirse, yüksek kolesterol sonucu, kalp krizi geçirileceği yanlış bilgileri, toplumda gittikçe yayılmaktadır. Oysa kalp ve damarlara zarar veren, hidrojenle katı hale getirilen margarinler, GDO’lu ürünlerden elde edilen rafine yağlar ve çeşitli kullanım şekilleri ile meydana gelen, trans yağların beslenmelerde kullanılmasıdır. Soğuk sıkma sızma zeytinyağı ve katkı maddeleri ihtiva etmeyen hakikî tereyağı, ölçülü ve bilinçli kullanıldığında, yüksek kolesterol problemi yaşanmayacaktır. Kolesterol ile ilgili “resmî ve bağımsız bilimsel araştırmalarla, yüksek kolesterolün değil, düşük kolesterolün daha fazla sayıda kalp krizi geçiren birçok kişinin, kolesterolünün hiçbir zaman yüksek olmadığı bildirilmiştir. Gerçek bilim, hayvanî yağların ve kolesterolün yaşamamız için gerekli olduğunu, bildirmektedir.” 2

Yüksek kolesterole aldırış etmemek yanlış olduğu gibi, kolesterolden aşırı korkup, heyecanlanmak da, doğru değildir. Normal şartlarda, sağlıklı hücre yapılışında ve hücre sağlığında, önemli rolü olan kolesterolün yerini alacak başka bir madde bulunmamaktadır. Çünkü “hücre zarının yapısında, D vitamini ve hormon üretiminde, kolesterol önemli rol oynar. Kolesterol yüksekliği, erkeklerde daha sık görülür. Şeker hastalığı, şişmanlık, bel çevresinin erkeklerde 102 cm’den fazla olması, kadınlarda 89 cm’den fazla olması, karaciğer hastalığı, böbrek hastalıkları, sigara içilmesi, beslenmede kalitesiz yağların yer alması gibi faktörler, kolesterol yükselmesine sebep olur. Uzun ömürlü insanların, çoğunun ortak özelliği; HDL kolesterolün yüksek olmasıdır.” 3

Kolesterolün normal seviyede olması yararlı ve LDL kolesterolün 130’un üzerinde olması, kalp ve damar sistemine zararlı olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, “kalp damar hastalıklarının, çok görüldüğü ülkelerde ve ülkemizde, toplumun ortalama kolesterol seviyesi 215 mg’ın üzerindedir. Kalp damar hastalıklarının, bir salgın gibi yayılmasının ve neredeyse her iki kişiden birinin, kalp damar hastalığından ölmesinin sebebi sadece, yüksek kolesterol olmasa da, KÖTÜ BESLENMEDİR. Bu sebeple, 20 yıllık o eski formülüm hâlâ geçerlidir: YEDİKLERİNİZİN YARISI, YAPTIKLARINIZIN İKİ KATI!” 4

Ölçülü ve dengeli bir beslenme ile normal sınırlar içinde korunabilecek kolesterol seviyesi, dengelendiğinde “kolesterol, bütün hayatî hormonlarımızın üretildiği ana ve temel bir hormon olup, kolesterol vücudumuzun ürettiği en tabiî ve en güçlü bir antioksidan ve bakterisit ve virüsit’tir (bakteri ve virüsleri öldürmektedir). Sinir sistemimiz ve beynimizin % 80’i kolesterolden oluşmuştur.” 5 Organizmaya zarar vermeden, ona yüklenen vazifeleri, mükemmel şekilde yerine getirecektir. Kolesterolün dengede kalmasını sağlayan bitkiler ve bazı beslenme kaideleri, gelecek yazımızda takdim edilecektir.

Vücudun ihtiyacı olan yağın, sağlıksız ve zararlı kaynaklardan karşılanması sonucu, yükselen kolesterolün zararlarını engellemek için, LDL (sağlıksız) kolesterolü düşüren, HDL (sağlıklı) kolestrolü yükselten ve organizmayı kolestrolün olumsuz yönleri ile barıştıran nimetlerin özelliklerini, tanımaya çalışacak ve faydalanma şekillerini, gözden geçireceğiz.

Bu fıtrî gıdalar, aynı zamanda lif kaynağı olan, sebze ve meyve çeşitlerinden meydana gelmektedir. Şafi-i Hakikî’nin (cc) eczahane-i kübrasında, rahmet ve şefkatiyle, bol miktarda istif ettiği bu nimetleri, sevdiği kullarına şükürlerini de arttırmak için, in’am ve hediye ederek, desteklemiştir.

DOMATES: Vücudun genel sağlığında olduğu kadar, LYKOPEN maddesinin antioksidan özelliğinden dolayı, kolesterol düşürücü özelliğe sahiptir. Kalp büyümesine karşı, kalbin dıştan yağlanmasını durduran ve kalp yağlarını eriten bir nimettir. Kalp hücreleri ölümünü ve kalp hasarlarını azaltıp, kalp fonksiyonlarını geliştirdiği tesbit edilmiştir.

ZEYTİNYAĞI: İhtiva ettiği antioksidan maddeler, hiçbir yağda bulunmamaktadır. Bu güçlü özelliğinden dolayı “Kolesterol, kan basıncı ve kalp damar hastalığı risklerini azaltmak gibi, yararlı etkileri olan tabiî antioksidanlardandır.” 6

TAM TAHILLAR: Rafine işlemleri görmemiş kepekli tahılların, diyete eklenmesinin, kolesterol ve trigliseridi azalttığı tesbit edilmiştir. Kolesterole karşı tartışmasız en değerli bir besin olan, YULAF ise “Kırk yıldır, kırkın üzerinde klinik çalışmalar yulafın, her ikisi de önemli boyutta, kalp hastalıkları için tehlikeli faktörler olan, toplam kolestrol ve aynı zamanda zararlı LDL kolesterolünü azaltmada hünerli olduğunu belirlemiştir. Araştırmacılar; yulafta bulunan BETA GLİKON adındaki maddenin, önemli ölçüde LDL (sağlıksız) kolesterolünü yok ettiğini belirlemiştir. Yulaf ile önemli ölçüde, kan basıncının, anti hipertansif tıbbî tedaviye (yüksek tansiyonu düşürme tedavisi) ihtiyaç duyumunun azaldığı ve lipitlerle (kolesterol ve diğer kan yağları), kan glikozunun (şeker) iyileştirildiği gözlemlenmiştir.” 7

BROKOLİ: Karnabahar ile aynı sınıftan olan brokoli, LDL oranı yüksek olan kolesterol ve diğer kalp hastalıklarında, brokoli veya karnabahar tüketenlerin, LDL oranında düşme görülmüştür.

ENGİNAR: Enginar kolesterol düşürücüdür. Enginarda bulunan Linoleik Asit, Cholestrin enzimini aktive ederek, daha fazla kolesterolün safra asidine dönüşmesini sağlamaktadır.

MERCİMEK: Mercimek hem tansiyon dengeleyici, hem de kolesterol düşürücüdür. Mercimek aynı zamanda, mükemmel bir protein deposudur. Etin yerini dolduran bakliyatlardan biridir. “Haftada 2-3 defa tüketeceğiniz yağsız mercimek çorbası, bir taraftan kolesterolünüzü kontrol altına almanızda, diğer taraftan da tansiyonunuzun dengelenmesinde, yardımcı olacaktır.” 8

ÜZÜM: Üzüm çekirdeği, bol miktarda güçlü antioksidanlar ihtiva eder. Kuru veya yaş üzüm, önemli miktarda faydalı HDL kolesterolü arttırır. Tıbb-ı Nebevî’de üzüm nimeti “Kuru üzüm yemeye devam edin. Zira o, safrayı açar, balgamı keser, sinirleri yatıştırır, yorgunluğu giderir, ahlâkı güzelleştirir. Nefsi hoş eder, kaygıyı uzaklaştırır” buyurulmuştur.

Yine Peygamber Efendimiz (asm) başka bir hadis-i şeriflerinde: “Ekmekle kuru üzüm yiyen, ömründe doktora muhtaç olmaz.” 9 buyurarak, üzüm nimetinin hikmetlerini, talim etmişlerdir.

KURU YEMİŞLER: Ceviz, badem, yer fıstığı, hurma vs. gibi nimetler, kolesterolü dengelemede, organizmaya büyük destek sağlar. “Badem konusunda bir araştırmaya katılanların, toplam kolesterol oranı % 5, LDL kolesterol oranı yaklaşık % 7 oranında düştü. 2003 yılında Yiyecek ve İlâç Kurulu, badem tüketiminin, kalp hastalıkları riskini düşürebileceğine dair, sınırlı sağlık iddiasını kabul etti. Bademin çok olduğu bir diyet, sadece kolesterolü azaltmakla kalmadı, ayrıca iltihabın başlıca işareti olan ve kalp hastalıkları açısından, bağımsız bir risk faktörü oluşturan, Creaktif proteinini azalttı. CEVİZ mu’cizesine gelince; 200 deneği ihtiva eden, klinik müdahale deneyleri, ceviz tüketiminin kolesterolü düşürdüğünü ve koroner kalp hastalıkları riskini azalttığını belirlenmiştir. Sekiz hafta boyunca, günde 20 gram cevizle beslenen 52 deneği kapsayan bir durum kontrol çalışması, HDL kolesterollerinde artış ve Trigliseritlerinde düşüş gözlemlemiştir.” 10 Diyet tamamlayıcı olarak HURMA tüketimi de, önemli ölçüde toplam kolesterol, LDL kolesterolü, Trigliseritler ve lipidleri azaltmaktadır.

YABAN MERSİNİ: İhtiva ettiği antioksidan maddeler, sağlıksız kolesterol (LDL) oranını düşürerek, sağlıklı kolesterol (HDL) oranını arttırıyor.

AVOKADO: Yüksek kolesterollü hastalar, yedi gün boyunca, avokadonun bol tüketildiği, bir diyete sokuldular. Bu hastalar, toplam kolesterol, sağlıksız kolesterol ve trigliserit oranlarında belirgin bir azalma gösterdi. 11

BARBUNYA: “Arizona Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar, diyetlerine benekli fasulye ekleyenlerin, toplam ve sağlıksız kolesterol oranlarında, belirgin düşüş olduğunu keşfettiler. 12

ÇİKOLATA: Kakao oranı yüksek olan, şekersiz (BİTTER) çikolata, yüksek antioksidan ihtiva eder. LDL kolesterol oranını düşürerek, kalp hastalıkları riskini azaltır. Ayrıca çikolata yiyenlerin, kan basınçları (tansiyon) da, düzenli hale gelir.

ERİK: Günlük diyetlerine ek olarak, 10-12 erik tüketenlerin, LDL kolesterolünde önemli ölçüde azalma görülmüştür.

SAĞLICAKLA KALIN

Feyzullah ERGÜN

Dipnotlar:
1- Prof. Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA, Büyük Kolesterol Yalanları, s. 9-10, Hayykitap 2015.
2- Age. s. 11.
3- Prof. Dr. Canfeza SEZGİN, Tam Şifa, s. 570-571, Hayykitap 2016.
4- Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU, Yaşasın Hayat 2, s. 62, abm Yayınları 2014.
5- Dr. Uffe RAVNSKOV, Kolesterol Gerçeği, s. 10, Hayykitap 2012.
6- Dr. David GROTTO, Hayat Kurtaran 101 Yiyecek, s. 379, Martı Yayınları 2004.
7- Age. s. 364.
8- Prof. Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU, Bitkilerdeki Sağlık Mu’cizesi, s. 73, Kendi Yayını 2002.
9- Dr. Aidin SALİH, Gerçek Tıp, s. 109, Sade Hayat Yayınları 2015.
10- Dr. D. GROTTO, Age. s. 86
11- Age. s. 51
12- Age. s. 133.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*