‘Kul’uz vesselâm!

İnsan, topluma mal olmuş, şöhretli, herkes tarafından bilinen, varlıklı, etkili, yetkili, makam sahibi insanların acizlik halini görünce, acizliği, kulluğu o zaman daha iyi anlıyor.

Evinde vefat edip mezarlığa götürülen çok dikkat çekmiyor da; cumhurbaşkanlığı makamından mezarlığa götürülenler karşısında hayretler ya- şanıyor. Oysa değişen bir şey yok; insan insandır.

Sanki makam sahipleri ağlamazlar, aciz kalmazlar, güçsüz olmazlar gibi geliyor insana.

Her insan, önce insandır. İnsan olmak noktasında kimse kimseden önde, arkada değil. Doğarken de insan, insandır; yaşarken de, ölürken de. Geriye bir tek insanın nasıl yaşadığı kalıyor. Kul olarak mı yaşadı insan, yoksa firavun olarak mı? İşte bütün mesele budur; kul olmak ya da olmamaktır. Yoksa varlıklısın; yoksulsun… Fark etmiyor, insansın, kul’sun.

Yüksek makamlardasın; aşağılardasın… Hiç fark etmiyor, insansın, kul’sun.

Yüksekten iniş ile aşağılardan varış çok farklı değil toprağa.

O’na (cc) yakın olmaktır makamın yüksekliği, gerisi anlamsız.

Var, yersin içersin; yok, içemezsin, yiyemezsin… Ne fark eder ki, insansın, kul’sun.

Elinden sevdiğin uçup gidiyor; güç yetiremezsin…

Gidiş herkese hak, kul’luk bu…

Nefes nefes yaşıyor insan, herkes için ortak kader; Kul’luk.

Büyük şeref, kul olmak. Büyük idrak kul olduğunu fark etmek ve öylece yaşamak.

Yunus gibi, Mevlânâ gibi, Nursî gibi… İşte gerçek kul’!lar, işte kulluğu anlayanlar.

Onlar gerçek kul olarak yaşadılar. Paraya pula, dünyalıklara tamah etmediler.

Paranın, pulun beş para etmediği o kadar çok şey var ki…

Makamın, mevkiin, imkânın bir hiç olduğu o kadar çok hal var ki…

Anlaşılıyor ki aciz, fakir; kul insan…

Yaratan, kul’luğun dışında bir şeref olmadığını o kadar açık göstermiş ki!

Gözyaşı… Kul’luğu hatırlatıyor insana; ‘Kaçma, gel Yaratan’a; sen kul’sun.’ diyor.

Dön yönünü, yönel secdeye… Başka bir yolculuk yok.

Kanun işliyor, ölüm hak. Bütün insanlar için istikamet aynı.

Dünyaya nizamat verenler de burada, vermeyenler de; yolunu şaşıran yok.

Hıçkırıklar, ağlamaklar, sızlamaklar… Hepsi, kul’luk hali.

Ağla gözlerim ağla, çünkü sen kul’sun… İsyan etme, kul’luk et.

Değişkenler ne olursa olsun, değişmeyen gerçektesin… Sen kul’sun.

Kabul edelim bunu, buradan başlıyor her şey; kul’uz biz.

Kul’uz vesselâm! Daha büyük şeref ne var insan için; kul olmaktan başka.

Gelin ‘kul’ olalım. Kul’luğun şuurunda olalım.

Kul gibi, gül gibi yaşayalım.

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*