Kur’ân’ı öğrenip öğretmenin ve okumanın faziletleri

Okullar tatil olunca bazı anne ve babalar çocuklarının Kur’ân okumasını öğrenmelerini isterler. Kendileri bilmeyenler Kur’ân kursuna gönderirler. Diyanet İşleri Başkanlığı uzun zamandır “Yaz Kur’ân Kursu” adıyla programlar yapıyor. Yaz tatilinde camilerimiz ve Kur’ân kurslarımız Kur’ân öğrenmek için gelen çocuklarla daha bir başka şenleniyor.
 

Bazı fedakâr din görevlilerimiz bu faaliyetleri daha cazip hale getirmek için pek çok faaliyetler düzenliyorlar. Tabi bu hizmetler on beş yaşından büyük çocuklara yönelik düzenleniyor. Daha küçük yaştakilere ne yazık ki yasak. Çünkü bu konudaki anlamsız yasak yıllardır devam ediyor. Yeni kurulacak hükümetten bu yasağın hemen kaldırılmasını bekliyoruz.

Kur’ân okumanın, öğrenmenin ve öğretmenin hikmetlerine dair pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (asm), hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Sizin hayırlınız, Kur’ân’ı öğrenen ve onu öğretendir” 1
“Bu Kur’ân’ı öğreniniz. Çünkü onun tilâvet edeceğiniz her harfine karşılık on hasene ile me’cur olur, mükâfatlandırılırsınız.”

Hafızların kazancı ise daha başkadır. Bakın bu konudaki hadiste ne buyuruluyor:
“Kim Kur’ân okur, onu ezberler, onun helâlini helâl, haramını haram kılarsa, Allah o kimseyi bu amelinden dolayı cennete koyar ve kendisini ev halkından on kişinin her biri için de şefaatçi kılar.” 2
Bu hadisi okuyup ülkemizdeki hafızlık merasimlerini duyunca heyecanlanmamak elde değil. Kur’ân okuyanların anne ve babalarına kıyamet günü giydirilecek tâc da şöyle müjdelenmektedir:
“Kur’ân’ı okuyan ve onun içindekilere göre amel eden kimsenin baba ve annesine, Kıyamet günü ziyası güneşin bütün dünya evlerindeki ziyasından daha parlak ve güzel tâc giydirilecektir. Baba ve annesine böyle olursa, artık kendisine ne olacağını hesap ediniz.” 3
Kur’ân okuyan ve okumayanların durumları da şöyle haber verilmektedir:
“Kur’ân okuyan mü’minin hali portakal gibidir ki, kokusu güzel, tadı da güzeldir. Kur’ân okumayan mü’minin hali hurma gibidir. Tadı güzeldir, fakat kokusu yoktur. Kur’ân okuyan münafıkın hali, kokusu güzel, fakat tadı acı olan reyhan gibidir. Kur’ân okumayan münafığın hali ise, kokusu acı, kötü, tadı da acı ve kötü olan ebucehil karpuzu gibidir.” 4
Peygamber Efendimiz (asm) şu hadis-i şeriflerinde okunacak bazı sûre ve âyetlere ayrıca şöyle vurgu yapmaktadır:
“Bakara ve Âl-i İmran Sûrelerini okuyunuz. Çünkü onlar kıyamet gününde iki bulut veya iki gölge veya kanatları gerilmiş iki fırka kuş gibi gelecekler, okuyucularını savunacaklardır.”
“Cebrail (a.s.) bana, ‘Müjde! Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur sana verildi. Kitabın Fâtiha’sı ile Bakara Sûresi’nin son âyetleri. Bunların, okuyacağın her harfine karşılık, sana o harfin gerektirdiği sevap verilecektir.’ dedi.” 5
Yine Peygamber Efendimiz (asm) şu hadisinde âhirzamanın önemli bir fitnesinden korunmak için yapılması gerekeni haber vermektedir:
“Her kim Kehf Sûresinin başından on âyet ezberlerse, Deccal fitnesinden korunur.”
Yasin Sûresi, sûreler içinde ayrı bir öneme sahiptir. Bu konuda Resul-i Ekrem (asm) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:
“Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’ân’ın kalbi de Yâsîn’dir. Her kim Yâsîn Sûresini okursa, Allah onun bu okumasına Kur’ân’ı on kere okumuş gibi sevap yazar.”
İçinde yaşadığımız şu üç aylarda Kur’ân okumak ise ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü okunan her bir Kur’ân harfinin sevabı diğer günlere göre kat kat artmaktadır. “Kur’ân ayı” olarak isimlendirdiğimiz Ramazan ayında zirveye ulaşmakta ve Kadir Gecesinde otuz bine çıkmaktadır. Bu konuya Bediüzzaman şöyle işaret eder:
“Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.” 6
Bediüzzaman bir mektubunda, Nur Talebelerinin önemli bir vazifesine dikkat çeker ve “Her bir has talebenin mühim bir vazifesi, bir çocuğa Kur’ân öğretmek olduğunu” 7 söyler.
Kur’ân’a ait meselelerle meşgul olmak, hem ibadet, hem ilim, hem tefekkür, hem marifettir. Bunu Said Nursî şöyle açıklar:
“İnşaallah, Kur’ân’a ait mesâille iştigal, bir nev’î mânevî mütefekkirane Kur’ân okumak hükmündedir. Hem ibadet, hem ilim, hem marifet, hem tefekkür, hem kıraat-i Kur’ân mânâları risâlelerin istinsah ve mütalâalarında vardır itikadındayız.” 8
Bu anlamda Kur’ân-ı Kerim’in asrımızda önemli bir tefsiri ve manevî mu’cizesi olan Risâle-i Nur’u okumak bu manaya uygun olsa gerektir.
Feyizli okumalar…

Dipnotlar:

1- Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 69, 153, Buhârî, Sahih, c. 6, s. 1 08.
2- Ahmed ibn. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 149, Tirmizî, c. 5, s. 171.
3- Ebu Dâvud, c. 2, s. 70, Hâkim, Müstednek, c. 1 , s. 567 – 568.
4- Ahmed ibn. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 408, Buharî, Sahih, c. 6, s. 107, Müslim, c. 1, s. 549.
5- Müslim, c. 1, s. 554, Hâkim, c. 1, s. 558 – 559.
6- Şuâlar, s. 424.
7- Barla Lâhikası, s. 526.
8- Barla Lâhikası, s. 530.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*