Kütüphane lâzım değil mi?

Can alıcı soruyu en başta sorabiliriz: Kitaba ve kütüphaneye yatırım yapmadığımız sürece sıkıntıları aşmamız mümkün olur mu?

Yılların yanlış uygulamaları neticesinde başta öğrenciler olmak üzere büyük çoğunluğun ‘kitap dostu’ olduğunu söyleyemeyiz. Okumayı ihmal edip belki de unuttuğumuz için cahillik duvarını aşabilmiş değiliz. Sözümüzle okumayı savunuyor olsak da özümüzde düzenli kitap, gazete ya da dergi okuduğumuzu söyleyemeyiz. ‘Kitap kurdu’ olarak tanınan ve düzenli kitap okuyanları hem tebrik hem de tenzih ederiz, ama umumî durum ne yazık ki böyle.

Türkiye’yi idare edenler spor için yaptıkları yatırımların yarısı kadar kitapa ve kütüphaneye yatırım yapıyorlar mı? 2012 yılına ait bir haberden yola çıkarak kitabın ve kütüplanenin üvey evlât olarak görüldüğünü söylemek mümkün. İlgili haber özetle şöyle: “(Dönemin) Gençlik ve Spor Bakanı, spor basını temsilcileri ve yazarları ile kahvaltılı toplantıda bir araya geldi. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi Marmara Salonu’nda gerçekleştirilen buluşmada, yapımı planlanan 24 yeni stat ve 405 spor tesisi tanıtıldı.

Bakan, 30 kapalı yüzme havuzu, 124 sentetik futbol sahası, 78 gençlik merkezi, 129 spor salonu, 13 atletizm pisti ve farklı branşlar için de 31 ayrı tesis yapılacağını anlatarak, (bu yatırımların) 3,5 milyar liralık bir spor yatırımı söz konusu olduğunu söyledi. (www.dha.com.tr, 23.11.2012)

Başta futbol olmak üzere spora bu kadar yatırım yapıldığına göre benzer nisbette bir yatırım kitaba ve kütüphaneye yapıldı mı? Son yıllarda toplu kütüphane açılışı gibi haberler duyulmadı. Acaba kitaba ve kütüphaneye ihtiyaç mı yok yoksa ihtiyacı karşılayacak nisbette kütüphaneye sahip miyiz?

Hemen ifade edelim ki asıl mesele kütüphane açmak da değildir. Kitap okumaya meraklı olan çocuklar yetiştirelim, onları teşvik edelim yeter. Kütüphane olmasa da kitap okumaya meraklı olanlar kitabı bulur ve okur. Bunu yapabildiğimiz, başta çocuklarımız olmak üzere insanımızı kitap dostu olarak yetiştirdiğimiz söylenebilir mi? Bazı Avrupa ülkelerinde yayınevlerinin özel destek gördüğü şeklindeki haberleri duyunca benzer uygulamaların niçin ülkemizde olmadığını merak ediyoruz.

Kişi ve kurumlardan bağımsız olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki kitap okumak istediği halde ‘kitaplar pahalı’ diye kitap alamayan ve okuyamayan bir kişi bile varsa bu çok büyük bir vebaldir. Kitap dostlarını mutlak surette destelemek ve okumayı teşvik etmek durumundayız. Bunun için neler yapılacağını da beraber düşünmek durumundayız.

Acizane şöyle bir teklifte bulunmak isterim: Kitap okuyan öğrencilere mutlaka pozitif ayrımcılık yapılmalı. Nasıl ki spor dallarında madalya alan öğrenciler teşvik edilip destekleniyor; aynı şey kitap okuyan öğrenciler için de yapılmalı. Nasıl formüle edileceği ayrıca düşünülür, ama böyle bir uygulama mutlaka yapılmalı. Hele hele günümüzde, ekseriyetin ‘sanal âlem’le meşgul olduğu bir vakitte kitap okuyan genç gördüğümüzde el üstünde tutmalı, maddî ve manevî destek sağlamalıyız.

Tabiî ki bu kitapların iyi ve istifadeli olmasını da düşünerek.

Başkaları ne düşünür bilemiyoruz, ama kitabı ve kütüphaneyi en az futbol kadar, spor kadar desteklemediğimiz sürece zengin, refaha kavuşmuş ve huzurlu bir ülke olmamız kolay değil. Kitap, kitap, kitap.

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*