Levh-i mahfûz ve kader levhaları

Önceki yazıda Allah’ın sıfatları ile mevcudatın ilişkisi konusunda düşülen vartalara değinmiştik.
Ehl-i Vahdet-i Vücûd “O’ndan başka mevcut yok” diyerek Allah’ın zâtının “Hazarât-ı Hams” ile yani en lâtiften en kesife doğru beş kademeli bir tenezzülat ve taayyünat ve inkılâb halinde zuhur ettiğini söylüyor. (1. Zât veya Kenz-i Mahfî, 2. İlim veya Hakikat-ı Muhammediye, 3. Ervah, 4. Misâl, 5. Şehâdet)

Onlar beş kademeli bu İlâhî “zuhûru” denizin dalgalarına teşbih ederek “mümkin ve vacib varlık ayrımını” zora sokuyor. Üstad Nursî (ra) ise İlâhî “tecelliyi” güneşin aksiyle temsil ederek, akis ile mün’akis ayrımını kolaylaştırıyor.

Bu bağlamda Kelâm sıfatı ile Kur’ân’ın, Kudret sıfatı ile kâinatın, Hayat ve Tekvin sıfatlarıyla da ruhun ilişkisini görmüştük. Bir de Allah’ın İlim sıfatı ile kaderin ilişkisine bakalım:

SÛFÎLERDE KADER LEVHALARI

1. Levh-i Evvel: Akl-ı evvel de denir. Burada bilgi küllîdir, toplu haldedir.

2. Levh-i Mahfûz: Küllî bilgi tafsil edilip sebeplere bağlanmıştır.

3. Dünya Seması Levhi: Her şeyin, şekli, hey’eti ve miktarıyla birlikte kendisinde nakşedilmiş olan levh’tir.

4. Levh-i Heyûla: Şehadet âlemindeki şekillere karşılık olan levh’tir. 1

Şimdi de Nurlar’daki kader levhalarını anlamaya çalışalım:

İLM-İ EZELÎNİN UNVANLARI: İMÂM-I MÜBÎN ve KİTÂB-I MÜBÎN

Nasıl ki, bir kavle göre Kitab-ı Mübîn Kur’ân’dır ve Ana Kitap’tan (Ümmü’l-Kitap’tan yani Levh-i Mahfûz’dan) alınmıştır. Hem nasıl ki, Kur’ân’da her şey, bazen nüve, bazen icmal, bazen düstur şeklinde bulunur. 2 Hem nasıl ki, Kur’ân kâinatın aklı ve ruhudur. 3 Hem nasıl ki, bir irade pekiştirilmek istendiğinde yazılı hâle getirilir ve Mestûr / Yazılmış Kitap” olur.

Bu karînelerden hareketle Kitab-ı Mübîn dahî kâinatın bir nevî Kur’ân’ıdır. Bilgisayar sistemini işleten yazılım ve programlar onun aklı ve ruhu olduğu misillü, Kitab-ı Mübîn dahî hayattar ve nûranî kanunlarıyla kâinatın ruhudur. İmam Kitaba (İmam-ı Mübîn’e) göre yaratılması irade edilenlerin “nasıl yaratılacaklarına” yani “suret, şekil ve miktarlarının nasıl olacağına” dair düsturlar bu levhada bulunur.

Tabiat Kanunu zannettikleri de aslında Kitâb-ı Mübîn’deki bu düsturların hissedilmesinden başka bir şey değildir.

“Mecmua-i kavânîn” olan Kitab-ı Mübîn’deki bu düsturların uygulama şekillerinin mîsalî sûretleri ise yazar-bozar tahtası niteliğindeki Levh-i Mahv-İspat’a yazılır. Bu levha, akan zamanın misalî sahîfeleridir. 4 Sanki bu levha öyle bir defterdir ki, seyyal zamanın her anında olacaklar, ayrı bir sayfa halinde bu defterde en detayıyla resmedilmiştir.

Hava unsuru, görünmezliğine rağmen, her an sayısız bilginin üzerine yazılabilmesi ve bunları nakledebilmesi itibariyle bu Levh-i Mahv-İspatın misâlî sahîfelerini andırır. Zaten “Lûh ve levvaha” hava ve atmosfer anlamına da geldiğinden havanın “Emir Arşı (vasıtası)” olarak bu misâlî kader sayfasında (levhasında) çok önemli roller üstlendiği anlaşılmaktadır. 5

Bu iki kitap, daha ziyade şimdiki zamanı ve maddî şekli tanzim ettiğinden Levh-i Mahfûz’un “Hâdisât-ı Zamâniye Dairesi” sayılır.

Bir de mazi ve istikbal arasındaki denge ve ahengi dikkate alarak sürekli değişip gelişen kâinatta, varlıkların nihâî hedefe doğru nasıl götürüleceklerini düzenleyen kanunlar ve programlar vardır ki “nelerin yaratılacağını” belirleyen bu kanunlar mecmuası da İmam-ı Mübîn adını alır. Varlıkların göstereceği “fiil, tavır ve vaziyetleri” bu levhadadır.

Bu bilgileri bir ağaca uyarlarsak, ağacın bidayet ve nihayetindeki çekirdeği (düstur, tarife ve fihriste mahiyetinde olduğundan ve geçmişin bilgisi ile geleceğin planını taşıdığından) Evvel ve Âhir isimlerinin etkisinde İmâm-ı Mübîn’in konusudur. Aynı ağacın dışındaki intizamlı güzellik ve içindeki muntazam makineler ise Zâhir ve Bâtın isimlerinin etkisinde Kitâb-ı Mübîn’in konusudur. Kâinat dahî böyle bir ağaçtır.

İmâm-ı Mübîn’de ilim ve emir ile geçmiş ve gelecek zaman, Kitâb-ı Mübîn’de ise irade ve kudret ile şimdiki zaman baskın görünür. 6

Yukarıdaki fonksiyonlarının yanı sıra, ayrıca varlığa çıkan her şeyin “bütün sergüzeşti” ve “vücûd-u hâricîsini temsil eden mufassal vücûdu” dahî bu “levh-i misalîler üstünde” kaydedilmektedir.

Sonuçta yaş-kuru, yani geçmiş ve gelecek her şey bu acip hafıza kartlarında depolanmıştır.

Hepsi de en kapsamlı Ana Kitap (Ümmü’l-Kitap yani Düstûr-u Â’lâ) olan ve değişiklikten korunan Levh-i Mahfûz’un alt defterleri veya ondaki bilgi kodlarının açılmış halleri yahut farklı işlevlerinin bir ifadesidir.

Levh-i Mahfûz, hem gizli tutularak, hem de kıyametin tahribinden kurtarılarak da korunmuş, böylece “Kitab-ı Meknûn” yani saklanmış kitap olmuştur.

Levh’in kök anlamı “açığa çıkmak” olduğundan Levh-i Mahfûz’a, İlâhî bilginin ilk mazharı da denilebilir.   Hadiste vardır ki:

“Allah’ın ilk yarattığı şey kalemdir. Ona, “Yaz!” dedi. O da: “Neyi yazayım?” deyince: “Kaderi” (başka bir rivayette): “Kıyâmete kadar olacak şeyleri” (Başka bir rivayette): “Ebediyete kadar olan ve olacak her şeyi yaz” buyurdu. O da hepsini yazdı.” 7 “Allah, gökleri ve yeri yaratmadan elli bin yıl önce, arşı su üzerindeyken, varlıkların miktarlarını takdir etmiş bulunuyordu” 8

Birçok müfessir gibi Elmalılı Hamdi Yazır (ra), Levh-i Mahfûz’u şöyle tarif eder: “Gâib ve şâhid, ma’kûlât ve mahsûsât, külliyât ve cüz’iyyât, büyük küçük, sükût ve istikrar, hareket ve sükûn, hayat ve memât, hâsıl olmuş ve olacak, gizli ve açık her şey bütün tafsilâtı, bütün inceliğiyle gayet beliğ olarak bu kitapta kayıtlıdır. Hem müfredâtı, hem silsilesi nizamâtı ile indallah ma’lûm ve mazbuttur.” 9

Üstad Bediüzzaman (ra), ise bu genel tarifi aynen kabul etmekle birlikte, Kur’ân’da Levh-i Mahfûz’a işaret eden farklı isimlendirmelerden hareketle bu isimlerin işaret ettiği farklı işlevlerini göstermek amacıyla onu, tek bir levha gibi ele almayıp detaylandırmış, böylece sûfiyyenin müşahedâta dayanan levh tasnifini de tahkik, ta’dil ve tashih etmiştir.

Bu bilgiler, inşallah gelecek yazıda bir temsil üzerinde tatbik edilecektir.

Dipnotlar:

1- bk. Prof. Dr. M. Zeki DUMAN, “Levh-i Mahfûz ve Kur’ân” Beyânü’l-Hak web sitesi.
2- 20. Söz, 2. Makam.
3- 30. Lem’a, 5. Nükte, 4. Remiz.
4- 30. Söz, 2. Maksat, Mukaddime.
5- bk. Emirdağ L. 1, 253; 28. Lem’a, 20. Nükte.
6- 29. Lem’a, 3. Bâb, 6. Mertebe.
7- bk. Tirmizî, Sünen, Tefsir, 68/Kalem 76; İbn Kesir, Tefsir, V/448; Elmalılı, Hak Dini, VIII/5262; Prof. Dr. M. Zeki DUMAN, “Levh-i Mahfûz ve Kur’ân” Beyânü’l-Hak web sitesi.
8- Müslim, Kader, 16.
9- Hak Dini Kur’ân Dili, III/1948, 49.

Abdurrahman AYDIN

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*