Manevi cihadın öncüleri, Nur talebeleri

İslam Yaşar, “Manevi cihad, kardeşlik ve barışın tesis edilmesinde önümüzdeki dönemde çok önemli olacaktır. Nur talebeleri de buna öncülük edecektir” dedi.

Risale-i Nur Enstitüsü Ve Yeni Asya Trabzon Temsilciliğinin düzenlemiş olduğu “Hürriyet Ve Demokrasi Ekseninde İslâm Kardeşliği ve Dünya Barışı” konulu paneli Trabzon Zorlu Grand Hotel’de yapıldı.

İ. Seyda Durgun’un yöneticiliğini yaptığı panele gazetemiz yazarlarından İslâm Yaşar, Ahmet Battal ve Şükrü Bulut konuşmacı olarak katıldı. “Hürriyet, Adalet ve Muhabbet” isimli sinevizyon gösterisinden sonra iki bölüm halinde gerçekleşen panelin ilk bölümünde konuşmalarını sunan panelistler, son bölümde katılımcılardan gelen sorulara cevap verdiler.

ÖTEKİLEŞTİRME EĞİLİMİ

Panelin yöneticiliğini yapan İ. Seyda Durgun, açılışta, “İnsanların birbirini ötekileştirme ve ayrıştırma eğiliminde olduğu bir dünyada yaşıyoruz. ‘Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.’ diyor Hz. Mevlânâ. Bu tür programları böyle bir çabanın ifadesi olarak görebilirsiniz. Zira Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur. Adavete adavet etmekten ve muhabbete muhabbet etmekten başka da çaremiz yoktur” şeklinde konuştu.

İSLÂM KARDEŞLİĞİNİN ÖRNEKLERİ

Panelin ilk konuşmacısı İslâm Yaşar sözlerine, “Dünya barışında İslâm kardeşliğinin önemi büyüktür. İslâm kardeşliğinin en güzel örneği olan Asr-ı Saadette dünyanın barış içinde yaşaması bunun en güzel örneğidir” diyerek başlayan Yaşar, şöyle devam etti: “İslâm kardeşliğinin zamanımızdaki en güzel örneklerini Bediüzzaman Said Nursî ve onun talebeleri ortaya koymuştur. Adaletin önemini, kimsenin hukukunu çiğnememeyi ondan öğrendik. Kardeşlik hukukunun tesis edilmesinde kişilerin değil, şahs-ı manevinin rolü vardır. Şahs-ı maneviden doğan kardeşlik hukuku bu asrı ve gelecek asırları aydınlatma potansiyeli taşımaktadır. Tarihimizde İttihad-ı İslâm için teşebbüste bulunan üç kişi vardır. Birincisi Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyubi’dir, ikincisi Yavuz Sultan Selim’dir. Üçüncüsü de Bediüzzaman Said Nursî’dir. İlk ikisi maddî cihadla bunu gerçekleştirmeye çalışırken Said Nursî cihada yeni bir tanım getirmiş ve manevî cihad ilkesini hakim kılmaya çalışmıştır. Manevî cihad, kardeşlik ve barışın tesis edilmesinde önümüzdeki dönemde çok önemli olacaktır. Nur Talebeleri de buna öncülük edecektir. Zira hakikat-i İslâmiye bütün siyasetlerin üstündedir ve üzerimizde bu açıdan manevî bir mesuliyet vardır. Unutmayalım ki, ittihad-ı İslâm bu zamanda her Müslüman için farzdır” diyerek konuşmasını tamamladı.

AB’NİN DÜNYA BARIŞINA KATKISI

Panelin ikinci konuşmacısı olarak söz alan Şükrü Bulut ise şunları söyledi: “Dünya barışının ve İslâm kardeşliğinin tahakkuku için AB’nin katkısını ve AB sürecini iyi anlamalıyız. 1945’li yıllarda Türk demokrasisinde bir çığır açılmasını sağlayan Üstadın ‘dindar İse- viler” olarak ifade ettiği kesimdir. Türkiye’nin her alanda büyümesi için Avrupa Birliği’ni iyi anlaması ve bu yapıdan uzaklaşmaması gerekir. Dindar İseviler hâlâ bizim için önemlidir.”

HÜRRİYETE İHTİYAÇ

Panelin son konuşmasını yapan Ahmet Battal ise şöyle konuştu: “En çok okunan gazetelerden birinin okuyucularıyla bir arada olmaktan iftihar ediyorum. Aslında Yeni Asya’nın okuyucusu sadece bir gazete okumuyor, aynı zamanda Risale-i Nur’un güncel yorumlarını da okumuş oluyor. Yani aslında gazeteyi okurken Risale-i Nur eserlerinin dünya barışı ve İslâm kardeşliğinin nasıl gerçekleşeceğinin günümüze verdiği mesajı da anlamaya çalışıyor. Dünya barışı ve İslâm kardeşliği için adalete, adalet için de demokrasi ve hürriyete ihtiyaç vardır.”

Çevre il ve ilçelerden çok sayıda kişinin katıldığı panelin son bölümünde panelistlere katkılarından dolayı plâket verildi.

Yeni Asya/Haber Merkezi

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*