Mehmed Köse Ağabeyin ardından

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öylece dirilirsiniz” Hadîs-i Şerif’i bir insana bu kadar mı yakışır, bu kadar mı tarif eder imanla kabre girmeye aday bir mü’mini; Nur’un Mehmed Ağabeyini..

 

Hüsn-ü hatime… Ya da imanla kabre girmek. İnsan oğlunun dönüp durduğu ordan öte köy yok dedikleri son nefes. Dünya saltanatı da verilse eğer imanla değilse, ne fayda..

O gece son dersini ve duâsını yaptığını kim nereden bilebilirdi ki? Cum’a akşamı her zamanki gibi evin altındaki dershaneye iner ve derse katılır. Okuduğu bahsin ve duânın ardından istirahate çekilir.

Gece teheccüd, derken sabah namazı kılınıp çorbasını içtikten ve bir saat kadar uykudan sonra ablamıza pencereyi açmasını ve bir bardak su getirmesini söyler. Ablamız dönene kadar kalbine bağlı cihaz yükselir ve bir dakika içinde sükût eder..

İşte hayat bu. Bir an-ı Seyyale gibi gelir ve gider. Paydos verilmiş ve vazife-i hayattan terhis tezkeresi ile külfet-i hizmetten azad edilmiştir. Adana’da atmaya başlayan bir kalp, 72 senelik yorucu bir hayattan sonra Augsburg’ta (Almanya) hitam bulur.

MEHMED KÖSE AĞABEYİM.

Ömrünün çoğu Kur’ân ve iman hizmetiyle geçen Mehmed Ağabeyin son 15 senesine şahit olmuştuk.

Almanya’ya gelirken bulunduğumuz bölgede kimler var diye sorduğumuzda; ilk onun adını verdiler. Ancak, bir program vesilesiyle uğradığımız yerde onunla tanışabildik. O günden sonra (gurbet günlerinin intibak devresinde) sıla hasretini onun bulunduğu mahalde dindirdik. Dersler, çay muhabbetleri derken her fırsatta bulunduğumuz yerden oraya gitmek, vatana gitmek gibiydi sanki. Belli bir yaştan sonra İstanbul’u bırakıp gurbete gitmek kolay iş değildi. Aynı mahalde aynı meşrebten nefesler arıyor insan.

Mehmet Ağabeyin babacan hali, zühd ve takvası çekiyordu onun bulunduğu mahalle ve dershaneye. Hemen hemen ayda bir ziyaretine gidiyor, derslerine katılıyorduk. Programlar ve ağabeylerin gelmesi vesilesiyle her fırsatta görüşüyor, tatlı mubaheselerde bulunuyorduk.

Elinden Kur’ân, Cevşen ve Risale-i Nur hiç düşmüyordu. Okuduğu her kitabın kenarına kurşun kalemle notlar alıyor, her gün okula giden bir lise talebesi heyecanıyla Nur’lara çalışıyordu.

Hafta sonları herkesin istirahat ettiği saatlerde o, küçük Mehmedlere Kur’ân dersi veriyordu. Denilir ki bulunduğu şehirde hemen hemen bütün gençler ilk dersi ondan almışlardı.

Çeşitli hatim gurupları kuruyor, haftalık ve her Ramazan’da günlük hatimler dağıtıyordu. Bir gün; “Niye bu kadar faalsin” diye takılmama o, “Son turları atıyorum. Hazırlıklı olalım” diyordu gülerek.

Evet, Almanya’ya geldiği günden itibaren fabrikadan çıkıp, şehir şehir dolaşarak derslere katılmış, Pazartesi günü uykusuz işe dönmüş bir kahramandı Mehmed Ağabey. Her programa katılır, her meşverette saatlerce yol giderdi o naif bedeniyle.

Artık yorgun düşmüştü kalbi. Bilmem kaç kere ameliyat olmuş son seneleri hastahanelerde geçiyordu neredeyse. Orada bile Kur’ân ve Risaleler elinden düşmüyor, hatim gurupları tertip ediyordu.

Son ameliyatta ziyaretine gidememiş, o, hasta haliyle katıldığımız programa gelmiş bizi şenlendirmişti. O oldu görüşmemiz. Aradan çok kısa bir zaman sonra da vefat haberini aldık.

GİDERKEN SON HİZMETİ

O gün hafta içi olmasına rağmen Avrupa’nın göbeğinde Almanların hiç de alışık olmadığı bir kalabalık ki uzaktan yakından iştirak eden, çoğunluğu Nur Talebelerinden olan cemaat; huşû içersinde bir sekinet ve sükûnetle Nur kokan bir cenaze merasiminde buluştular.

Cenaze namazını müteakip genç hafızın okuduğu muhteşem Kur’ân tilâvetinden sonra Mehmed Ağabeyin çok sevdiği ‘12. Nota’nın okunması ve vasiyetinin anlatıldığı (Avrupa’da yaşıyorsak burada defnedilmenin vasiyeti) merasim orada bulunan cemaati ve Alman görevlilerini de mest etti. Öyle ki taziye merasimi bitmesine rağmen kimse gitmek istemiyordu. Öylesine bir huzur atmosferi vardı ki sanki Cennet bahçelerinden bir bahçenin arz üzerine aksetmiş halleri yaşanıyordu. İnsan bazen cenaze mersimlerinden hemen uzaklaşmak ister. Ancak o gün başka bir gündü. Taziyeleri kabulden sonra dershanede aşirler ve derslerle sürüp gitti. Küsler barıştı, çoktandır görüşmeyenler muhabettle kucaklaştı ki gider ayak bir hizmet daha yaptı Mehmed Ağabey.

Evet, hizmet devam ediyor Mehmed Ağabey! Sen günah cihetinden aramızdan ayrıldın, sevap cihetinden yaşıyorsun. Bizlerin ve evlâdlarının yapacağı her sevap senin defter-i a’maline geçecektir ve başlattığın hatimler devam edecektir inşaallah.

Ruhun şad, mekânın Cennet olsun. O çok sevdiğin Üstadın’a haşrolasın inşaallah.

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*