Millet İttifakı kuvvetlenerek devam etmeli

Risale-i Nur Talebelerinin ve bilhassa Yeni Asya Camiasının “millet ittifakına“ yaptığı vurgunun mahiyetini bilmeyenler, maalesef haksız tenkitlere yöneliyorlar.

Bedîüzzaman’ı dikkatlice inceleyenler, Onun piştarlığını yaptığı meşrutiyete (demokrasiye) müdahale eden dış destekli bir kısım ittihatçılara söylediklerini bilirler. 31 Mart’tan sonra parti İstibdadı ile birlikte hürriyetçilerle mücadeleye girişen bilhassa İstanbul Şubesi’nin, Osmanlı Demokratlarını 1910´dan itibaren saf dışı etmeye başladıklarını göreceklerdir. Bu idarî üst kadro da nihayet Kasım 1918’de, M. Kemal ve Yeni İttihatçıları destekleyen galiplerce vatanı terk etmeye zorlanacaklardı… Olan ülkeye, demokrasiye ve millete olmuştu… Bedîüzzaman, tarih sahnesinden çekildikten tam 35 sene sonra, yani 1945’ten sonra tek partinin bünyesinden ayrılarak tekrar ortaya çıkan hürriyetçiler( demokratlar) için, „35 sene sonra yeniden dirildiler“ tabirini kullanıyor.

Türkiye demokrasisine gelince… Yıllar sonra Karl Popper ve Montpelerini gurubunun mahiyeti, aktüel dünya siyaseti noktasında ortaya çıktıktan sonra… Demokrasimizin de bu defa global müdahalecilerce (Regan, Theatcher, Kohl ve Özal´ın siyasî işbirlikleri) 1983’ten sonra yavaş yavaş idam edildiğini yıllar sonra öğreniyoruz. Cehaletin ders verildiği toplumların anlayamayacakları kadar ince nifak iplikleriyle örülmüş bir habis danteldir, bu süreç… Demokratların yavaş yavaş bitirilmesi ile birlikte demokrasimizi de kaybeden ülkeye, gördüğümüz gibi neolibarellerin Siyasal İslamcı, Kemalist, Mason ve Irkçılarla oynadıkları tiyatroyu demokrasi olarak dayatıyorlar. Bu yönüyle Türkiye demokrasimiz , Osmanlı dönemi demokrasisinin içine düştüğü zillet sürecini maalesef yeniden yaşadı… Tam 35 sene yani 1983’ten 2018’e kadar… İşte bu açıdan 24 Temmuz seçimleri Türkiye demokrasisi açısından fevkalade önemlidir.

Mesele chp’nin meselesi değil, Türk demokrasisi mevzu bahis…

Milletin nazarını labirentin içindeki „neoliberal tiyatrolarında“ tutmaya çalışan AKP liler, yabancı enstitülerin de yardımıyla her imkânı kullanıyorlar. Dinî cemaatlere verilen rüşvetlerden şeyhlikten ağalığa geçen şarklılara, aşiretler arasındaki fitnelerden cemaatler arasındaki ihtilaflara kadar… Bu kadar ihatalı bilgi ve verileri toplayacak, analiz edip değerlendirecek kadroların AKP´de bulunmadığını hepimiz biliyoruz. Yani AKP’nin “Millet İttifakının” rakibi olmadığı bir vakıa. Global sermayelerle medya, teknoloji ve bilgi üçgenini idare eden neoliberallere karşı Türk Milletinin demokrasi için mücadele verdiğini bilmeyenler, Halk Partisi’ne takılıp kalıyorlar. Bu kadar mübalağayı, cerbezeyi, çarpıtma ve manipulasyonu AKP Kadroları zinhar beceremezler. AKP kalesindeki mücadelesiyle İslam Âleminde tahribata devam etmek isteyen bu global güçlere, bundan böyle milletin rıza göstermeyeceğini, 24 Haziran göstergeleri göstermiş oldu. Burada; rüşvet, yargıyı kullanmak, medyayı tek kanala indirgeme ve nifak teşebbüsleri gibi gayr-ı insani icraatlara rağmen AKP yüzde 42´de kalmıştır.Mevcut durum, iktidar partisin inişini önümüzdeki sene daha hızlandıracaktır.

İttifak mahallî seçimlerle devam etmeli…

Ta demokrasiye kavuşuncaya kadar… Ta yargı bağımsızlığına ve sosyal devlette AB normlarına kavuşuncaya kadar… Ta demokrasiyi bölge ülkelerine de takdim edebileceğimiz zamanlara kadar… Ortanın solunda yürüyeceğim diyerek komünistlerin emrine girmiş bir Halk Partisi, bugün demokrasi için, hukukun üstünlüğü için ve insanî değerler için mücadele veriyorsa, Türkiye’nin kazanımı sayılmaz mı?
Bedîüzzaman’a kulak veren nurcular, Onun Doğu´da; aşiretlere ve tarikatlara verdiği demokrasi dersini iyi bilirler… Demokrasi yolunda, her bir ferdin gayretine olan ihtiyacımız ortada… Milletimizin yediden yetmişe demokrasiyi öğrenmesi ve benimsemesi sosyal hayatımızın ilk prensibi oluncaya kadar. Bu ittifak devam etmeli…

Demokrasiyi benimsemek ile her hangi bir düşünce ve ideolojiyi benimsemek farklı şeylerdir. İnsanlık için hava ve su kadar önem kazanan bir hayat tarzı, bir üslup biçimi ve sosyal hayatın gerçeğini elde etmek için herkes ile ittifak yapılmalı ve neoliberallerin tam otuz beş sene önce global sermaye ve güçleriyle saldırdıkları demokrasiyi kurtarmak zorundayız.

Burada, Türkiye ve demokrasi karşıtı oldukları halde, İYİ partinin, SP nin ve CHP nin idari kadrolarına kadar yükselmiş “ münafıklara” asla taviz verilmemeli… Bunlar; masonlarca, Kemalistler ve neoliberallerce desteklenen kadrolardır… Aman Dikkat!….

image_pdf
Şükrü Bulut

Almanya İslam Konseyi Din Şurası Sözcüsü / Eğitimci – Yazar

BENZER KONUDA MAKALELER:

1 Yorum

  1. Demokrasiyi benimsemek ile her hangi bir düşünce ve ideolojiyi benimsemek farklı şeylerdir. İnsanlık için hava ve su kadar önem kazanan bir hayat tarzı, bir üslup biçimi ve sosyal hayatın gerçeğini elde etmek için herkes ile ittifak yapılmalı ve neoliberallerin tam otuz beş sene önce global sermaye ve güçleriyle saldırdıkları demokrasiyi kurtarmak zorundayız.bunu daha çok konuşmamız yazmamız lazım. Yazının devamını bekliyoruz inşaallah

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*