Mutlak vekillik!

Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde geçen bazı ifadeler, dikkatlice okunmazsa ve yanlış mânâ yüklenirse kafa karışıklığına sebep oluyor.
Belki, Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri tam da bu yüzden, “Risale-i Nurlar gazete gibi okunmaz” diye ısrarla dikkatimizi çekiyor. Bu dikkatsiz okuyup yanlış mânâ verilen meselelerden birisi de, “Sarıklı küçük genç bir zat ise; Hulusi’ye omuz omuza verecek, belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzettir” ifadesidir. Bir Nur Talebesi abimizin görmüş olduğu bir rüyanın tabirinde geçen bir ifade. Ama bu ifade, kasıtlı ya da kasıtsız bazıları tarafından bazı zatlar hakkında beklentilere sebep olmuştur. Neticesi ise Nurculuğa büyük zararlar vermiştir.

Öncelikle Risale-i Nur’da şahıs değil, şahs-ı mânevî önemlidir. Şahs-ı mânevî ise, bütün Nurcuların içine dâhil olduğu ve onların tesanüdünden hâsıl olan bir mânevî şahsiyettir. Fakat bazı saf ve temiz, ama bir o kadar da dikkatsiz kardeşlerimizin, bazılarına fazla hüsn-ü zan edip itimat etmeleri, telâfi edilemeyen büyük yanlışlara sebep oluyor. Bir takım şarlatanların ve kendini bilmez meczupların etrafında toplanmalara vesile oluyor. Tuzağa düşüp bölünmelere sebep oluyor. Ne yazık ki bunun acı örneklerini çok yaşadık. Artık sütten ağzı yananın yoğurdu üflediği gibi, iki kere değil dört kere düşünmemiz gerekiyor.

Dünya şu anda ARGE’ye önem veriyor ve süper beyinleri bulup parayla kafa yordurup gelecek planları yapıyor. Bir hizmetin nasıl mahvedileceğine dair çabalar göz ardı edilemez. “Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiç kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez. Her halde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak” ifadesi ile Üstadımız bu noktaya parmak basıyor. Söylediği sözün neye mal olacağını düşünemeyenleri ihtimama dâvet ediyor, hatta ikaz ediyor. O halde her hareket ve her söz inceden inceye elekten geçirilmelidir. Yoksa sizin söz ve hareketlerinizle sizi perişan ederler. Sonra da “ben bunu kastetmedim, yanlış anlaşıldım” gibi bahaneler işe yaramayacaktır.

Son zamanlarda farklı mahfillerde sıkça dile getirilen ve yanlış anlamaya sebep olabilen ve hakikaten de yanlış olan bir mesele daha var. O da ikide bir “Filan abi Üstadın mutlak vekilidir” gibi işgüzarlıklar. Evet, bu gibi ifadeler Risale-i Nur’un bazı mektuplarında geçmektedir. Ama zamanı ve makamı dikkatlice değerlendirilmelidir. Çünkü daha sonra yazılan mektuplarda mesele netlik kazanıyor. Üstadımız “Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tahirî, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir-iki adam daha vekilim olarak vasiyet ediyorum” ifadelerini ihtiva eden bir mektup yazmıştır. Mektupta “Şimdilik” kelimesi mevcuttur. Risale-i Nur hizmeti bir şahs-ı mânevî hizmetidir. Onu mahdut şahıslarla kayıt altına alamazsınız. Olsa olsa bazı şer odakların işlerini kolaylaştırırsınız ve bazı safdilleri tarikatvari bir yola sürüklemiş olursunuz. Halbuki her Nur Talebesi şahs-ı manevinin birer varisidirler. Kıyamete kadar istişare ederek ve işi ehline tevdi ederek mesaileri tanzim etmekle yükümlüdürler. Yoksa “Fakat mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz” gibi düsturlara ters düşersiniz. Kaş yapayım derken göz çıkarırsanız, yaptığınız o kaşın hiçbir mânâsı olmaz.

Netice olarak, Risale-i Nur hizmeti bir bütündür. Hiç kimse durumdan vazife çıkarıp kafaları karıştırmasın. Şahısları öne sürüp ve bazı kardeşlerimize de iftira atıp hizmeti bozmasınlar. Herkes birlik ve beraberlik için elinden geleni yapmalıdır. Bütün ehl-i imanın ittihadına çalışmalıdır. Allah (cc) zalimlere fırsat vermesin, İttihad-ı İslâmı nasip etsin, masum ve mazlûmlara yardım etsin ve bizleri de Muradı İlâhiyesine razı etsin, âmin. İnşallah.

Sabahattin Boyacı

image_pdfimage_print

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*