Nur Talebelerinin ittihad ve ittifakı

Bugün ülkemizde yaşanmakta olan imanî, ahlâkî, içtimaî, iktisadî ve siyasî kriz, Nur Talebelerinin Risale-i Nur ölçüleri etrafında ittihat ve ittifak ederek ülkenin bunalımdan kurtulmasına yardımcı olmalarını zarurî kılmaktadır.

Zira, peygamber varisi olan Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin telif ettiği, Risale-i Nur ve onun mensubu olan Nur Talebelerinin, iman hizmeti yanında, ülkenin mukadderatında söz sahibi olma gibi bir vazifeleri de vardır.

Çünkü Risale-i Nur, sadece iman meselesinde tecdit vazifesi yapmıyor. O aynı zamanda içtimaî ve siyasî alanlarda da, topluma doğru yolu gösteren isabetli mesajları vardır. Nur Talebeleri bu mesajları doğru okuyup hayata taşıdıklarında, toplumumuz iman ve ahlâk yönünden düzeldiği gibi, ülkemiz de idarî ve siyasî yönünden istikrar ve huzura kavuştuğu görülmüştür.

1970 yılının başında Nur’un saff-ı evvel talebelerinden Merhum Zübeyir Gündüzalp’in, diğer hizmetkâr ağabeylerle bir araya gelerek tesis ettiği istişare sistemi çerçevesinde ittihat eden Nur Talebeleri, Türkiye’nin maruz bırakılmak istendiği birçok badireden kurtulup düzlüğe çıkmasına vesile olmuşlardı.

Söz gelişi onların, 1977 seçimlerinde Nurun ölçülerine mutabık bir şekilde, bir bütün olarak Ahrar /Demokratlara destek vermeleri, iktidarın sola teslim edilmesine ve ülkenin Komünizm’e kaymasına mani olmuşlardı.

Onlar, o dönemde bir taraftan iman ve Kur’ân hizmeti yaparlarken, diğer taraftan Demokrat iktidarlara yol göstermişler ve ülkenin siyasî istikrarına vesile olmuşlardı. O iktidarlar da, onların ikaz ve irşatlarını dikkate alarak ülkeye ve dinî değerlere çok iyi hizmet etmişlerdi. O dönemde Türkiye, demokrasi ve kalkınmada dünyada örnek gösterilen saygın bir konuma sahip olmuştu.

Nur dairesinde en büyük kırılma, 1980 askerî darbe akabinde yaşandı. Darbeciler, fitne ve fesat oyunlarıyla Nur Talebelerini ayrıştırdılar. Bu ayrışma neticesinde onlardan büyük bir kitle, demokratlardan yüz çevirip menfi siyasîlere destek verip, onlara nokta-i istinat olmaya başladılar.

Ondan sonra ülkenin maddî–manevî istikrarı bozuldu; iman hizmeti darbe yediği gibi, ülkenin idaresi dindar kimlikli, ancak demokrat olmayan, çapsız, Vizyonsuz, ehliyetsiz, kriz üreten siyasî güçlerin eline geçti.

Günümüzde de Risale-i Nur’dan beslenen, ne var ki küçük gruplar halinde ayrı ayrı hareket eden büyük kitlenin desteği ve duasıyla ayakta duran, ancak onları kale almayan, yanlış icraatlarıyla dine ve ülkeye telafisi çok zor zarar vermeye devam eden benzer bir iktidar var.

Nur Talebelerinin çoğu, Risale-i Nur’un içtimaî ve siyasî ölçülerinde ittihad ve ittifak etseler, “Şahs-ı manevî”ye dayanan büyük, müstakim bir güce sahip olacaklar ve ülke mukadderatında müspet manada ağırlıkları olacaktır. Onların doğru ikaz ve irşatlarıyla Türkiye daha iyi bir yerde olacak, belki de içine düştüğü kötü duruma düşmeyecekti.

Son söz: Nur gruplarının, adi çakıl taşları hükmünde olan şahsî garaz, benlik, enaniyet, makam mevki kaygısı, maddî menfaat gibi basit saikleri bir tarafa bırakıp bir araya gelerek, ittifak ve ittihat etmelerinin zamanı çoktan gelmiştir.

Vatan, millet ve İslâm’ın menfaati ve selâmeti bu ittihad ve ittifakı gerektirmektedir. Âlem-i İslâm’ın ittihadı ve kurtuluşu da, bu ittihada bağlı olduğunu düşünüyorum.

Benzer konuda makaleler:

1 Yorum

  1. İbrahim Bey Kardeşim, anlyamadigim şu. Belirttiğiniz gibi 1977 seçimlerinde sol yanı chp iktidara gelmesin diye ap’yi fiilen destekledik.Daha önce Erbakan Hoca’yi ve msp’yi chp ile koalisyon kurması nedeniyle eleştirdik.şimdi chp”nin büyük ortak olduğu millet ittifakini destekliyoruz.chp mi değişti? Biz mi değiştik? Chp her zaman 1923 ‘teki chp olduğunu söylüyor.onlar yerinde ise bizim konumumuz ve rotamiz değişti galiba

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*