Nurlu gençler Şanlıurfa’da buluştu

Risale-i Nur Enstitüsü ve Bediüzzaman Vakfı tarafından Bediüzzaman Hazretlerinin Vefatının 57. Yılı dolayısıyla düzenlenen “Hukukun Üstünlüğü ve Adalet” konulu Gençlik paneli ve Risale-i Nur Bölge Bilgi Yarışması Şanlıurfa’da yapıldı.

Risale-i Nur Enstitüsü ve Bediüzzaman Vakfı tarafından Bediüzzaman Hazretlerinin Vefatının 57. Yılı dolayısıyla düzenlenen “Hukukun Üstünlüğü ve Adalet” konulu Gençlik paneli Şanlıurfa’da yapıldı. Eğitimci Muharrem Keskin’in yönettiği panele Malatya İnönü Üniversitesinden Zekeriya Kansu, Elazığ Fırat Üniversitesinden Muhammed Gündoğan, Adıyaman Üniversitesinden Muhammed Aydın ve Şanlıurfa Harran Üniversitesinden Sedat Ağbaş konuşmacı olarak katıldı. Paneli yöneten eğitimci Muharrem Keskin, açılışta “Hepimizin bildiği gibi ahirzamandayız, felaket ve helaket asrındayız. Gerçekten felaketler de büyük helaketler de; savaşlar, zulümler dünyamızı istila etmiş durumda. Çok hassa bir dönemde geçiyoruz. Fakat Allah her sıkıntılı dönemde sıkıntıları izale edecek birini göndermiştir. Bediüzzaman da gerçekten çok dehşetli olan bu dönemde gelmiş hem imanî ve hem içtimaî konularda bizlere rehber olmuştur. Bediüzzaman öyle sıradan bir İslam âlimi değil, o bir müceddiddir ve bir çok alanda tecdit gerçekleştirmiştir” dedi.

Adl isminin nurundan nasipsiz adalet olmaz

Gençlik panelinde konuşan Adıyaman Üniversitesinden Muhammed Aydın, “Risale-i Nur’a Göre Adalet ve Hukukun Üstünlüğü” konusunda yaptığı tebliğde “Kur’an-ı Kerim’in dört maksadından biri adaletin temini ve tesisidir. Adalet Kur’an’da belirlerlenen dört ana esastan biri olmuştur. Adalet “İsm-i Adl” ile bağlantılı olarak kemal sıfatıdır. Allah’ın Adl isminin nurundan nasipsiz adalet olmaz, Adalet arayışında bu nur ne kadar parlaksa adalet bulma ihtimali de o kadar yüksektir” ifadelerini kullandı.

Gönüllülük esasına dayalı sivil yapılar

Şanlıurfa Harran Üniversitesinden Sedat Ağbaş, “Din Devlet ve Cemaat İlişkileri” konusunda bir sunum yaptı. Ağbaş, “Cemaatlerin amacı hukuk çerçevesinde insanlara dini hakikatleri tebliğ eden, moral desteği veren devletten ve siyasetten bağımsız, gönüllülük esasına dayalı sivil yapılardır. Cemaatler kendi mesleklerinin muhabbetiyle hareket etmeli ve başka mesleklerin olumsuzluklarıyla meşgul olmamalıdırlar. Devlet ile cemaatler arasında herhangi bir ekonomik çıkar ilişkisi olmamalıdır” şeklinde konuştu.

Dine hizmet ‘müsbet hareket’le olur

Malatya İnönü Üniversitesinden Zekeriya Kansu, “İslâm’a hizmet ferdî ve içtimaî hayatta dinin temel gayesi olan iman, ibadet, ahlâk ve hukukun hâkim kılınmasını temin etmektir. Diyanet ve cemaatler bu gayeyi gerçekleştirerek dine hizmet edebilirler. Hizmetler; doğru İslâmiyet ve İslâmiyet’e lâyık doğruluk, ihlâs, uhuvvet temelinde emniyeti, asayişi bozmayacak tarzda ‘müsbet hareket’ çerçevesinde yapılmalıdır” diye konuştu.

Düşman üretmekten vazgeçilmeli

Elazığ Fırat Üniversitesinden Muhammed Gündoğan ise, ‘Sosyal Kültürel Yapılar ve Hürriyet’ konulu sunumunda, “Sanat ve marifetin gelişmediği, ihtilafın körüklendiği topluluklarda, dolaylı olarak sosyal ve kültürel yapılar zayıf karakterdedir. Toplumların refah, hak ve adalet merkezli bir yapıya kavuşması için ‘cehalet, zaruret ve ihtilaf’ gibi sorunların çözülmesi ve buna bağlı olarak ‘sanat, marifet (bilgi-bilim), ittifak’a riayet prensiplerinin tatbiki gereklidir. Said Nursi’nin kullandığı ‘siyasetli cemaatler’ ifadesine dikkat edilmelidir. Zira siyasi karakter taşıyan dinî hareketler, ‘siyaseti dine hizmet ettirelim’ fikrinden de hareket etse, sonuçta ‘dinin siyasete alet edilmesi’ noktasına varmaktadır. Düşmanı sık değişenin dostluğuna güven olmaz. Düşman üretmekten vazgeçilmeli, düşman üretenden uzak durulmalıdır. Hele devlet, iyi-kötü vatandaş ayrımı yaparak toplumsal kesimleri karşısına almamalı, birbirine karşı kışkırtmamalıdır” ifadelerine yer verdi.

Nihat Çiçek / Şanlıurfa

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*