Ramazan duyguları

Yaşı atmışına merdiven dayamış, kulaklarının üstünde şafak atmış, bilekleri gücünü kaybetmeye başlarken beli faniliğini, geçici olduğunu ihtar etmeye başlamıştı. Yazın sıcağının buram buram yaktığı bir zaman diliminde, Çukurova’nın yakıcı sıcağında karşılıyordu Ramazanı.

Hayatının bu döneminde tatlı bir telaş vardı. Hayatının bu olgunluk döneminde ağır bir misafir kendisini ziyaret edecekti. Bu misafir senede bir defa gelebiliyordu. Onun hazırlığı ve telaşı vardı. Hoş geldin ey yüzleri nurlandıran Ramazan! Sıcağın esmerleştirmesine inat sen yüzleri ağartacak, gözleri parlatacak, gönülleri saf ve berraklaştıracaksın. Bu bahar mevsiminde ikinci ziyaretin. Ne güzel ettin de geldin. Bu şartlarda belki bir daha karşılaşmak mümkün olmayabilir. Her gördüğünü Hızır bil misali belki de hayatın Hızır’ı olacaksın. Dokunduğunu canlandıran Hızır gibi gönülleri canlandıracaksın. Onlara hayat iksiri olacaksın.

Sanki İsa (a.s.) geri döndü. Ölüler diriliyor. Sende ondan bir nefes var. Ölü kalpleri ve duyguları diriltiyorsun. Sende bir bakışla kalpleri dirilten, Ömer’i Ömer yapan Muhammed’in (a.s.m.) iksiri var. Suya hasret gönüllere ab-ı hayat veriyorsun. Çocuğunu öldürmekten çekinmeyenleri karıncaya basamaz hale getiriyorsun.

Şu yaşlı ve çılgın dünyada, bir huzur iklimisin. Senin iklimine uğrayan şeytanlar bağlanıyor. Senin bölgende kötülükler büyük oranda azalıyor. Demek ki dünyanın çılgınlığı sana kar etmiyor. Bizim gönüllerimizi de kendine benzet. Şeytanlar bize de etki edemesin. Yemekten içmekten ağzımızı koruduğun gibi, duygu ve hislerimizi de şeytanların oraya ulaşmasına engel ol ve koru.

Dünya gençliğini tamamlayıp sona doğru yaklaşmış.  Hayatlarının kaderi bu noktada kesişiyordu. Biri olgunluğu, diğeri olgunluğun ötesi yılgınlığı tüketmeye çalışıyordu. Hayat ne de çabuk geçmişti. Bir yel esip geçmiş kadar kısa olmuştu. Gönlü dünyaya doymamıştı. Hissiyatı hep genç kaldı. Ya da kendisi öyle zannetti. İstekleri bir türlü bitmedi. Gözünü hep yukarıya, hep yukarıya dikti. Ufuklar bitmedi ama ömür bitmek üzere.

Hayali hakikatle barıştırmak ne zaman ve nasıl olacak? Hayalin arkasından gitmekten ne zaman yorulacak? Vücut yaşlandıkça arzu ve istekler hep başını kaldırmaya devam ediyor. Ne doyuyor, ne de vazgeçiyor.

Ramazan, ömrün içerisindeki gerçek.

Bir Başka Güzellik Taşır Ramazan

Her anı güzeldir ya bu dünyanın,
Bir başka özellik taşır Ramazan.
Dünya bambaşka görünür gözünde,
Bir başka güzellik taşır Ramazan.

Unuttuğun duyguların canlanır,
Hissettiğin kaygıların sonlanır,
Çaydanlıkta muhabbetler demlenir,
Bir başka güzellik taşır Ramazan.

Her gün yediğin yemeğin bal olur,
Yüzler güler, yanağın al al olur,
İftar vakti telaşlı bir hâl olur,
Bir başka güzellik taşır Ramazan.

Öğrenilir her nimetin değeri,
Düşünülür başkaları, diğeri,
Hafifleşir yüklerin en ağırı,
Bir başka güzellik taşır Ramazan.

İsmail GÜÇTAŞ

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

Adana’nın Saimbeyli İlçesi Çeralan Köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve Liseyi Konya İHL de okudu. 1976 da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden mezun oldu. Milli Eğitimin çeşitli okullarında öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Osmaniye’de yaşamaktadır. Osmaniye’de yerel bir gazetede haftalık yazılar yazmaktadır.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*