“Risale-i Nur ile mübareze etmeyiniz. O mağlûp olmaz”

“Size ihtar ediyorum: Kur’ân’a dayanan Risale-i Nur ile mübareze etmeyiniz. O mağlûp olmaz, bu memlekete yazık olur. O başka yere gider, yine tenvir eder.”1

Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nurlarda bahsetmiş olduğu malûm “Komite” yine iş başında. Son dönemlerde yine kendilerince gündemin malûm çekişmelerini fırsat bilip kafalarını bulundukları çukurdan çıkarıp Üstad Bediüzzaman’a iftira, yalan, karalama ve hakaret ediyorlar. Ne yapsınlar? Herkes kendi mesleğini icra eder. Hem dâvâsını çürütemediğin bir dâvâcının ya eli öpülür ki bunlar ancak basiret ve insaf sahipleridir ya da karalama ve iftiralarla insanları ondan ürkütme yoluna gidilir ki bu da ancak alçakların işidir. Onlar kendi işlerini yapıyorlar.

Halbuki asrın adamı bu komiteyi defaatle uyarmıştır. Ama ne fayda.. Ya hu divane adamlar! Defaatle zehirlemişsin, öldürememişsin! Defaatle hapse atmışsın, hüküm giydirememişsin. Defaatle iftira, yalan-dolan ve karalama ile halklardan ürkütmek ve ondan uzaklaştırmaya çalışmışsın aksine halklar fevc fevc Risale-i Nur’a akın etmiş.. Ama hâlâ aklın başına gelmemiş olacak ki ağzı köpüklü adamlarını yine Nurlara saldırtıyorsun. Hey bedbaht Heyet! Bediüzzaman’ın lisanı ile bir daha uyarıyoruz seni:

“Risale-i Nur Talebeleri başkalarına benzemez, onlarla uğraşılmaz, onlar mağlûp olmazlar. Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır. Kur’ân-ı Hakîmden süzülmüştür. Kur’ân ise, Arşı ferşle bağlayan bir zincir-i nuranîdir. Kimin haddi var ki buna el uzatsın? Risale-i Nur, bu Anadolu’nun sinesine yerleşmiştir; hiçbir kuvvet onu söküp atamayacaktır.”2

Ey kahraman Nur Talebeleri! Korkmayınız! Hem tedirgin de olmayınız. Âlem-i İslâm üzerindeki ve vatanımızdaki kara bulutlara bakıp aldanmayınız! Başkalarını bahane bilip Risale-i Nurlara yapılan saldırılardan muzdarip olmayınız! Üzülüp kederlenmeyiniz! Bu hal daha ne kadar devam edecek demeyiniz! Bunlar ne ilktir ne de son. Geçmişte “Hıfz ve inayet-i İlâhiye, bu suikastleri de akîm bıraktı. İnşaallah, daima inayet, himayet edecek, bütün plânlarını akim bıraktı, bırakacak.”3 Sizler daima dik durunuz. Üzülmek bir yana dursun aksine memnun olunuz. “Siz, bana (Bediüzzaman’a) karşı sûîkastlere merak etmeyiniz. Belki bir cihette memnun olunuz ki; Risale-i Nur ve şakirtleri yerinde, benim cüz’î ve vazifesi bitmiş olan şahsıma hücum ediyorlar, tâzip ederler.4 Bizim işimiz kendi vazifemizi yapmak ve dışarıdan gelen saldırılara aldırış etmeden vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Vazifemiz ise okumak, okunmak ve okutmaktır. Biz okuyacağız ki bilelim, okuduklarımızla amel edelim ki başkaları tarafından okunalım (adeta yürüyen bir Risale-i Nur olalım) ve bu enfes eserleri etrafımızdakilere ikram edelim ki onlar da okusun istifade etsin. Hem Nurları okuyan Nurlanır. Nur’u gizlemek ve söndürmek ise imkânsızdır. Zira Nur ateş değil Işıktır. Işık ise yakmadan aydınlatır.

“Bugünlerde herkes sıkıntıdan şekvâ ediyor. Âdeta mânevî havanın bozukluğundan, maddî ve umumî bir sıkıntı hastalığını vermiş… Bizim her derdimize ilâç olan Risale-i Nur’la meşgul olanlarda, o sıkıntı hastalığı ya yok veya pek azdır.”5

Dipnotlar:
1- Şuâlar.
2- Tarihçe-i Hayat.
3 -Emirdağ Lâhikası.
4- Emirdağ Lâhikası.
5- Kastamonu Lâhikası.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*