Risale-i Nur Kur’ân’ı okuyor

Zaman zaman muhatap olduğumuz ya da duyduğumuz suallerden biri de “Nur Talebeleri neden Kur’ân’ı ve bilhassa başka kitapları okumuyorlar? Sadece Risale-i Nur’u okuyorlar?” ve “neden hep Bediüzzaman?”

Bu nevi sathi ve mesnetsiz ve de kasıtlı suallerin ta Üstad Bediüzzaman Hazretleri zamanında da sorulmuş olduğunu görmekteyiz. Bunların cevaplarını en güzel bir şekilde yine Üstad Bediüzzaman Hazretleri tarafından Risale-i Nur’da verilmiştir. Bu nevi suallerin kötü maksatlı ve “Risale-i Nur’a karşı bir çekinmek, bir soğukluk vermek için”1 olduğunu belirten ve “bu nevi hileleri yapan, perde altında ehl-i zındıkadır; fakat safdil hocaları ve bazı sofuları vasıta yapıyorlar”2 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, böylece bu ifsad hareketinin adresini de göstermektedir.

Bu suallere karşı cevabı ise özetle şudur: “Risale-i Nur, Kur’ân-ı Mu’ciz-ül Beyan’dan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silâhları bulduğu için, o mübarek ve kudsî zâtların tezgâhlarına müracaat etmiyor. Çünkü umum onların merci’leri ve menba’ları ve üstadları olan Kur’ân, Risale-i Nur’a tam mükemmel bir üstad olmuştur. Ve hem vakit dar, hem bizler az olduğumuz için vakit bulamıyoruz ki, o nuranî eserlerden de istifade etsek. Her birimizin birer kafası, birer eli, birer dili var; karşımızda da binler mütecaviz var; vaktimiz dar, en son silâh mitralyöz gibi, Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz.”3

Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin Kur’ân hakkındaki suallere verdiği cevapların özeti de şöyledir: “Bu kâinatta ve her asırda en büyük makam Kur’ân’ındır. Ve her harfinde, ondan tâ binler sevab bulunan Kur’ân’ın hıfzı ve kıraati, her hizmete mukaddem ve müreccahtır. Fakat Risale-i Nur dahi, o Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın hakaik-i imaniyesinin bürhanları ve hüccetleri olduğundan ve Kur’ân’ın hıfz ve kıraatine vasıta ve vesile ve hakaikını tefsir ve izah olduğu cihetle, Kur’ân hıfzıyla beraber ona çalışmak elzemdir.”4 Çünkü Risale-i Nur, Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesidir. Bu zamanı ve istikbali tenvir eden bir mürşiddir.

Risale-i Nur Talebelerinin diğer adı “Kur’ân şakirdleri”dir. Bu zamanda Kur’ân’ın manasını ve hakikatlerini en güzel bir şekilde öğreten ve talim eden Risale-i Nur’dur. Risale-i Nur, en kısa ve selâmetli yoldan Kur’ân’a, dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’a vasıl etmektedir. Çünkü Kur’ân arş-ı azama bağlıdır, kelâmullahtır. Ayrıca, Nur Talebeleri Kur’ân’ı en çok okuyan bir camiadır. Her sene binlerce hatim yapılmaktadır. Bu sebeple, bu nevi sualler manasız ve mesnetsizdir ve kasıtlıdır. Şunu söylemek isteriz ki, Risale-i Nur, Kur’ân’ın sönmez ve söndürülemez manevî bir güneş olduğunu bütün dünyaya ilân ve ispat etmektedir. Risale-i Nur, âdeta bir nevi Kur’ân üniversitesidir. Bu üniversitenin talebelerini Kur’ân’ı okumamakla itham etmek tek kelimeyle cehalettir. Evet, Kur’ân kâinatı okuyor. Risale-i Nur Kur’ân’ı okuyor. Risale-i Nur Talebeleri de, Risale-i Nur vasıtasıyla hem Kur’ân-ı Hâkimi, hem de kâinat kitabını okuyor. “Bu muazzam eser Külliyatının tılsım-ı kâinatın muammasını keşf ve halleden bir keşşaf olduğunu, hal ve istikbalin bir mürşid-i ekberi ve bir rehber-i a’zamı olduğunu Risale-i Nur’u okuyan her idrak sahibi anlıyor ki; Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp, tenvir ve irşad edecektir.

Risale-i Nur yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevap verecek bir Külliyat olarak te’lif edilmiştir. Bugün tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felâket içerisinde çırpınan beşeriyet için, halaskâr olarak Risale-i Nur’a sarılmaktan ve ne pahasına olursa olsun, Risale-i Nur’un nuranî ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur. Risale-i Nur’u okuyan herkes, bu hakikatı idrak etmiş ve etmektedir.”5 Böyle harika bir eseri bahşettiği için Rabbimize ne kadar şükretsek azdır vesselâm. Neden Bediüzzaman? Sualine de; Risale-i Nur gibi harika bir eserin müellifi ve tercümanı olması hasebiyledir. Evet, “anlaşılmaz bir kitap, muallimsiz olsa; manasız bir kâğıttan ibaret kalır.”6 Hakikatince, Kur’ân’ın ve kâinatın ince sırlarını, hakikatlerini çağımıza Risale-i Nur’la ders veren Üstad Bediüzzaman Hazretleri en büyük Kur’ân muallimidir. Bu zamanın ve istikbalin Mehdisi ve müceddididir ve en yetkili zatıdır. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâmın varisidir. “Envâr-ı Muhammediyeyi ve maarif-i Ahmediyeyi ve füyuzat-ı şem’-i İlâhîyi en müşa’şa’ bir şekilde parlatması ve Kur’ânî ve hadîsî olan işarat-ı riyaziyenin kendisinde müntehî olması ve hitabat-ı Nebeviyeyi ifade eden âyât-ı celilenin riyazî beyanlarının kendi üzerinde toplanması delâletleriyle, o zât hizmet-i imaniye noktasında risaletin bir mir’at-ı mücellası ve şecere-i risaletin bir son meyve-i münevveri ve lisan-ı risaletin irsiyet noktasında son dehan-ı hakikatı ve şem’-i İlâhînin hizmet-i imaniye cihetinde bir son hâmil-i zîsaadeti olduğuna şüphe yoktur.”7

Bu sebepledir ki, hep diyoruz; “Zaman ahirzamandır, çare Bediüzzaman’dır”

Dipnotlar
1- Kastamonu Lâhikası 257.
2- age. 257.
3- age. 258.
4- age. 88.
5- Asa-yı Musa 416.
6- Sözler 201, 7- Tarihçe-i Hayat, 928.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*