Anasayfa Risale-i Nur Enstitü Yazıları “Hüden lil-müttakîn” sırrı
“Hüden lil-müttakîn” sırrı Yazdır e-Posta
Risale-i Nur Enstitüsü tarafından yazıldı.   
Cuma, 06 Temmuz 2012 00:00

“Hüden lİl-müttakîn” cümlesindeki nûr-u belâğat dört noktadan tezahür etmiştir:

1- “Bu cümlede mübteda mahzuftur. Bu hazf, cümleyi teşkil eden mübteda ile haber arasındaki ittihat öyle bir dereceye varmış ki, sanki mübteda hazf olmayıp haberin içerisine girmiş. Hâricen ikisi müttehit oldukları gibi, zihnen de müttehit olduklarına işarettir.”

Arapçada iki çeşit cümle vardır. İsim cümlesi ve fiil cümlesi. İsim ile başlayan cümleye isim cümlesi denir. Fiil ile başlayan cümleye fiil cümlesi denir. İsim cümlesi iki unsurdan oluşur: Mübteda ve Haber. Mübteda isimdir, haber ise o ismin yaptığı işi haber verir. Misâl: “Ali çalışkandır.” Bu cümlede “Ali” mübteda, “çalışkandır” kelimesi haberdir. “Hüden lil-müttakîn” cümlesi bir isim cümlesinin haberidir. Mübteda olan “Kur’ân” kelimesi gizlidir. Hazfedilmiş, yani gizlenmiştir. Tam cümle “Kur’ân müttakiler için hidayet rehberidir” şeklinde olması gerekirdi.

Burada mübteda olan “Kur’ân” kelimesi, “müttakilere hidayet” olmakta o dereceye varmıştır ki, Hidayet demek Kur’ân demektir, Kur’ân demek hidayet demektir. Zaten Kur’ân’ın bir adı da “Hüdâ” yani “Hidayet”tir. Bunun için Kur’ân kelimesine, yani mübtedaya ihtiyaç kalmamıştır. Sanki bu kelime, yani mübteda olan Kur’ân kelimesi gizlenmemiş, Hidayet kelimesinin içine girmiştir. Haricen, yani dış âlemde müttehit, yani bir olduğu gibi, insan zihninde de Kur’ân ve Hidayet birdir.

2- “‘Hâdî’ yerine ‘Hüden’, yani ism-i fâil mevkiinde masdarın kullanılması, tecessüm eden nûr-u hidayetten cevher-i Kur’ân’ın husûle geldiğine işarettir.”

Kur’ân hidayete sebep olduğu için yapan, sebep olan anlamında “İsm-i Fâil” yani bir işe sebep olan ve o işi yapan anlamında “Hâdî” denilmesi gerekirdi. Ama burada “Masdar” yani bu anlamdaki kelimelerin tamamının kökü olan “Hüden” kelimesinin kullanılması bütün hidayet ile ilgili her şeyin Kur’ân’dan kaynaklandığı anlamını ifade etmektedir. Bu kelimenin kök, yani “masdar” olarak kullanılması “Hidayet nurunun cisimleşerek Kur’ân şeklinde göründüğünü” ifade etmektedir. Böylece hidayet demek Kur’ân demektir. “Kur’ân hidayetin kendisidir” demektir. Masdar olarak “Hüden” kelimesinin kullanılmasının amacı budur.

3- “‘Hüden’deki tenvin-i tenkirden anlaşılıyor ki, hidayet-i Kur’ân öyle ince bir dereceye varmıştır ki, hakikati idrak edilemez. Ve öyle geniş bir sahayı işgal etmiştir ki, ihatası ilmen kabil değildir. Çünkü Marifenin zıddı olan “nekra”, ya şiddet-i hafadan olur veya kesret-i zuhurdan neş’et eder. Buna binaendir ki, “Tenkir, bazen tahkiri, bazen tâzimi ifade eder.””

Arapçada kelimeler “Marife” ve “Nekra” olmak üzere ikiye ayrılır. “Marife” belli, bilinen ve tanınan anlamındadır. “Nekra” ise bilinmeyen, tanınmayan ve anlaşılmayan anlamındadır. Marifenin alâmeti başında “Harf-i Tarif” denen “Elif ve Lam” kelimesinin bulunmasıdır. İsim olan kelimenin başında “Elif ve Lam” yoksa, kelimenin sonu tenvinli olur. Tenvin, nekra olan kelimelerde bulunur. “Hüden” kelimesi nekra olduğu için bunun anlamı, bilinemez, hakikati tam idrak edilemez demektir. “Kur’ân’ın hidayeti o derece ince ve esrarlıdır ki hakikati aklen tam olarak anlaşılmaz; ancak iman nuru ile kalben anlaşılabilir” demektir.

Hidayet o derece geniş bir sahayı ihata eder, kuşatır ki, ilmen onu kavramak ve ilmî bir şekilde izah etmek imkânı olmaz. “İlmen hidayeti anlatmak çok zordur” demektir.

Nekra’nın ifade ettiği, bilinmezlik, anlaşılmazlık iki şeyden kaynaklanır. Ya çok gizli olmasından veya çok açık bulunmasındandır. Hidayet hem çok gizlidir, hem de çok açıktır. Bunun için anlaşılması ve idrak edilmesi zordur. Hidayet Allah’ı bilmek ve tanımak olunca, “Allah’ı tanıyorum, biliyorum” diyen de aslında çok yönü ile Allah’ı tam olarak tanımadığı için hidayetten mahrum kalıyorlar. Şeytan da Allah’ı tam olarak tanımadığı için hidayetten mahrum kaldı ve Allah’ın emrine karşı çıktı ve lânetlendi. Bütün dinlerde Allah inancı vardır; her din ve mezhep mensubu kendini hidayete ermiş görür ve inanır, başkasını da hidayetten mahrum görür. Bediüzzaman “Allah’ı inkâr ve şirkin şiddet-i zuhurdan” olduğunu söyler. Aynı şekilde çok gizli olmasından da anlaşılamaz. Hidayet işte böyledir. Bunun için “Hüden” kelimesi marife değil nekra olarak zikredilmiştir.

Tenkir, yani bilinmezlik ifadesi olan nekra kelimelere iki temel anlam yükler: Birincisi, hakaret anlamındadır. İkincisi ise; tazim ve hürmettir. Bir hakaret kelimesi nekra ile ifade edilirken, hürmet ve saygı ifade eden kelimeler de nekra olarak ifadesini bulur. Burada “Hüden” kelimesinin nekra gelmesi, hidayetin azamet ve hürmetini ve tazim edilmesi gereken bir makamda olduğunu ifade eder.

4- “Müteaddit kelimelere bedel ism-i fâil sigası ile ihtiyar edilen ‘müttakîn’ ile yapılan îcaz, hidayetin semeresine ve tesirine işaret olduğu gibi, hidayetin vücuduna da bir delil-i innîdir.”

“Müttakîn” kelimesi Arapça İsm-i Faildir. Anlamı “takva sahibi olan kimse” demektir. Hâlbuki en kısa ve maksada en uygun yani veciz olan kelime yerine pek çok farklı kelime ve cümleler kullanılabilirdi. Meselâ, “insanları doğru yola ulaştırır” anlamında “Hüden ilâ sıratın müstakîm” gibi vb. pek çok farklı kelimelere tercihan “Müttakîn” kelimesinin burada kullanılması hidayetin meyvesinin ve insana tesirinin ancak “Takva’yı netice vermesidir.” Takvayı, yani “Allah korkusunu netice vermeyen hidayet, hidayet değildir” demektir. İlim ve hidayet insana Allah korkusu vermelidir. Yani Allah’tan korkarak Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınmalıdır. Çünkü Allah korkusu insanı günahtan çeker. Hidayet burada ifadesini bulduğu gibi, Allah korkusunu netice verdiği ve kişiyi masiyetten çektiği ölçüde hidayettir. Şeytan günahtan korkmadı ve hâlâ da korkmuyor. Bir gün Allah’ın kendisini affedeceği ümidi ile insanları yoldan çıkarmaya devam ediyor. Allah’ı bilmediği için değil. Hz. Âdem (as) ise günahına pişman oluyor ve bir daha asla günaha yaklaşmıyor, Allah’tan korkuyor ve hidayete ulaşıyor.

“Bürhan-ı İnnî” ve “Bürhan-ı Limmî” iki delidir. (İşârâtü’l-İ’câz, 143) Biri eserden müessire, diğeri müessirden esere gider. Bürhan-ı İnnî eserden müessire olan delâlettir. Eserin ustasına delâletidir. Takva hidayetin semeresi olduğu için hidayete delil-i innî’dir.


Bu makale 5764 defa okundu.
 

Copyright © www.SaidNursi.de - Kaynak ve link vererek iktibas edebilirsiniz.

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayın...

Yorum ekle

  • Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
  • Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
  • Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
  • Tehdit içeren mesajların içeriği (örneğin: cesaretiniz varsa bunu da yayınlayın, yayınlamazsanız şöyle yaparım vs.) kurallara aykırı olmasa bile yayınlanmaz!
  • Güvenlik kodu
    Yenile

     

    Anket

    Arap baharı sizce bir demokrasi / hürriyet hareketi midir yoksa bir devrim midir?
     
    Kitapta, değişim sancıları içerisindeki, başta Türkiye ve âlem-i İslâm özelinde tüm dünya için büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin örnek hizmet anlayışı özetleniyor.
    Bugün8356
    Dün13641
    Bu Hafta46093
    Bu Ay244609
    Toplam12399281

    Sitede şuan 295 ziyaretçi var.


    “Risale-i Nur’u oku oku ne olacak?”

    “Risale-i Nur’u oku oku ne olacak?”

    Kafayı siyasetle bozmuş, tembellik döşeğine düşmüş bazı dostlarımız, “Risale-i Nur’u oku oku, ne olacak!” diye, siyaset meydanına atılmak gerektiğini ima ediyor! Zavallı bilmez ki;İlk inen ilk âyet, “Oku!”1- Alak Sûresi, 1. emriyle başlar. İlk inen 3. âyette “Oku!” emri tekrarlanır. İl inen 4. âyette yazmanın önemi vurgulanır. İlk inen 5. ayette,...

    MGK-2004’e de ”Yok hükmünde” demişlerdi

    MGK-2004’e de ”Yok hükmünde” demişlerdi

    Emniyet İstihbarat Dairesinin 2009 Kasım’ında 81 vilâyete gönderdiği “Dinî grupları fişleyin” talimatı için hükümet, yazının varlığını doğrulamış, ama “Yok hükmünde” deyip uygulanmadığını iddia etmiş. Bu savunma bize, tam on sene önceki MGK toplantısında gündeme gelip, kurulun hükümet cenahını temsil eden isimlerce de imzalanan “Türkiye’deki...

    Risaleye lûgatçe de mi tahrifat sayılıyor?

    Risaleye lûgatçe de mi tahrifat sayılıyor?

    Keyfî bandrol engelinin ve ardından getirilmek istenen devlet tekelinin en önemli gerekçesi, “Risale-i Nur’un sadeleştirilmesini önlemek” olarak gösterildi. Ama bandrol engeli ilk önce Yeni Asya Neşriyat’ın, orijinaline uygun olarak yayına hazırladığı “Vesvese Bahsi” adlı risaleye çıkarıldı... Bandrol engelini “sadeleştirme” gerekçesiyle haklı bulup savunan...

    Niçin siyaset değil de müsbet iman hizmeti?

    Niçin siyaset değil de müsbet iman hizmeti?

    Hz. Üstad, siyaset cereyanlarıyla imana müştak kalplere hitap edilmemesi gerektiğine dikkatimizi çekiyor. Çünkü siyaset cereyanlarının tarafgirlikle hareket ettiğini söylüyor. Bediüzzaman; siyasî cereyanların “Allah için sevmek, Allah için düşmanlık beslemek”1 nebevî düsturuna uyarak yapılması gereken müsbet hareket yerine, “siyaset namına sevmek ve siyaset,...

    “Sadîk-ı ahmak” daha zararlı

    “Sadîk-ı ahmak” daha zararlı

    Başlıkta gördüğünüz “sadîk-ı ahmak” tâbirini Üstad Bediüzzaman bilhassa Münâzarât ve Muhakemât isimli eserlerinde kullanmış. Bu tabirle kast edilen tipler, “dinde sâdık, fakat aklî muhakemede noksan” kimselerdir.Bunların yüzünden, dine ve dindarlara çok büyük zararlar geliyor.Öyle ki, Muhakemât, Yedinci Mukaddeme’nin sonunda “sadîk-ı ahmak” kimselerin...

    “Hüsn-ü zan, adem-i itimat” Bediüzzaman’a mı ait?

    “Hüsn-ü zan, adem-i itimat” Bediüzzaman’a mı ait?

    Elbistan’dan Ruhi Pak kardeşimiz, “Bediüzzaman’ın diye naklettiğiniz ‘hüsn-ü zan, adem-i itimat’ sözünü Risale-i Nur’da bulamadık. Siz kaynağını bulabildiniz mi?” diye sordu.Bu söz Bediüzzaman’ın değil, “Nurun kumandanı, Nur’un kahramanı” şeklinde tanımladığı talebesi Zübeyir Gündüzalp Ağabeye aittir. Acaba o söz, Üstad’ın basılmamış...

    Avrupa’nın genç fatihleri

    Avrupa’nın genç fatihleri

    Bir haftayı aşkın son Avrupa seyahatimiz esnasında yeni bir fütûhâtın, sevindirici yeni bazı inkişafların farkına vardık: Temiz fıtratlı Müslüman gençlik, aslî dâvâsına tam sahip çıkıyor; bu misyonunu, hâl ve kàl diliyle âleme ilân ve ispat ediyor.Mevcut hâl ve gidişat, Üstad Bediüzzaman’ın bir asır evvel söylemiş olduğu “Avrupa, bir İslâm devleti...

    Bayram, Gazzeli çocukların da hakkı

    Bayram, Gazzeli çocukların da hakkı

    Bir Ramazan ayını daha oruçla ihya etmeyi nasip eden Allah’a hamd olsun. Ömrü olanlar bugün bayram edecek. İnşallah her günümüz bayram gibi sevinçli ve huzurlu olur ve olsun.Ne yazık ki bazı senelerin bayramı buruk yaşanıyor. İslâm dünyasının, din kardeşlerimizin ve insanlık ortak noktasında buluştuğumuz başkalarının katliâma maruz kaldığı bir vakitte, gerçek...

    Bediüzzaman’ın Ramazan günleri

    Bediüzzaman’ın Ramazan günleri

    Manevi hasat mevsimi olan üç aylar, Receb ile başlayıp Şaban ile devam ediyor, Ramazan ile nihayet buluyor. Şimdi üç ayların dolunayı olan, ruhumuzu nurlu mehtabı ile aydınlatan Ramazanı ayını yaşamaktayız. Bilindiği gibi Ramazan geldiğinde toplumda ve fertlerde dinî uygulamalarda daha fazla bir şevk yaşanır. Daha fazla namaz kılınır. Meselâ teravih namazı (bazıları...

    Osman Kurnaz

    Osman Kurnaz

    Ahlen, Almanya’ya giden her okuyucumuzun mutlaka uğradığı orta büyüklükte şirin bir kasaba, ama ülkedeki Nur hizmetinin en önemli merkezlerinden biri. Çoğunluğunu yakındaki maden ocağında çalışan, ama aralarında kendi işlerini kuranların da bulunduğu Türklerin oluşturduğu Nur talebeleri, burayı olduğu gibi Almanya’yı da nurlandıran manevî hizmetlere imza...

    • RÖPORTAJ
    • NUR HABERLERİ
    • BASINDAN SEÇMELER
    • DÜNYA DÖNÜYOR
    • AVRUPA´DAN HABERLER

    Abdullah Yeğin Risale-i Nur’un müsbet hareket düsturuyla daima tamiri tavsiye ettiğini, birlik ve beraberliği, insanlar arasında uhuvveti, muhabbeti, ...

    Risale-i Nur eserlerine “bandrol yasağı” ve yayın hakkının Bakanlar Kuruluna devredilmesi konusunda Rota Haber’in sorularını cevaplandıran ...

    1970’li yılları hatırlayanlar bilir onu. Gazetemizin o günkü bazı haberlerinin fotoğraf karelerinin altında görürdünüz o ismi. “Fotoğraf: Zafer ...

    Pozitivizmin temsilcisi olan ateist ve materyalist felsefeciler her şeyin tesadüfen ve ezeli olan bir maddeden varolduğunu savunurlar ve bunu da aklî ...

    Mustafa Sungur, Üstadın müjdelediği gibi, Risale-i Nur’u bütün dünyanın tanıyacağını ve vazifesini yapacağını ifade ederek, Rusya’daki hizmetleri ...

    MARDİN Artuklu Üniversitesi’nde, Said Nursî adına enstitü kurmak için proje hazırlandı. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Kürtçe ve Süryanice ...

    Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hayatında, serhat şehrimiz Van önemli bir yer tutar. Bediüzzaman bunu Barla Lahikası’ndaki bir mektubunda “Yirmi ...

    Geçtiğimiz hafta, Risale-i Nur’un ilk telif edildiği yer olan Barla’daydık. Senelerdir İzmir Medrese Talebeleri ile yaptığımız geleneksel Risale-i ...

    Son Karadeniz programlarıma iştirak eden üniversiteli gençleri gördüm çoğunluk itibarıyla hayırlı gençler. Çünkü Peygamber Efendimizin (asm)14 asır ...

    Dün vizyona giren, Bediüzzaman'ın hayatından kesitlerin anlatıldığı Hür Adam filmi vesilesi ile Said Nursî ve Nurculuk medyanın gündemine taşındı. ...

    Bediüzzaman’ın vefatının 50. yılına tekabül eden 5. Risale-i Nur Kongresinin ana konusunu “Çağımızın sorunlarına çözüm arayışları ve Said Nursî ...

    Bir iftar yemeği düşündüm şimdi... Sofra kurulmuş, kalabalık bir dâvet, yemeğe çok elin uzandığı bir mâide... Yetimlerin, öksüzlerin, fakirlerin ...
    Yarın başlayacak ve İstanbul’da üç gün sürecek ilmî bir toplantıda “Kur’ân, sünnet ve modern bilimler” konuşulacak. Cevahir Otel’de düzenlenecek ...

    Bediüzzaman Eğitim, Kültür ve Sanat Vakfı ve Risale-i Nur Enstitüsü tarafından düzenlenen ‘Bediüzzaman ve Müsbet Hareket’ konulu panel Şanlıurfa’da ...

    Eski zamanlarda, İslâmiyet’in maddî manevî her şart ve zamanda -bütün hükümleri olmasa da kısm-ı azamının hükümferma olduğu zamanlarda- insanlar daha ...

    Geçtiğimiz haftanın en memnuniyet verici haberlerinden biriydi gazetelerde okuduğum. Aralık ayında Türkiye’ye film çekimi için gelen Liam Neeson ...

    İslam’ın düşmanları Müslüman dünyayı adeta bir gladyatör arenası olarak görmektedir.

    Bazı Müslüman ülkelerdeki siyasî karışıklıklar buradaki ...

    Bir damla nutfe ve binlerce insan adayı, yarış başlıyor ve en güçlü, kuvvetli ve hızlı olan hedefe doğru yol alıyor. Sanki formula 1 yarışı ya da 100 ...

    FİLİSTİN Evkaf ve Diyanet Bakanı Mahmut El Habbash, ‘’Maddî ve manevî olarak, basın olarak bizimle birlikte olmanız gerekir. Kudüs’ün kandillerini ...

    Yıllar önce kendi memleketinde, kendi insanlarının imanlarını ve ahiretlerini kurtarmak amacıyla yazdığı eserlere mani olmak için, Üstadımıza ...


    Bosna-Hersek’in Banoviçi kasabasından Aralık ayında mukaddes topraklara varmak için yola çıkan Senad Haciç, Türkiye’ye ulaştı. 52 gündür yürüyen ...

    Alman gazeteleri, Almanya’da öldürülen Türklerin önceki günkü anma töreninde Başbakan Angela Merkel’in özür dilemesine geniş yer verdi.

     Merkel’in ...

    Almanya’da yedi yıldır bu vakitlerde yapılan Bediüzzaman buluşmalarının bu defaki konusu “İstikbale dair müjdeler”di.

    Toplantılarda bu başlık ...

    İslâm Konferansı Teşkilâtı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, karikatür krizinden hem Avrupa’nın hem de İslâm Dünyasının önemli dersler ...
    Bediüzzaman Said Nursi vefatının 48. yıldönümünde Almanya-Köln’de düzenlenen “Aile” konulu bir panelle anıldı. Geniş bir izleyici topluluğunun büyük ...
    • MAKALELER
    • SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ KUR´AN
    • KURAN HABERLERİ

    “28. Mektub’un 6. Meselesi sayfa 353’te geçen ‘halk-ı Kur’ân’ meselesini açıklar mısınız? Kur’ân’ın ezelî ve ebedî bir kelâm olduğunu biliyoruz ve ...

    “Ramazan’da mukabele okumanın hükmü nedir? Mukabeleye katılarak okunan Kur’ân’ı gözle takip etmekle hatim yapılmış olur mu?”

    Ramazan ayında ...

    Bediüzzaman her şeyin üstünde tuttuğu, uğrunda dünyaları feda edeceği kudsî bir hakikate, yani iman ve Kur’ân’a hizmete adamıştı kendini. İman ...

    “Kâinat mescid-i kebirinde Kur’ân kâinatı okuyor, onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidayetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zeban edelim (sürekli ...

    Kur’ân’ın üslubunda / ifade tarzında, harika / olağanüstü bedaat / güzellik; yani, görülmedik derecede, yenilik ve üstünlük vardır.

    Kur’ân’ın ...

    Fatiha sûresini hiç böyle dinlediniz mi?

    Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.

    Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.

    Midyat'a gelen İranlı Hafız Fatiha'yı tek nefeste okudu.

    Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Muhammet Şevki Aydın, yaz Kur’ân kurslarında ilk kez geçtiğimiz yıl uygulanan ‘Kur’ sistemiyle eski usûl Kur’ân ...
    İNGİLTERE’NİN başşehri Londra’da yapılan açık arttırmada 7. yüzyıla ait bir Kur’ân'ı Kerim’in tek yaprağının 4.92 milyon dolara alıcı bulduğu ...

    Diyanet İşleri Başkanlığı 2010 yılını “Kur’ân yılı” olarak ilân etti ve buna uygun olarak çeşitli programlar ...

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Manisa Akhisar’daki Hilâliye Kur’ân Kursları’nın 33. mezuniyet töreni binlerce vatandaşın katılımıyla coşkulu ...
    Hiç tanımadığınız bir memlekete gidiyorsanız, yanınıza bir kılavuz veya bir harita almaz mısınız? Ya bu seyahatiniz bir ticarete yönelik, kâr ...
    • Mana-i Harfi
    • ENSTİTÜ YAZILARI
    • RİSALE-İ NUR IŞIĞINDA
    • TARİHİ HAKİKATLER
    • RİSALE-İ NUR NEDİR?
    Hz. İbrahim'in (a.s.) peygamberliği, İslâm peygamberi Hz. Muhammed (a.s.m.) insanlık ve peygamberlik zincirinin ilk halkası Hz. Adem (a.s.) gibi ...
    Birkaç gün önce varlık alemi içinden seçilmiş ve insanların tamamını şerefli bir makama yükselten bir ferdin Alemlerin Rabbi ile görüştüğü zaman ...
    Küfrün alt yapısını oluşturan psikodinamik mekanizmalardan biri de yadsıma mekanizmasıdır. Çünkü, küfür genellikle reddetme üzerine oturtulmuş ...
    Farklılaşma, yaşadığımız alemin fıtri bir sürecidir. Vücut bulan her şeyde bir farklılaşma ve kimlik oluşturma süreci gözlenmektedir. Bu canlı ve ...
    Son yüzyılın büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî, insanlığın temel meseleleri hakkında Kur’ânî çözümler önermiştir. Bu çerçevede yaşadığı ...

    Bir Müslümanın ibadetleri ile varlığın genel ritmine uyuyor olması, ruhunda, muhtemelen büyük bir ferahlık ve kâinat ile uyum içinde olmaktan ...

    Osmanlı Devleti’nde ulema mensuplarının belirli bir mevkii vardı. Ulema sultana bağlı olmakla birlikte, dinin tatbikçisi ve hâmisi olarak ...
    1- Sünnet-i seniyye ne demektir?
     
    Sünnet, kelime itibari ile yol demektir. Istılâhta ise Peygamber Efendimizin (asm) yolu anlamına gelir. ...

    SORU:

    Bediüzzaman Said Nursî’nin Muhakemât’ı yazma maksadını izah ettiği aşağıdaki metni açıklar mısınız?

    Risale-i Nur’un sadeleştirilmesini savunanlar, Üstadın bir mektubunda geçen ifadelerini dayanak gösteriyorlar.

    Evvelâ söz konusu mektup, Kastamonu ...

    Herkes “akil adam”ları konuşmaya başladı. Bu vesileyle, biraz da “akıl” üzerinde duralım. Nedir bu akıl? Akıllı adam kime denir?

    İdrak âleti olan ...

    Risâle-i Nûr’da ifâde edilen “bir asır sonra gelecek o zât ...” cümlesi elbette ki ehemmiyetli bir hakîkati ifâde ediyor. Bedîüzzamân Hazretleri bir ...

    Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin birinci hedefi olan Risâle-i Nur yoluyla “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş olduğunu bütün ...

    Seyahatlerden notlar ve dersler

    İstanbul’da Demokrat Eğitimciler Derneği üyelerine verdiğim seminerle başlayan seyahatim 17 Aralık’ta Düseldorf’la ...

    Risâle-i Nur'dan:

    “Tam münevverü’l–kalb bir abidi (kalbi nurlanmış bir mü’mini) küre–i arz (dünya) bomba olup patlasa, ihtimaldir ki onu korkutmaz. ...
    Bediüzzaman diyor ki:

    Beşerin başı ihtiyar; edvâr–ı hamsesi (beş devri) var: (1) Vahşet ve bedeviyet, (2) memlûkiyet, (3) esâret, şimdi dahi (4) ...

    Bediüzzaman diyor ki:

    1338’de (Kasım 1922) Ankara’ya gittim. İslâm Ordusunun Yunan’a galebesinden neş’e alan ehl–i imanın kuvvetli efkârı ...

    Risâle–i Nur'dan birkaç iktibas

    Resûl–i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm, nakl–i sahih–i kat'î ile ferman etmiş: "Yaklaşmakta olan bir şerden vay ...

    Risâle–i Nur'dan bir nükte:

    Siyah Dutun Bir Meyvesi

    [O mübarek dut başında Eski Said, Yeni Said lisanıyla söylemiştir.]

    Muhatabım Ziya Paşa değil, ...

    Meslek; kelime anlamı itibariyle; usûl, tarz, tutulan yol, davranış, doktrin ve sistem demektir. Meşrep ise; tabiat, huy, mizaç, âdet, ahlâk, hareket ...

    “Risâle-i Nûr, sefine-i Nuh gibi, Anadolu'yu cebel-i Cudî hükmüne getirip, küre-i arzın yangınından ve tokatından kurtulmasına bir sebeptir.” ...

    Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.

    Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...

    Meslek-i Risale-i Nur; Risale-i Nur yolu, Risale-i Nur mesleği ve tarzıdır. Elbette ki Risale-i Nur’un Kur’ân ve sünnetten alınan bir mesleği vardır.
    ...

    Hayatımızın bir anlamı olmalı. Güzel yaşamak ve mutlu olmak, sevdiklerimizin yanımızda olması, uzun bir ömre sahip olmak gibi şeyler dünya ...

    • BEDİÜZZAMAN CEVAP VERİYOR
    • MEDYADA SAİD NURSİ
    • SAİD NUR VE TALEBELERİ
    • BEDİÜZZAMAN KÖŞESİ
    • SAİD NURSİ KİMDİR?

    Risale-i Nur Enstitüsü Adıyaman temsilciliği ile Adıyaman Kültür İlim Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği ‘Bediüzzaman’ın Milliyet Anlayışı’ konulu panel ...

    Aytunç Altındal ve zihindaşları, yani Kemalist, müstebit, seküler, dayatmacı rejimi destekleyenler, karşıt bütün hareketleri, kendileri için ...

    Risale-i Nur mesleğinin en temel özelliklerinden biri de, içtimaî ve siyasî meselelerle ilgili kaidelerin de var oluşudur.

    Bediüzzaman Hazretleri ...

    Adam işten yorgun-argın evine döner. Yemeğini yer, koltuğuna çöker ve gazetesini okumaya başlar. Bu sırada hamur yoğuran hanımı, bir fıkra ...

    Üstadım Bediüzzaman Hazretleri ile bir hasbihâldir

    Aziz Üstâdım! "Bu ahirzaman çok çalkalanıyor; bu fitne-i âhirzaman acip şeyler doğuracağını ihsas ...

    TÜRKİYE’NİN toplumsal barışını kangrene çeviren “Kürt Sorunu” Osmanlı’dan bu yana var olmuş, fakat Cumhuriyet’in kurulmasından bu yana daha da ...

    Çağımızın büyük gönül sultanı Hz. Bediüzzaman 25-30 yaşları civarında ve 1900’lü yılların başında Van ilimizde ilmin müntehasına doğru yürümüştür. ...

    30 Kasım - 9 Aralık 2012 günleri arası Konya’mızın Zindan Kale mevkiinde Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nce “2. Konya Kitap Günlerinde ...

    Son birkaç haftadır, yoğun koşuşturmalar sebebiyle siz değerli okuyucularımızdan ve arkadaşlarımızdan gelen mektuplarla, sorularla, mesajlarla ...

    53. vefat yıldönümünde bir kez daha rahmetle andığımız Bediüzzaman Said Nursî, bir asrı aşkındır üzerinde çalışılmayı ve içinin doldurulmasını ...

    1960’ın 12 Temmuz’u… Vakit, gece yarısına yaklaşıyor. Urfa’daki Halil İbrahim Dergâhı’ndan balyoz sesleri yükseliyor. Etrafı askerlerle çevrili ...

    Pek çok lâhika mektubunda, kendisinden “Nur fabrikasının sahibi” şeklinde bahsedilen Merhum Hafız Ali Ağabey, Üstad Hazretlerinin oldukça ...

    İslâm âlimlerinden, Seyda Mehmet Emin Er,104 yaşında Ankara’da tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Er’in cenazesi, dün Cuma namazının ardından ...

    "İsmini nasıl duydum"

    "Bu fakir, Urfa'nın çevresindeki sakin, nim-bedevi, ekrad aşairinden birisi olan Badıllı aşiretinin çok eskiden beri ...

    1929'da Eflâni'de doğdu. Kastamonu           

    Gölköy ...

    Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, talebelerine yazmış olduğu mektupları her okuyuşumda muhtevasından önce başlıklar beni her zaman düşündürmüştür. ...

    Bediüzzaman, Şark’taki aşiretlere verdiği “meşrûtiyet”, bugünkü anlamıyla demokrasi ve hürriyet derslerinde, “Bizim düşmanımız cehâlet, zarûret ...

    Yakîn derecesinde, şuhud derecesinde bir îmânın, bir îmân-ı tahkîkînin, kâinâta kâinât üstünden bakan bir îmânın haykırışıdır bu: “Gözümde ne ...

    Türkiye’de zaman zaman gündeme getirilen çarpıtmalardan biri de “Bediüzzaman’ın tabutunun denize atıldığı” yakıştırması…

    Son olarak Güneri ...
    Son zamanlarda İslâm âleminde meydana gelen olaylar herkesin dikkatini çekmekte ve farklı kesimler tarafından bazı tahliller ve tesbitler ...

    O, Garîb ve Bedîi bir insandı! Eşsiz ve güzel bir adamdı! Hak bildiği dâvâsında tavizsiz bir kahramandı! Asra ve asırlara meydan okuyan, hak ettiği ...

    Her çağın kendine özgü bir paradigması varsa, her âlimin de kendine özgü bir çağı okuyuş tarzı olmalıdır. Gazali kendi çağını nasıl özgün bir ...

    Hayatını çiftçilik ve hayvancılıkla geçiren, kendi halinde ehl-i takva olan Bediüzzaman’ın babası Sofi Mirza’nın yetiştirdiği evlâtlarından, ...

    Bitlis’te bir okula Said Nursî isminin verilmesine tepki gösteren CHP Milletvekili Gürkut Acar, Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı’ya konuyla ...

    İstiklâl Mücadelesini yürüten Birinci Büyük Millet Meclisi, Nisan 1923’de seçim kararı alarak dağılmıştır. Yapılan seçimlerden sonra, Ağustos 1923’de ...

    • Kitap Bahçesi

    Çocuk terbiyesinde maneviyâtın ehemmiyetini mevzu alan ve bu mevzuyu Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin fikirleri istikametinde yorumlayan bir inceleme. ...

    “Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur

    Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...

    “BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...

    Şiirlerle Bediüzzaman ve talebelerinin serencamı

    Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin hayatını büyük ölçüde kronolojik olarak mevzu alan, ...

    Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?

    Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...