| Namık Kemal |
|
|
| Risale-i Nur Enstitüsü tarafından yazıldı. |
| Pazar, 23 Nisan 2000 01:00 |
|
Hürriyet
aşığı, vatanperver, mütedeyyin, çalışkan, prensiplerinden taviz vermeyen bir fikir ve düşünce adamı olan Namık
Kemal'in hayatı, daha ilk yıllarından itibaren il il dolaşmakla başlayıp sürgünde noktalanır.
Asıl adı Mehmet Kemal olup 1840 yılında Tekirdağ'da doğdu. Babası Müneccimbaşı Mustafa Asım beydir. İki yaşında annesini kaybedince dedesi onu yanına alıp büyütmüştür. Bir memur olan dedesinin sık sık görev
yerinin değiştirilmesi Kemal'in düzenli bir okul hayatı geçirmesine imkan vermedi. Bu durum on yedi yaşına kadar devam
etti. Ancak, çok fazla ve düzenli olmamakla beraber özel ders alıp kendi gayretleriyle eğitimini tamamlamaya çalıştı.
Sofya'da bulunduğu sıralarda divan şiiriyle ilgilenmeye ve yazmaya başladı. Divan toplantılarına katılması ve şiir yazmasından dolayı kendisine; yazıcı, katip anlamına gelen " Nâmık" mahlası, şair Eşref Paşa tarafından verildi. Diğer yandan da Fransızca öğrenmeye çaba gösterdi. 1857'de İstanbul'a geldi.1863'de Tercüme Odasında göreve başladı . Şinasi ile tanıştıktan sonra Tasviri Efkar'da yazılar yazmaya başladı.Tanzimat ve sonrasının en önemli teşekküllerinden olan Yeni Osmanlılar'a katıldı. Mısır Hidivi Mustafa Paşanın daveti üzerine Ziya Paşa ile birlikte Paris'e gitti (1867). Daha sonra bir müddet Londra ve Viyana'da yaşadıktan sonra İstanbul'a döndü (1870). Londra'da bulunduğu sıralarda Hürriyet Gazetesini çıkardı. Vatana döndükten sonra İbret gazetesini çıkarmaya başladı (1872). Kısa bir süre sonra gazetesi kapatılıp kendisi de Gelibolu mutasarrıflığına atanarak İstanbul'dan uzaklaştırıldı. Bu görevden alınınca İstanbul'a dönüp gazetesinin başına geçti. Vatan Yahut Silistre adlı oyunu tiyatroda oynanırken(1873) fazla ilgi görmesinden ve hürriyet, vatan ve İttihad-ı İslam hakkındaki yazılarından dolayı Kıbrıs'a sürüldü. Magosa Kalesinde 38 ay hapis yattıktan sonra İstanbul'a döndü (1876). Kanuni Esasi (Anayasa)'nin hazırlanması çalışmalarına katılarak Ziya Paşa ile birlikte çalıştı ve önemli katkılarda bulundu. 93 Harbi başladıktan sonra bir ihbar üzerine tutuklanarak hapse kondu. Kendisine İstanbul dışında görev teklifi yapıldığı halde kabul etmeyip yargılanmayı tercih etti. Mahkemeden beraat ettiği halde Midilli Adasına sürüldü (1877). Sonra buraya mutasarrıf olarak tayin edildi. Buradan sırasıyla Rodos (1884), Sakız (1887) adalarına atandı ve Sakız'da vefat etti (1888). Böylece Namık Kemal'in hürriyet ve vatan için mücadeleyle geçen 48 yıllık ömrü; kaçış, sürgün, hapis ve yer değiştirmelerle nihayet buldu. Fikri Cephesi Namık Kemal'in yaşadığı dönem birçok fikrin harmanlandığı ve Batılılaşma çabalarının önceki devirlere göre daha yoğun yaşandığı bir dönemdir. Osmanlının toprak kayıplarının artmasına paralel olarak dış müdahalelerin çoğalması Osmanlı idarecilerinin yanında aydınları da yaralamıştır. Bu konuda fikir üreten ve vatanın bütünlüğünün korunmasına katkıda bulunmak için kafa yoranlardan bir tanesi de Namık Kemal'dir. Ona göre Vatan; Mukaddes Beldeler de dahil olmak üzere millet, hürriyet, uhuvvet, tasarruf, hakimiyet, ecdada hürmet, aileye muhabbet gibi ulvi duyguların bir arada toplandığı mukaddeslerle bezenmiş tüm Osmanlı topraklarıdır. Hürriyet ve vatan aşıkı olan Namık Kemal, aynı zamanda samimi ve mütedeyyin bir Müslüman'dır. Tanzimat ricalini Milletin İslami kimliğinin korunup Avrupa'dan alınacak fenlerle takviye edilmesi konusunda sık sık uyarmıştır. O'na göre Avrupa körü körüne taklit edilmemeli, kendi kanun, inanç ve geleneklerimiz terk edilmemeliydi. Osmanlı fikir hayatında Hürriyet ve kanuna bağlı demokrasi üzerine açık bir görüş getirmeyi başaran ilk kişidir. Namık Kemal, bir yandan kanunlar önünde tüm vatandaşlara eşit haklar tanıyan Osmanlıcılığı, diğer yandan özellikle Batıdan alınacak maddi kalkınma vasıtalarıyla bütünleşerek terakki edecek olan İslam İttihadını savunmuştur. O'na göre siyasi ve ekonomik yönden kalkınmış olan Asya ve Afrika kıtaları batıya alternatif teşkil edecektir. Fakat, bütün bunları gerçekleştirirken milletin iradesinin üstünlüğü esas alınmalıdır. Çünki bu sayede sağlanan manevi destek kalkınmamıza güç katacaktır. Dahası, Namık Kemal iradenin çoğunluk tarafından uygulanmasını da istibdat saymaktadır. Namık Kemal'in bütün görüşlerine esas teşkil eden faktör ise 'Şeriata mutlak bağlılık'tır. Tanzimatçıları da özellikle bu konudaki sapmalarından dolayı eleştirmiştir. Adalet, eşitlik ve hürriyet konuları üzerinde önemle duran Namık Kemal, hukuk konusunda Tanzimatçıların dindevlet ayırımı yapmalarını şiddetle eleştirmiş ve bu yüzden dini temelin zedelendiğini ifade etmiştir. O'na göre yapılan hukuki reformlar bu zedelenmeyi arttırmıştır. Geri kalmışlığın ve ilerleyememenin sebepleri arasında, Avrupa'nın ekonomik ve siyasi nüfuzu karşısındaki yanlış tutumları sayar. Ona göre Osmanlı devleti ebedmüddettir. Bu itibarla İbn Haldun'un, devletleri; doğan gelişen ve sonunda ölen canlıya benzeten tezine karşı çıkar ve kabul etmez. Çünkü Osmanlı Devletinin bir gün çökeceğine kesinlikle ihtimal vermez. Eserleri Şair kimliğiyle tanınmakla beraber gazeteci kimliği ve fikri cephesi ön plandadır. Ölümünden sonra şiirleri bir kitapta toplanmıştır.Vatan yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Gülnihal, Celaleddin Harzemşah ve Kara Bela adlı tiyatro oyunlarını yazmıştır. İntibah ve Cezmi adlı iki de romanı mevcuttur. Osmanlı tarihini yazma çalışmalarının yanında Fatih, Yavuz ve Selahaddini Eyyubi gibi ünlü simaları işleyen Evrakı Perişan, Kanije Savunması gibi tarihi eserler de vermiştir. "Kemal'in Rüyası" Bediüzzaman Hazretleriyle Namık Kemal'in ortak özelliklerinin başında hürriyet aşkı gelir. Bediüzzaman, 'Münazarat' adını verdiği ve Hürriyet, Meşveret, Anayasa, kalkınma gibi konuları sual-cevap şeklinde işlediği kitabında, "II. Meşrutiyetten onaltı sene evvel Kemal'in "Rüyası"yla uyandığını" yazar. Orada bahsi geçen Kemal, Namık Kemal'dir. O zamanın şartlarında siyasi görüşlerin rüya şeklinde sembolik ifadelerle anlatılması bir gelenek halini almış ve bu sayede sansürden kurtulmanın bir yolu da bulunmuştu. Eserde bahsi geçen 'Rüya' ise Namık Kemal'in hürriyet, demokrasi, vatan, milliyet ve kalkınma gibi kavramlar çerçevesinde siyasi görüşlerini kamuoyuna sembollerle sunmaya çalıştığı 'Rüya' adlı makalesidir. Namık Kemal güya bu rüyayı 1289 yılı Sefer ayının 14.gecesi (24 Nisan 1872) görmüştür. Orijinal nüshasının ilk defa hangi tarihte ve nerede yayınlandığı bilinmemekle birlikte bu Rüya 1908'de Mısır'da İçtihad Matbaasında bir risale şeklinde basılarak yayınlanmıştır. 'Rüya'dan bir özet ve kısa bazı parçalar (bütünü 40 sahifedir): Namık Kemal bir akşam üstü Boğaziçinde denize nazır bir köşke gider. Garibane pencerenin köşesine oturarak denizi seyre dalar. Yavaş yavaş güneş batar, etraf kararır. Düşüncelerin yoğunluğu, fırtınanın kopmasıyla başlayan yorgunluk sonucu uykuya dalar. Rüyasında kendini bir sahrada bulur. Güneş doğmak üzeredir. O sırada bir bulut belirir ve bir kız içinden doğrulur. Kız hiddetle ufukta görünen dağdan aşağı iner ve vatan evlatlarının yaklaşık yarısının toplandığı topluluğun yanına gelir. Bu kız onun meftun olduğu hürriyetin semavi timsalidir. Hürriyet yüksek bir kayanın üstüne çıktıktan sonra nutka başlar: Ey sefalete düşmüş insanlar gözlerinizi mahşer sabahında mı açacaksınız?..Çektiğiniz hakaret yüküne kiyamet günü terazide ağırlığını göstermek için mi tahammül edersiniz? Heyhat!..Sani-i kudret rahmetini temaşa için nazar vermiş. Siz o hakikat maşrıkını setr ediyorsunuz da hayalinizle veya kulağınızla görmeğe çalışıyorsunuz, gözünüz açık iken kör oluyorsunuz...ölü haline gelmişsiniz...fikirlerinizi uyandırmak için sarfettiğiniz fedakarlık çarşaflarınızı yıkamak için sarf ettiğiniz paraya tekabül etmez...Vücudunuzu rahat döşeğinden uzak tutmayınız...uyuyunuz, uyuyunuz!.. Azizi Zülcelal sizleri dünyevi ve uhrevi saadete mazhar olacak şekilde yaratmış, siz karnınızı doyurmak için evladınızı aç bırakmaya tevekkül adını veriyorsunuz; çalışanlar İlahi sevgiye mazhar iken az bir gıda ile geçinmeyi kanaat zannediyorsunuz; İnsan için her şeyin çalışma ile hasıl olduğu açık iken çalışmadan el çekmeyi dini ve dünyevi maksat biliyorsunuz. Sürününüz, çok sürmez süründüğünüz yerde toprak olursunuz! .................. Bu ne haldir ki hanginizle konuşulsa halinizden şikayet ediyorsunuz. Ama yine hiç biriniz halinizi muhafazadan başka bir şey düşünmezsiniz! Hürriyet bu ikazlardan sonra çalışkan ve meslek sahibi vatan evlatlarına seslenerek şimdiki çalışmalarının gelecekteki neticelerini göstermek istediğini söyler. Kalabalığın gözleri önünde bir hayal belirmeye başlar: Şehirler ve yollar aydınlıktır. Köyler, saraylar kadar süslü, kaleler kadar sağlam evlerden meydana gelmiştir. Demiryolları ve caddeler çoğalmıştır. Halkın refah düzeyi çok yüksek olup huzur içinde yaşamaktadır. Milletvekilleri vardır. Mahkemeler adaletle hükmediyor. Herkes her gün yeni bir fikir icat etmektedir. Her isteyen evinde telgraf bulundurabiliyor... Namık Kemal, bu rüyadan büyük bir lezzet alarak uyanır. O derece hoşuna gitmiştir ki, rüyayı görebilmek gayesiyle tekrar uyumaya çalışır ama, bir daha göremez. |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Hakikat güneşi İslâm “bahane” kal... |
|
Nejat Eren |
|
|
Ayasofya zincirlerinden kurtulmay... |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Riyanın mahşerdeki görüntüsü |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Bilmek cehaleti giderir mi? |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 82 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...
“İnsan bir yolcudur; ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ...
Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.