Anasayfa Risale-i Nur Portreler Gavs-ı Azam Abdülkadir-i Geylani (k.s.)
Gavs-ı Azam Abdülkadir-i Geylani (k.s.) Yazdır e-Posta
Risale-i Nur Enstitüsü tarafından yazıldı.   
Pazar, 07 Mayıs 2000 01:00
Abdülkadir-i Geylani (k.s.), Peygamber Efendimizin (s.a.v.), "Ümmetimin alimleri İsrail oğullarının peygamberleri gibidir" hadisi şerifine mazhar olarak, zamanının zulüm ve zulümatını dağıtıp, Kur'an nurlarını ve iman hakikatlerini neşrederek, manevi bir mehdi hükmüne geçti.1 Kutsi bir deha sahibi olan bu mübarek Zâtın, maneviyattaki terakkisi, hayatı boyunca devam etmiştir.2 İman hakikatlerini ilim yoluyla müşahede ve keşfetmiştir.

3 En önemli özelliklerinden birisi gaybden, özellikle istikbalden haber vermesi ve Kur'an hizmetinde bulunanlara verdiği müjdeli haberlerdir. Çünkü Allah'ın bildirmesiyle, bazı vakitlerde mazi ve müstakbeli hazır zaman gibi müşahede ederdi.4

Vefatından sonra da manevi tasarrufu devam eden Şah-ı Geylani, en büyük yardım edici, imdada koşan manasına gelen "Gavs-ı Azam" olarak meşhur olmuştur. Bu makam, hem gayrimüslim bir çok insanın hidayete ermesine vesile olması, hem de hayattayken ve vefatından sonra bir çok insanın manen yardımına koşmasına binaen kendisine verilmiştir. Sultanü'l-Evliya olan Gavs'ın, vefatından sonra da aynen hayatta olduğu gibi müritleriyle alakadar olduğu, yardımlarına yetiştiği, ehl-i keşif ve velayetin ittifakıyla kabul görmüştür.5 Bunun yanında, manevi makamlarda varılabilecek en yüce rütbe manasına gelen "Kutub" olarak da kabul edilir.

Asıl adı Muhyiddin Ebu Muhammed Abdülkadir b. Ebi Salih Musa Zengidost el-Geylani'dir. Babası, Bağdat'ta zenci dostu "zengidost," Arap olmayan-yabancı "acemî" manalarına gelen ünvanlarla tanınmıştır.

Muhyiddin 470 yılında (1077) Hazar denizinin güneybatısındaki Gilan eyalet merkezine bağlı Neyf köyünde doğdu. Babası Ebu Salih Musa'nın dindar bir kimse olduğu bilinmekte; ancak, hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Baba tarafından soyu Hz. Hasan'a (r.a.) dayanmaktadır. Annesi de devrin tanınmış zâhid ve ehli tariki olan Ebu Abdullah Savmaî'nin kızı, kadın velilerden Ümmü'l-Hayr Emetü'l-Cebbar Fatima'dır.

Küçük yaşta babasını kaybeden Muhyiddin, annesinin yanında ve dedesinin himayesinde büyüdü. Çocukluğundan itibaren en büyük gayesi, dönemin ilim ve kültür merkezi olan Bağdat'ta tahsil görmekti. On sekiz yaşına gelince annesinden izin alarak Bağdat'a gitti (1095). Burada ünlü alimlerden ders aldı ve kısa bir süre zarfında mezun olduktan sonra kendisine tahsis edilen medresede hadis, tefsir, kıraat, fıkıh, nahiv derslerini okutmanın yanı sıra, halkı da irşad etmekle meşgul oldu. Bir süre sonra yirmi beş yıl sürecek olan inzivaya çekildi. Bu sırada, kırk gün boyunca hiçbir şey yemediği anlar oldu. İnziva döneminin sonunda, oğluyla beraber hacca gitti. 561'de (1165-66) Bağdat'ta vefat etti.

Muhyiddin'in en önemli özelliklerinden bir tanesi—çocukluğu dahil olmak—üzere hiç yalan söylememesidir. Bu, aynı zamanda annesinin vasiyetidir. İlim tahsil etmek üzere Bağdat'a gideceği zaman annesi ona, 40 Dinar verir. Yolda eşkıya, kervanın etrafını sararak yolcuların mal ve paralarını aldıktan sonra, Muhyiddin'e parasının olup olmadığını sorar. Bunu üzerine Muhyiddin, 40 dinarının olduğunu söyler. Bu cevap soyguncuları hayrete düşürür. Doğruyu söylemesinin sebebi sorulduğunda, annesine söz verdiğini söyler. Annesinin yalan söylediğini bilemeyeceği ifade edilince; annem bilemeyebilir ancak, beni ve şu an çoluk çocuğun malını gasp eden sizleri bilen Allah vardır, karşılığını vermesi, soyguncuların gasp ettikleri malı iade ve tövbe etmelerine vesile olur.6

Geylani Hazretleri (k.s.), Cenab-ı Hakk'ın Hayy ismine mazhar olması hasebiyle, bir ihsan-ı İlahî olarak, kendisine bu meyanda keramet nasip olmuştur. Mesela; Gavs'ın himaye ve terbiyesindeki evladını ziyarete giden bir hanım, biricik oğlunun kuru ve siyah bir parça ekmek yediğini görünce, şikayet için Gavs'ın yanına gider ve onun kızartılmış tavuk yediğini görür. Sebebini sorması üzerine; Hazret-i Gavs tavuğa: 'Kum biiznillâh!' deyince o pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp canlı tavuk olarak yemek kabından dışarı atlar. Hazret-i Gavs, kadına dönerek: 'Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse, o zaman o da tavuk yesin' karşılığını verir. Yani, oğlunun ruhu cesedine, kalbi nefsine ve aklı midesine hakim olup, lezzeti şükür için istediği an, leziz şeyleri yiyebileceğini ima eder.7

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), nübüvvet vazifesi gereği, bazı konularda büyük şefkat göstermiştir. Mesela, Hz. Hasan ve Hüseyin'e (r.a.) küçük yaşlarında gösterdiği fevkalade şefkat ve ehemmiyetin sebebi, sadece akrabalıktan gelen muhabbet olmayıp, nübüvvet vazifesinin bir ucu ve varislerinin önemli bir cemaatinin temsilcileri olmaları sebebiyledir. Bundan dolayıdır ki, Peygamber Efendimizin Hz. Hasan'ı (r.a) şefkatle kucağına alıp başını öpmesinde, onun soyundan gelen Şah-ı Geylani gibi pek çok mehdi-misal şahsiyetlerin hissesi vardır. Cenab-ı Hakkın inayetiyle, bu mübarek nesli gören Peygamber Efendimiz, onları temsilen, cedleri olan Hz. Hasan'ın başını öpmüştür. Bunda Şah-ı Geylani'nin hissesi büyüktür.8

Eserleri

1- El-Gunye li-talibi tariki'l-hak: İman, tevhid ve ahlak konularını işler.
2- El-Fethu'r-Rabbani ve'l-feyzü'r-Rahmani: Vermiş olduğu vaazlarının toplandığı eserdir. Vefatından sonra talebeleri tarafından bir araya toplanmıştır.
3- Fütuhu'l-Gayb: Oğlu Abdürrezzak tarafından toplanmış olup, meclislerde yaptığı vaaz ve vasiyetini ihtiva etmektedir.
4- El-Füyüzatü'r-Rabbaniye fi evradi'l-Kadiriyye: Dua ve virdleri ihtiva eden risaledir.
5- Mektubat: On beş mektubundan oluşmaktadır.
6- Cila'ü'l-hatır min kelami Şeyh Abdülkadir.
7- Sırrü'l-esrar ve mazharü'l-envar: Ötelerden Haber adıyla Türkçe'ye tercüme edilmiştir.
8- Ed-Dela'il: Evrad ve Salavat-ı Kübra adlarıyla da anılır.
9- Es-Siracü'l-vehhac fi leyleti'l-Mirac: Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Mirac mucizesini konu alan eserdir.
10- Akidü'l-Bazi'l-eşheb: Muhyî mahlasını kullanan Geylani'nin (k.s.) Hamriyye, Ümmiyye, Taiyye, Lamiyye adlı kaside ve manzumelerini ihtiva eden eser.9

Gavs-ı Azam Abdülkadir-i Geylani ve Bediüzzaman

Şah-ı Geylani gaybten haber verdiği manzum bir eserinde, kendinden sekiz yüz sene sonra gelecek olan Bediüzzaman ve talebelerine açık bir şekilde ve ismen işaret etmiştir. Mecmuatü'l-Ahzâb adlı eserin birinci cildinin 562. sayfasındaki bölümlerde, ilgili bilgiler mevcuttur.10 Bu işaretlerden bazıları şunlardır:

1- Said ismi verilerek açık bir şekilde ifade edilmiş, geçim hususunda izzet ve saadetle geçineceği beyan edilmiştir. Bediüzzaman'ın küçüklüğünden itibaren minnet altına girmemesi, amcasının çorbasından yememesi, Doğudaki medreselerde geleneği olan talebelerin ihtiyaçlarının halk tarafından karşılanmasını kabul etmemesi ve talebelerini de bundan men etmesi.

2- Gavs'ın "vaktin Abdülkadir'i ol" ifadesinin cifir hesabıyla 1326 (1908) ettiği ve bu tarihte şeyhin bir talebesinin Kur'an hakikatlerini müdafaa edeceğine işaret ederek, Bediüzzaman'ın manevi mücahedeye atılacağını haber vermesi.

3- Said ve Bediüzzaman isimlerine işaret edilmesi.

4- Gavs'ın müridine, "korkma, sözlerini söyle" hitabında bulunarak Şarka ve Garba gideceğini, çok fitnelerle karşılaşacağını bildirerek tamamından mahfuz kalacağını bildirmesi.

5- Bediüzzaman'ın, daha sekiz-dokuz yaşlarından itibaren, etraftaki ahalinin Nakşi olmasına rağmen kendisinin Gavs'a bağlanması; hatta, bir şeyi kaybolduğunda, "Ya Şeyh! bu şeyimi buldur, sana bir Fatiha okuyacağım" dedikten hemen sonra Gavs'ın yardımına yetişmesi.11

Bediüzzaman Sikke-i Tasdik-i Gaybi adlı eserinde şu ifadelere yer verir:

"Sergüzeşt-i hayatımda geçen ve çoğunu gizlediğim çok harika vakıalar vardı. Kendimi hiç bir vecihle keramete lâyık görmediğim için onları bazen tesadüfe, bazen da başka esbaba isnad ediyordum. Şimdi kanaatim geliyor ki, o harikalar, Gavs-ı Azam'ın bir silsile-i kerametini teşkil ederler. Demek onun duasıyla, himmetiyle, ona kerameten ve bize ikram nev'inden, bir nev'i inayet-i İlâhiyeye mazhar olmuşuz."12

Bediüzzaman'ın hayatında Şah-ı Geylani'nin müstesna bir yeri vardır. Bediüzzaman, Tillo'da bulunduğu sırada Geylani Hazretlerinin ikazı ile Miran aşiret reisi Mustafa Paşaya giderek hidayete davet etmiş; ya zulmü terk edip namazını kılmasını veya kendisini öldüreceğini söylemiştir.13 Yine Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye üyesi olduğu sırada Gavs'ın Fütuhu'l-Gayb adlı eserini okur. Burada, kendisi hasta olan ve tedavi olmayan birisinin, başkasının arayışlarına çare olamayacağı uyarısıyla karşılaşır. Bediüzzaman, Şeyhi tabip kabul ederek eserini okur ve çok istifade eder.14

Gavs-ı Azam, asırlar ötesinden verdiği haberlerle, hem Bediüzzaman'la, hem de Risale-i Nurla alakadar olduğunu göstermiştir. Ehl-i zındıkanın bütün takibat, tazyik, işkence, hapis gibi baskı ve engellemelerine rağmen Üstad Bediüzzaman ve talebeleri, Cenab-ı Hakk'ın inayeti ile muvaffak olması, Hz. Ali (r.a.) ile Gavs-ı Azam'ın (k.s.) Risale-i Nur ve müellifi Bediüzzaman Hazretleriyle ilgili kerametlerini teyid etmektedir.15

Gavs-ı Azam'ın en önemli hususiyetlerinden birisi ve belki de en önemlisi, hiçbir şahsı merci yapmadan, doğrudan doğruya Kur'an-ı Azimüşşandan ders almasıdır.16 "Ferdiyet" denilen ve çok az kişinin mazhar olduğu bu ihsan-ı İlahiye asrımızda, Kur'an-ı Kerim'in i'cazlı tefsiri olan Risale-i Nur ve onun müellifi mazhar olmuştur.

Netice olarak, keramat-ı Gavsiye ile Nurlara işaret edilerek, hizmetinin muvaffak olacağı müjdelenmiştir. Gavs-ı Azam'ın kasidesindeki "1345'te (1926) Kur'an'dan gelen bir nur ile insanlar karanlıklardan aydınlığa çıkarılacak" müjdesi, bu tarihte fevkalade bir şekilde neşre ve nurlandırmaya başlayan Risale-i Nur'a cifirce ve mealce tam tamına uygun düşmektedir. Bu uygunluk, Risale-i Nur'a işaretle birlikte, eserin ve onunla yapılan hizmetin makbuliyetini de göstermektedir.17

Dipnotlar:

1. Mektubat, s. 100-101; Lem'alar, s. 26; Hutbe-i Şamiye, s. 165.

2. Şualar, s. 94.

3. A.g.e., s. 94.

4. Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 143.

5. Lem'alar, s. 422.

6. Ahmed Şahin, İslâm Büyükleri, YAY, s.165-166.

7. Lem'alar, s. 145.

8. A.g.e., s. 26.

9. Süleyman Uludağ, Abdülkadir-i Geylani, TDV İslâm Ansiklopedisi, I.C., s. 234-239.

10. Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 127.

11. Aynı yer.

12. A.g.e., s. 142.

13. Tarihçe-i Hayat, s. 36.

14. A.g.e., s. 122.

15. A.g.e., s. 211.

16. A.g.e., s. 270.

17. Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 95.


Bu makale 8845 defa okundu.
 

Copyright © www.SaidNursi.de - Kaynak ve link vererek iktibas edebilirsiniz.

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayın...

Yorumlar  

 
#6 Batu 27-03-2013 19:57
5- Bediüzzaman'ın, daha sekiz-dokuz yaşlarından itibaren, etraftaki ahalinin Nakşi olmasına rağmen kendisinin Gavs'a bağlanması; hatta, bir şeyi kaybolduğunda, "Ya Şeyh! bu şeyimi buldur, sana bir Fatiha okuyacağım" dedikten hemen sonra Gavs'ın yardımına yetişmesi.11

Burayı anlamadım. Niçin direk Allah'a dua etmemişte, ona etmiştir. Yani aklıma şu geldi, medet umma gibi ? bilgilendirilir sem mennun olurm
Alıntı
 
 
#5 NOX22 21-07-2010 17:43
muhammed faysal mungan 2008-08-28 15:09
s a şimdi sizin söyledikleriz dogru ama şimdiki nur talebeleri risaleleri kuran dan çok okuyor ve okutuyor hadisten çok üstadın sözleri söyleniyorr ve sünetti seniye olan sakal bıramıyorlar bence bu hatadır

Yukarıda yazısını verdiğim din kardeşim.Sana birkaç lafım olsun.Sünnet s.a.v benzemek derken..O nun yaptıkları ile alakalıdır.Farzetki vefat ettin.RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHÜ TEALA Sana belki sorabilir EY KULUM BANA NE GETİRDİN?Senin cevabın olsa olsa bir terlik,takunya, cübbe,bir sarık ve göbeğime kadar inen bir sakal getirdim olur.Oysaki HZ.İBRAHİM Nede güzel söylemiş.(BİR KULUN AHİRET GÜNÜNDE RABBİNE SUNACAĞI ARI DURU BİR GÖNÜLDEN BAŞKA NE OLABİLİRKİ)Bu sözü ve S.A.V Davranışlarını temiz giyinmesini çevresine hoş görülü olmasını sözlerini vs.Kendine kılavuz edinmeni tavsiye ederim.Bir avuç sakal seni ahiret gününde kurtarmayabilir .Hürmetler kardeşim.Çook yazıcak düşüncem var ama malum yerimiz az...
Alıntı
 
 
#4 Cihan Koç 31-08-2008 14:26
NOT: Benden önceki yorumların üçüne birden ithaf olunur;

İt ürür, kervan yürür...

Ahmağın hak ettiği cevap, sükuttur...
Alıntı
 
 
#3 ölümüne nurcu 28-08-2008 19:41
Biz sizin gibileri cok gördük. zaten o gördügümüz sizin gibi olanlar, bir daha karsımıza cıkmaya cesaret edemiyorlar. cünkü nasiplerini aldılar. yazdıklarınızda n anladıgım kadarıyla siz de zamanın birinde herhangi bir nur talebesiyle karsılasanlarda nsınız. fazla oturmus ki, isinizi gücünüzü bırakıp Risale-i Nur sitelerine girip okuyorsunuz ve ancak isim veya iletisim adresi belirtmeden komik komik cümleler sarfediyorsunuz . be hey arkadasım, tarafgirlik gözlügünü cıkarıp hak namına okuyup anlamaya calıssana biraz bu hakikatleri.
Alıntı
 
 
#2 muhammed faysal mungan 28-08-2008 16:09
s a şimdi sizin söyledikleriz dogru ama şimdiki nur talebeleri risaleleri kuran dan çok okuyor ve okutuyor hadisten çok üstadın sözleri söyleniyorr ve sünetti seniye olan sakal bıramıyorlar bence bu hatadır
Alıntı
 
 
#1 polim 17-08-2008 16:31
sizleri bir ve eşi benzeri olmayan allaha ibadete davet ediyorum tevhidsiz iman olmaz gavs yanlız allahtır taassupla körü körüne bağlanmayın dininizi araştırın cennet ve cehennem haktır son nefesin sahibi yanlız allah subhanuhu dur kişinin alim veya ulemadaki yanlız ilim öyrenmektir daha fazlası şirktir şirk allahın hakkı olanı başkasına vermesidir ümitte korkuda ve istemede
Alıntı
 
 

Anket

Arap baharı sizce bir demokrasi / hürriyet hareketi midir yoksa bir devrim midir?
 
Kitapta, değişim sancıları içerisindeki, başta Türkiye ve âlem-i İslâm özelinde tüm dünya için büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin örnek hizmet anlayışı özetleniyor.
Bugün1699
Dün10402
Bu Hafta59559
Bu Ay1699
Toplam13574139

Sitede şuan 437 ziyaretçi var.


Risale-i Nur: İpten adam alır!

Risale-i Nur: İpten adam alır!

İstanbul’da yaşayan bizim köylü meşhur bir ceza avukatı var. Onun için “İpten adam alır!” tabirini kullanırlar. Gerçekten çok ağır mahpusları ve duyduğuma göre idamlıkları kurtarmış.“Dâvâ vekili ve ipten adam almak!” ebedî hayat için de lâzımdır.Bu pencereden Asa-yı Musa’da yer alan Dördüncü Mesele’sine bakalım:Cihan Harbinden daha büyük bir hadise...

Yeni Asya: Pusula ve deniz feneri

Yeni Asya: Pusula ve deniz feneri

Risale-i Nur’un “yasak kitap” muamelesi gördüğü, eserlerin gizlice basılıp dağıtıldığı, Nur sohbetlerinin polis ve jandarma baskınlarına uğrayıp Nurcuların karakol ve hapislerde eziyet gördüğü ve mahkemelerde yargılandığı bir dönemde yayın hayatına atılan Yeni Asya, yola çıktığı günden itibaren bu baskı ve yasaklarla mücadele etti.Nurculara yapılan...

İzmir’in ulu çınarlarından Muazzam Özçınar ahirete intikal etti

İzmir’in ulu çınarlarından Muazzam Özçınar ahirete intikal etti

Sevgi dolu Muhabbet dolu, Aşk ve Şevk dolu bir insandı. İzmir’in ulu Çınarlarından biri Muazzam Özçınar seksen yaşında bereketli bir ömrün sonunda, hiç sarsılmamış bir Nur Talebesi olarak Rahmet-i Rahman’a kavuştu. 1965 yılında tanımıştım kendisini. Sık sık ziyaret ettiğimiz yorgancı dükkânına yine bir gün gittiğimizde “sen Risale-i Nur’u...

Nurların dili

Nurların dili

“Her eser kendi diliyle doğar.” Daha sonra bu dilin değiştirilmesi, tadil ve tahrip edilmesi, o eseri de tahrip eder, değersizleştirir.Risale-i Nur da kendi dili ile doğmuş, orijinal hali ile okunmuş ve yayılmıştır. Bu hususta büyük mütefekkir Cemil Meriç şöyle diyor: “Said Nursî’nin kitapları tahkikî imanın birer kalesi; kendi gönlümüzden, kendi toprağımızdan...

Siyasî ahlâk dersleri

Siyasî ahlâk dersleri

Başkasına ilâç tavsiye eden bir hekimin, öncelikle kendi sağlığı yerinde olması lâzım. Kendisi hasta iken, başkasını tedâvi edemez.Aynı şekilde, başkasına ahlâk dersi vermeye teşebbüs edenlerin, öncelikle kendilerinin ilkeli, ahlâklı davranması gerekir. Kendisi zikzaklar içinde düşe-kalka gidenler, başkasına istikametli yolu gösteremez. Buna ehliyeti ve liyâkati...

Bediüzzaman’dan ezber bozan duruşlar

Bediüzzaman’dan ezber bozan duruşlar

Bizler, içtimâî ve siyâsî hayatın çalkantılarında boğulmamak için Risale-i Nur prensipleri doğrultusunda meşveret ile hareket ederek, harekâtımızı şahs-ı mânevî ruhu ile teyid edip yerine getiriyoruz. Neticesini de Rabbimize bırakıyoruz. Öncelikle bir kaç sual ile girmek istiyorum? Üstad Bediüzzaman Hazretleri kendisini tazyik eden ehl-i dünyanın lehinde olarak bir...

Avrupa’nın genç fatihleri

Avrupa’nın genç fatihleri

Bir haftayı aşkın son Avrupa seyahatimiz esnasında yeni bir fütûhâtın, sevindirici yeni bazı inkişafların farkına vardık: Temiz fıtratlı Müslüman gençlik, aslî dâvâsına tam sahip çıkıyor; bu misyonunu, hâl ve kàl diliyle âleme ilân ve ispat ediyor.Mevcut hâl ve gidişat, Üstad Bediüzzaman’ın bir asır evvel söylemiş olduğu “Avrupa, bir İslâm devleti...

Bayram, Gazzeli çocukların da hakkı

Bayram, Gazzeli çocukların da hakkı

Bir Ramazan ayını daha oruçla ihya etmeyi nasip eden Allah’a hamd olsun. Ömrü olanlar bugün bayram edecek. İnşallah her günümüz bayram gibi sevinçli ve huzurlu olur ve olsun.Ne yazık ki bazı senelerin bayramı buruk yaşanıyor. İslâm dünyasının, din kardeşlerimizin ve insanlık ortak noktasında buluştuğumuz başkalarının katliâma maruz kaldığı bir vakitte, gerçek...

“Hüsn-ü zan, adem-i itimat” Bediüzzaman’a mı ait?

“Hüsn-ü zan, adem-i itimat” Bediüzzaman’a mı ait?

Elbistan’dan Ruhi Pak kardeşimiz, “Bediüzzaman’ın diye naklettiğiniz ‘hüsn-ü zan, adem-i itimat’ sözünü Risale-i Nur’da bulamadık. Siz kaynağını bulabildiniz mi?” diye sordu.Bu söz Bediüzzaman’ın değil, “Nurun kumandanı, Nur’un kahramanı” şeklinde tanımladığı talebesi Zübeyir Gündüzalp Ağabeye aittir. Acaba o söz, Üstad’ın basılmamış...

Osman Kurnaz

Osman Kurnaz

Ahlen, Almanya’ya giden her okuyucumuzun mutlaka uğradığı orta büyüklükte şirin bir kasaba, ama ülkedeki Nur hizmetinin en önemli merkezlerinden biri. Çoğunluğunu yakındaki maden ocağında çalışan, ama aralarında kendi işlerini kuranların da bulunduğu Türklerin oluşturduğu Nur talebeleri, burayı olduğu gibi Almanya’yı da nurlandıran manevî hizmetlere imza...

  • RÖPORTAJ
  • NUR HABERLERİ
  • BASINDAN SEÇMELER
  • DÜNYA DÖNÜYOR
  • AVRUPA´DAN HABERLER

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, Yeni Asya’nın sorularını cevaplandırırken, “Bediüzzaman Said Nursî′nin koymuş olduğu tüm ölçüler hepimiz için önemli ...

Bitlis Valisi Veysel Yurdakul, bildiğimiz bü-rokrat kalıplarını zorlayan bir üst düzey yönetici. 11 ay önce Bitlis’e tayin edilmiş. Daha önceki görev ...

Risale-i Nur’un yayın hakkının ‘devlet tekeli’ne alınmasıyla ilgili sorularımızı cevaplandıran Anayasa Komisyonu üyesi, Avrupa İnsan Hakları ...

İstanbul’da yaşayan son levantenlerden 82 yaşındaki Giovanni Scognamillo ile sinemaya, dine, başörtüsüne ve sair birçok konuya dair sohbet ettik… ...
Dilencilerin bir çoğu insaf, acıma, yardımseverlik ve dindarlık duygularını sömürerek kolay ve haksız kazanç elde etmeye çalışıyor. Özellikle ...

Dünya meşgalesinden yıpranan duygularımızı tamir ve ihya gayesi ile Bismillah diyerek on günlük programımıza başladık. Bazen gürültülü bir ortamda ...

RİSALE-İ NUR Enstitüsü tarafından ücretsiz olarak bu yıl dördüncüsü gerçekleşecek olan Sosyal Bilimler Semineri için başvurular başladı. Başvuru ...
YAZAR İslâm Yaşar, imanla hürriyeti birleştiren ve bu tanımı yapan ilk İslâm aliminin Bediüzzaman Said Nursî olduğunu belirtti.

Demokrat Eğitimciler ...

Gayri münteşir mektuplar arasında, çocuk yaşta hizmetine girdiği Üstadın en yakın kurmayları arasında yer alan ve ondan 3.5 yıl sonra 34 yaşında ...

Torba kanuna sokuşturulmak istenen ve Risale-i Nur’un devlet tekeline alınmasını öngören korsan maddeye karşı hafta başından itibaren yaptığımız ...

Gazeteci-yazar Taha Akyol, Zaman’a verdiği mülâkatta, Mustafa Kemal’in hayatının her döneminde tek adam olma fikri ile hareket ettiğinin altını ...

Müstehcen yayınlarla mücadele yavaş da olsa dünyanın gündemine yerleşiyor. Müstehcen yayın yapanlar en çok ‘sanal alem’i kullanıyor. Hemen her ...
ERTUĞRUL Özkök, dünkü yazısında Bediüzzaman’dan söz etmiş. Onun, zulme uğramasına rağmen, intikam duygusu taşımadığını belirtmiş.

Haklı. ...

Elazığ Barosu Başkanı Adnan Demir, barolarında staj yapan başörtülü bir avukata avukatlık ruhsatnamesinin verildiğini ve cübbesinin giydirildiğini ...
“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o ...

Ramazan Bayramı coşkusu bütün dünyada kendisini hissettirdi. Birçok ülkede binlerce Müslüman bayram namazı için camilere akın edince cemaat sokaklara ...

Said Nursî açıkça laik devlet düzeni altında kusursuz ve mükemmel bir şekilde Müslüman olunabileceğini görmüştür.. İlginç bir şekilde Nursî, gün ...
Demokrasi götürmek adına yapılan zulümlere bir yenisine daha Libya’da imza atılıyor. En son bu sahne Irak’ta Saddam için uygulanmıştı. Demokrasiyi ...

KAZAKİSTAN: Başkent Astana’da bulunan, Orta Asya’nın en büyük camilerinden Hazret Sultan, bayram namazında dolup taştı. 10 bin kişinin aynı anda ...

Sri Lanka’dan Ekmel’in bir ilâhi okuduğu, Azerbaycanlı Şahin’in ve Kamerunlu Hamza’nın duygu ve düşüncelerini paylaştığı program, yine Sri Lankalı ...

Bir program, ama ne çok meyvesi var. Tıpkı bire bin veren bir meyveli ağaç gibi. Görüşmekler, tanışmaklar, sohbetler; arkadaşlıklar, dostluklar, ...

Askerlerİn maneviyatına özel önem veren Alman Ordusu amirleri, orduda görev yapan farklı dine mensup askerler için din adamı tahsis ediyor.

...
İslâmiyetin bütün haşmetiyle neşvü nemâ bulduğu Hollanda’nın Rotterdam şehrinde, Avrupa’da İslâmiyetin nurlu bir çekirdeğini teşkil eden ve ...

Yunanistan’ın başkenti Atina’da bahar aylarına kadar inşa edilmesi düşünülen ‘geçici cami’nin ibadete açılması bir başka bahara kaldı. Yunan ...

İsviçre’nin Schaffhausen şehri, geçen hafta sonu fevkalade bir sıradışılığına şahit oldu. İsviçre’de Müslümanların Bediüzzaman adına yapılan çağrıya ...

  • MAKALELER
  • SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ KUR´AN
  • KURAN HABERLERİ

Semavi üç büyük dinden biri olan Musevilik; sonradan tahrif edilen şekliyle Yahudilik, Hz. Musa'ya Tevratla gönderilen dindir. Bu dinin mensuplarına ...

Duâ, kulluğun özüdür. Hadis-i şeriflerde; ibâdetin özü olduğu, ibâdetin duâdan ibaret olduğu ifade edilir. Hadislerde duâ ile ilgili olarak;

- ...

Kur'an-ı Kerim, manasıyla, üslubuyla, kelimeleriyle, açıklamalarıyla, camiiyetiyle, gaybdan verdiği haberleriyle, gençliğini korumasıyla ve ...

“Ümmetimin fesâdı zamanında benim Sünnetime yapışana yüz şehid ecri vardır.” (Hadis)

Kâinattaki varlıkların dilleriyle veya hal lisanlarıyla yapmakta ...

-Hafız Gönenli Mehmed Efendi’nin vefat yıl dönümü münasebetiyle-

Cumhuriyet döneminin en meşhur kıraat âlimlerinden ve asıl ismi Mehmed Öğütçü ...

Midyat'a gelen İranlı Hafız Fatiha'yı tek nefeste okudu.

Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.

Fatiha sûresini hiç böyle dinlediniz mi?

Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.

“Güzel Kur’ân-ı Kerim Okuma Yarışması” Adana birincileri belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’ân Kursları’nda okuyan kız-erkek ...

DİYANET İşleri Başkanlığınca düzenlenen Yaz Kur’ân Kursları’nda engelli öğrenciler için brail alfabesiyle işaret dilini bilen öğreticiler ...

İSLÂM Toplumu Millî Görüş (IGMG) tarafından düzenlenen Avrupa Kur'ân-ı Kerim Tilâvet Yarışması’nın ...

Kazakistan Millî Uzay Ajansı Kazkosmos Başkanı Talgat Musabayev, “Uzay, önemli bir manevî ders mekânı; astronotlar arasında ateist bulunamaz. Uzaya ...

ZONGULDAK’IN Devrek ilçesinde, İmam Hatip Liseleri Arası Hafızlık Kur’ân-ı Kerim ve Ezanı Güzel Okuma yarışmaları ...

  • Mana-i Harfi
  • ENSTİTÜ YAZILARI
  • RİSALE-İ NUR IŞIĞINDA
  • TARİHİ HAKİKATLER
  • RİSALE-İ NUR NEDİR?
Otuzuncu Söz'ün İkinci Maksad'ı "tahavvülat-ı zerrata dair" şeklinde bir ibareyle başlar. "Tahavvül" kelimesinin karşılığı "bir halden diğer hale ...
Var olan her şeyin yöneldiği nihaî nokta birlik, belirli bir sürecin ardından bütünleşme ya da bütünlük adına yok olmadır. Ancak bütünleşme ...
Bu renk çoğunlukla değişimin ve farklılaşmanın, başka şekillere dönüşümün rengi olarak ifade edilmektedir. Bu ...
Pek çok canlı türü ve özellikle de insan, topluluklar şeklinde yaşama özellikleri ile dünyaya gönderilmiştir. Kültür ortamında koloniler ...
Yeknesaklık ve ünsiyet, yani tekdüzelik ve alışmışlık alemimizde önemli perdeler. İnsan alışık olduğu şeye kendini dost hissediyor, alışmak için ...
SORU:
Risâle-i Nur’da “kanun” ve “hukuk” kavramları nasıl ele alınıyor? Bu kavramları ...
Bediüzzaman Said Nursî iman ve Kur’ân hizmetinde orijinal kelime ve kavramlarla pek çok şeyi ifade etmiştir. İşte onların birisi de “Barla ...

Meselâ, her ikinizin Hâlıkınız bir, Mâlikiniz bir, Mâbudunuz bir, Râzıkınız bir—bir, bir, bine kadar bir, bir. Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, ...

Kelime olarak “şüphe, işkil, kuruntu, tereddüt; kalbe gelen asılsız kötü ve sinsi düşünce” ...

İnsan şimdiye kadar çok farklı şekillerde tanımlanmıştır. İslami anlayışta; her vakit bir nankörlüğe, aceleciliğe, zulme ve cahilliğine meyyal ...

Küçük Sözler”in engin dünyasında biraz dolaşmaya ne dersiniz?

Önce, malum iki yolcunun, uzaklık yakınlık itibari ile birbirine eşit olan yollarına ...

—NURLU HATIRALAR’LA...—

İşârâtü’l-İ’câz tefsirinde Kur’ân’ın takip ettiği maksadları, yürüdüğü dört hedefi açıklamadan önce Kur’ân-ı Kerîm’in asrımıza ...

Nur mesleğinin takip ettiği dört ana esastan birisi tefekkürdür. Risâle-i Nur Külliyatı ise, adeta bir tefekkür deryasıdır. Her şeyden Sani-i ...

Peygamberimizin (asm) ümmetin fesada gittiği zaman olarak haber verdiği ahirzamanın tam da felâket ve helâket asrı olan dönemini yaşamaktayız. ...

Bediüzzaman, Lem’alar adlı eserindeki 25. Lem’a’da hastalara teselli olacak konuları ele alır. Ve yirmi beş deva sunar. Hasta insanı psikolojik ...

Günün Tarihi 4-5 Mart 1934 5-6 Mart 1980

Bediüzzaman diyor ki:

Bütün mekteplerde ve dairelerde ve halkta, o ölmüş ...

Risâle–i Nur'dan bir nükte:

Siyah Dutun Bir Meyvesi

[O mübarek dut başında Eski Said, Yeni Said lisanıyla söylemiştir.]

Muhatabım Ziya Paşa değil, ...

Bediüzzaman diyor ki:

Ben vilayat–ı şarkiyede aşîretlerin hal–i perişaniyetini görüyordum. Anladım ki, dünyevî bir saadetimiz, bir cihetle fünün–u ...

Risâle–i Nur'dan bir iktibas:

Sultan Mehmed Fatih’in zamanında hikâye edilen meşhûr ve mânidar Cibali Baba kıssası nevinden olarak, bir kısım ehl–i ...

Osmanlıca ile birlikte Kur’ân harflerinin de yasaklanmasının ardından, sıra Muhammedî Ezanın yasaklanmasına gelmişti.

Dünyada ve insanlık tarihinde ...

BİRİNCİ BÖLÜM

Risale-i Nur'un meslek ve meşrebi

Bir fikir hareketi ya da bir düşünce sistemi incelenirken, evvelâ incelemeye esas ...

Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...

Meslek; kelime anlamı itibariyle; usûl, tarz, tutulan yol, davranış, doktrin ve sistem demektir. Meşrep ise; tabiat, huy, mizaç, âdet, ahlâk, hareket ...

RİSALE-İ NUR NEDİR VE NASIL BİR TEFSİRDİR?

Hayatımızın bir anlamı olmalı. Güzel yaşamak ve mutlu olmak, sevdiklerimizin yanımızda olması, uzun bir ömre sahip olmak gibi şeyler dünya ...

  • BEDİÜZZAMAN CEVAP VERİYOR
  • MEDYADA SAİD NURSİ
  • SAİD NUR VE TALEBELERİ
  • BEDİÜZZAMAN KÖŞESİ
  • SAİD NURSİ KİMDİR?

Yazar Soner Yalçın'ın "Efendi-2" isimli kitabı, büyük bir gürültü ve sansasyonla piyasaya sürüldü.

Kitap hakkındaki ilk duyuruyu, Hürriyet ...

Bediüzzaman’ın, 1935’te 120 talebesiyle beraber haksız ithamlarla tutuklu olarak yargılandığı Eskişehir mahkemesindeki müdafaasında verdiği çok ...

Şeriat dairesindeki hürriyet, gelişmenin birinci kapısıdır: Asya’nın ve âlem-i İslamın istikbalde terakkîsinin birinci kapısı meşrutiyet-i meşrua ve ...

Bediüzzaman’dan meşveret izahları:

Demokrasi, Kur’an’daki şûra ayetlerinin tecellîsidir ve meşverettir: “Meşrutiyet (cumhuriyet, demokrasi) ‘Ve ...

Ferdin, ailenin, cemiyetin bütün müesseselerini tecdid eden, Kur’ânî ve Nebevî rota çizen Bediüzzaman, gazetelerin (basın, yayının) temel ...

Bediüzzamanın Kastamonu hayatı da bir çok olaylara şahit olmuştur. Baskıların haddini aştığı zamanlardır.

Şapka inkılâbının ilân edildiği bir ildir ...

Madrid’de bir grup insanın 2009 yılında kurduğu Said Nursî Derneği, İspanya′daki insanlara Bediüzzaman’ın fikirlerini tanıtmayı arzu ediyor. Dernek ...

Şanlıurfa’da, Bediüzzaman Said Nursî’nin vefat ettiği İpek Palas Oteli, restorasyon çalışmalarının ardından hizmete açıldı.

Bediüzzaman’ın vefat ...

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, kendisini imha etmeye çalışan güçlere meydan okurken, “Ölümüm hayatımdan çok hizmet edecek” diyordu. Gerçekten, hayatta ...

TÜRKİYE’NİN toplumsal barışını kangrene çeviren “Kürt Sorunu” Osmanlı’dan bu yana var olmuş, fakat Cumhuriyet’in kurulmasından bu yana daha da ...

Dünya ve ahiret saadetinin iman hakikatleri dairesinde olduğunu hisseden ve bilen insanlardandı Mübarek Süleyman…

“Barlalı Mübarek Süleyman” ...

Sayısız konferans ve seminerler veren halkla iç içe olan ve aynı dünyada ve alemde yaşayan kişiyi elbette bay ve bayan arayacaktır, soracaktır, ...

Şahsiyetler vardır, dâvâsı uğruna hayatını hakir görürler… Mefkûresi uğruna, malından, canından ve istediği her şeyden vazgeçerler. İnsanlar ...

(Vefatının 20. yılında rahmetle anıyoruz)

Mustafa Acet, uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığında hattat olarak vazife yapmıştır. 1924 yılında ...

Şehid merhum Cevdet Baybara’ya rahmet vesilesiyle...

“Hiçbiriniz sakın ölümü temennî etmesin. Eğer o salih bir kimse ise (hayatta oldukça) ...

Bir Bediüzzaman Haftasını daha idrak ettik. Onu rahmet ve duâyla anıyoruz.

O, himmetini milletinin saadet ve selâmeti yolunda feda etmiş bir ...

Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
 
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”

Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...

Yirminci asrın başlarında bir ses yükseliyordu Anadolu’nun bağrından. Elbette yeniydi bu fikirler. İlhamdan da öte, Kur’ân nurlarından gelen ...

Bediüzzaman 1911’de İslâm ülkelerinin bağımsızlığını kazanacağını; henüz SSCB kurulmadan Rusya’nın üç dehşetli inkılâp geçireceğini; Bolşevik ...
“Hakkın hatırı âlîdir, hiçbir hatıra feda edilmez.” Bediüzzaman’ı ve dâvâsını bir cümlede özetlemek icap etseydi; ben bunu seçerdim. İman dolu ...

Gençliği ve Tahsil Hayatı: I. Meşrutiyet Devri

1878 (1) ’de Bitlis’in Hizan ilçesinin Nurs köyünde doğan Bediüzzaman, ilk eğitimini ağabeyi ...

Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de her canlı gibi ölümü tatmış ve 23 Mart 1960’ta, Urfa’da son nefesini vererek ebedî âleme göç etmişti. ...

Prof. Dr. Şerif Mardin: Said Nursî İslam düşüncesine getirdiği yorumla, endüstri medeniyeti ve akılcı felsefenin açtığı boşluğu doldurdu.

SOSYOLOJİK ...

Dünkü "Dağa çıkmak..." başlıklı yazımızın devamını bir sonraki güne bırakarak, pek mühim bir meselenin yeniden gündeme gelmesi münasebetiyle, Hz. ...

Her çağın kendine özgü bir paradigması varsa, her âlimin de kendine özgü bir çağı okuyuş tarzı olmalıdır. Gazali kendi çağını nasıl özgün bir ...
  • Kitap Bahçesi

Bilhassa “cerbeze”nin had safhaya vardığı günümüzde çarpıtılan İslâmî mefhumlara en mühim örneklerden birisi olan “cihad”ı mevzu alan bir inceleme.

...

“İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.”

...

Çocuk terbiyesinde maneviyâtın ehemmiyetini mevzu alan ve bu mevzuyu Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin fikirleri istikametinde yorumlayan bir inceleme. ...

“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...

Yarınımızın büyüklerinin “Hoca Dede”si Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’ni “çocuklara tanıtmak ve sevdirmek” gayesiyle hazırlanan bir ...