| Abdülhakim Arvasî (1865-1943) |
|
|
| Risale-i Nur Enstitüsü tarafından yazıldı. |
| Cuma, 05 Aralık 2003 01:00 |
|
Nakşibendi tarikatının Halidi kolunun şeyhlerindendir. Arvas Seyitleri olarak
telakki edilen aileye mensuptur. Bu ailenin asırlar öncesinden Van'a gelerek
yerleştikleri, Kadiri tarikatına mensup oldukları ve "Arvas Seyitleri" olarak
anıldıkları rivayet edilmektedir. Bu isimden dolayı "Arvasî" olarak anılmış ve
bu unvanla tanınmıştır. Soyadı Kanunu çıkarıldıktan sonra "Üçışık" soyadını
almıştır. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde muhtelif yerlerde hocalık yapmış,
tasavvuf şeyhliğinde bulunmuştur.
Risâle-i Nur'un yayılmasına engel olmaya çalışan CHP yönetimi, bu amaçla bazı din adamlarını art niyetlerine alet etmişlerdir. Şeyh Abdülhakîm de bu maksada alet olmaktan kurtulamamıştır. Abdülhakim, 1865 yılında Van iline bağlı Başkale ilçesinde dünyaya geldi. Seyit Mustafa Efendinin oğludur. Soyu Abdülkadir-i Geylani (ra) hazretlerine dayandırılmaktadır. İlk derslerini babasından aldı. Başkale'deki ibtidai ve rüşdiye mekteplerini bitirdikten sonra, eğitim maksadıyla Irak'a gitti. Burada bazı bölgeleri dolaşarak alimlerden icazet aldı. Buradaki eğitimini de tamamladıktan sonra Başkale'ye geri döndü. Abdülhakim, Başkale'ye döndükten sonra burada bir medrese yaptırdı. Kendisine miras olarak kalan serveti bu amaçla harcayarak büyük bir kütüphane vücuda getirdi. Kendi kurmuş bulunduğu medresesinde yirmi yıla yakın bir süre boyunca ders okuttu. Daha sonra Halidiye Tarikatı şeyhlerinden olan Seyyid Fehim'e intisap etti. Bu arada bir çok müspet ve din ilimleri alanında bilgi alarak kendini yetiştirdi. Akabinde bazı tarikatların hilafetini aldı. Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması ve Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesinden sonra bölge Ruslar tarafından işgal edildi. Bu arada Başkale de Ruslar tarafından istila edildi. Bu işgal ve istilayı fırsat bilen Ermenilerin silahlanarak Müslüman halkı katletmeleri üzerine bir çok aile yerini ve yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Bu arada Şeyh Abdülhakim, 150 kişiyi bulan ailesi ile birlikte daha güvenli yerlere geçmek maksadıyla buradan ayrıldı. İlk etapta Bağdat'a gidip yerleşmek maksadıyla göç etti. Şeyh Abdülhakim, Musul'a vardıktan sonra burada iki yıl kaldı. Bağdat, İngilizler tarafından işgal edildiği için buraya gidemedi. Ailesi ile birlikte tekrar göç ederek Adana'ya geldi. Buranın da işgal edilme tehlikesine karşılık Eskişehir'e gitti. Daha sonra buradan da ayrılarak 1919 yılında İstanbul'a geçti. Eyüp'te kendisine tahsis edilen Yazılı Medrese'de misafir edildi. Ayrıca, Kaşgari Dergahı şeyhliğine tayin edildi. Daha sonra Sultan Vahdettin tarafından Medrese-i Mütehassisin'e müderris olarak tayin edildi. Bu arada dergah şeyhliği, imamlık ve vaizlik vazifelerini de ifa etti. Bu görevi tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar devam ettirdi. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra, tarikat faaliyetlerine ara veren Şeyh Abdülhakim, dergaha dönüştürdüğü evinde tasavvuf faaliyetlerine devam etti. CHP'nin başarısızlığı, ülkenin içine düştüğü ekonomik çöküntü sonrası kurdurulan Serbest Cumhuriyet Fırkasına olan teveccüh, komplocuların ve provokatörlerin işine yaradı. Çıkarılan Menemen hadisesi sonrasında, özellikle dindar kesim üzerinde büyük bir baskı oluşturuldu. Çok sayıda insan tutuklanarak hapis ve ağır cezalara çarptırıldı. Şeyh Abdülhakim de tutuklandı ve Menemen'e gönderildi. Ancak, olayla ilgisinin olmadığı anlaşıldı. Soyadı kanununun çıkarılmasından sonra Üçışık soyadını alan Şeyh Abdülhakim, İstanbul'da çalışmalarına devam etti. Beyoğlu'nda bulunan Ağa Camii ile Beyazıt Camilerinde bazı dersleri okuttu. Özellikle Necip Fazıl Kısakürek'in kendisiyle tanışması ve sohbetlerine devam etmesi daha çok tanınmasına vesile oldu. Bir ara Vefa Lisesi'nde de öğretmenlik yaptığı aktarılmaktadır. Medreselerde daha çok tasavvuf ile ilgili dersleri okuttu ve bu konuyla ilgili bazı eserleri kaleme aldı. Eylül 1943 yılında sıkıyönetimin emriyle İzmir'e gönderilen Şeyh Abdülhakim'in aynı yıl içinde rahatsızlığı arttı ve hastalandı. İzmir'de zor şartlar altında yaşaması, yaşının da epey ilerlemiş olmasından ötürü hastalığının şiddeti arttı. Akabinde Ankara'ya getirildi. Kısa bir süre sonra da Ankara'da vefat etti (27 Kasım 1943). Naaşı Ankara'nın kuzeyinde bulunan Bağlum Mezarlığına defnedildi. Risâle-i Nur'un giderek geniş bir kitle tarafından benimsenmesi ve çok sayıdaki talebeyi kendine bağlaması, bazı yöneticilerin değişik yollara başvurarak engellemeleriyle karşılaştı. Bir taraftan Üstad ve talebeleri hapse atılıp muhtelif işkencelere tabi tutulurken, diğer taraftan da bazı din adamları kullanılarak Risâle-i Nur'un önü kesilmeye çalışıldı. Risâle-i Nur ve Üstadı hakkında aleyhte konuşturulmak suretiyle davaya zarar verilmeye çalışıldı. Gizli komitenin amacı, bazı kimseleri, Risâle-i Nur'a karşı kışkırtmak, tenkit etmelerini sağlamak ve bu yolla yayılmasını engellemekti. Şeyh Abdülhakim'i de Bediüzzaman'ın aleyhinde konuşmayı başaran kesimler, tenkit edenler arasına katılmasını sağladılar. "Birinci Şua'da bazı Kur'an ayetlerinin işari ve remzi manalarının külliyetinde, cifir ve ebced tevafuklarına" temas edilmesi ve asrımıza bakan bazı işaretlerin tezahürü ile ilgili beyanları tenkid eden Şeyh, farkında olmadan söz konusu komitenin oyununa alet oldu (Abdulkadir Badıllı; Bediüzzaman Said-i Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayatı, C. 2, İstanbul 1998, s. 1103). Yapılan haksız eleştirilere rağmen, Bediüzzaman'ın söz konusu tenkitçiler hakkında itinalı davranması ve onların hareketlerine benzer tavrı takınmaması dikkat çekicidir. Bediüzzaman, Kur'an tefsiri ile ilgili yapılan eleştirilere şöyle cevap verdi: "… biz demiyoruz ki, ayetin mana-yı sarihi budur. Ta, hocalar fihi-nazar desin. Hem dememişiz ki, mana-yı işarinin külliyeti budur. Belki diyoruz ki, mana-yı sarihinin tahtında müteaddit tabakalar var. Bir tabakası da mana-yı işari ve remzidir. Ve o mana-yı işari de bir küllidir, cüziyatları var…" (Kastamonu Lahikası, s. 120, 121). Bediüzzaman, Risâle-i Nur ve şahsı ile ilgili çevrilen dolaplara dikkat çekerken, bu oyuna alet olanlar için "biçare" tabirine yer verdiği de görülmektedir. Ayrıca, yaptığı hizmete engel olmanın hiç kimseye fayda sağlamayacağına ve talebelerinin de dindar insanlara karşı hassas olmaları gerektiğine işaret etmektedir (Şualar, s. 286). Bediüzzaman, bazı safdil insanların ve bazı cüretkar talebelerin, yaptıkları yanlışlarla, fırsat kollayan kesimlerin işini kolaylaştırdığını belirtmektedir. Bununla birlikte aleyhine sevk edilen Şeyh Abdülhakim gibi zatların da söz konusu durumdan zarar gördüklerini, mütedeyyin insanların birbirinin aleyhinde bulunmalarının hiçbir fayda sağlamayacağını da örnekleriyle birlikte ortaya koymaktadır (Şualar, s. 289). Şeyh Abdülhakim, Rabıta-i Şerife ve Riyazü't-tasavvufiye adlı eserleri kaleme almıştır. Birinci eser Necip Fazıl Kısakürek tarafından sadeleştirilerek yayımlanmıştır. Eserde rabıta ve uygulamasıyla ilgili bilgilere yer verilmektedir. Eserinde, Nakşibendi tarikatının adabı hakkındaki açıklamalar yer almaktadır. İkinci eserde ise tasavvuf, tasavvuf tarihi ve kavramlarıyla ilgili bilgilere yer verilmektedir. Bu eserini medresede hocalık yaptığı sıralarda kaleme almıştır. Bu eser de Necip Fazıl Kısakürek tarafından sadeleştirilerek Tasavvuf Bahçeleri adıyla yayımlanmıştır. |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Hakikat güneşi İslâm “bahane” kal... |
|
Nejat Eren |
|
|
Ayasofya zincirlerinden kurtulmay... |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Riyanın mahşerdeki görüntüsü |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Bilmek cehaleti giderir mi? |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 79 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...
“İnsan bir yolcudur; ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ...
Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Yorumlar
Risale-i Nur büyük bir eser, bediüzzaman büyük bir alimdir. Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretleri büyük bir alimdir. Bu insanlar devdir.
Devlerin mevzuunda hüküm Allah'ındır. Biz cüceler neleri konuşuyoruz, insaf.
Baba'yı en iyi hayırlı evlat korur. Hoca'yı en iyi has talebesi korur.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Abdulhakim Arvasi'ye olan müthiş muhabbeti malum. Bediüzzaman'a alakası da malum.
Risale-i nur aşkıda malum. O bile bu kavgaya girmemişken biz kimizde itilaf çıkartıyoruz.
Allah bize bizim bir millet olduğumuzu hatırlattım.
yedinci herhalde büyük zatlara onların hakkında konuşmamak ?
SübhanAllah töbe töbe.
Siz imanı Basitmi görüyorsunuz ? Yok neymiş ona birlaf söylerseniz imandan çıkarsınız cins cins konuşmayın Adamı sinir etmeyin.
Hata edebilir bir insan çünkü adı üstünde insan melek degilki hatadan müberra olsun.
Şeyh abdulhakim arvasi hata edebilir ve etmiştir.
şimdi ben o zat hata etti yanlış yaptı dedigimde Dindenmi ÇIKACAM ?
BOŞ BELEŞ KONUŞMAYIN.
Bilgilerinizi lütfen test edip ortaya koyunuz. ezbere konuşmak kimseyi yüceltmez. Seyyidlik ve Şeriflik ancak Hak tan geleni, Hak yol üzere söylemekle kıymetlenir. Seyyid ve Şerif olmayan nice veli kullarda çok kıymetlidir.İmamı Azam gibi, İmam Rabbani gibi, İmam Gazzali gibi, İmam Abdülhâlık-ı Goncdüvani gib.vs...
Ayrıca tarihte pek çok alim birbirinin hata olarak gördüğü fikirleri eleştirmiştir. İmam Muhammedin pek çok içtihadı İmamı Azam Hazretlerinden farklıdır...
Kardeşim haklısın
Yazik, Cok Yazik, Biz Kimizde icazet almadan yeryuzune isik tutan insanlarin hakkanda kelam edelim, 1. si bazi arkadaslar Hoca Efendiler, Allah Dostlari,
Peygamber Asiklari, Tasavvuf Ehlleri, Sunnet Ehlleri gibi Omru ilay-i Kelimetullah ugruna gecerken sehadet eden bir suru gorevli Evliyaullah vardi ki
bunlardan Biri Seyyid Abdulhakim Arvazi (K.S) idi , ey Sevgili Din Kardesim sana bana dusermi konusmak yorum yapmak... Nasil ki abdest almadan namaz
kilinmiyor ise, icazetsiz sekilde yapilan yazilarda konusulan kelamlarda camurdan oteye gecmez... Yazik ki sen Boyle edepli ve Hizmetli insanlarin arasindan
bu kadar korkunc sekilde yazi yazmissin... Ben Hoca Efendilerimizde n ve Gorevli Abilerden rica ediyorum Allah-ü Teala 'nin rizasi icin boyle sacma sapan
kelamlari koymayalim yaziktir Abiler edep Ya HU edep... Bu yaziyi Ustad Said Nursi asla yayinlatmazdi... Allah-ü Teala size Hidayet eylesin..! Yahudilerde,
Hristiyanlarda diger inanclara mensup olanlarda Kur'an-i Kerim 'e ve ISLAM dinine sırf onlara ters geldigi icin karsi ciktilar... Bakiniz Kardesler , Abiler
aklimizi Basimiza Densirelim... Bu isler bizim isimiz degil... Bu Forum eger SAID NURSI adi kullanilarak acildi ise ve gercekten samimi olarak ona murid
olanlar yonetiyor ise inata bindirmeden saygi cercevesinde bu yaziyi yok edelim... biz Allah-ü Teala 'nin izni ile bir sekilde buraya gorevli gonderildik ama
yorumlardan ve Ana basliktan aldigim fitne pisliginden dolayi Musluman olmaktan ve Hoca Efendilere vatandas memed agalar gibi kelam etmekten dolayi cok
uzuldum
Osmanli adetinde boyle seylerde kotu laf bile edilmezdi sadece Ecdadin dedigi kelam EDEP YA HU bide tekrarliyoruz EDEP YAHU, EDEP YAHU, EDEP YAHU..!
Sizde Delil Getirin ? Öyle boş Beleş Konuşmayın Ona Buna Hakaret Edipte Edepsizlik Etmeyin.
Muhammed Sadık Kardeşim Üsdat Bediüzzaman Bir Şafiiligi Kalmıştı Onuda sen el attın helal olsun başka birsey demiyorum.
Nurcuların arasında 1 yıl Kalmışsın ama Nasiplenmemişsi n demekki nasibin yokmuş.
Biz Nurcular BİR MÜRİT SEYHİNİ NASIL SEVİYORSA En az Bizde onu Okadar Seviyoruz.
Varmı bir itirazın Sen Şeyhini Seviyon Birsey olmuyorda Neden Biz Bediüzzamanı Sevdiğimizde Zorunuza gidiyor ?
Aklı Selim Bir Müslüman Böyle Davranmaz.
Selametle
yazi ile Murad edilen amac gözden kacmisa benziyor.
Zira anlasilan o ki, Risale-i Nurlar okunmamis olup, Ahirzamanin o dehsetli Sahsinin ve de zindika komitelerinin ne dehseti ne de mahiyeti anlasilmamis görünüyor.
Birkere bir insanin Evliya olmasi, hata etmez, ufku acik manasi icermez, öyle olsaydi, zaten Osmanli hic bir zaman bir SIKINTIYA düsmezdi. Adetullah kanunlari geregi Evliya dedigimiz muhteremler de birer insandir, netice itibariyle hata da edebilirler, burada kasit demiyorum, Hata diyorum.
Kim bilir hangi Komita hangi yalanlarla muhterem Seyhe yanasti ve de asli astari olmayan hangi yazilari gösterdi, burasini Allah bilir.
SAyet seyh efendi, böyle düsündü ise, bilin ki, bir Komitenin mmünafiken yaklasarak Seyh Hazretlerini yaniltmasi imkan dairesindedir.
Önemli olan O dehsetli Sahsin ve de Komitelerin mahiyeti anlasilsin.
Murat edilen de budur yazidan, Öküz altinda buzagi aramiyalim lütfen.
Risale-i Nurun mücadele kapsamini akli selim herkes gördü, okuyanlarda görecektir.
Selam ve Dua ile
Eger incitecek bir durum hasil oldu ise, basta Merhum Seyh´den sonra da sizlerden özür dilerim
Öncelikle Seyyid Abdülhakim Arvasi (rahmetullahi aleyh) ismini doğru yazın sonra da bir büyük evliya zatın başkalarını oyununa alet olduğu gibi yalanlarını geçin hem evliya diyeceksin hemde iftira attı diyeceksin yani buna kim inanır hakikaten aklınızdan şüphe ediyorum.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için