Risale-i Nur’da kuvvaların izahı

İmtihan gereği yaratılışta bir had konulmayan üç duygumuz vardır.

Bunlar kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliyedir. Şeriat, bu duyguları kullanırken vasatta olmamızı emretmiştir. Bütün duygularda vasatta olmak için de bize peygamberler birer nümune olmuşlardır. Bizim için zor olsa da saadet-i dareynimiz için istikamet üzere olmamız bir mecburiyettir.

Bu duyguları istikamette tutabilmek için ciddî bir terbiyeye ihtiyaç vardır. O da Hz. Muhammed’in (asm) hayatını örnek almakla mümkün olabilir. Dün olduğu gibi bugün de insanlık buna çok muhtaçtır.

Risale-i Nur’un muhtelif yerlerinde bu konudaki izahları aktarmak istiyorum:

Nasıl bir adamın kuvve-i gadabiyesi olan dafiası ve kuvve-i şeheviyesi olan cazibesi olmazsa ölmüş olur ve hayy iken meyyittir. 1

İnsandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Kuvve-i şeheviye ve gadabiye ise, şeytanın desiselerine hem kabile, hem nakile iki cihaz hükmündedir.2 Lübbü bulamayan kışır ile meşgul olur. Hakikatı tanımayan hataya sapar. Sırat-ı müstakimi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır. 3

Fakat insandaki kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i akliye Sani tarafından tahdit edilmediğinden ve insanın cüz-ü ihtiyarisiyle terakkisini temin etmek için bu kuvvetler başıboş bırakıldığından, muamelatta zulüm ve tecavüzler vukua gelir. 4

Üstad Hazretleri İşaratü’l-İcaz’da “Sırat-ı müstakim” (Dosdoğru yol…)5 âyetinin tefsiririni yaparken üç kuvvetin vasat bölümlerini şöyle izah ediyor: Sırat-ı müstakim şecaat, iffet, hikmetin mecziniden ve hülasasından hasıl olan adl ve adalete işarettir: Şöyle ki: Tagayyür, inkılap ve felâketlere maruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskan edilen ruhun yaşa- yabilmesi için üç kuvvet ihdas edilmiştir. Bu kuvvetlerin, birincisi, menfaatleri celp ve cezb için kuvve-i şeheviye-i behimiye, ikincisi, zararlı şeyleri def için kuvve-i sebuiye-i gadabiye, üçüncüsü, nef’ ve zararı, iyi ve kötüyü birbirinden temyiz için kuvve-i akliye-i melekiyedir. Lâkin, insandaki bu kuvvetlere şeriatça bir had ve bir nihayet tayin edilmişse de, fıtraten tayin edilmemiş olduğundan, bu kuvvetlerin herbirisi, tefrit, vasat, ifrat namıyla üç mertebeye ayrılırlar. 6

Risale-i Nur Külliyatı’nda insanların cinlerden daha ziyade fesad yapacakları da şöyle izah edilmiş: Cinlere halife olmakla beraber, beşerde kuvve-i gadabiye ve şeheviye dahi ilâveten halkedilmiştir. Bunlar, cinlerden daha ziyade fesad yapacaklardır.7

Cenâb-ı Hak cümlemizi sırat-ı müstakimde daim kılsın inşallah. Çünkü dünyamız da ahiretimiz de hadd-ı istikameti ihtiyar etmemize bağlı.

Mehmet Bilgin

Dipnotlar:
1- Bediüzzaman Said Nursî, Eski Dönem Eserleri, 267.
2- B. Said Nursî, Lem’alar, 232.
3-B. Said Nursî, Muhakemat, 74.
4-B. Said Nursî, İşaratü’l İ’caz, 141.
5-Fatiha Sûresi, 6.
6-B. Said Nursî İşaratü’l İ’caz, 29.
7- B. Said Nursî, İşaratü’l İ’caz, 248.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*