Şahsî riyasetin kat’iyen aleyhindeyim

alt[Benim gibi bir asabî ve sinirli ve hakikati hiçbir şeye feda etmeyen, gayet insafsızlığa karşı sözlerindeki şiddet ve ifratıyla muaheze ederseniz, insafsızlığa bir insafsızlık daha ilâve edersiniz.]……….
Dördüncü Hakikat: Bir hasta, hekime karşı üç hâlde bulunur:

Birincisi: Gözünü kapar hiçbir şey söylemez; hekim de hiç ehemmiyet vermez, kâh zehir kâh ilâcı verir –istibdatta, milletin hâli gibi.

İkincisi: Hasta, hekime teşhis-i illette yardım ve verdiği ilâcı hüsn-i istimal ve hayatına lâzım olanı talep ediyor; tabip de hastanın gözü açık olduğu için ihtiyat ve dikkate mecbur oluyor –benim kulüplerde arzu ettiğim meslek gibi.

Üçüncüsü: Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekimfüruşluk zevkiyle ilâçları kendisi almak ve terkip ve istimal etmek maharetsizliği için “Şöhreti faydasından büyük.” sırrına mazhar olur. Zira halâvet-i hakîmiyetle sarhoş olur –şimdi veya ileride kulüplerin mesleği gibi.

El-fezleke: Millet hastadır, hükûmet hekimdir. En fena zamanda teslim-i nefis ettiğimiz hâlde, en menfaatli zamanda ittiham ve hodserâne etmek, menfaat-i umumiyeyi hedef-i maksat edenin kârı değildir. Kuvvet kanunda olsun; yoksa istibdat münkasım olmuş olur.

……….

Altıncı Hakikat: Bazı kulüpler netice-i ittihad-ı millet olduğundan tabiî kulüptür ve muhkemdir. Bizim arslan Kürdlerin ihtilâfı için kulûbumuzu sun’î ve mukaddime-i ittihad olduğundan gayet ihtiyat ve hulûs-i niyet ve fedakârlık –hatta ruhunu, nerede kaldı enaniyetler– ve maharet itidal-i deme muhtaçtır. Zira az bir ifrat ile çok asap ve hissiyat heyecana geliyor, hususan büyüklerden. Ve böyle esaslarda az bir yanlış, kesr-i adedî gibi, füruatta bir yekûn-u azîm-i seyyiatı teşkil edecektir. Hem de o kadar geniş daire-i ahrara efkâr-ı umumiyeden başka serpuş olamadığından, riyaset-i şahsiyenin kat’iyen aleyhindeyim; reisimiz ancak hükûmettir.

Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 193-196

LÛ­GAT­ÇE:

daire-i ahrar: Hürriyetçilerin alanı.
efkâr-ı umumiye: Genelin fikri, kamuoyu.
el-fezleke: Özet, netice.
halâvet-i hakîmiyet: Hekimlik, doktorluk zevki.
hekimfüruşluk: Doktor olmadığı hâlde doktor gibi davranma, hekimlik taslama.
hodserâne: Dik başlılıkla, serkeşcesine, kimseyi dinlemeden.
hüsn-i istimal: Güzel kullanma.
istibdat: Baskı, keyfî yönetim.
itidal-i dem: Soğukkanlılık.
muaheze etmek: Sorgulamak, hesaba çekmek.
muhkem: Sağlam, sağlamlaştırılmış, kuvvetli.
mukaddime-i ittihat: Birlik başlangıcı.
münkasım: Taksim edilmiş, kısımlara ayrılmış, bölünmüş.
netice-i ittihad-ı millet: Millî birliğin sonucu.
riyaset-i şahsiye: Kişi hâkimiyeti, kişinin reisliği.
teşhis-i illet: Hastalığı teşhis.
yekûn-u azîm-i seyyiat: Büyük günahların toplamı.

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*