Anasayfa Said Nursi Bediüzzaman Köşesi Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır
Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır Yazdır e-Posta
Cevher İlhan tarafından yazıldı.   
Cuma, 16 Eylül 2011 14:31

Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
 
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”

Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 sayılı Sebilürreşâd’da yazdığı “Kürdler ve İslâmiyet” başlıklı makalede, Kürt Şerif Paşa ile Ermeni Boğos Nubar Paşa'nın Paris’te “Kürdistan” ve “Ermenistan” devletlerinin kurulmasına dair verdiği “muhtıra”nın menhus maksadına dikkat çeker. (a.g.e. 107-110)


Boğos Nubar’la Şerif Paşa arasındaki anlaşmaya en susturucu ve beliğ cevabı, Şark vilâyetlerindeki Kürt aşiret liderlerinin çektiği protesto telgraflarının verdiğini belirterek, “Kürtler İslâm câmiasından ayrılmaya asla tahammül edemezler. Bunun aksini iddia edenler, Kürtlük nâmına söz söylemeye selâhiyettar (yetkili) olmayan beş-on kişiden ibârettir” der.

Bu anlaşmayı hazırlayan ve Şerif Paşaya imzalattıran fanatik Ermenilerin maksadının Kürtleri aldatmaktan başka birşey olmadığını, güdülen hedefin Kürtleri bir “millet-i tâbia (uydu kavim)” haline getirmek olduğunu ve aklı başında hiçbir Kürdün buna taraftar olamayacağını ifade eden Said Nursî, “Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır; çünkü herşeyden evvel Müslümandırlar” diye Müslüman Kürtlerin ırkçı tahriklere gelip anlamsız iddia ve ütopyaların peşinde koşmaması gerektiğini belirtir.

Bediüzzaman, Kürtlerin bu tür “anlamsız iddialar”dan uzak olduğunu, Kürtler üzerinde bu oyunları oynayanları, “Kürtleri Müslümanlıktan ayırmak isteyenler, İslâmî esaslara muhalif hareket ediyorlar. Fakat bunlar da kimlerdir? Bir-iki kulüpte toplanan beş-on kişiden ibaret. Hakikî Kürtler, kimseyi kendilerine vekil-i müdafi (savunma avukatı) olarak kabul etmiyorlar” cümlesiyle tanımlar. Tarih boyunca sözkonusu tezgâhları kuranların ve kışkırtmaları yapanların ecnebilerin oyununa gelen, tuzaklarına düşen azınlıktaki bir kısım “işbirlikçiler” olduğuna dikkat çeker.

Bediüzzaman aynı makalede, “Kürdistan’a verilecek muhtariyetten bahsediliyor. Kürtler ecnebi himâyesinde bir muhtariyeti kabul etmektense ölümü tercih ederler” ifâdesi ile, günümüzde “özerklik” denilen “muhtariyet”in maksadının Kürtleri ecnebi güdümü ve yönetimi altına sokmak olduğunu bildirir.

Ve yapılması gerekenin, “Kürtlerin serbesti-i inkişâfı” dediği maddî ve mânevî kalkınmanın yollarının açılmasıyla demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi olduğunu belirtir…

  “ADEM-İ MERKEZİYET” DEĞİL, “USÛL-Ü MERKEZİYE (MERKEZÎ USÛL)”

Bediüzzaman, yine aynı dönemde ortaya atılan “adem-i merkeziyet” taleplerine karşı çıkar. Bunun ayrılığa ve bölünüp parçalanmaya sebebiyet vereceği ikazında bulunur.

Osmanlı’da hürriyet hareketlerinin yayıldığı dönemde istibdattan (antidemokratik tepeden inmeci baskıcı yönetimden) kurtuluş çâresi olarak ortaya atılan formüllerden biri de Prens Sabahaddin Beyin “adem-i merkeziyet” fikriydi.

Osmanlının çözülüşüne çözümler aranırken, Sultan Abdülhamid’in yeğeni -ablasının oğlu- Prens Sabahattin Bey’in yenilikçi “adem-i merkeziyet” teklifine verdiği “hakikatli cevap”, bugünkü “Güneydoğu sorunu”nun çözümü için bize açık bir fikir verir. Son dönemde gündeme getirilen “adem-i merkeziyet”, “özerklik” ve “federasyon” tartışmalarına ışık tutar.

Bilindiği gibi babası Mahmud Celâlettin Paşa’nın ülkeyi terk etmek zorunda bırakılması sonucu Paris’te yaşayan ve Avrupa’da dönemin kargaşasında Jön Türklerle yakınlaşan, o dönemde piyasaya sürülen “Osmanlıcılık”, “Türkçülük” ve “İslâmcılık” akımlarına mukabil kurtuluşu entelektüel “ferdiyetçi fikirler”de ve yine bir “Batı reçetesi” olan “adem-i merkeziyetçilik”te gören Prens’in tezlerinin temelini “Anglo-Sakson adem-i merkeziyet” tezi oluşturur.

Mektubunun başında Prens Sabahaddin’in Avrupa’daki Anglo-Sakson eğitimden etkilendiğini imâ eden Bediüzzaman, eğitimden ekonomiye bütün alanlarda “Batılı değişim”i isteyen Prens’in, Batı toplumlarındakine benzer maddeci felsefenin“endüstriyel medeniyeti oluşturmuş insan tipi üzerine kurulu milletin fıtratına yabancı sistem”i kopyaladığını nazara verir.

Prens Sabahaddin’e, adem-i merkeziyet fikrinin doğuracağı sakıncaları geniş ve ayrıntılı bir şekilde izâh eder. Her hal ve şartta birlik ve bütünlüğün muhâfazası ve bu mânâya zarar verebilecek tez ve girişimlerden kesinlikle uzak durulması noktasındaki hassasiyetini ortaya koyar.

Hayatının başından sonuna kadar her vesileyle “Kürdistan” düşüncesini ve “federasyon” bölünmesini reddeden Said Nursî, Meşrûtiyet yıllarında gazetelere yazdığı makalelerden Şark’ta aşiretlere verdiği “Meşrûtiyet ve hürriyet dersleri”ne, İstanbul’daki hitap ve nutuklarından, mahkeme müdafaalarından, te’lif ettiği risâlelere ve lâhika mektuplarına kadar bütün beyânlarında ve yazılarında vatanın ve milletin birliğini esas alır.

“Adem-i merkeziyet”in “federatif sistem”e götüreceğini uyarır; bunu on üç asır önce ölmüş câhiliye âdeti ırkçılığın dirilmesi, fitnenin uyandırılması ve istikbâl semâmızda cennet vatanımızın cehenneme çevrilmesi olarak niteler.

Bediüzzaman’a göre, adem-i merkeziyet, Almanya gibi gelişmişlik seviyesi yükselmiş, iktisadî ve sosyal dengesi sağlanmış medenî toplumlarda herhangi bir mahzur doğurmadan uygulanabilir, ama bizde seviye bir olmadığı için, şu şartlarda tatbiki vâhim tehlike ve sakıncalara yol açar.

Bediüzzaman, “beylik veya tavâif-i mülûk (küçücük devletçiklere bölünme) başlangıcı olan “muhtariyet”i isteyenleri,  “fikirleri karıştırıp hürriyet ve meşrûtiyeti takdir etmeyenler” olarak tanımlar. (Münâzarât, Eski Said Dönemi Eserleri, s. 229)

“Adem-i merkeziyet” fikrinin, idârî hüviyette kalmayacağını, Birinci Dünya Savaşında görüldüğü gibi ecnebilerin parmak karıştırmalarıyla, tefrikayla iftirakı azdıracağı ferâsetli görüşünü beyân eder.

Bediüzzaman’a göre bu vaziyet, hak ve özgürlüklerin gelişmesindeki milletin umumî ve millî menfaatini ve büyük maslahatı hiçe indirecektir. “Büyük hayır” olan demokrasi ve hürriyetin zıddına vatandaşların birlik ve bütünlük bağlarını kopartacaktır.

Özetle, “adem-i merkeziyet” paravanında “muhtariyet” perdesinde “ayrılık marazı”nı telkinle tefrikayı tahrik, “özerklik” maskesiyle “ırkların şiddetli ihtilâf, kavga ve geçimsizliğini” kışkırtma, ecnebi parmağının karıştırmasına zemin hazırlayacaktır. “Müteharrik-i bi’l vâsıta” ecnebilerin tahrik ve kışkırmalarına karşı önemle uyarır. (Eski Said Dönemi Eserleri, 109)

MUHTARİYET, İSTİKLÂLİYET VE TAVÂİF-İ MÜLÛK FİTNESİ…

Merkezi pençesine alıp her tarafa sirâyet eden istibdadı aşmak için, asırlarca aynı çatı altında yaşamış farklı unsurlar üzerindeki merkezî otoritenin kaldırılmasını öngören bu “adem-i merkeziyet” formülü ilk bakışta mâkul ve câzip görünebilir. Ama Said Nursî’ye göre işin aslı öyle değildir.

İstibdadî uygulamalar yüzünden merkeze duyulan nefretin had safhaya ulaştığı bir ortamda böyle bir teklifin tatbiki halinde, ayrılıp kopmaya hazır unsurların Osmanlı ve Meşrûtiyet perdesini yırtacağını; çeşitli sebeplerle düzeltilemeyen bölgeler arasındaki dengesizlik sebebiyle güçlü olanların diğerlerini istilâ edip ezmeye kalkışacağını ve sonuçta ortaya çıkacak tablonun, hürriyetin getirdiği kazanımları berhava edecek bir vahşet ve keşmekeşe sebebiyet vereceğini ikaz eder.

İşte bütün bunlara binâen Prens Sabahattin’in “adem-i merkeziyet”le Osmanlı’yı bölgelere ve kavimlere göre “özerk idâreler”e ayırma tavsiyesini uygun bulmaz; “adem-i merkeziyetin Osmanlılığı ve meşrûtiyetteki hürriyet perdesini yırtıp “muhtariyet”e, sonra “istiklâliyete (bağımsızlığa)” ve peşinden de “tavâif-i mülûk”la ülkenin küçük devletçiklere (beyliklere) parçalanması fitnesine sebebiyet vereceğini” açıklar.

Bundandır ki Bediüzzaman, “adem-i merkeziyet”e mukabil, “Hayat ittihattadır” temel tesbitiyle, maddî ve mânevî dengeli kalkınma için “usûl-ü merkeziye” dediği demokratik hürriyetlerle “merkezî sistem” bütünlüğünü esas alır. (A.g.e., 183, 184)

Daha İkinci Meşrûtiyet yıllarında etnik ve bölgesel iftirak talebiyle “adem-i merkeziyet” ve “muhtariyet” denilen “özerklik-eyâlet” talebininin ecnebi işbirlikçisi ırkçı kavmiyetçilerin, ülkenin birliğini ve beraberliğini bozacak tehlikeli bir “ecnebi plânı” olarak haber verir.

“Muhtariyet” ve “eyâlet”e zemin hazırlayan “adem-i merkeziyet” tezini, bütünlük şuurunu zedeleyen ve nihâyetinde vatanın bölüşülüp dağılmasını netice verecek bir teşkilâtlanma olarak târif eder. Bunu Abbasî devletinin kavmiyetçilikle bölünüp parçalanması felâketine benzetip, “gayr-ı mâkul (akıl dışı) fikirler” diye sakındırır. (Münâzarât, 48; Eski Said Dönemi Eserleri, 183-184)

Zira Bediüzzaman’a göre, İslâm dünyasını istilâ etme emelindeki emperyalist güçler, “adem-i merkeziyet”i ve “muhtariyetçi düşünceler”i sırf Osmanlıyı ve İslâm âlemini parçalayıp sömürgesi haline getirmek amacıyla istimal etmekteler. Müslüman toplulukları “kavmiyetçilik” illetiyle küçük devletçiklere taksim edip ecnebilerin güdümüne alınması projesinin peşindedirler…

MİLLÎ ÖRF VE ÂDETLERİN MUHAFAZASI…

Özetle Bediüzzaman, en açık ifâdelerle, “adem-i merkeziyet” ithalinin vatanın ve milletin bölünüp parçalanması plânı olduğunu bildirir. Buna mukabil, “her kavmin devamlılık sebebini sağlayan millî örf ve âdetlerinin ve kendilerine mahsus dil ve edebiyatlarının fikrî kabiliyet ve kapasitelerine uygun olarak geliştirilmesi ve korunmasının devletin görevi olduğunu” hatırlatır. Çağımızda insan hakları ve özgürlükleri sırasına geçen bütün demokratik kültürel hak ve hürriyetlerin temininin gereğini vurgular.

Keza “demokrasinin yaygınlaşması ve yerelleşmesinin, idarî anlamda yerinde yönetimin, unsurlara mahsus lisân ve millî âdetlerinin gelişmesinin, ancak mükemmel bir demokratik cumhuriyetle olabileceğini” açıklar. Milletin maddî ve mânevî kalkınmasının, demokrasi ve hürriyetlerin gelişmesinin “adem-i merkeziyet”le sağlanamayacağını izâh eder.

Bundandır ki Bediüzzaman, “adem-i merkeziyet”in en hararetli tartışmaları ve Osmanlının en sıkıntılı ve çalkantılı kargaşalı döneminden Cumhuriyet dönemine kadar her fırsatta bu ayrılıkçı düşünceye karşı uyarır.
Kürtlerin ve diğer bütün unsurların “kendini göstermesi”nin yegâne yolunun, “medeniyet ve terakkî (yükselme) mâkinesinin buharı hükmünde olan demokrasi ve özgürlüklerde ilerlemeleri”ni tavsiye eder.

MİLLÎ BİRLİK VE BERABERLİK BAĞLARININ TAHKİMİ…

Bediüzzaman, millî muhabbetle millî birlik ve beraberlik bağlarını tahkim edecek politikaları önerir.
Kürtlere hitâbede, “Kavimlerin maddî ve mânevî kalkınma ve refahının sebebinin milletin hâkimiyetini temin ile hayat makinesinin buharı olan hürriyet” olduğunu anlatır. (Eski Said Dönemi Eserleri, 161-165)

Yine bundandır ki Prens Sabahaddin’e cevabının sonunda, “bütün Osmanlı unsurlarının bir arada olmasıyla kuvvet kazandığını” beyân eder. “Biz ki ekseriz (birlikte çoğunluğuz), muvahhidiz (Allah’ın varlığına ve birliğine inanan Müslümanlarız.) Tevhidle mükellef olduğumuz gibi, ittihadı (birlik ve bütünlüğü) temin edecek millî muhabbet ile (sevgi ile) muvazzafız (vazifeliyiz)” diye yazar. (a.g.e., 183-184)

Yabancı mihrakların “kavmiyetçiliği (etnik ayırımcılığı)” telkinle ırkî-etnik unsurlara ve bölgesel ayırımlara göre vatanı ve milleti tefrika fitnesi belâsına düçar etme oyununa karşı, “usûl-ü merkeziye” dediği (merkezî usûlle idâreyi) çözüm olarak gösterir. “Vatandaşlar arasındaki millî muhabbet bağı, atomlar arasındaki atomik çekim gücü gibi bir netice teşkili ile birlik ve bütünlük yönümüz olan ‘usûl-ü merkeziye’yi netice vermesini” ehemmiyetle önerir.

Devamında “adem-i merkeziyet”le değil, “merkezî usûl”le ancak “milletin millî muhabbet / millî sevgi içinde birlik ve beraberlik bağlarını tahkîm edip kuvvetlendireceğini” kaydeder. Gerçek ve sürdürülebilir maddî ve mânevî kalkınmanın, “demokratik merkezî usûl”le demokratikleşmeyi başarmış, hak ve özgürlüklerde ilerlemiş “maddî ve mânevî kalkınmış müreffeh Türkiye”nin büyük bütçesi ve kalkınma plânı içinde olacağını iletir.

 “Medeniyetin tatlı suyunun bu mecrâda akarak ancak çeşitli kavimleri, irfan ve iktisadî açıdan bir seviyeye getireceği” tesbitini yapar. Hak ve hürriyetlerin hakkıyla geliştirilmesinin de millet irâdesinin ortak temsilcisi ve millî birliğin çatısı Meclis’in uhdesinde yapılması gereğini ifâde eder.

“Âheng-i terakki” dediği, demokrasi, hak, hukuk ve hürriyetler içinde topyekûn adâletli ve dengeli maddî ve mânevî kalkınmanın “birlik yönümüz” diye nitelendirdiği “merkezî usûl”le ancak başarılabileceğini anlatır. Yoksa “adem-i merkeziyet”in, “usûl-u merkeziye” ile milleti birbirine bağlayan bağları, milletin maddî ve mânevî kalkınmasının ve bütünlüğünün gidiş ve oluş istikametini keseceğini ve bozacağını haber verir. (Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, 183-184)

Demokrasi noksanlığıyla ırklar ve mezhepler arasındaki şiddetli ayırımcılıkla ihtilâfların tahrikiyle, birdenbire merkez kaç kuvvetine inkılâp edeceğini, demokrasi ve hürriyet perdesini feverân ile yırtacağını ifâde eder. Vatandaşları, bölgeleri, mahalleri, merkezden uzaklaştırıp, dağıtacağını ve başına buyruk yapıp birbirinden koparacağını ve ayıracağını kaydeder.

Bin sene inanç birliği içinde birlikte yaşamış ve yanyana cihad edip İslâm uğruna bir milyar şehid vermiş Türklerle beşyüz bine yakın şehid vermiş Kürtlerin diğer unsurlarla teşkil ettikleri “vatandaşlık” mensubiyet bağının, hak ve hürriyetlerin istismarıyla yırtılıp aşılmasının vahâmetine dikkat çeker.

Bediüzzaman, “Türklerin ve Kürtlerin tam birleşmiş İslâmî ve dinî bir milliyet teşkil ettiğini” belirtir. Türkler ve Kürtler başta olmak üzere, Osmanlı bünyesindeki bütün unsurların gerçek bir millet hâkimiyetinin yaşandığı günümüzdeki demokratik cumhuriyet mânâsındaki meşrûtiyette ancak milletin millî varlığını göstereceğini bildirir. “Arap, Türk, Kürt, Arnavut, Çerkez ve Lâzların en kuvvetli ve hakikatli râbıtları (birbirine bağlayan bağları) ve milliyetleri İslâmiyetten başka bir şey değildir” diye çözüm eksenini gösterir. (Hutbe-i Şâmiye, 228)


Bu makale 1360 defa okundu.
 

Copyright © www.SaidNursi.de - Kaynak ve link vererek iktibas edebilirsiniz.

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayın...

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Güvenlik kodu
Yenile

 

Anket

İhlas ve Uhuvvet risalelerini hangi sıklıkta okuyorsunuz?
 
Kitapta, değişim sancıları içerisindeki, başta Türkiye ve âlem-i İslâm özelinde tüm dünya için büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin örnek hizmet anlayışı özetleniyor.
Bugün606
Dün3989
Bu Hafta15719
Bu Ay56992
Toplam5370977

Sitede şuan 71 ziyaretçi var.


Basit, kısa ve keskin yol

Basit, kısa ve keskin yol

Risâle-i Nurları anlamak amacıyla okumak için, hedeflerimiz kadar tarz ve şekiller, yollar da önem arz etmektedir. Hedef parça parça, bölüm bölüm anlamak ve kavramaksa Risâle-i Nurların bütünlüğü ve küllî manaları arasında bunu gerçekleştirmek lâzımdır. var addthis_product = 'jlp-1.2'; var addthis_config...

İmanımızı nasıl güçlendiririz?

İmanımızı nasıl güçlendiririz?

“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında “güç-enerji” üretebildiğimiz gibi; imanımızın barajı kalb ve santralı akıl ile diğer duygularımızı çalıştırabildiğimiz oranda imanımızı yükseltebiliriz. Aslında bunun formülleri basittir: * Hangi...

Anadolu’da ekilen Nur tohumları farklı zeminlerde çiçek açıyor

Anadolu’da ekilen Nur tohumları farklı zeminlerde çiçek açıyor

Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada intişar eden ağaca benzetmiştir. “Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir” var addthis_product = 'jlp-1.2'; var...

Şükür nedir ve nasıl yapılır?

Şükür nedir ve nasıl yapılır?

Verilen bir nimete karşı, nimeti verene saygı ve minnet duygusu ile yapılan teşekküre şükür denir. Şükür cümlesi ’’ş-k-r” kökünden gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de bu kökten gelen yetmişe yakın kelime bulunmaktadır. Hamd kelimesi “medih ve övme” anlamında olup şükürden daha kapsamlıdır. Şu hadis-i şerif de bunu ifade etmektedir: ’’Allah’a hamd...

İmanlı bir hayat ve meyveleri

İmanlı bir hayat ve meyveleri

Bizlere hayali bile zevk veren, kıymetli bir mazhariyetimiz, abidâne geleceğimiz de olabilir. İmanlı-inançlı, İslâmiyetin sınırları ve emir dairesinde ubudiyet-i İlâhiyeye muvaffak olabildiğimiz mertebe ve derecelerde cennete girmek ve cennetten daha leziz olan Cemalullahı görebilmek. Bu ehl-i hizmet için bir gaye ve hedef değilken ihsan-ı İlâhiye boyun eğdirttirecek bir...

Bediüzzaman'ın sosyal ilişkilerdeki nezih tavrı günümüze ölçüdür

Bediüzzaman'ın sosyal ilişkilerdeki nezih tavrı günümüze ölçüdür

Efendimizin (asm) mübârek ve pak hâl ve etvarından tereşşuh eden olumlu tutum ve davranışların yansımalarına mazhar olan Hazreti Üstad’ın sosyal ilişkilerdeki tavrı daima nezih olmuştur. Sünnet ekseninde bir hayat tarzının hakim olduğu yaşantısında öne çıkan hususiyetlerin Bediüzzaman’da sosyal ilişkilerdeki tavrı günümüze ölçü olarak pekâla...

İsviçre’de Risâle-i Nur okumaları

İsviçre’de Risâle-i Nur okumaları

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen insan, imân derslerine hava gibi, su gibi ihtiyaç duyuyor ve dünya hayatının gerilimli, bunaltıcı koşuşturmalarından sıyrılmak için bir vesile temenni ediyor. Kuş cıvıltıları ve baharın rengârenk Cemâl âyineleri...

Suriye’de dehşetli dezenformasyona dikkat!

Suriye’de dehşetli dezenformasyona dikkat!

Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi bugün doluyor. Ancak çarpıtmalarla ve yanıltmalarla süreç bir başka boyuta vardırılıyor.İşaretler, Suriye’de de dezenformasyonlarla ve uydurma haberlerle karşılıklı bir tahrikin sürdüğünü;...

Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır

Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır

Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi   “KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR” Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 sayılı Sebilürreşâd’da yazdığı “Kürdler ve İslâmiyet” başlıklı makalede, Kürt Şerif Paşa ile Ermeni Boğos Nubar Paşa'nın Paris’te “Kürdistan” ve “Ermenistan” devletlerinin kurulmasına...

Balkan Coğrafyası da Bediüzzaman’ı Bekliyor

Balkan Coğrafyası da Bediüzzaman’ı Bekliyor

Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği üniversitenin temelini atmasının yüzüncü yılında Saraybosna'da düzenlediği kongre ile gönüllerin fethinin ve manevî cihadın öne çıktığı bu zamanda bu mânâlara önemli bir katkıda bulundu.Balkan Coğrafyası Da Bediüzzaman’ı...

  • RÖPORTAJ
  • NUR HABERLERİ
  • BASINDAN SEÇMELER
  • DÜNYA DÖNÜYOR
  • AVRUPA´DAN HABERLER
Hollanda′dan her yıl Türkiye′ye 1 milyon 200 bin turist tatil için geliyor. Türkiye-Hollanda ilişkilerinde sadece turizm değil, ticaret ve yatırım ...
BEDİÜZZAMAN, ortaya koyduğu fikirleriyle Türkiye ve dünya için büyük bir değer. Bediüzzaman, fikirleriyle bugünün insanlarına büyük hizmetlerde ...

Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin

2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...

Kenan Evren'in sanık sıfatıyla mahkemeye çağrılmasını önemli bulan yazar Etyen Mahçupyan 12 Eylül mahkûm edildikten sonra yeni bir anayasanın ...
Hedefimiz öncelikle gençleri ve çocukları sanal bağımlılıktan korumaktır

SANAL BAĞIMLILIK TOPLUMUMUZ İÇİN YENİ BİR TEHLİKE

Teknoloji, çağımızda en ...

Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada ...

Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...

Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...

Risâle-i Nur Enstitüsü’nün Trabzon Temsilciliğince düzenlenen “Bediüzzaman Said Nursî’ye göre İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi Kur’ân Medeniyeti” paneli ...

Risâle-i Nurları okumak, anlayarak, mânâlarında zevk ve lezzet huzmelerinin içinde dolaşarak okumak... Bizim için Risâle-i Nurları okumak, okumanın ...

“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...

Bizlere hayali bile zevk veren, kıymetli bir mazhariyetimiz, abidâne geleceğimiz de olabilir. İmanlı-inançlı, İslâmiyetin sınırları ve emir ...

“İnsan bir yolcudur; ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu ...

İkinci zuhur çağının iki ana tecdit çizgisi ve akımı var. Bunlardan birisi Arap alemine has olup İhvan-ı Müslimin hareketidir.

Diğeri de Türkiye ...

Tam da ‘başörtüsü yasağı bitti, bitiyor’ derken İzmir’den yeni yasak haberi geldi. Buna göre, Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay ...

Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...

Asya’dan Afrika’ya çatışma ve kriz bölgelerinde karışıklık ve kaos devam ediyor. Suriye’deki durum, elbette gündemin üst sırasında. Lâkin sâdece ...

TÜRKİYE Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı, alkolün uyuşturucuyla beraber dünyanın en büyük vebası olduğunu ifade etti.

Alkol, dünyanın ...

“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...

DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...

Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...

BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...

Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...

23 Mart Said Nursî’nin Hakk'a yürüdüğü gün, talebeleri bir hafta boyunca her yıl fikirlerini müzakere eden seminerler, konferanslar düzenliyor. Bu ...

  • MAKALELER
  • SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ KUR´AN
  • KURAN HABERLERİ

Risâle-i Nur, “Kur’ân-ı Kerim’de takip edilen maksad-ı aslî; ispat-ı Sani, nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet esaslarına cumhur-i nası irşad ve isal ...

Nobel Ödül sahibi ilk Müslüman Prof. Dr. Abdüsselâm, Kur’ân’ın yaklaşık sekizde birinin, inananları tabiatı incelemeye, nihâî gerçeği arayışlarında ...

Kur’ân’ın, medeniyet harikaları, buluş ve keşiflerden “açıkça” bahsetmemesi noksanlık, kusur değil; bilâkis bir hikmettir; yerinde bir uygulamadır. ...

Said Nursi’nin okumuş olduğu fen-bilimleri ile din bilimlerini birleştirdiği, bilimi tevhid bakış açısıyla yorumlayarak bilimin içeresinden Allah’ın ...

Kur’ân âyetlerinin çoğu, mükemmel birer hazinenin ve birer ilim definesinin anahtarıdır. Gökkubbe içinde-üstünde, maddî ve metafizik âlemde yer işgal ...

Midyat'a gelen İranlı Hafız Fatiha'yı tek nefeste okudu.

Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.

Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.

Fatiha sûresini hiç böyle dinlediniz mi?

Türkiye genelinde yaz Kur’ân kursları cami ve Kur’ân kurslarında başladı. Adana’da da Müftü İsmail Canbolat, Sarıçam Aksoylar Kur'ân Kursu, ...
Okullar tatil olunca bazı anne ve babalar çocuklarının Kur’ân okumasını öğrenmelerini isterler. Kendileri bilmeyenler Kur’ân kursuna ...
Seçimlerin ardından yaşanan karmaşa devam ederken, Meclis henüz çalışmalara başlayamadı. Bu yüzden de seçim sonrasına bırakılan konular ...
Diyanet-Sen Giresun Şube Başkanı Fethi Karahüseyin, ebeveynlere çağrıda bulunarak, çocuklarını Kur’ân Kurslarına katılmalarını sağlamalarını ...
BAŞŞEHİR'de görev yapan din görevlisi Recai Özsoy, kendi yazdığı ve 150 kilogram ağırlığında, açıldığında eni 3 metre, boyu 107 santimetre olan ...
  • NURDAN KATRELER
  • ENSTİTÜ YAZILARI
  • RİSALE-İ NUR IŞIĞINDA
  • TARİHİ HAKİKATLER
  • RİSALE-İ NUR NEDİR?

Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...

Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...

Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ...

Eğer âhiretini seversen, işte sana mühim bir define: Onlara (ana babaya) hizmet et, rızalarını tahsil eyle. Eğer dünyayı seversen, yine onları memnun ...

Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet ...

Türkçe’ye “peygamber” olarak tercüme edilen kelimenin Arapça’da iki karşılığı bulunmaktadır; bunlardan birisi “Nebî”; diğeri de, “Resûl”dür. Hem ...

Yeni Said, birçok yönden eskisinden farklı olduğu halde bir kısım eserlerinde “Eski Said’in kafasına” müracaat etmiştir.

Eski Said kafasıyla ...

Kur’ân-ı Kerim, mânâsı, lâfzı, nazmı bakımından mu'cizevî olduğu gibi, muhatabını ikna ederken kullandığı yöntem de beşer takatinin pek üstündedir. ...

Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.

Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...


Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...

Risâle-i Nurları anlamak amacıyla okumak için, hedeflerimiz kadar tarz ve şekiller, yollar da önem arz etmektedir.

Hedef parça parça, bölüm bölüm ...

Verilen bir nimete karşı, nimeti verene saygı ve minnet duygusu ile yapılan teşekküre şükür denir. Şükür cümlesi ’’ş-k-r” kökünden gelmektedir. ...

-Zemin yüzünde çiçek açan genç Saidlerin mektubudur-

Aziz, sıddık, sarsılmaz, çekilmez, yorulmaz kardeşlerimiz,
Nurun fütuhatı bizleri sürura sevk ...

Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...

İnsan bahsi Risâle-i Nur’da içimi en çok titreten yerlerden birisi.

Çünkü insan her zaman çok farklı değerlendirilen ve dünyada yaratılmışların her ...

Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...

Münafıkların çabası ve gizli din düşmanlarının adliyeyi şaşırtıp hükûmeti iğfal etmesi sonucu, 1943 yılı Eylül ayı ortalarında dindarlara ...
ŞÂHİDLERİN beyânıyla, “Meclis sohbet salonu” ya da bugün “kulis” denilen “teneffüs dinlenme- salonu”nda 50- 60 mebus içindeki karşılaşmada önce ...
M. KEMAL’İN de aralarında bulunduğu on sekizi aşkın dâvetle Ankara’ya çağrılan Bediüzzaman’ın Meclis’te merasimle karşılanması, Meclis ...
Ortaya çıkan herbir belge, herbir vesika, Üstad Bediüzzaman'ın eserlerinde ve bilhassa Tarihçe–i Hayat isimli otobiyografisinde yazdıklarını ...

Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...

“Risâle-i Nur nedir?” deseler ne cevap verirsiniz? Risâle-i Nur’u tanıtmak için tanımak gerekir. Onu tanıdıkça çoğalır tanımlar. Tanıtıma ...

Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.

Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...

Bizler Risâle-i Nur’un, cemaatin içindeyiz de, Risâle-i Nur’un bizlere kazandırdığı sosyal ve ruhi reçetelerin, faydaların farkında mıyız acaba? ...

Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”

Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...

  • BEDİÜZZAMAN CEVAP VERİYOR
  • MEDYADA SAİD NURSİ
  • SAİD NUR VE TALEBELERİ
  • BEDİÜZZAMAN KÖŞESİ
  • SAİD NURSİ KİMDİR?

Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...

Prof. Dr. Yasin Ceylan dün bahsettiğimiz yazısında Risale-i Nur’un pratikte Müslüman için bir “yaşam rehberi” olmaktan uzak olduğunu öne ...
ODTÜ Felsefe Bölümünden Prof. Dr. Yasin Ceylan, Radikal İki’deki “İslâm, Nurculuk ve Fethullah Gülen hareketi” başlıklı yazısında (19.04.09) ...
Son yıllarda muhafazakâr yapının elde ettiği siyasî ve ekonomik güçle İslâm hakikatlerinin hayata geçirilmesi noktasında nasıl bir orantı olduğu ...
Kadir Mısırlıoğlu 10 Şubat akşamı bir televizyon programında Bediüzzaman ile ilgili doğruluğu şüpheli olan hatta iftiraya varacak derecede pek ...

Bediüzzaman Said Nursî vefatının 52. yıl dönümünde Eskişehir Yeni Asya Temsilciliği tarafından organize edilen konferansta anıldı.


Eskişehir Yunus ...

Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...

Diyarbakır Dicle Kent Yeni Asya Temsilciliği tarafından düzenlenen Bediüzzaman’ı anma toplantısı Diyarbakır Ava Düğün Salonunda yapıldı. Dicle ...
BEDİÜZZAMAN Said Nursî’nin vefatının 52. yıldönümü münasebetiyle İzmit Sabancı Kültür Merkezinde gazetemiz yazarı Şükrü Bulut’un konuşmacı olduğu ...

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, kendisini imha etmeye çalışan güçlere meydan okurken, “Ölümüm hayatımdan çok hizmet edecek” diyordu. Gerçekten, hayatta ...

Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.

İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...

Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.

Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...

Tahirî Mutlu, 1900 yılında Isparta-Atabey’de doğdu. Ömrünü iman hizmetinde geçiren Tahirî Mutlu Ağabey 3 Nisan 1977 tarihinde vefat etti. Vasiyetine ...

İnsan hep birileri gibi olmak ister. Elbette Nur’un talebesi de birisini örnek alacaktır kendine. Nurun talebesi, Üstadına en çok benzeyeni örnek ...

Nisan ayı deyince aklımıza Nisan yağmurları gelir. Atalarımız Nisan yağmurlarını “şifa kaynağı” olarak görmüşler. Anadolu’da yağmurun en bol olduğu ...

Efendimizin (asm) mübârek ve pak hâl ve etvarından tereşşuh eden olumlu tutum ve davranışların yansımalarına mazhar olan Hazreti Üstad’ın sosyal ...

Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
 
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”

Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...


‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
 
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”

Bazılarının “Kürdî” tâbirinde ...

“Güneşin doğuşu başkadır orada, batışı başka,
Nur erleri orada eriştiler İlâhî aşka,
Sanki izleri hâlâ durur, toprak ve taşta.
Her daim dillerde ...

Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
 
“Kaçın… ...

İmam-ı Gazali’nin Kimya-yı Saadet’ini okurken bazı konular çağrışım yaptı. Büyük İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursî ile benzerlikler arz ediyordu. ...

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayatını anlatan Tarihçe-i Hayat kitabı, 1950’den sonra talebeleri tarafından hazırlanmıştır.

Tarihçe-i Hayat’ın ...

-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-

İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.
 
Gözlerime inanamıyorum diye ...

Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...

Her çağın kendine özgü bir paradigması varsa, her âlimin de kendine özgü bir çağı okuyuş tarzı olmalıdır. Gazali kendi çağını nasıl özgün bir ...
  • KÜLTÜR SANAT
  • EDEBİYAT
  • ŞİİRLER
  • Kitap Bahçesi

DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...

TÜRKİYE’NİN bir çok il ve ilçesinde Risâle-i Nur Enstitüsünün düzenlediği ve Bediüzzaman Said Nursî Haftası çerçevesinde organize edilen anma ...

Her sene Bediüzzaman Said Nursî’nin vefat yıldönümü vesilesiyle düzenlenen “Bediüzzaman Haftası" kapsamında, İstanbul Yeni Asya Hanım Okuyucuları, 24 ...

ROTTERDAM İslâm Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, vefatının 52’nci yıldönümünde, Bediüzzaman Said Nursî’nin kardeşliğe verdiği önemi ...

ÇORUM Yeni Asya temsilciliği tarafından Bediüzzaman Said Nursî’yi vefatının 52. yıldönümünde anmak üzere organize edilen "İnsanlığın Kurtuluş ...
Bir düşünelim, bir bakalım hele. Dün neredeydik, bugün nerede… Zelzele günlerini hatırlayalım. Daha da gerisine, gidebildiğimiz yere kadar ...
Hayat yeniden başlıyor her sabah. İnsanlar yollara dökülüyor her sabah. Ne kadar garip bu an; her şey, her yer. Bulutlar sanki tanıdık, bildik ...
İnsan şükür için yaratılmış.

Şükrün ne olduğunu bilen insanlar, Rablerine doyasıya şükretmek için ille de insanın başına pek seyrek olarak ...
“Ol âlem fahri Muhammed nebiler serveridir
Ver salâvat aşk ile, ol günahlar eridir”
Yunus Emre

Essalâtü ve’sselâm aleyke yâ Rasulallah…
Susmak, konuşmaktır. Susmak, düşünceler kitabının, konuşmak bölümüdür.
Susmak, derin bir sükût, uzun bir sükûttur.

Zihnimizde bağırışlar ...

Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.

İmanın ...

Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...

Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,

Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...

Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten

Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...

Boş durmuyor, yine iş başında birileri,
Topladılar başlarına cinleri, perileri,
Gözlerine batıyor adeta Nur Risâleleri,
Bozmaya çalışıyorlar, bazı ...

Hafızamız bizi yanıltmıyorsa, Bediüzzaman Said Nursî ve şaheseri Risâle-i Nur’ları 1983-84 kışında tanımıştık. Lise son sınıftaydık. Demek ki o ...

Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”

Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...

“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur

Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...

Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?

Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...

“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...