Sanat gençlere ‘pozitif etki’ yapıyor

Sanat, bir disiplinin sonucudur. Disiplin de, insandaki potansiyel enerjiyi, yine insanın faydasına kullanabilmektir.

İnsandaki meyiller sanatla denetim altına alınır ve böylece belli bir istikamette kullanılır.

Her insan bir şekilde bir sanat dalına maharete müsait olarak yaratılmıştır. Yani normal şartlarda sanata tamamen kapalı insan yoktur denilebilir. Belki sanat yatkınlığı keşfedilmemiş, yatkınlığı belirlenmemiş insan vardır.

Sanat, insanın kendisini, kabiliyetini keşif aracıdır. Onun için bu keşfi yapıp, kullanan insan yapmayandan daha mutlu ve daha hayat doludur. Hiç değilse, kendindeki sanatı keşfetmek ve gerçekleştirmek noktasında bir işe yarıyor olmanın hazzını yaşıyordur. Sanatın dokunduğu bir insan ile sanat damarları yoksun bir insan arasında oldukça belirgin farklar vardır.

Yaratan Allah insan bedeninde kader programları yüklemiş ve onların çalışabilmesi için de kudretten cihazlar vermiştir. Yüklenen program ve cihazlara göre de, insanda bedensel faaliyetler kendini göstermektedir.

Hatta denilebilir ki insanların hal ve hareketlerinden, hangi sanatla iştigal ettiğini bile anlamak mümkündür. Çünkü her sanatın ruhsal ve bedensel bir faaliyeti bulunmaktadır.

Sanat, gençler için çok daha önemlidir. Gençlerin kendilerindeki programı ve cihazatı keşfetmeleri daha mühimdir. Çünkü o programları keşfetmek ve uygulamak elbette gençlik yıllarında daha bir ihtiyaçtır. Gençlik yıllarında keşfedilmeyen ve gerçekleştirilmeyen kabiliyetlerin, sanat dallarının sonraki zamanlarda keşfi ve gerçekleştirilmesi çok daha güçtür.

Sanatı olan bir genç ile sanattan yoksun olan bir genç arasında dağlar kadar fark vardır.

Herhangi bir sanatla iştigal etmiş olan genç, o sanatın izlerini bedensel dünyasında da yaşar. O taşıdığı sanatın nitelik durumuna göre hırçın, asabi, gergin ya da sakin, rahat, dingin bir ruh haline ve bedene sahip olabilecektir.

Aynı yaşlardaki iki genci mukayese edelim. Birisi müzisyen. Çok iyi bir kanun sanatçısı. Gerçekten bu alana kendini vermiş ki, çevrede ona herkes ‘kanun sanatçısı’ diyor, hatta biraz da esprili ‘kanun adamı’ diyen bile var. Bu beyefendi günlük hayatta sakin, oturaklı, tutarlı ve mantıklı hareket eden bir genç profili çiziyor.

Yani böyle bir gence danışılabiliyor. İstişare edilebiliyor. Herhangi bir konu ile ilgili görüş ve düşüncesi alınabiliyor. Doğrusu bir cümle kurarken bile, onun alelacele, öylesine, düşünmüş olmadan bir cümle kurmadığını çok rahat görebiliyorsunuz.

İkinci genç profiline bakıldığında ise yaş, boy aynı, eğitim düzeyi aynı olmasına rağmen, ortaya çıkan insan profili gerçekten dikkat çekici oranda farklılık arz ediyor.

Bu gencin davranışları üzerinde görüş sorulduğunda hemen herkesin söyleyeceği cümleler birbirinden çok da farklı değil.

Onunla bir konuyu istişare edemezsiniz, çünkü olgun düşünceler ve mantıklı, tutarlı tutumlar içerisinde değil.

Doğrusu herhangi bir sanat dalının bir insanı bu kadar derinden etkileyeceğini ben düşünmüyordum.

Şimdilerde gençlerle konuşurken, ‘Herhangi bir sanat dalında maharetin var mı?’ diye de soruyorum. Çünkü bu soruya verecekleri cevap ona olan iletişimimde bana katkı sağlayacaktır.

O zaman şartları, durumu, yaşı, eğitim düzeyi ne olursa olsun mutlaka herkesin bir sanatı olmalıdır. Sanatsız kimse kalmamalıdır. Bu, hem o kişinin kendi içindeki tutarlılığı için hem de o kişi etrafındaki kişiler için önemlidir.

Özellikle de zor dönemden geçen gençlerin herhangi bir sanat dalında maharet sahibi olmaları, o zor dönemi çok daha rahat ve daha az sıkıntılı geçirebilmek için lâzım bir durumdur.

Sanat, insan psikolojisini de olumlu etkileyen bir etkendir. Bir sanat alanında kendini ispatlamış bir gencin, elbette duygusal dengesi çok daha yerindedir.

O zaman denilebilir ki, bir sanat dalında kendini eğitmemiş bir genç, kontrolsüz güç taşımaktadır. Ama aynı yaşlarda belli bir sanat dalında disiplin kazanmış bir genç, o gücünü disiplinize etmiş, kanalize etmiş, tabir yerindeyse potansiyele meyil kazandırmış, gücünü daha anlamlı, daha faydalı bir noktada kullanmış demektir.

Ressam gençler tanıyorum. Müzisyen gençler tanıyorum. El sanatlarında maharetli gençler tanıyorum. Spor dallarında kendini yetiştirmiş gençler tanıyorum. Gerçekten herhangi bir sanat dalında eğitim almış bir genç profili kesinlikle diğerlerinden oldukça farklı bir duruş sergiliyor.

En basitinden, esnaf babasının yanında belli bir zaman geçirmiş ve esnaflık dersi almış genç bile, almayanlardan daha farklı. Bir anlamda böyle gençlerde babadan oğula geçen hayat derslerinin izlerini görüyorsunuz. Yani müşteriye yaklaşım, doğru bilgi verme, dürüstlüğü ön planda tutma gibi pek çok ‘öz’ler birer hayat dersi niteliğindedir.

Avrupa’da henüz ilköğretim çağındaki çocuklara okul ile birlikte mutlaka bir meslek kazandırma çabası güdülüyor. Okuyacağı okul ne olursa olsun, mutlaka her bireyin bir mesleğinin olması yolu açılıyor ve bu önemseniyor.

El sanatlarında, başarılı olduğu alanı belirlemiş gençler hâliyle kendini daha bir güçlü hissediyordur. Elinde bir sanatı olan insan hâliyle olmayandan daha güçlüdür. Böyle bir insanın ruh hali, kendini gerçekleştirmesi elbette diğerinden farklıdır.

Okuduğu okul ne olursa olsun, elinde bir mesleği olan birey, elbette bir şeyleri yapıyor olmanın, başarıyor olmanın rahatı içerisindedir.

Önemli bir etken de, sanat mahareti kazanmış bir birey, haliyle psikolojisi daha sağlıklıdır. İç dinamikleri daha güçlüdür.

Bu gün yüzlerce, binlerce genç var ki, zamanında elde ettiği sanat dalının ekmeğini yemektedir. O sanat dalı ile ilgili gelişmeleri takip etmektedir. Yine mesleği ile ilgili ‘bir işe yarıyor olmanın rahatı ve huzuru içerisinde’ kendini hissetmektedir.

Tabiî kimin, hangi sanat dalında daha başarılı olacağı ise, elbette bir keşif çalışmasının sonucudur. Tanınmadan, yüzleşilmeden, keşfedilmeden bir şeyi gerçekleştirmek mümkün olmayacaktır. Bu da elbette eğitimin işidir.

Kimin, ne işe yaradığını bilmek, elbette insan sarraflarının işidir. Ama hiç kimse de, bir alanda kendini bulmak noktasında adım atmadan, neye sahip olduğunu ve ne kadar sahip olduğunu anlayamayacaktır.

O zaman, işi çok da devlete, kurum ve kuruluşlara bırakmadan evlerde gerçekleştirmek gerekiyor. Evleri birer eğitim yuvasına dönüştürmek artık kaçınılmaz. Çünkü hiçbir eğitimci, anne baba kadar çocuğunu, gencini tanıyamaz. Kaç tane sanatkârla yaşıyor olduğumuzu anlayabilmek için, onlara birer sanatkâr gözüyle bakabilmek gerekmektedir.

‘Bu insandan ne çıkar?’ diyerek baktığımız bütün bireylere ‘Mutlaka bir şeyler’ çıkar diyerek bakmak gerekiyor.

Ne çıkacağı keşifle, ilgiyle anlaşılacaktır.
Sanat, insanın kendini keşif aracıdır.
Sanatı olmayanın yapabileceği pek bir şey yoktur.
Tabiî sanat da sanat ola…

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*