Sevginin böylesi

“Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için, saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur”

Bediüzzaman Said Nursi, Hanımlar Rehberi

Bir taraftan arabayı sürüyor, diğer yandan gülümseyerek Risale-i Nur’u nasıl tanıdığını anlatıyordu Ayşe Hanım:

“Risale-i Nur benim çok sert olan mizacımı yumuşattı. Artık daha merhametli, daha şefkatliyim. Hiçbir şeyi hatırlamayan annemi bebeğimmiş gibi bakarken, Risaleleri tanımadan önce ona yaptığım davranışlardan utanıyorum, tövbe ediyorum” diyordu.

Onu dikkatle ve ibretle dinlerken, mimikleriyle söylediklerini tasdik eden yüz hatlarını inceliyor, düşünüyordum: “Ne çalışkan, ne becerikli, ne samimi bir Yörük kadınıydı bu!”

KOMŞULUK HAKKI

Sahil şehirlerinden birinde yaşıyordu. Hanımların kişisel bakımlarıyla ilgili bir güzellik merkezinin işletmesini yapıyordu. Mesleğini seviyordu. Hanımların saçları, tırnakları, ciltleriyle uğraşırken bir yandan da onlarla sohbet etmek keyifliydi. Zaman zaman müşterisi olan, aynı zamanda üst katta oturan Hatice Hanım samimi ve içtendi. Ne zaman gelse, evindeki sohbetlere devamlı çağırırdı. Müsait olduğunda bu toplantılarda bulunmak huzur veriyordu ona. Kur’ân tefsirleri okuyorlardı. Ruhunu cezp eden bir ortam vardı sohbetlerde.

İNATÇI KEÇİLER GİBİ

Eşi sporcuydu. Bir futbol takımının antrenörlüğünü yapıyordu. İşinden kalan zamanlarında soluğu hanımının yanında alır, dışarı işlerinde yardımcı olurdu. Son zamanlarda hanımının konuşmasında, giyiminde farklılıklar hissetmeye başlamış, rahatsızlığını ifade etmişti. “Kimlerle konuşuyor, nerelere gidiyordu? “Üst kattaki komşuda sohbetlere gidiyorum” cevabını verdiğinde çok rahatsız olmuştu bu durumdan. Artık kendi tabiriyle “iki inatçı keçi“ gibiydiler. O günden sonra eşi “seninki” diye hitap ettiği Hatice Hanımı gördüğü her yerde kimi zaman kabaca da olsa ikaz etmişti. Ama Hatice Hanım o kadar zarif ve nezaket içinde savuşturuyordu ki bu davranışları… Üstelik eşler tanışsın diye bir akşam programı bile yapmıştı.

SABRIN SONU SELAMET

Hatice Hanım ve birkaç arkadaşla birlikte şehir dışında yapılan programa iştirak edeceklerdi bir gün. Eşi uzun tartışmalar sonucu “Şehir içine sığamadınız. Sizi ben götüreyim bari” dedi. “Yolculuk insan tanıma konusunda iyi bir sınavdır” derler ya öyle oldu. Yolculuk boyunca suratını asıp ağzını bıçak açmayan eşi program bitip de dönüş yoluna girdiklerinde Hatice Hanıma dönerek “Hanımefendi bundan sonra eşimin size gelip gitmesinden rahatsız olmayacağım. İstediğiniz zaman istediğiniz yere gidebilirsiniz. Sizi ve kocanızı tanımaktan çok memnun oldum” dedi. Dünyalar benim oldu o günden sonra…

“Ne güzel. Peki eşin Risale-i Nurları okuyor mu? Fikirleri şimdi nasıl?” diye soruyorum. “Eve getirdiğim kitapları yüzünü buruşturarak şöyle bir açıp kapatıyor. Okumuyor, ama aleyhte konuşmuyor da. İkimiz de birbirimizi değiştirmeye çalışmaktan artık çoktan vazgeçtik” diyor.

“Birbirinizi çok sevdiğiniz için böyle güzel bir formül bulmuşsunuz. Sürprizlere hazırlıklı ol. Eşin seni her an şaşırtabilir!” diyorum.

İkimiz de gülüyoruz…

Yasemin Güleçyüz

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*