Şevkli genç hanımlar

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz Kasım ayında, Yeni Asya Vakfı’nda hanımlar ve erkekler olmak üzere iki ayrı günde ‘Gençlerle Buluşuyoruz’ programları gerçekleştirildi.

Programa katıldığımı, neler yaşadığımı, neler gördüğümü anlatmayı çok isterdim, fakat ben programa katılamadım. Üzüldüm mü? Elbette üzüldüm. Program gününe kadar İstanbul’a gidebilmenin yollarını aradım; olmadı. Sonra Üstadımın şu sözleri hatırıma geldi, bana içli bir teselli verdi: “Birimiz şarkta, birimiz garbda, birimiz cenubda, birimiz şimalde, birimiz âhirette, birimiz dünyada da olsak biz yine birbirimizle beraberiz.” demek ki mekânların ayrı oluşuna o kadar da üzülmemek gerekiyormuş.

Nasip değilmiş diyerek programa katılacak kardeşlerle irtibata geçip fikirlerimizi onlara ilettik. Gelişmeleri takipteydik. İlginçtir, program bittiğinde ne biz kendimizi programa katılamamış gibi hissettik ne de katılan kardeşler katılamayanların yokluğunu hissetmişler. Bedenen vakıfta olamamıştık, ancak aklen, kalben ve özellikle de ruhen orada gibiydik. Program bitimindeki akşam, programa katılan bir ablamızla mesajlaştığımızda hepimizde acayip bir halet-i ruhiye oluşmuştu. Salondaki biyoenerjinin güçlü olduğunu, programa gidemeyenlerin de enerjilerini orada hissettiklerini dile getirmesi hayret verici ve bir o kadar da heyecan vericiydi. O akşam yaşadığımız halleri, hissiyatları dile getirmekte oldukça zorlanıyorum. Yaşadıklarımız, hissettiklerimiz “Anlatılmaz, yaşanır,” tadındaydı.

Mesajlaşmanın devamında geçen birkaç cümleyi olduğu gibi aktarmak istiyorum:

“Gençler, uzun dönemli plan yapalım.”

“Uçak bileti alalım.”

“Organize gezelim.”

“Cemaatimsi olsun.”

“Hizmet etmeli gezi” (Tabirlerimiz biraz farklıdır.)

“Gazeteye gidelim, çok çalışalım gazete için.”

“Kitap fuarlarına gidelim standda duralım.”

“Sabahtan akşama kadar, fuarın ilk gününden son gününe kadar çok çalışalım.”

“Ayaklarımız su toplasın.”

(Burada anlık bir sessizlik ve şaşkınlık oldu, şevk ve heyecandan ne dediğimizi bilmez olduk. Ardından gülüşmeler…)

“Çalışalım, ertesi güne daha güçlü uyanalım.”

YENİ ASYA NEDİR?

Nedir ki bu Yeni Asya gençliği? Yeni Asya gençliği şevktir, heyecandır, coşkudur, gayrettir; bir kardeşinin bir sözüyle coşup taşmaktır, Yeni Asya için çağlamaktır.

Peki Yeni Asya nedir? Yeni Asya, Zübeyir Gündüzalp’in “Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına omuzlarımızı koyarız” sözünün tecessüm etmiş halidir. Gençlik baharının cevherlerini Risale-i Nurlar’la işleyip kıymetlendiren bir mücevherat ustasıdır. Gayet ağır, büyük, umumî ve kudsî bir define olan iman ve Kur’ân hizmetinin hadimi, Risale-i Nurlar’ın dellâlı, asayişin memurudur. “Meyve veren ağaç taşlanır” misali taş atanlar çıksa da Yeni Asya’nın meyve vermesine hiçbir hareket mani olamaz. Çünkü Yeni Asya, kökleriyle Bediüzzaman Said Nursî’ye tutunmuş, Risale-i Nur toprağıyla beslenen, Nurlar’ın ziyasıyla ışıklanan, iman hakikatlerinden süzülen damlalarla sulanan, uzun ömürlü (inşaallah ta kıyamete kadar), dört mevsimde de bulunan, toz, toprak, hava kirliliğinden etkilenmeyen, soğuk havalara, fırtınalara karşı dayanıklı ve birçok hastalığa şifa kaynağı olan koca bir çınardır.

Gençlerle birlikte bu koca çınarın yeni, yemyeşil dalları filizleniyor, meyveleri de bir o kadar tatlı oluyor. Yeni Asya’nın omuzları gençlerin arşa değmesi için her daim hazır. Gençler olarak biz varız, biz de hazırız.

Zübeyir Gündüzalp’in altın prensiplerinden bir tanesini de şuraya bırakmak istiyorum: “Maksat ve gaye- lerimize muvafık hislerimizden hemen istifade etmeliyiz. İşimizin kudsiyetine ve yüksekliğine karşı bir his mi husûle geldi? Hemen iş başına! İşi hoş ve cazip kılan zihnî ve bedenî bir kuvvet mi hissettik? Çabuk kitap başına! Derhal iş başına!

Evet gençler, haydi kitap başına, haydi kalem başına, haydi okumaya, araştırmaya, çizmeye, sosyal medyaya, haydi bilgisayar ve deklanşör başına; derhal iş başına!

Büşra Nur Erciyes

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*