Siyasetin şeytani yönü

Üstad Hutbe-i Şamiye adlı eserinde şöyle diyor:

 Ey kardeşlerim! Kırk beş sene evvel Eski Said’in bu dersinden anlaşılıyor ki, o Said siyasetle, içtimaiyat-ı İslâmiye ile ziyade alâkadardır.

Fakat sakın zannetmeyiniz ki, o, dini siyasete âlet veya vesile yapmak mesleğinde gitmiş. Hâşâ, belki o bütün kuvvetiyle siyaseti dine âlet ediyormuş. Ve derdi ki: “Dinin bir hakikatini bin siyasete tercih ederim.”

Evet, o zamanda kırk-elli sene evvel hissetmiş ki, bazı münafık zındıkların siyaseti dinsizliğe âlet etmeye teşebbüs niyetlerine ve fikirlerine mukabil, o da bütün kuvvetiyle siyaseti İslâmiyetin hakaikine bir hizmetkâr, bir âlet yapmaya çalışmış.

Fakat o zamandan yirmi sene sonra gördü ki: O gizli münafık zındıkların garplılaşmak bahanesiyle siyaseti dinsizliğe âlet yapmalarına mukabil, bir kısım dindar ehl-i siyaset, dini siyaset-i İslâmiyeye âlet etmeye çalışmışlardı.

İslâmiyet güneşi yerdeki ışıklara âlet ve tabi olamaz. Ve âlet yapmak, İslâmiyetin kıymetini tenzil etmektir, büyük bir cinayettir. Hattâ, Eski Said o çeşit siyaset tarafgirliğinden gördü ki:
Bir sâlih âlim, kendi fikr-i siyasisine muvafık bir münâfıkı hararetle senâ etti ve siyasetine muhalif bir salih hocayı tenkit ve tefsik etti.
Eski Said ona dedi: “Bir şeytan senin fikrine yardım etse rahmet okutacaksın. Senin fikr-i siyasiyene muhalif bir melek olsa lânet edeceksin.”
Bunun için, Eski Said “Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım” dedi. Ve otuz beş seneden beri siyaseti terk etti.”

 Bu sözler belli bir zaman için değil.

Her zaman geçerli sözler.

Hatta kıyamete kadar geçerli olacak temel siyasi prensipler.

Delil?

Geçmişte yaşanan hadiseler.

Şöyle bir hatırlayalım:

Belli bir kesim siyaseti dinsizliğe alet etti mi?

Etti…

Hatta Tek Parti devrinde tam bir istibad-ı mutlak ile…

Peki, başka bir kesim de dini siyasete alet etti mi?

Etti elbette…

Refah zihniyeti bunun açık delili.

Günümüzde bile uzantısı var.

Öyle değil mi gerçekten?

Bakın şöyle günümüzdeki fiillere ve sözlere…

Tam da: “Bir şeytan senin fikrine yardım etse rahmet okutacaksın. Senin fikr-i siyasiyene muhalif bir melek olsa lânet edeceksin” sözünü tefsir etmiyor mu?
Ehl-i siyaset, “Bir sâlih âlim, kendi fikr-i siyasisine muvafık bir münâfıkı hararetle senâ etti ve siyasetine muhalif bir salih hocayı tenkit ve tefsik etti” mantığı ile hareket etmiyor mu?

Maalesef acı bir durum.

Bir o kadar da dehşet verici…

Sayın Başbakan “milli görüş gömleğini çıkardık” diyordu, AKP iktidara geldiğinde.

Ancak, görünen o ki;

O zihniyet gömlekten öte derilere işlemiş ve damarlara karışmış.

Allah sonumuzu hayretsin.

Bizi ve ülkemizi büyük musibetlerden korusun. Amin.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

Ahmet Said Akgül

Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez!

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*