Susturulamayan dil: Risale-i Nur’un medyadaki dili

altİttihad’la başlayan Yeni Asya yolculuğu, bu güne kadar tavizsiz, kırıksız, istikarlı bir çizgide devam etmektedir. Ama bu günlere gelinceye kadar da, nice zorluklar, nice engeller ve nice badirelerle karşılaştı. Yeni Asya, âdeta destanlar yazarak bu günlere ulaştı.

Yeni Asya’nın kuruluş gayesi, Risale-i Nur’un medya lisanı ile ilan edilmesi, Nurculuk davalarının seyrinin millete hakiki manada duyurulması ve Nurcular arasında günlük bir lahika mektubu vazifesi görmesi şeklinde özetlenebilir.

Yeni Asya’nın bu destansı mücadelesi, 21 Şubat 1970 tarihinde başlamış, İttihad’ın kapatılmasıyla Risale-i Nur’un Medyadaki Dili olarak bayrağı tek başına Yeni Asya devralmıştır. Mehmet Kutlular’ın dirayetli, isabetli ve tavizsiz tutumu, ve okuyucularının tam bir vefa duygusuyla gazetesini sahiplenmesi sonucu, 48 yıldır bu şanlı mücadele devam etmektedir. İnşallah kıyamete kadar da, bu nurlu yolculuk sürecektir.

Bu yolculuğun kırk yıllık sürecinde, önemli vazifeler üslenen ve yaklaşık otuz yıldan beri de Gazetenin Genel Yayın Müdürü olarak hizmet eden Kâzım Güleçyüz, Yeni Asya’nın bu şanlı mücadelesini “ İttihad’dan Yeni Asya’ya, Risale-i Nur’un Medyadaki Dili” adı altında, bir kitapta özetlemiş bulunuyor. Bu kitap, kuruluşundan bu güne, Yeni Asya destanını akıcı bir dil ile anlatan, tarihe önemli bir not düşen, bir başucu eseri olarak kaleme alınmıştır. Yazarı olayların içinde ve çok defa da birinci kahramanı olarak bulunduğu için, bu eser bir belgesel niteliği taşımaktadır. Gelecek nesiller, bu eseri okudukça, nasıl bir mücadele ile bu günlere geldiğimizi anlayacaklardır. Yeni Asya’nın bir gazete olmanın ötesinde, çok daha önemli bir vazife ile tavzif edildiğini idrak edeceklerdir.

Otuz bir bölümden meydana gelen bu eser, 12 Eylül darbesinde Yeni Asya’nın tavizsiz duruşunu anlatmakla başlıyor ve çeşitli dönemlerde darbecilere karşı nasıl dik bir duruş sergilendiğini anlatarak, otuz birinci bölümde “Son kale Yeni Asya” başlığı ile sona eriyor.

28 Şubat sürecinin anlatıldığı 6. Bölümden 13. Bölüme kadar olan kısım, bizim için de ayrıca bir önem taşımaktadır. Zira, 28 Şubat süreci olarak tarihe geçen o meş’um süreçte, biz de 312. Madde ile DGM’de yargılanan ve ceza alanlardan biriydik. Tabi o dönemde, (belki de bizim adımıza da) en ağır bedeli ödeyen, Mehmet Kutlular oldu. 1999 Gölcük depremini, o dönemde yaşanan başörtüsü ve İmam Hatip Okulu mağdurlarına yapılan zulümlerle ilişkilendiren, Kocatepe konuşması, muhbir gazetecilerin ihbarı ile DGM’lere taşındı. Yeni Asya yazarları da “ekser musibetler, ekseriyetin hatasından meydana gelir” mealindeki yorumlarıyla, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” gibi uyduruk bir suçla itham edilerek 312. Madde kapsamında yargılandık ve hapis cezalarına çarptırıldık. Ama o dönemin despotlarının bugün esamesi okunmaz iken, Yeni Asya yeni hamlelerle hizmetine devam etmektedir.

Yeni Asya, her devirde doğru haber vermenin, isabetli yorumlar yapmanın ve hakkın hatırını yüksek tutmanın mücadelesini verdi. Devirler değişti, hükümler değişti, kanunlar değişti, ama Yeni Asya’nın hak ve hakikat mücadelesi hiç değişmedi. Bugün de “Hakkın hatırı âlidir, hiç bir hatıra feda edilmez” düsturu ile, tavizsiz istikrar çizgisinde, yoluna devam etmektedir. Zira, Yeni Asya’dan başka mazlumların yanında olan bir gazete kalmadı. Onun için “Son kale Yeni Asya” diyoruz. Ve “Risale-i Nur’un medyadaki dili”nin hiç susmayacağını bir kere daha ifade etmek istiyoruz.

YAZDIR

Abdil Yıldırım
Okur-Yazar (Hem okur, hem yazar, şiir yazar, makale yazar, anı yazar, roman yazar...)

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*