Tercihe saygı ve tarafgirlik tuzağından uzak kalmak

altSiyaset topluma hizmet san’at ve vasıtadır. Yerinde kullanılmalıdır. Yeni Asya camiasının başından beri kamuoyuna anlatmaya çalıştığı husus; “dinin ve mukaddes değerlerin siyasete ve dünyevî meselelere hiçbir şekilde alet edilmemesidir.”

Bütün gayretlere rağmen bin yıldır imanın bayraktarlığını yapan bu topraklarda “Siyasal İslâm” cereyanı toplumda tehlikeli bir ayrışma ve tarafgirlik oluşturdu! Milleti ayrıştıran ve ötekileştiren bu unsurun ortadan kaldırılması lâzımdır. “Tarafgirlik!” bünyeye sirayet eden önemli bir hastalıktır.

Mukaddesatları bir araç ve âlet haline getiren zihniyet, tepedeki temsilcisini de “Halife-i Ruyi Zemin” konumunda kabul edince değerlerde ciddî bir eksen kayması oluşmuştur. Gaddar propagandayla da masum zihinler etkilenmiştir. Böylece farklı düşünceler bâtıl, dalâlet, yanlış hatta en tehlikesi “küfür ve anarşiye” hizmet eder şekilde görülmeye başlanmıştır.

Siyaset, “slogan ve algı operasyonlarıyla” İslâmı farklı bir mecraya taşımıştır. Neticede toplumda bir eksen kayması oluşmuştur. Bu yanlışın düzeltilmesi ancak Risale-i Nurlardaki “ihlâs” düsturlarını ve Semaviliği referans alarak olabilir. Oluşan kutuplaşma, gerilim, ötekileştirme ve reddiyenin çaresi, münakaşa, itham, hakaret, dışlama ve inkâr ile olamaz! “Ya bendensin! Ya karşı tarafta!” anlayışıyla da!

Bu fasit anlayış ve şartlanmanın çözümü Nur Cemaatlerinin sağlıklı düşünüp Risale-i Nur hakikatlerini aslına uygun olarak toplumla paylaşmasıyla, topluma izah edecek her türlü meşrû vasıtayı âcilen kullanmasıyla olabilir. Yoksa derin güçler, gizli el, zındıka komitesi icraatlarına devam eder bu ülkeye ve insanımıza çok yazık olur! Çare Risale-i Nur hakikatlerindedir.

İşte birkaç misal: “Bugünlerde herkes sıkıntıdan şekvâ ediyor. Âdeta manevîhavanın bozukluğundan, maddî ve umumî bir sıkıntı hastalığını vermiş. Hatta bana da birgün sirayet etti. Bizim her derdimize ilâç olan Risale-i Nur’la meşgul olanlarda, o sıkıntı hastalığı ya yok veya pek azdır.”

“Bu gaflet zamanında, hususan tarafgirane mefkûreler sahibi, herşeyi kendi mesleğine âlet ederek, hatta dinini ve uhrevî harekâtını da o dünyevî mesleğe bir nevi âlet hükmüne getiriyor. Halbuki, hakaik-i imaniye ve hizmet-i nuriye-i kudsiye, kâinatta hiçbir şeye âlet olamaz. Rıza-ı İlâhiden başka bir gayesi olamaz. Halbuki şimdiki cereyanların tarafgirane çarpışmaları hengâmında bu sırr-ı ihlâsı muhafaza etmek, dinini dünyaya alet etmemek müşkülleşmiş. En iyi çare, cereyanların kuvveti yerine, inayet ve tevfik-i İlâhiyeye dayanmaktır.”

Buna benzer onlarca, yüzlerce hakikatler vardır. İçinde bulunduğumuz ortam bir turnusol kâğıdı gibidir. “Referanduma” dini bir mesaj yükleme tarafgirliği haddini aşmış durumda! Fesat şebekelerinin planlarına alet olup, ehli iman içine sıçratılan fitne, fesat tohumlarıyla “tercih” meselesini kardeşliği zedeleyecek boyutlara taşıyıp onların ekmeğine yağ sürmeye gerek yok! Bu büyük bir vebaldir.

Bu vebalden kurtulma yolları yine Risale-i Nurlar’da geniş olarak izah ediliyor. Bazılarını hatırlayalım.

Üstadımız bu konularda hem manevî hem maddî cihetten gelen sorulara şöyle cevap veriyor:

“Risale-i Nur ve şakirdleri mümkün olduğu kadar dünyevî ve siyasî cereyanlardan kesinlikle uzak durmalıdırlar. Dünyevî cereyanlarla temas ve alâkadar olunsa ve binler adam Risale-i Nur dairesine girse, hizmet namına parlak hakikatler görünse bu yol doğru değildir. Sebepsiz sıkıntılara hedef olmamak için dâvâda çekingenlik ve tembellik asla olamaz.

Siyasî ve dünyevî alâkasızlığın en önemli sebebi: Mesleğin esası olan ihlâsın bizi men etmesidir. Bu gaflet zamanında, özellikle tarafgirane fikir sahipleri her şeyi kendi mesleğine âlet eder. Dinini ve uhrevî harekâtını da o dünyevî mesleğe âlet hükmüne getirir. İman ve Kur’ân hizmeti Rıza-yı İlâhîden başka kâinatta hiçbir şeye âlet olamaz.

“Şimdi cereyanların tarafgirane çarpışmaları hengâmında bu sırr-ı ihlâsı muhafaza etmek, dinini dünyaya âlet etmemek müşkülleşmiş. En iyi çare, cereyanların kuvveti yerine, inayet ve tevfik-i İlâhiyeye dayanmaktır. “Risale-i Nur’un dört esasından birisi olan şefkat bu cereyanlardan uzak durmayı gerektiriyor. İnsanlara zulüm ve zarar etmemektir.”

Bu zamanda şiddetli tarafgirlikle, birinin hatasıyla, muhalif gördüğü herkese adâvet eder. Bir masumun hakkı, yüz cani için feda edilmez; onların yüzünden ona zulmedilmez.

Zındıka komitelerine veya siyaset bezirgânlarına uyarak ehli imanın birbirinden soğuması, mü’minlerin bir “tercih” yüzünden birbirlerini tekfir derecesinde –Allah korusun- dünya ve ahiret hayatını tehlikeye düşürecek beyanların haklı tarafı olamaz. Herkes, kendisinin veya cemaatinin aldığı meşveret kararlarına ve tercihine sahip çıkıp saygı göstersin. Varsa bir diyeceği, nezihâne, nazikâne kavli leyyin ile izah etmeye çalışsın. İtikadî alanı, nezaketi ve saygı sınırlarını zorlayıp kendisini ve kardeşlerini tehlikeye atmasın. Kimseye baskı ve zorlama yapmasın.

Ülkeyi saran bu referamdum atmosferinde Yeni Asya Nur Cemaati’nin bir âciz ferdi olarak benim diyeceğim ve tatbikatım şudur. Netice olarak; Yeni Asya Nur Cemaati Umumî Meşveret Heyeti; Bu Anayasa değişikliğinin bazı maddelerinin Türkiye şartlarına uyduğunu, ama çoğunluğunun ve esas ana konuların uymadığı kanaatiyle ittifakla referandumda “HAYIR” tercihini kullanmaya karar vermiştir. Ben de bu konuda şahsım adına 16 Nisan referandum oylamasında “HAYIR” tercihini kullanacağım inşallah.

Bu tercihim hür irademin yansımasıdır. İstikametine, şerefine, samimiyetine yürekten ve bütün samimiyetimle inandığım Yeni Asya Nur Cemaati Şahs-ı Manevisine olan saygı, aidiyet ve bağlılık çizgisi ve imzamın bir göstergesidir! Asla anarşi, terörist, hain ve ihanet şebekelerine yardım değildir. Bunu kesinlikle reddediyorum. Böyle düşünenler olursa onlara bu ithamlarını aynen tereddütsüz iade ediyorum.

Siyaseti “din” gibi görüp te mü’minleri ötekileştiren bu menhus zihniyeti de kabul etmiyor ve şiddetle kınıyorum! Aile fertlerime siyasî tercihlerinde şu ana kadar hiçbir zaman telkin ve baskı yapmadım, bu defada yapmayacağım. Sadece cemaatimin kararını söyleyeceğim. Tercihi onlara bırakacağım.

Referandumda “EVET” diyen her vatandaş ve kardeşimin de tercihine saygı duyacağım onları suçlamayacağım, onları dışlamayacağım, hele de asla “tekfire” gitmeyeceğim. Neticenin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

NOT: Bütün Gönül dostlarının, Şuhur-u Selâsesini ve Mübarek Leyle-i Regaibini tebrik ediyorum. Bu kudsî gün ve ayların ailelerimize, cemaatimize, milletimize, İslâm Âlemine ve insanlık ailesine hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*