EuroNur - www.SaidNursi.de

Perşembe
09 Eylül
Şifremi unuttum ! Kayıt Olun
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
[Üyelik]
Anasayfa arrow Dosyalar arrow Laik Bir Siyasal Sistemde Dindarca Yaşanabilir mi?
Laik Bir Siyasal Sistemde Dindarca Yaşanabilir mi? Yazdır E-Posta
Yazar: İhsan TORUNOĞLU   
01.08.2007
Makale içeriği
Laik Bir Siyasal Sistemde Dindarca Yaşanabilir mi?
Laiklik Üzerinden Yapılan Kavganın Analizi
Laiklik ve Dindarlık
Laiklik, Laikçilik ve Demokrasi
Türban ve Kamusal Alan
Çözüm Hakkında
Image
Din devlet ilişkileri yaygın olarak laiklik üzerinden tartışılan bir konudur. Tartışmalar genellikle şu soruları cevaplamaya çalışmaktadır: “Laiklik nedir?” “Bu kavramın Türkiye’deki yaygın algılanışı ile tarihsel orijinine uygun tanımı arasında bir farklılık var mıdır?” “Demokrasi ile laiklik arasındaki gerekirlik ilişkisi nasıldır?” “Laiklik olmadan demokrasi mümkün müdür?” “Türk devleti laik midir?” Sayılan sorulara “Laik bir siyasal sistemde dindarca yaşanabilir mi?” şeklinde bir soru daha ilave edilebilir.


Laiklik Kavramı ve Türkiye’de Laiklik Olgusu

Laikliğin “din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması” şeklinde tanımlanmasında siyaset sosyolojisi bakımından bir yanlışlık yoktur. Öte yandan, Türkiye’deki “laikliğin gerçekliği” ile ona alem olarak kullanılan “laiklik kavramı” arasında tevili zor bir farklılık bulunmaktadır. İdeolojik tartışmalar bir kenara bırakılacak olursa, Türk devletinin laik bir sisteme sahip olduğu söylenemez. Çünkü, Türkiye’de din ve devlet ilişkileri birbirinden ayrı değildir. Laikçi iddiaların aksine, Türkiye’de dinin devleti belirlemesinden değil, devletin dini belirlemesinden bahsedilebilir. Devlet istediği zaman, istediği konu ve şekilde dini kendi politikaları için bir araç olarak görmekte ve kullanmaktadır. MEB’den sonra en büyük kadroya sahip olan Diyanet İşleri Başkanlığı bile bu ülkenin laik olmadığının tek başına argümanı sayılabilir. Vicdan işi olan inancın devlet tarafından kontrol edilmesi, yönlendirilmesi, kişinin neye, hangi mezhebe, hangi yaklaşıma inanacağının belirlenmesi laiklikle nasıl tevil edilebilir? Devletten görece özerk ve sivil bir Diyanet teşkilatının gerekli olup olmadığı ayrı bir tartışma konusudur.

Diyanetin ihdas edilmesi resmi politikalarla çelişebilecek, sivil toplum içinde kontrolsüz şekilde gelişebilecek yorum ve pratiklerin disiplin altına alınmasına yöneliktir. Böyle bir yönelim “Türkiye’ye özgü şartlar..” gibi gerekçelerle izah edilmeye çalışılıyor. Türkiye’ye özgü şartlar makul karşılanabilir; ama bu yapının ısrarla laik olarak tanımlanması ne mantıklıdır, ne de anlaşılabilirdir. Resmi ideolojinin çağdaş yorumcularından biri olarak kabul edilen Gündüz Aktan, Türk laikliğinin “Maturidi-Hanefi” içeriğinin bulunduğunu, din ile ilgili ortaya çıkan karşıt hassasiyetlerin “Selefi İslam”a karşı geliştiğini ve toptan din karşıtlığının Atatürk Laikliği ile değil sonraki laiklik ile ilgili olduğunu savunmaktadır. İçeriğinin pozitivist ve materyalist ideolojilerce doldurulduğu Atatürk sonrası din karşıtı laikliğin altının kuşkusuz kalın çizgilerle çizilmesi gerekir.

İlk dönem laiklik anlayışında, işlevsel bakımdan, oligarşik merkezin çizdiği doğrultuda olması ve tek ulus-tek vatan şuurunu desteklemesi şartıyla din reddedilmiyor. Hutbelerde vatana, millete, orduya dua ettirilmesi, vatan ve millet uğruna ölmenin şehitlikle irtibatlandırılması bu laiklik yaklaşımı için yanlış değildir. Laik bir ülkede tek tek bireylerin dini motivasyon ile kendilerini feda etmeleri laiklikle çelişmemekle birlikte, resmi politika ve söylemin vatan ve millet için ölmeyi dini naslara dayandırması laiklikle çelişmektedir. Aktan’ın belirttiği, dindarların da pek hoşlandığı, bu laiklik anlayışında din, milliyetçi ve devletçi ideolojinin pekiştirilmesinde bir araç olarak kullanılmaktadır.

Din kültürü derslerinde dinin kültüründen öte Sünni-Maturidi itikat ve pratiğin öğretilmesi de laikliğe aykırıdır. Dini bilgi ve pratikleri herkesin kendi çocuğuna öğretilmesini istemesinin demokratik olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Fakat, başka inanç ve mezhepten olanların, hatta dinsiz olanların çocuklarına belirlenen din ve mezhebin öğretilmesi laiklikle çelişen bir durumdur.

Dindar çevrelerin Diyanet İşleri’ni sorguladıkları pek söylenemez. Nitekim, demokrasi, inanç ve ibadet özgürlüklerini söylemleştirip bu hassasiyet üzerinden oy alan iktidar partisi Diyanet’i sorgulamak yerine, onun kadrosuna 5 bin kadronun daha ilave edilmesini gündeme getirmiştir. Dindar çevreler de, toplumun diğer kesimlerinden farksız bir şekilde, niteliğine bakmaksızın devlet-i aliyeye intisap etmeyi, ama hepsinden önemlisi hazineden geçinmeyi böyle soyut, karın doyurmayan boş laflara her zaman tercih etmektedir.



 

Yorumlar 

 
#6 SEYYİD 2008-09-15 05:33 İslam dini inanç sistemiyle,bire ysel ve sosyal hayat ilkeleriyle,huk ukuyla,eğitim sistemiyle ve her yönüyle İlahi bir nizamdır ve ancak kendi ilkeleriyle yaşanabilir.Laikle İslam kesinlikle birarada duramaz.İslam kendine özgü ilahi bir hayat sistemidir ve hiçbir hükümranlığı kabul etmez.Zira onun sahibi ALLAHtır.Allahtan daha alim ,daha hekim kim varki Allahın dinini kontrolda tutma,dolayısıy la onu terbiyeye kalkışma ve makaslamaya cüret ediyorlar.Bu tamanıyla batıl ve gayrı meşru düzenlerini kuruma ve islamın sağlıklı bir şekilde anlaşılmasının önüne geçip engellemek için oluşturdukları akımlardır.İmanın kalplere hapsedilmek istendiği,bütün ilahi yasakların serbest ve teşvik edildiği,serbes tlerin ve emirlerin de yasak edildiği bir yerde hangi DİNDARlıktan bahsedilebilir.Bunların hepsi çok basit oyun ve safsatalardır.Laiklikle İslamı,İSLAMLA diğer başka sistemleri biraraya getirmek ve bu şekilde tartışmak bile abesle iştiğaldir.Müslümanların bu oyunlara gelmemeleri ve bu meseleleri gümdemlerine almamaları gerekir.İslamın tavrı nettir.Kuran-ı Kerim her yönüyle açıktır.Müslüman her soruna,her meseleye KURAN perspektifinden bakar.Başkalarının bakışaçısıyla meselelere bakanlar ,ancak onların gösterdiklerini ve izin verdiklerini görebilirler.
Dinin sahibi Allahtır,sınır ve ölçülerini ancak O belirler.Dindarda bu sınır ve ölçülere teslim ve tabi olmuş kişidir.Dolayısıyla kimin ne yapacağı çok açıktır.
Alıntı
 
 
#5 Cihan Koç 2008-07-31 21:36 İmamların devlet memuru olduğu bir ülkenin laik olduğunu kim söylerse söylesin, bu sadece safsatadır! Laik devletler bütün dinlere eşit mesafede dururlar. Bu bağlamda eğer imam devlet memuru ise, hahamlar ve papazlar da devlet memuru olmalıdır ve de devlet okullarında yetiştirilmelid ir. Aksi bir durum laikliğe TAMAMEN aykırıdır! Kendimizi kandırmayalım, Türkiye kurulduğu günden bu yana gerçekte hiç bir zaman laik olmamıştır, Türkiye'nin laikliği her zaman kağıt üzerinde kalmıştır ! Alıntı
 
 
#4 Hüseyin Bulut 2008-07-25 01:09 Madem din ve devlet ayridir diyorlar, neden müslümanlari baski altina almya ve kisitlamaya calisiyorlar?
Bu nasil bir vicdansizlik!
Alıntı
 
 
#3 emo 2008-06-21 10:47 Tabiki yaşanır. Kuran-ı Kerim emretmektedir bunu.
Hz. Muhammed: "dinimizde ruhbanlık yoktur."
bilmem anlatabildim mi.
Alıntı
 
 
#2 muhammed54 2008-04-18 17:06 türk halkı müslümandır ve müslüman gibi yaşamaları için laikliğin kalkması şarttır zaten Allah Kuran-ı Kerimde laik olun demiyor islama göre yönetilin ve yaşayın diyor gerçekten dinini seven koruyan birisi mutlaka laikliğe karşı olmalı çünkü islamla çelişir ben bir müslüman olarak neden islamla çelişen birşeye destek vereyimki? Alıntı
 
 
#1 abdullah demirci 2008-04-16 16:08 Türkiye pekala laiktir ve öyle olmaya devam etmelidir. Zira dini kendi çıkarları için kullanmak isteyen birsürü insan varken ve bunuda Allah adına yapmaya yeltenecekleri açıktır. Bu dinimize geçmişte zarar vermiştir ve verebilecektir. İnsanlar pekala dinlerini inançlarını özgürce yaşayabilmektel er. Alıntı
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Güvenlik kodu
Yenile

Advertisement
 

Bir Vecize

“Zaman gösterdi ki, cennet ucuz değil; cehennem dahi lüzumsuz değil.”
-Mektubat- Hakikat Çekirdekleri; s.456
 
 

Köşe Yazarları

İstatistik

Bugün:1082
Dün:1722
Bu Hafta:6751
Bu Ay:15792
Toplam:3688784
Şu anda 20 ziyaretçi çevrimiçi
Sitemizde 82 kategoride
 4706 makale bulunmaktadır.

Üye Girişi






Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun

Sitede Arama

Anket

İhlas ve Uhuvvet risalelerini hangi sıklıkta okuyorsunuz?