|
Yazar: Risale-i Nur Enstitüsü - (1852)
|
|
22.02.2009 |
|
Toplumun iç barışını sağlayan bir araç: DEMOKRASİ
Halk hakimiyeti anlamını dile getiren "demokrasi," aralarında hiçbir ayrılık gözetilmeksizin
bütün vatandaşların katıldığı bir hükümet biçimidir. Bir başka tarifi de şöyledir: "Siyasal denetimin doğrudan
doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın iradeleri ile seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, sosyo-ekonomik
özellikleri ne olursa olsun bütün yurttaşların eşit sayıldığı toplumsal örgütleniş biçimidir."1
Demokrasi, M.Ö. VIII. yüzyılda tek kişinin hakimiyeti anlamına gelen mutlakiyete (yani monarşiye) ve soyluların
hakimiyeti olan "aristokrasi"ye karşı Atina'da gerçekleşmiştir.
|
|
|
Yazar: Cevher İlhan - (2505)
|
|
13.10.2008 |
Demokrasi şehidi Adnan Menderes ve arkadaşlarının “demokrasinin
Kerbelâsı” Yassıada’da idam edilişleri cinâyetinin sene-i devriyesinde
Aydın Menderes’i Ankara’daki evinde ziyaret etmiştik.
Aydın Menderes, 10-15 yaşlarında bizzat şâhid olduğu olayları
anlatırken zaman zaman Demokrat Parti milletvekillerinden Giyasettin
Emre’nin hâtıralarına atıfta bulunuyordu.
|
|
|
Yazar: İhsan TORUNOĞLU - (3643)
|
|
01.08.2007 |
Din devlet ilişkileri yaygın olarak laiklik üzerinden tartışılan
bir konudur. Tartışmalar genellikle şu soruları cevaplamaya çalışmaktadır:
“Laiklik nedir?” “Bu kavramın Türkiye’deki yaygın algılanışı ile tarihsel
orijinine uygun tanımı arasında bir farklılık var mıdır?” “Demokrasi ile laiklik
arasındaki gerekirlik ilişkisi nasıldır?” “Laiklik olmadan demokrasi mümkün
müdür?” “Türk devleti laik midir?” Sayılan sorulara “Laik bir siyasal sistemde
dindarca yaşanabilir mi?” şeklinde bir soru daha ilave edilebilir.
|
|
|
Yazar: Cevher İlhan - (3338)
|
|
04.06.2007 |
|
Dünyada iklim değişikliğini konu alan uluslararası toplantılarda artık hiçbir şeyin eksisi gibi olmayacağı tespitleri yapılıyor. Hatırlanacağı üzere daha önce de küresel ısınmanın 10 yıl içinde geri dönülmez noktaya ulaşacağı uyarısı yapılmış; dünyada büyük boyutlu kuraklıkların yaşanacağı, ormanların yok olacağı ve hastalıkların tırmanışa geçeceği medyada yer almıştı.
|
|
|
Yazar: Prof. Dr. Musa K. YILMAZ - (3571)
|
|
01.05.2007 |
|
Günümüz Türkiye'sinde "Doğu" ve "Güneydoğu" sözcükleri coğrafi bir bölgeyi hatıra
getirmekle birlikte bilenler ve 80 yılık Cumhuriyet tarihi ile ilgilenenler için
etnik bir anlam da ifade eder. Hatta "Doğu" ya da "Güneydoğu" denildiği zaman birçoğumuzun
zihnine, tarihsel arka planı inişler ve çıkışlarla dolu olan birçok siyasi kavramlar
hücum etmektedir. Kuşkusuz siyasal açıdan bazen hüzün bazen de öfke dolu olan bu
kavramların başında "Kürt" kavramı gelmektedir. Bu Anadolu topraklarında yaşayan
insanların tarih boyunca hep hüzün dolu öyküleri olmuştur. Çünkü bu toprakların
fethedilmesi kolay olmadığı gibi, bu toprakları koruyarak buralarda yaşamak da kolay
olmamıştır. Fakat üzüntüyle belirtmek gerekir ki, özellikle son çeyrek yüzyılda
yaşanan acı olaylar, hem Doğu'da hem de Batı'da hazin öyküler bırakmış ve birçok
değerimizi aşındırmıştır.
|
|
|
Yazar: Şaban Döğen - (6797)
|
|
09.03.2007 |
|
Bir gün Avf bin Malik'e Allah Resulü "Çok karanlıklı ve şiddetli bir kısım fitneler gelir. Derken fitneler birbirlerini takip eder. O kadar ki bu Ehl-i Beytimden Mehdî denilen bir zât çıkıncaya kadar devam eder. Sen ona ulaştığında tabi ol ki hidayette olanlardan olasın." el-Havî, 2:67, 68; el-Burhan, v. 87a. buyurmuşlardı.
|
|
|
Yazar: EuroNur / Almanya - (1885)
|
|
19.09.2005 |
Bazılarımız bu yazı için “gecikmiş!” diyebilirler. Aktualitenin zihinlere boşadığı tortunun “salim düşünceyle” temizlenmesini beklemek lâzımdı. Bilhassa Türkiye´mizde hâlâ turfandalığını muhafaza eden bir konuyu, yanlış anlamalara mümkün olduğu kadar fırsat vermeden ifade etmenin de güçlüğünü düşüneceğinizi umuyorum.
|
|
|