|
Yazar: İslam YAŞAR - (55)
|
|
18.08.2010 |
|
İnsan vatansız olmaz, vatan da insansız.
Her insan bir yerde doğar. Doğduğu ülke vatanı, şehirse memleketidir.
İnsan oraları o hisle sever. Memleketinde yurt yuva kurup ev bark yapar
ve hep orada yaşamak ister.
İnsanların çoğu bu isteğini gerçekleştirir ve ömrünü vatanında geçirir. Fakat herkes o şansa sahip değildir.
|
|
|
Yazar: Halil USLU - (217)
|
|
02.07.2010 |
|
Nur-u Kur’ân dâvâsında sosyal hayata ve cemaatin seyl-i ruhânîsine
gözlerimizi açtığımızda başımızda gördüğümüz ağabeylerimizden bir tanesi
ve nur tanesi muhterem Mustafa Sungur ağabey idi. Sergüzeşt-i
hayatımızın bir çok yerinde vardır. Onunla yaşadığımız unutulmayacak
hatıralar ve dersler mevcuttur. Uzun zamandır çekmekte olduğu hastalığı
beni de muzdarip etmektedir.
|
|
|
Yazar: Raşit YÜCEL - (223)
|
|
24.06.2010 |
|
O ne bir efsane, ne de bir hikâye idi.
Yaşamış bir dâvâ adamı...
Yüzlerce mahkemede Risâle-i Nur eserlerinin müdafaasını yapmıştı.
Bediüzzaman Hazretlerinin hayatta iken avukatlığını yaptı.
|
|
|
Yazar: Yeni Asya - (262)
|
|
15.06.2010 |
|
Vefatının 18. yılında rahmet ve mağfiretle anıyoruz
Bekir Berk, 1926 yılında Ordu’nun Uzunhisar nahiyesinin Delikkaya köyünde dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi İstanbul’da bitirdi. 1945-46 öğrenim yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde üniversite öğrenimine başladı.
|
|
|
Yazar: Halil USLU - (258)
|
|
11.06.2010 |
|
43 sene önce Hakk’ın rahmetine aramızdan bir yıldız gibi kayıp giden ve gönüllerimizden hiç çıkmayan Abdülmecid (Nursî) Ünlükul bir ummandı. Nasıl ki büyük ağabeyi ve hocası Bediüzzaman Hazretleri kalıplara, çağa ve zaman şeridine sığmıyor; aynen öyle de, Abdülmecid Efendi Hocamız da kısa zaman dilimlerine sığmayan, fevkalâde bir tevazunun deryasıydı.
|
|
|
Yazar: ERDOĞAN AKDEMİR - (308)
|
|
26.05.2010 |
|
Şehid merhum Cevdet Baybara’ya rahmet vesilesiyle...
“Hiçbiriniz sakın ölümü temennî etmesin. Eğer o salih bir kimse ise (hayatta oldukça) salâh (iyilik) ve faziletini arttırması umulur. Eğer kötü bir kimse ise onun tövbe edip Allahü Teâlâ’nın rızasını kazanması umulur.”
(Hadis-i Şerif, Sahih-i Buhârî)
|
|
|
Yazar: Sami CEBECİ - (355)
|
|
07.04.2010 |
|
Kafkaslardan göç ederek Karaman ili Ermenek ilçesine yerleşen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Zübeyir Gündüzalp 1944 yılında Risâle-i Nurları tanıdı ve 1947 yılında Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetine girdi. Üstadın “Kâinata değişmem” dediği bu iman ve İslâm fedaisi, fenâfi’l-Üstad olmanın yanı sıra, müdebbir ve müdakkik karakteriyle Risâle-i Nurun meslek ve meşrebini tam mânâsıyla kavradı.
|
|
|
Yazar: İslam YAŞAR - (240)
|
|
05.04.2010 |
Osman Demirci Hocanın, Fatih Camii’ni, avlusunu ve çevredeki yolları, sokakları dolduran binlerce insanın iştirakiyle kıldırdığı namazı müteakip, Zübeyir Gündüzalp’in tabutu omuzlara alınıp cemaat yola çıkınca o fevkalâde hâller de onlarla birlikte harekete geçti. O yıllarda, öldürülen militanların cenazelerini kaldırma bahanesiyle caddeleri, meydanları işgal ederek trafik akışını durdurup gösteri yapan alayişli, nümayişli, taşkın talebe yürüyüşleri çok olduğundan insanlar tedirgindi.
|
|
|
Yazar: HASAN BULUT - (323)
|
|
04.04.2010 |
1991 yılının sıcak bir Temmuz ayında, Kemal Doğan Ağabeyimizle birlikte Samsun’dan Ermenek’e doğru yollara koyulmuştuk. Kendisi daha önce bu şirin ilçede görev yaptığı için, oranın tabiî güzelliklerinden, Haydar Gündüzalp Ağabeyin hatıralarından, küçük bir ilçede yapılan muhteşem hizmetlerden bahseder ve âdeta Ermenek nazarlarımızda efsaneleşirdi.
|
|
|
Yazar: Yeni Asya - (332)
|
|
04.04.2010 |
Zübeyir, 1960 İhtilâli’nden sonra Urfa’dan zorla çıkarılınca gizlice Isparta’ya gitti. Risâlelerin satışından elde edilen ve altın olarak saklanan paraları Hüsrev Efendiye teslim etti.1 Onun etrafındaki bazı insanların soğuk tavırlarına muhatap olunca, orada fazla kalmadı ve sıla-i rahim yapmak maksadıyla Ermenek’e geçti. Oradayken Sungur, Ankara’ya gelmesi için mektup yazdı. İstanbul’daki Nur Talebeleri de onu ısrarla oraya dâvet ettiler, ama o bir yere gitmedi.
|
|
|
Yazar: Son Şahitler - (278)
|
|
03.04.2010 |
|
Zübeyir Ağabeyin kale gibi imanı, acaip bir fedakârlığı vardı Bediüzzaman’ın talebesi (merhum) Bayram Yüksel, Zübeyir Gündüzalp’i anlatıyor: “Üstadımız hizmetine yeni gelenlere bir-iki sene iltifat eder, okşar, fazla sıkmaz, ağır ağır derslere başlar, fedakârlık, sadakat, tedbir ve ihlâs dersleri verirdi. Çok şefkatli muamele ederdi.
|
|
|
<< Baslangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 1 - 11 Toplam sayfa: 87 |