Yaşananlar Adalet-i mahza mı, zulüm mü?

16 senenin bilânçosuna bakıldığında; Çıraklık millete şirin görünmekle, kalfalık mağduriyetlerle, ustalık döneminde ise çakılan bütün çivileri sökmekle kendini ve milleti bitirdiler.

Bu üç devreye bakıldığında; birilerinin ikramıyla düzenli bir yükseliş basamakları ilmek ilmek işlenmiş, adrese teslim imkânlarının tepe tepe kullanıldığı, tek bırakılmanın keyif ve gururu bir saltanat göze çarpacaktır.

Öyle bir ustalık ki, milletin gözünün içine baka baka hadiseler çarpıtılmış, milletin en hassas olduğu dinî argümanlar sonuna kadar kullanılmış, “Ümmetin lideri, son halife” elbisesi ustaca diktirilip, “O giderse millet ve âlem-i İslâmın bahtı söner, esir oluruz” kandırmacasıyla yedi düvel düşman gösterilerek muhalefetin sesi kesilip tek adam rejimine mecbur edilmiştir.

16 Nisan’da 18 maddelik anayasa referandumu bu saikler ve mühürsüz oylarla geçerek millet aldatılmıştır.

Projelerin hayata geçmesinde manevra kabiliyetine “kandırıldık”la kılıf bulabilecek kadar aldatılmış olan millet koroya dahil olmuş, ne değişmiş ise kuzu kuzu kabul edilmiş, bir önceki kabul unutturularak yeni kabuller caiz ve meşrûlaştırılmıştır.

– Dur ne yapıyorsun bu dinen caiz mi?

– Maho ağamdan daha mı eyi bilacahsan. O bizim ağamızdır…

– PKK silâhlanıyor; Kürt açılımı..

– Suriye’ye silâh; kardeşlerimize yardım.

Yapmayın etmeyin, Suriye alev alev…

– Şam 82. vilâyetimizdir, haftaya Cum’a namazı kılacağız.

– Mavi Marmara Gemisi habersiz mi?

– Sizden mi izin alacağız.

– Ölen şehitler için dâvâ açalım.

– Giderken bana mı danıştınız?

– Ergenekon’da 101 sene abartı?

– Ben bu dâvânın savcısıyım.

– …Kandırıldık.

BİTSİN BU HASRETTEN TERÖR ÖRGÜTÜNE

“Bitsin bu hasret” diyecek kadar timsah gözyaşları dökülmüş, asıl plân gözyaşı perdesi arkasına saklanmıştır.

Meğerse daha ilişki başlamadan bitirme kararı alınmış, Ergenekon’la ordu dizginini ele almak için sol mahmuzlanmış, onlar “kandırıldıkla” mağdur durumuna (gücü de alınarak) düşürülüp, bu defa diğer grup mahmuzlanarak bertaraf edilmiştir.

Neticede bir taşla iki kuş vurulmuştur. Tıpkı M. Kemal’in komünist partisini kapatıp, o muhtevada icraatlar yaptığı, dinî cemaatler ve liderleri bertaraf ettiği gibi…

Ancak milletin ekserisi bu oyunları uzun seneler fark etmemiş, Risale-i Nurlar okunup anlaşıldıkça imân nuruyla fark edilmiştir.

İnanıyoruz ki bu gün yaşananlar, Nurlar daha iyi okunup anlaşıldıkça perde arkasındaki hadiseler de anlaşılacaktır.

Nurlar dedik te; derler ki “Senelerini bu işe vakfetmiş nice ağabeyler bunları bilmiyor da siz mi biliyorsunuz?”

Elcevap: Hodri kitap, Nurlar’ın neresinde siyasal desteği var ve neresinde bunca zulme ortak olmak, siyasetçinin her dediğine tahlil, delil getirmeden inanmak var.

Senelerce siyasal İslâma destek ve duâ eden mühim bir Nurcuya ağabeyin biri sormuş; Bu yaşananlar Hz. Ali’nin adalet-i mahzasına mı, yoksa Yezid’in zulmüne mi benziyor?!

Hiç beklenmedik bu soru karşısında afallayan ve büyük bir şok geçiren ağabey: “Bu nasıl bir soru, sen beni mahvettin şoktayım, sana şimdi cevap veremem, yarın cevap vereyim” demiş.

Sabah olmuş cevap gelmiş.

Evet, yaşananlar Yezid dönemi zulmüne benziyor, ecirnâ zamanıdır.

Aynı soruyu havaalanı yolunda, koyu AKP’li bir kuyumcu, bir taksici vatandaşa da yönelttik, cevap; sahi hiç böyle bakmamıştık kafamız karıştı…

Aslında mesele çok basit, “Bunlar giderse yerine kim gelecek, CHP’mi?” saçmalıklarına eski CHP tenasüh edip AKP oldu demek lâzım.

Senelerdir kandırılan millet ölümü gösterip sıtmaya razı edilmiş, sonunda zatürreye yakalanmıştır.

Aynen amigolara kurban giden taraftarlar gibi, yanlış anonslarla şampiyonluk kutlamıştır.

Cenâb-ı Hak cümlemize basiret versin.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*