Anasayfa Yazarlar Abdil Yıldırım
ABDİL YILDIRIM
Müstakbel cennet gençlerinin gençlik şöleni Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Pazar, 13 Mayıs 2012 00:00

6 Mayıs günü Ankara’da düzenlenen 3. Risâle-i Nur Gençlik Şöleni hakkında bir çok şey yazıldı. Değerli karikatüristimiz İbrahim Özdabak tarafından çok anlamlı karikatürler çizildi. Bir çok yazarımız bu şölen hakkında görüşlerini, düşüncelerini, intibalarını, takdir, tebrik veya tenkitlerini dile getirdiler. Ben de bu konuda âcizane görüşlerimi siz değerli okuyucularla paylaşmak istedim.

Ancak, daha önce yaptığım seyahat ve ziyaretlerden derlediğim güzel hatıraları bir buket hâlinde gönül dostlarına takdim etmek istiyorum. Bu hatıralar da gençler ve gençlik şöleni ile ilgili olduğundan, konumuza katkıda bulunacağını düşünüyorum.


 
Neyi ondan (asm) öğrenmedik ki? Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 28 Nisan 2012 00:00

Bin dört yüz yıl evvel bir Nebî geldi,
Parmağıyla Ay’ı ikiye böldü,
Yıldızlara bastı, arşa yükseldi,
Ayda yürümeyi hüner mi sandın?

Nisan ayının on dördünde başlayan Kutlu Doğum Haftası faaliyetleri sona erdi, ama Kutlu Doğum devam ediyor. Zira kâinatta her an yeni bir doğum gerçekleşiyor. Yeni bir hayat başlıyor. Her doğum ise, bize onu (asm) hatırlatıyor. Şayet o (asm) olmasaydı, ne tohum olacaktı, ne çekirdek, ne bir damla su, ne ışık, ne toprak. Ne kâinat olacaktı, ne zaman, ne mekân. Çünkü onun (asm) mübarek ruhu idi ilk yaratılan. Âlemler halk olundu onun (asm) nurundan.


 
Birinci Medrese-i Yusufiye, Eskişehir Yazdır e-Posta
Ömer Ali Balpetek tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 21 Nisan 2012 00:00

Bundan 77 yıl önce, yine böyle bir Nisan. Elleri kelepçelenmiş, askerî kamyonlara doldurulmuş, yüz yirmi insan. Başlarında Bediüzzaman. Dâvâları iman ve Kur’ân. Başka hiç hiçbir gayeleri yok. Ne dünya menfaati, ne şöhret ne şan.


Üstadın hapishane penceresinden baktığı lisenin bugünkü görünüşü. Uzakta görünen minare ise, Ak Cami’nin minaresidir. Bediüzzaman Hazretlerinin “Bugün mutlaka Ak Cami’de olmam lâzım” dediği Cami, Eskişehir’in Odunpazarı semtinde olup, Üstad’ın mahpus yattığı eski hapishaneye yüz metre mesafededir.

Birinci Medrese-i Yusufiye, Eskişehir

Bundan 77 yıl önce, yine böyle bir Nisan. Elleri kelepçelenmiş, askerî kamyonlara doldurulmuş, yüz yirmi insan. Başlarında Bediüzzaman. Dâvâları iman ve Kur’ân. Başka hiç hiçbir gayeleri yok. Ne dünya menfaati, ne şöhret ne şan.

Hepsi masum ve mazlumdu, ama Eskişehir’e maznun olarak sevk ediliyorlardı. “Gizli cemiyet kurmak, vatana ihanet, devletin temel nizamlarını yıkmaya teşebbüs” gibi suçlarla ve kesin idam talebi ile mahkemeye verilmişlerdi. Isparta’dan Eskişehir’e, bir daha dönmemek üzere sevk ediliyorlardı. Zira haklarındaki hüküm çoktan verilmişti. “İdam.”

İnfazları yolda gelirken Müfreze Komutanı Ruhi Bey tarafından yapılacaktı. Ama zalimlerin verdiği hüküm, adalet-i İlâhiye yüksek mahkemesi tarafından iptal edilmiş, müfreze komutanı Ruhi Bey’in kalbine de bu hükmün hükümsüz olduğu ilham edilmişti. Ruhi Bey, Bediüzzaman ve talebelerinin maznun değil, mazlum olduklarını biliyordu. Onları kanlı bir infaz ile imha etmek, yapılacak en büyük vahşet, işlenecek en dehşetli bir cinayet olacaktı. Onun için kendisine verilen kanunsuz emri değil, vicdanının sesini dinledi. Bediüzzaman ve talebelerinin kelepçelerini çözdürdü, yolda abdest alıp namaz kılmalarını sağladı.

Bediüzzaman ve talebelerinin Eskişehir yolunda imha edilmesi için Ruhi Bey’e verdikleri emrin yerine getirilmediğini görenler, onları hapishanede yok etmek için dehşetli planlar hazırladılar. Onlara “idamlıklar” deniliyordu. Eskişehir hapishanesinden sağ çıkmayacaklarına inanılıyordu. Ama onları mahkûm etmek için kendi keyfî kanunlarında bile bir madde bulamıyorlardı. Bediüzzaman ve talebelerini her hangi bir suçtan dolayı mahkûm edemiyorlardı ama, mağdur etmek için ellerinden geleni yaptılar. Onun için insanların değil, şeytanların bile aklına gelmeyecek zulüm ve işkencelere başvurdular. Günlerce aç ve susuz bıraktılar. Gece gündüz karanlık koğuşlarda tutarak, zamanlarını şaşırtmak, böylece namaz kılmalarına engel olmak istediler. Tuvalet ihtiyaçlarına bile izin vermediler. Zalimlerin kalbi Eskişehir hapishanesinin zindanlarından daha kara, taşlaşmış vicdanları koğuşların taş duvarlarından daha katıydı.

Ama Bediüzzaman’da kâinata meydan okuyacak bir iman, çelikten sağlam bir irade, talebelerinde ise, sarsılmaz bir sebat ve sadakat vardı. Hiçbir zulüm onların dünyasını karartamıyor, hiç bir işkence kendilerine tesir etmiyordu. Onlar yine namazlarını kılıyorlar, yüksek sesle Kur’ân okuyor, zikir ve tesbihatlarını yapıyorlardı. Manevîyatlarının ne kadar yüksek olduğunu göstermek için zaman zaman ilahiler okuyor, marşlar söylüyorlardı.

Işığın olduğu yerde karanlığın hükmü yoktu. Bir damlacık nur, bir batman zulümata galip geliyordu. İşkenceyle, istibdatla, insandaki idrak ve iradeyi ortadan kaldırmak mümkün olmuyordu. İmanlarının verdiği metanetle zulme boyun eğmeyenler, zindanda bile kendilerini hür hissediyorlardı. Namık Kemal’in ”Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet. / Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten.” diye zulme meydan okuması, Eskişehir hapishanesinde, Bediüzzaman ve talebelerinin şahsında bir kere daha tezahür ediyordu.

Bediüzzaman Hazretleri, bu sıkıntılı durumda da telif vazifesine ara vermeden devam etti. Birinci Şuâ, ikinci Şua ve Otuzuncu Lem’a, Eskişehir Medresesinin meyvesi olarak ortaya çıktı. Birinci medrese-i Yusufiyedeki tahsilini başarı ile tamamladı.

Bugün ne Bediüzzaman ve talebelerinin atıldıkları zindanlar yerinde duruyor, ne de onları oraya atanların esamesi okunuyor. Bugün aynı yerdeki bilbordlarda Üstâd Hazretlerinin resmi bulunuyor. Bu defa hapishane penceresinden değil, Eskişehir halkının gönül penceresinden bakıyor. Yine merhametli ve müşfik bakışlarını lise mektebine doğru çevirmiş, 77 yıl önce hüzünle baktığı yerden, bugün sevinçle bakıyor ve cennetâsa baharın çiçeklerini seyrediyor.

Bugün ne Bediüzzaman ve talebelerinin atıldıkları zindanlar yerinde duruyor, ne de onları oraya atanların esamesi okunuyor. Bugün aynı yerdeki bilbordlarda Üstâd Hazretlerinin resmi bulunuyor. Bu defa hapishane penceresinden değil, Eskişehir halkının gönül penceresinden bakıyor. Yine merhametli ve müşfik bakışlarını lise mektebine doğru çevirmiş, 77 yıl önce hüzünle baktığı yerden, bugün sevinçle bakıyor ve cennetâsa baharın çiçeklerini seyrediyor.


BEDİÜZZAMAN BAŞKALARININ GÜNAHINA AĞLIYOR

Bediüzzaman’ın hayatı, çile ve ızdırap içinde geçiyordu. Kendi ifadesiyle, “çekmediği eza, görmediği cefa” kalmamıştı. Ama hiçbir zaman kendi derdini kendine dert edinmedi. O hep başkalarını düşündü, başka insanların ebedî hayatlarını kurtarmak için gayret etti. Başkalarına acıdı, onlar için gözyaşı döktü.

Eskişehir hapishanesinde kendisini ağlatan bir olayı, kendi ifadesinden okuyalım: “Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden kırk ellisi, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve on tanesi, yetmiş seksen yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar kat’î müşahede ettim. Onların o acınacak hallerine ağladım.” (On Birinci Şuâ, Üçüncü Mes’ele)

Evet, “Ben, cemiyetin îmanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de” diyen şefkat ve rahmet âbidesi Bediüzzaman, alın terini de, gözyaşını da cemiyetin iman selâmeti ve ahiret saadeti için dökmüştür.

BEDİÜZZAMAN AKCAMİ’DE

Bir Cuma günü, hapishane müdürü ile kâtip otururlarken, bir ses duyarlar:

- Müdür Bey, Müdür Bey, benim bugün mutlaka Ak Cami’de olmam lâzım.
Hapishane müdürü dönüp bakar, kendisine yüksek sesle ve âmirane hitap eden kişi Bediüzzaman’dır. Bu talebi ciddîye almaz ve geçiştirmeye çalışır.

- Peki Efendi Hazretleri.
Müdür sonra da kendi kendine söylenir: “Her halde Hoca Efendi kendisinin hapiste olduğunu ve dışarıya çıkamayacağını bilmiyor” diye söylenir ve odasına çekilir.

Öğle vakti, Bediüzzaman’ın gönlünü alayım, Ak Cami’ye gidemeyeceğini izah edeyim düşüncesiyle Üstadın koğuşuna gider. Koğuş penceresinden bakar ki, Bediüzzaman içeride yok! Hemen jandarmaya sorar.

- Hoca Efendi nerede?
- İçerideydi Efendim, üzeri de kilitli.

Derhal camiye koşar. Bediüzzaman’ın ileride, birinci safta, mihrabın sağ tarafında namaz kıldığını görür. Namazın sonlarında Bediüzzaman’ı yerinde göremeyip, hemen hapishaneye döner; Hazret-i Üstadın “Allahü Ekber” diyerek secdeye kapandığını hayretler içerisinde görür. (Bu hadiseyi bizzat o zamanki hapishane müdürü anlatmıştır.)

Ama böyle kerâmetler de karanlık düşünceli kafaları aydınlatmaya, taşlaşmış yürekleri yumuşatmaya yetmez. Ebu Cehillere gösterilen yüzlerce mucize onların kalplerindeki mührü açmadığı gibi, Üstad Hazretlerinin bu kerameti de o günkü zulüm abidelerinde bir tesir bırakmamıştır.

Bediüzzaman Hazretlerinin “Bu gün mutlaka Ak Cami’de olmam lâzım” dediği Cami, Eskişehir’in Odunpazarı semtinde olup, Üstad’ın mahpus yattığı eski hapishaneye yüz elli metre mesafededir.


Üstâd’ın baktığı ve karşıda lise mektebinin bahçesi görülen pencere, resimde gördüğümüz pencerelerden birisi olsa gerek. Hapishanenin bulunduğu yerde bugün tramvay yolu ve taşıt yolu geçiyor. Pencerenin karşısında da okulun bahçesi bulunuyor.


ESKİŞEHİR MÜDAFAASI, BİR HUKUK MANİFESTOSU

Bediüzzaman Hazretleri kesin idam talebi ile yargılandığı Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 11 ay hapis cezasına çarptırılır On beş talebesine de 6 ay hapis cezası verirler. Ama Üstâd Hazretleri bu karara itiraz eder. Zira kendileri “vatana ihanet, devletin temel nizamlarını yıkmak, ayaklanmaya teşebbüs” gibi çok ağır suçlarla itham edilmişlerdir. Böyle bir suçlamanın cezası bu kadar hafif olamazdı. “Bu ceza, at hırsızlarına ve kız kaçırıcılarına verilir” diyerek verilen cezaya itiraz ederek temyize başvurur. Bediüzzaman’ın temyiz dilekçesi tam bir hukuk manifestosudur. Hukuk tarihine geçecek bir savunmadır. İşte o savunmadan kısa bir kesit:
“Ey hey’et-i hâkime: Beni, dört-beş madde ile ittiham edip tevkif ettiler.

“Birinci Madde: İrtica fikriyle dinî âlet edip, emniyet-i umumiyeyi ihlâl edebilecek bir teşebbüs niyeti olduğu ihbar edilmiş.

Elcevab: Evvelâ; imkânat başkadır, vukuât başkadır. Herbir ferd, çok adamları öldürebilmesi mümkündür. Bu imkân-ı katil cihetiyle mahkemeye verilir mi? Herbir kibrit, bir haneyi yakması mümkündür. Bu yangın imkânıyla, kibritler imha edilir mi?"

“Ey beni bu belâya sevkedip, bu hadiseyi icad eden mülhid zalimler! Madem ve her halde manen ve maddeten beni idam etmeye niyet etmiştiniz; neden mazlumların ve bîçarelerin hukuklarını muhafaza eden adliyenin çok ehemmiyetli haysiyetini rahnedar edecek (yaralayacak) entrikalarla, dolablarla, adliyenin eliyle yürüdünüz? Doğrudan doğruya karşımda merdane çıkıp, ‘Senin vücudunu bu dünyada istemiyoruz’ demeli idiniz."

“Benim hapisde bütün bütün konuşmaktan men’edilmem ve bu gurbette, kimsesizlikte, hiçbir kimsenin hâlimi sormak ve selâm göndermesine meydan verilmemesi gösteriyor ki; dağ gibi bir ağaçta, nohut gibi bir tek meyve bulundurup; manasız, hikmetsiz, kanunsuz bir vaziyettir ki, değil Hükûmet-i Cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiçbir hükûmetin işi olamaz. Ben Hükûmet-i Cumhuriyenin kanunlarına istinaden, hukukumu kanun dairesinde istiyorum. Kanun namına kanunsuzluk edenleri, cinayetle ittiham ediyorum. Böyle canilerin keyiflerini, elbette Hükûmet-i Cumhuriyenin kanunları reddeder ve hukukumu iade eder ümidindeyim.

Eskişehir hapsinde tecrid-i mutlakta mevkuf Said Nursî.”


 
Gaflet uykusu, nifak kokusu Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Pazar, 01 Nisan 2012 00:00
Bir Müslümanın düşebileceği tuzakların en tehlikelilerinden birisi de gaflet tuzağıdır. Bu tuzak, nefis ve şeytanın ortaklaşa ördükleri, üzerini de masumiyet perdesi ile örttükleri çok dessas bir tuzaktır. Böyle dessas tuzaklara karşı, Müslümanların çok hassas olması gerekmektedir. Özellikle Nur Talebelerinin gaflet içine düşüp ibadette ve hizmette fütur göstermesi, kabul edilebilir bir davranış değildir.

Gaflet tuzağı, en fazla namaz yolu üzerinde kuruluyor. Çünkü, “Namaz dinin direğidir.” Bunu çok iyi bilen nefis ve şeytan ikilisi, önce dinin direğini çürütmek ve yıkmak istiyorlar. Ondan sonra işlerinin daha kolay olacağını çok iyi biliyorlar. Onun için önce mü’minleri namazdan uzak tutmaya çalışıyorlar. Dünya telâşını, yorgunluk bahanesini, “Daha sonra kılarım” şeklindeki atalet duygusunu insanın önüne çıkartarak namazdan alıkoyuyorlar. Ama dünya durmuyor, zaman geçiyor, namaz vakitleri de geçip gidiyor. Şeytanın ne işi var? O zaman da “Neyse canım nasıl olsa kazası mümkün, bir gün kaza edersin” diye güya insana teselli veriyor. Ama çok defa kazalar da kazaya uğruyor, böylece namaz arada kaynayıp gidiyor.


 
Yüzü halketmek, yüzü nakletmek Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Salı, 20 Mart 2012 00:00

Unutma küçük bir kâinatsın sen,
Âlemde ne varsa sende bulunur.
Hikmetle yapılmış bir saraysın sen,
Bin bir sanat bir bedende bulunur.

İnsan, bedeninde taşıdığı uzuvların ne kadar kıymetli olduğunu, onlardan birisini kısmen veya tamamen kaybettiği zaman daha iyi anlıyor. Onu geri kazanabilmek için her türlü maddî ve manevî fedakârlığa razı oluyor. Protez bir el, kol veya bacak için servetini harcayan insanlar var. Halbuki en gelişmiş ve en hassas bir protez organ, aslının yerini tutamıyor. Bu yüzden tabipler eksik organları protez yoluyla değil de, canlı dokuları nakletmekle tamamlamak için çalışmalar yapmışlar, bundan da başarılı sonuçlar elde etmişlerdir.


 
Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 07 Mart 2012 00:00

Fâni dünya câzip geldi aldandın,
Hazır lezzetlerin zevkine daldın,
Kervan uzaklaştı, geride kaldın,
Davran gönül, daha ne bekliyorsun?
A. Y.

Dünya için çok şeyler söylenmiş, çok düşünceler dile getirilmiştir. Lehinde ve aleyhinde söylenmedik söz kalmamıştır. Kimisi dünyanın zevkine, sefasına, nimet ve lezzetlerine gönül vermiş, ona iltifat etmiş, methiyeler düzmüştür. Kimisi de yaşadığı her türlü acı ve ıztırabın sorumlusu olarak dünyayı görmüş, onu yalancı ve aldatıcı olarak bilmiştir. Dünyaya gönül verip onu kalbinde taşıyanlar bile, bir süre sonra bu sevginin fâni ve faydasız olduğunu görerek ona sitem etmeye başlamışlardır. Onun için şiirlerde şarkılarda, ağıtlarda ve ezgilerde genellikle dünyadan şekva edilir.


 
Kimliğini arayan toplum Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Pazar, 04 Mart 2012 00:00

Çevremize şöyle bir baktığımız zaman, herkesin bir şeyler aramakta olduğunu görüyoruz. Caddelerde, sokaklarda, mabetlerde, meydanlarda; karınca sürüleri gibi dolaşan insanlar, ihtiyaçları olan bir şeyleri elde etmek için çaba sarf ediyorlar. Kimi telâşlı, kimi sakin, kimi vurdumduymaz, kimi şaşkın, kimi gayretli, kimi miskin olduğu halde, herkes bir şeyler aramakta.

Hastaneler şifa arayanlarla, mahkemeler adalet arayanlarla, meyhaneler keyif arayanlarla, kumarhaneler şans arayanlarla dolup taşıyor. Gençler mutluluğun, yaşlılar huzurun peşinde. Kimi maddeyi terk ederek mânâ âleminde Nur ile yoğruluyor, kimi maddenin yoğunluğunda, sefalet ve zulümatta boğuluyor. İstikametten ayrılmadan hidayet yolunu bulanlar da var, gaflet ve dalâlet vadisine düşerek şeytana maskara olanlar da...


 
Bu zamanda kazanmak da, kaybetmek de çok kolay Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Pazar, 19 Şubat 2012 00:00

Ahirzamanda yaşamanın zorlukları hakkında çok şeyler söylenmiştir. Gerek Peygamber Efendimiz’in (asm) hadis-i şeriflerinde, gerekse geçmiş âlimlerin ve velilerin haberlerinde, âhirzamanın mü’minler için ne kadar büyük tehlikelerle dolu olduğu bildirilmiştir. Ama bu haberler sadece tehlikelerden bahsetmiyor, aynı zamanda müjdeler de taşıyorlar. Cenab-ı Hak merhametlilerin en merhametlisi olduğu için, kullarını musibetlerle ve günahlarla baş başa bırakmamış, bunlara karşı sabır ve tahammül gösterildiğinde, çok büyük sevaplar vereceğini de vaad etmiştir.

Bugün üzerimize sel gibi hücum eden günahları düşündüğümüzde, o zamanın bu zaman olduğunu söyleyebiliriz. Zira sokağa adım atmak, günahlarla baş başa kalmak gibi bir şey. Haydi takva gösterip zaruret olmadıkça sokağa çıkmayalım diyelim. Ama biz günaha gitmezsek, günah bize doğru koşarak geliyor. Evimizin içinde de bizi buluyor. Bugün evinde televizyon bulundurmayan veya internet ulaşımı olmayan kaç kişi var acaba? Maalesef bu araçlar da birer günah tuzağı olarak içimize kadar girmiş bulunuyorlar.


 
Camilerde Bediüzzaman neden yok? Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Perşembe, 16 Şubat 2012 00:02

Devası ondadır şu mâriz asrın,
Bu hasta unsurun, şu alîl uzvun,
Sahipsiz devletin, şanlı milletin,

Bütün dertlerine derman geliyor,
Müceddid-i âhir zaman geliyor.
A.Y.


 
Karla mücadele mi, mütareke mi? Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Salı, 31 Ocak 2012 00:00

Televizyonlarda günlerdir kar haberleri dinliyor, kar manzaraları seyrediyoruz.

Daha bir tane kar bile düşmeden, sanki büyük bir felâket geliyormuş gibi ortalığı velveleye veriyorlar. Meteoroloji yetkilileri uyarıyor, yetkililer halkı uyarıyor, “Âfet Koordinasyon Merkezleri” faaliyete geçiyor. Belediyeler “karla savaşmak” için hazırlıklara başlıyor. Depolarındaki mühimmat stoklarını takviye ediyorlar. “Kar canavarlarını” hangarlardan çıkartıp cepheye sürmeye hazırlanıyorlar. Günler öncesinden alarmlar veriliyor. Meteorolojiden gelen istihbarata göre alarm seviyesi önce sarıya, sonra kırmızıya yükseltilerek nefesler tutuluyor, heyecanlı bir bekleyiş başlıyor.


 
Eskişehir’de Nurlu içtima Yazdır e-Posta
Abdil Yıldırım tarafından yazıldı.   
Pazar, 29 Ocak 2012 01:06

21 Ocak 2012 Cumartesi günü Eskişehir Yeni Asya Vakfı’nda bir buluşma gerçekleşti.

Ev sahipliğini Yahya Şengil’in yaptığı bu dâvet, gerek YAŞ kararıyla, gerekse kendi kararları veya emeklilikleri dolayısıyla TSK’dan ayrılmış asker kökenli Nur Talebelerini bir araya getirmek için yapılmıştı. Malûm kış şartlarına ve Eskişehir’in meşhur ayazına rağmen, uzak yakın demeden bu dâvete icabet eden hizmet erleri, Nurlu bir içtimâ için bir araya gelmişlerdi. Onları içtimâ eden komut, kalplerindeki muhabbet canibinden geliyordu. Onun için bu içtimada tekmil alıp tekmil vermek yoktu. Selâm verip selâm almak ve namaz için tekbir almak vard

Gazetemizin Yönetim Kurulu Üyesi Hamza Kara, Eski Yönetim Kurulu Üyelerimizden Mehmet Timur, Gazetemiz yazarlarından Vehbi Kara, Ahmet Özdemir ve yirmiden fazla asker kökenli Nur Talebesi bir araya gelmişti. Yine YAŞ mağdurlarından olan ve uzun yıllar Barla Sosyal Tesislerinin yöneticiliğini yapan Niyazı Budak da bu toplantıya katılanlar arasındaydı. Niyazi Bey’in aynı zamanda Isparta’dan okuma programı için gelen gençlere refakat etmek amacıyla şehrimizde bulunması, güzel bir tevafuk olmuştu.


 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 11

Anket

İhlas ve Uhuvvet risalelerini hangi sıklıkta okuyorsunuz?
 
Kitapta, değişim sancıları içerisindeki, başta Türkiye ve âlem-i İslâm özelinde tüm dünya için büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin örnek hizmet anlayışı özetleniyor.
Bugün5222
Dün4917
Bu Hafta5222
Bu Ay74458
Toplam5388443

Sitede şuan 94 ziyaretçi var.


Basit, kısa ve keskin yol

Basit, kısa ve keskin yol

Risâle-i Nurları anlamak amacıyla okumak için, hedeflerimiz kadar tarz ve şekiller, yollar da önem arz etmektedir. Hedef parça parça, bölüm bölüm anlamak ve kavramaksa Risâle-i Nurların bütünlüğü ve küllî manaları arasında bunu gerçekleştirmek lâzımdır. var addthis_product = 'jlp-1.2'; var addthis_config...

Risâle-i Nur’la hizmetin ehemmiyeti

Risâle-i Nur’la hizmetin ehemmiyeti

Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamd-ü senalar olsun ki, bizleri Risâle-i Nur halkasına dahil etmiş. Bu halkaya dahil olmak, ne kadar çok şükür gerektiriyorsa; bir o kadar da sorumluluk istiyor. Çünkü bu zaman imanı kurtarmak zamanıdır. Risâle-i Nurlar, bu hizmeti elhamdülillah en müşkül ve ağır zamanlarda yapmış ve yapıyor. Üstad Hazretleri Emirdağ Lâhikası’nda “Bu...

Şükür nedir ve nasıl yapılır?

Şükür nedir ve nasıl yapılır?

Verilen bir nimete karşı, nimeti verene saygı ve minnet duygusu ile yapılan teşekküre şükür denir. Şükür cümlesi ’’ş-k-r” kökünden gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de bu kökten gelen yetmişe yakın kelime bulunmaktadır. Hamd kelimesi “medih ve övme” anlamında olup şükürden daha kapsamlıdır. Şu hadis-i şerif de bunu ifade etmektedir: ’’Allah’a hamd...

İnsana verilen duygular

İnsana verilen duygular

İNSAN sadece maddî uzuvlardan ibaret değildir. Onun moral yönü ve manevî yapısı ise harikadır. Bediüzzaman’ın bu konudaki tesbitleri dikkate değer: “Nasıl ki mide bir rızık ister; öyle de, kalb ve ruh ve akıl ve göz ve kulak ve ağız gibi insanın lâtifeleri ve duyguları dahi Rezzâk-ı Rahîm’den rızıklarını isterler ve müteşekkirâne alırlar.” 1 Çünkü...

Anadolu’da ekilen Nur tohumları farklı zeminlerde çiçek açıyor

Anadolu’da ekilen Nur tohumları farklı zeminlerde çiçek açıyor

Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada intişar eden ağaca benzetmiştir. “Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir”Kur'ân-ı Kerim, Hadis-i Şerifler ve Selef-i...

Bediüzzaman'ın sosyal ilişkilerdeki nezih tavrı günümüze ölçüdür

Bediüzzaman'ın sosyal ilişkilerdeki nezih tavrı günümüze ölçüdür

Efendimizin (asm) mübârek ve pak hâl ve etvarından tereşşuh eden olumlu tutum ve davranışların yansımalarına mazhar olan Hazreti Üstad’ın sosyal ilişkilerdeki tavrı daima nezih olmuştur. Sünnet ekseninde bir hayat tarzının hakim olduğu yaşantısında öne çıkan hususiyetlerin Bediüzzaman’da sosyal ilişkilerdeki tavrı günümüze ölçü olarak pekâla...

Saraybosna’da Peygamber kokusu

Saraybosna’da Peygamber kokusu

Balkanlar, Fatih’in getirdiği demokrasi ile yaşıyorDiyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Bosna-Hersek’in Travnik şehrinde mezuniyet törenlerine katıldığı öğrencileri gördükten sonra umutlandığını ifade ederek, ‘’Bu gençleri dinlerken ‘artık Balkanlar’da, sadece Bosna’da değil, Arnavutluk’ta, Kosova’da, Makedonya’da, Sancak’ta bütün...

Suriye’de dehşetli dezenformasyona dikkat!

Suriye’de dehşetli dezenformasyona dikkat!

Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi bugün doluyor. Ancak çarpıtmalarla ve yanıltmalarla süreç bir başka boyuta vardırılıyor.İşaretler, Suriye’de de dezenformasyonlarla ve uydurma haberlerle karşılıklı bir tahrikin sürdüğünü;...

Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır

Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır

Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi   “KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR” Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 sayılı Sebilürreşâd’da yazdığı “Kürdler ve İslâmiyet” başlıklı makalede, Kürt Şerif Paşa ile Ermeni Boğos Nubar Paşa'nın Paris’te “Kürdistan” ve “Ermenistan” devletlerinin kurulmasına...

İsviçre’de Risâle-i Nur okumaları

İsviçre’de Risâle-i Nur okumaları

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen insan, imân derslerine hava gibi, su gibi ihtiyaç duyuyor ve dünya hayatının gerilimli, bunaltıcı koşuşturmalarından sıyrılmak için bir vesile temenni ediyor. Kuş cıvıltıları ve baharın rengârenk Cemâl âyineleri...

  • RÖPORTAJ
  • NUR HABERLERİ
  • BASINDAN SEÇMELER
  • DÜNYA DÖNÜYOR
  • AVRUPA´DAN HABERLER
Hollanda′dan her yıl Türkiye′ye 1 milyon 200 bin turist tatil için geliyor. Türkiye-Hollanda ilişkilerinde sadece turizm değil, ticaret ve yatırım ...
BEDİÜZZAMAN, ortaya koyduğu fikirleriyle Türkiye ve dünya için büyük bir değer. Bediüzzaman, fikirleriyle bugünün insanlarına büyük hizmetlerde ...

Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin

2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...

Kenan Evren'in sanık sıfatıyla mahkemeye çağrılmasını önemli bulan yazar Etyen Mahçupyan 12 Eylül mahkûm edildikten sonra yeni bir anayasanın ...
Hedefimiz öncelikle gençleri ve çocukları sanal bağımlılıktan korumaktır

SANAL BAĞIMLILIK TOPLUMUMUZ İÇİN YENİ BİR TEHLİKE

Teknoloji, çağımızda en ...

Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamd-ü senalar olsun ki, bizleri Risâle-i Nur halkasına dahil etmiş. Bu halkaya dahil olmak, ne kadar çok şükür gerektiriyorsa; ...

Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada ...

Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...

Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...

Risâle-i Nur Enstitüsü’nün Trabzon Temsilciliğince düzenlenen “Bediüzzaman Said Nursî’ye göre İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi Kur’ân Medeniyeti” paneli ...

İNSAN sadece maddî uzuvlardan ibaret değildir. Onun moral yönü ve manevî yapısı ise harikadır. Bediüzzaman’ın bu konudaki tesbitleri dikkate değer:

...

Isparta, memleketimizin gül bahçesi; Barla ise bu güllerin en nadidelerinin yetiştiği bir gülistan.

İşte böyle bir gülistana bir bahar mevsiminde ...

Var mıdır acaba seyircisini bu kadar duygulandıran başka bir oyun? Oyun dediğime bakmayın, sergilenenlerin tamamı hakikat. Çünkü kaynağı hakikat.

...

“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...

Bizlere hayali bile zevk veren, kıymetli bir mazhariyetimiz, abidâne geleceğimiz de olabilir. İmanlı-inançlı, İslâmiyetin sınırları ve emir ...

Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...

Asya’dan Afrika’ya çatışma ve kriz bölgelerinde karışıklık ve kaos devam ediyor. Suriye’deki durum, elbette gündemin üst sırasında. Lâkin sâdece ...

TÜRKİYE Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı, alkolün uyuşturucuyla beraber dünyanın en büyük vebası olduğunu ifade etti.

Alkol, dünyanın ...

“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...

DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...

Balkanlar, Fatih’in getirdiği demokrasi ile yaşıyor

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Bosna-Hersek’in Travnik şehrinde mezuniyet ...

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...

Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...

BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...

Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...

  • MAKALELER
  • SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ KUR´AN
  • KURAN HABERLERİ

Risâle-i Nur, “Kur’ân-ı Kerim’de takip edilen maksad-ı aslî; ispat-ı Sani, nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet esaslarına cumhur-i nası irşad ve isal ...

Nobel Ödül sahibi ilk Müslüman Prof. Dr. Abdüsselâm, Kur’ân’ın yaklaşık sekizde birinin, inananları tabiatı incelemeye, nihâî gerçeği arayışlarında ...

Kur’ân’ın, medeniyet harikaları, buluş ve keşiflerden “açıkça” bahsetmemesi noksanlık, kusur değil; bilâkis bir hikmettir; yerinde bir uygulamadır. ...

Said Nursi’nin okumuş olduğu fen-bilimleri ile din bilimlerini birleştirdiği, bilimi tevhid bakış açısıyla yorumlayarak bilimin içeresinden Allah’ın ...

Kur’ân âyetlerinin çoğu, mükemmel birer hazinenin ve birer ilim definesinin anahtarıdır. Gökkubbe içinde-üstünde, maddî ve metafizik âlemde yer işgal ...

Midyat'a gelen İranlı Hafız Fatiha'yı tek nefeste okudu.

Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.

Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.

Fatiha sûresini hiç böyle dinlediniz mi?

Türkiye genelinde yaz Kur’ân kursları cami ve Kur’ân kurslarında başladı. Adana’da da Müftü İsmail Canbolat, Sarıçam Aksoylar Kur'ân Kursu, ...
Okullar tatil olunca bazı anne ve babalar çocuklarının Kur’ân okumasını öğrenmelerini isterler. Kendileri bilmeyenler Kur’ân kursuna ...
Seçimlerin ardından yaşanan karmaşa devam ederken, Meclis henüz çalışmalara başlayamadı. Bu yüzden de seçim sonrasına bırakılan konular ...
Diyanet-Sen Giresun Şube Başkanı Fethi Karahüseyin, ebeveynlere çağrıda bulunarak, çocuklarını Kur’ân Kurslarına katılmalarını sağlamalarını ...
BAŞŞEHİR'de görev yapan din görevlisi Recai Özsoy, kendi yazdığı ve 150 kilogram ağırlığında, açıldığında eni 3 metre, boyu 107 santimetre olan ...
  • NURDAN KATRELER
  • ENSTİTÜ YAZILARI
  • RİSALE-İ NUR IŞIĞINDA
  • TARİHİ HAKİKATLER
  • RİSALE-İ NUR NEDİR?

Çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, ...

Kardeşlerim, ben Nurlarla meşgul oldukça sıkıntılar azalıyor. Demek vazifemiz Nurlarla iştigaldir ve geçici şeylere ehemmiyet vermemek ve sabır ve ...

Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. ...

Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...

Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...

Türkçe’ye “peygamber” olarak tercüme edilen kelimenin Arapça’da iki karşılığı bulunmaktadır; bunlardan birisi “Nebî”; diğeri de, “Resûl”dür. Hem ...

Yeni Said, birçok yönden eskisinden farklı olduğu halde bir kısım eserlerinde “Eski Said’in kafasına” müracaat etmiştir.

Eski Said kafasıyla ...

Kur’ân-ı Kerim, mânâsı, lâfzı, nazmı bakımından mu'cizevî olduğu gibi, muhatabını ikna ederken kullandığı yöntem de beşer takatinin pek üstündedir. ...

Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.

Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...


Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...

Risâle-i Nurları anlamak amacıyla okumak için, hedeflerimiz kadar tarz ve şekiller, yollar da önem arz etmektedir.

Hedef parça parça, bölüm bölüm ...

Verilen bir nimete karşı, nimeti verene saygı ve minnet duygusu ile yapılan teşekküre şükür denir. Şükür cümlesi ’’ş-k-r” kökünden gelmektedir. ...

-Zemin yüzünde çiçek açan genç Saidlerin mektubudur-

Aziz, sıddık, sarsılmaz, çekilmez, yorulmaz kardeşlerimiz,
Nurun fütuhatı bizleri sürura sevk ...

Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...

İnsan bahsi Risâle-i Nur’da içimi en çok titreten yerlerden birisi.

Çünkü insan her zaman çok farklı değerlendirilen ve dünyada yaratılmışların her ...

Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...

Münafıkların çabası ve gizli din düşmanlarının adliyeyi şaşırtıp hükûmeti iğfal etmesi sonucu, 1943 yılı Eylül ayı ortalarında dindarlara ...
ŞÂHİDLERİN beyânıyla, “Meclis sohbet salonu” ya da bugün “kulis” denilen “teneffüs dinlenme- salonu”nda 50- 60 mebus içindeki karşılaşmada önce ...
M. KEMAL’İN de aralarında bulunduğu on sekizi aşkın dâvetle Ankara’ya çağrılan Bediüzzaman’ın Meclis’te merasimle karşılanması, Meclis ...
Ortaya çıkan herbir belge, herbir vesika, Üstad Bediüzzaman'ın eserlerinde ve bilhassa Tarihçe–i Hayat isimli otobiyografisinde yazdıklarını ...

Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...

“Risâle-i Nur nedir?” deseler ne cevap verirsiniz? Risâle-i Nur’u tanıtmak için tanımak gerekir. Onu tanıdıkça çoğalır tanımlar. Tanıtıma ...

Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.

Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...

Bizler Risâle-i Nur’un, cemaatin içindeyiz de, Risâle-i Nur’un bizlere kazandırdığı sosyal ve ruhi reçetelerin, faydaların farkında mıyız acaba? ...

Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”

Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...

  • BEDİÜZZAMAN CEVAP VERİYOR
  • MEDYADA SAİD NURSİ
  • SAİD NUR VE TALEBELERİ
  • BEDİÜZZAMAN KÖŞESİ
  • SAİD NURSİ KİMDİR?

Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...

Prof. Dr. Yasin Ceylan dün bahsettiğimiz yazısında Risale-i Nur’un pratikte Müslüman için bir “yaşam rehberi” olmaktan uzak olduğunu öne ...
ODTÜ Felsefe Bölümünden Prof. Dr. Yasin Ceylan, Radikal İki’deki “İslâm, Nurculuk ve Fethullah Gülen hareketi” başlıklı yazısında (19.04.09) ...
Son yıllarda muhafazakâr yapının elde ettiği siyasî ve ekonomik güçle İslâm hakikatlerinin hayata geçirilmesi noktasında nasıl bir orantı olduğu ...
Kadir Mısırlıoğlu 10 Şubat akşamı bir televizyon programında Bediüzzaman ile ilgili doğruluğu şüpheli olan hatta iftiraya varacak derecede pek ...

Bediüzzaman Said Nursî vefatının 52. yıl dönümünde Eskişehir Yeni Asya Temsilciliği tarafından organize edilen konferansta anıldı.


Eskişehir Yunus ...

Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...

Diyarbakır Dicle Kent Yeni Asya Temsilciliği tarafından düzenlenen Bediüzzaman’ı anma toplantısı Diyarbakır Ava Düğün Salonunda yapıldı. Dicle ...
BEDİÜZZAMAN Said Nursî’nin vefatının 52. yıldönümü münasebetiyle İzmit Sabancı Kültür Merkezinde gazetemiz yazarı Şükrü Bulut’un konuşmacı olduğu ...

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, kendisini imha etmeye çalışan güçlere meydan okurken, “Ölümüm hayatımdan çok hizmet edecek” diyordu. Gerçekten, hayatta ...

Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.

İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...

Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.

Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...

Tahirî Mutlu, 1900 yılında Isparta-Atabey’de doğdu. Ömrünü iman hizmetinde geçiren Tahirî Mutlu Ağabey 3 Nisan 1977 tarihinde vefat etti. Vasiyetine ...

İnsan hep birileri gibi olmak ister. Elbette Nur’un talebesi de birisini örnek alacaktır kendine. Nurun talebesi, Üstadına en çok benzeyeni örnek ...

Nisan ayı deyince aklımıza Nisan yağmurları gelir. Atalarımız Nisan yağmurlarını “şifa kaynağı” olarak görmüşler. Anadolu’da yağmurun en bol olduğu ...

Efendimizin (asm) mübârek ve pak hâl ve etvarından tereşşuh eden olumlu tutum ve davranışların yansımalarına mazhar olan Hazreti Üstad’ın sosyal ...

Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
 
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”

Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...


‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
 
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”

Bazılarının “Kürdî” tâbirinde ...

“Güneşin doğuşu başkadır orada, batışı başka,
Nur erleri orada eriştiler İlâhî aşka,
Sanki izleri hâlâ durur, toprak ve taşta.
Her daim dillerde ...

Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
 
“Kaçın… ...

İmam-ı Gazali’nin Kimya-yı Saadet’ini okurken bazı konular çağrışım yaptı. Büyük İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursî ile benzerlikler arz ediyordu. ...

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayatını anlatan Tarihçe-i Hayat kitabı, 1950’den sonra talebeleri tarafından hazırlanmıştır.

Tarihçe-i Hayat’ın ...

-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-

İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.
 
Gözlerime inanamıyorum diye ...

Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...

Her çağın kendine özgü bir paradigması varsa, her âlimin de kendine özgü bir çağı okuyuş tarzı olmalıdır. Gazali kendi çağını nasıl özgün bir ...
  • KÜLTÜR SANAT
  • EDEBİYAT
  • ŞİİRLER
  • Kitap Bahçesi

DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...

TÜRKİYE’NİN bir çok il ve ilçesinde Risâle-i Nur Enstitüsünün düzenlediği ve Bediüzzaman Said Nursî Haftası çerçevesinde organize edilen anma ...

Her sene Bediüzzaman Said Nursî’nin vefat yıldönümü vesilesiyle düzenlenen “Bediüzzaman Haftası" kapsamında, İstanbul Yeni Asya Hanım Okuyucuları, 24 ...

ROTTERDAM İslâm Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, vefatının 52’nci yıldönümünde, Bediüzzaman Said Nursî’nin kardeşliğe verdiği önemi ...

ÇORUM Yeni Asya temsilciliği tarafından Bediüzzaman Said Nursî’yi vefatının 52. yıldönümünde anmak üzere organize edilen "İnsanlığın Kurtuluş ...
Bir düşünelim, bir bakalım hele. Dün neredeydik, bugün nerede… Zelzele günlerini hatırlayalım. Daha da gerisine, gidebildiğimiz yere kadar ...
Hayat yeniden başlıyor her sabah. İnsanlar yollara dökülüyor her sabah. Ne kadar garip bu an; her şey, her yer. Bulutlar sanki tanıdık, bildik ...
İnsan şükür için yaratılmış.

Şükrün ne olduğunu bilen insanlar, Rablerine doyasıya şükretmek için ille de insanın başına pek seyrek olarak ...
“Ol âlem fahri Muhammed nebiler serveridir
Ver salâvat aşk ile, ol günahlar eridir”
Yunus Emre

Essalâtü ve’sselâm aleyke yâ Rasulallah…
Susmak, konuşmaktır. Susmak, düşünceler kitabının, konuşmak bölümüdür.
Susmak, derin bir sükût, uzun bir sükûttur.

Zihnimizde bağırışlar ...

Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.

İmanın ...

Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...

Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,

Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...

Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten

Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...

Boş durmuyor, yine iş başında birileri,
Topladılar başlarına cinleri, perileri,
Gözlerine batıyor adeta Nur Risâleleri,
Bozmaya çalışıyorlar, bazı ...

Hafızamız bizi yanıltmıyorsa, Bediüzzaman Said Nursî ve şaheseri Risâle-i Nur’ları 1983-84 kışında tanımıştık. Lise son sınıftaydık. Demek ki o ...

Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”

Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...

“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur

Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...

Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?

Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...

“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...