| İmanla yaşamak, şahs-ı manevîde kalabilmek |
|
|
| Nejat Eren tarafından yazıldı. |
| Cuma, 03 Şubat 2012 00:00 |
|
Ve daha niceleri... Bu konuda; ya “Ben akıllıyım” diyen, sadece kendi “kafa fenerine” bürünenlerin seçtikleri yol seçilecek—ki, insanların çoğunu canhıraş feryatlara, yakıcı ateşlere, yürek dağlayan olaylara sürükleyen bir tarz ve yoldur bu! Ya da o aklı verenin kâinata koyduğu kanunlara uymak ve elçileri vasıtasıyla gönderdiği programı tatbik etmeyi hedefleyen bir yol olacak. Binlerce yıllık tecrübeyle birinci yol ne kadar başıboş ve neticesiz olduğu meydandadır. İkinci yol ise; hem hafif, hem kolay, hem ucuz, hem de en akıllı ve mantıklı yoldur. Çünkü burada insan ne yaptığını bilir. Sahibini arar. Malikini tanıyamaya çalışır. Bunun neticesinde engin bir “tevekkül” ve “teslimiyetle” haddini aşmadan, kader çizgisindeki programa uyar. Mesaisini şükre ve duâya verir. Böylece hayatı hayat yapan değerlere ve doğru yola ulaşır. Tıp ilminin kabullendiği insandaki fizyolojik ve anatomik değişimin yanında, manevî mahiyetini teşkil eden kalp, ruh, sır, nefis ve his cephesinde de değişimin olduğu bir vakıadır. İnsanoğlunun bu hızlı değişim anlarındaki kareleri ne ile dolduracağı çok önemlidir. Ancak bu şekilde bu dünya hayatı aslına uygun cereyan edebilir. Zaman, kesintisiz devam eden anlardan oluşur. Yaşanan her bir zaman dilimi “bir ânı seyyale”dir. İnsanın hakikî ömrü de bulunduğu ve yaşadığı o andır. İşte hakikî marifet bu “anları” nemalandırmaktır. En güzel boyayla onu süslemek, en güzel keyfiyeti o âna sığıştırmaktır. Her ânı, yaratılış gayesine uygun bir şekilde gergef gergef işleyebilmektir. Çok kaygan, inişli, çıkışlı olan bu uzun ince yolu “imtihan” sırrının şuuruyla a’lâyı illiyîne, en yüksek mertebelere yönlendirmek; esfeli sâfilîne, en aşağı derecelere düşmekten kurtarmaktır. “Mevcudatın sultanı, halifesi” olmanın kıymet ve değerini doğru ve sapmadan kullanabilmektir. Bunun için tek yol görünüyor: Prensipler manzumesi, sistemler silsilesi, kanunlar zincirine tâbi olmak. Onlarla tatlı ve mutlu bir şekilde yaşayabilmektir. İşte o da ancak ve ancak “İman” gerçeğiyle, “İslâm” anlayışıyla ve Kur’ân’ın düsturları ve ahkâmıyla olabilir. Gerçek hayat; inançla hayatlanır, tatbikatla şekillenir, ibadetlerle manalanır ve meleke hâline gelir. İşte o zaman insan âlemin efendisi, kâinatın reisi olma gibi bir kıymet alır ve aksiyonerlik kazanır. Gerçek mânâda bir şeyin kıymetini bilmek ve takdir etmek istiyorsak, o şeye verilen öneme bakmak gerekir. Hayata, insanlığa, kâinata ve onun sahibine bakış açısına göre kendinize bir rota çizmemiz en fıtrî bir hâldir. Burada ubudiyete, kulluğa, teslimiyete mi, yoksa enaniyete, riyaya, gösterişe ve isyana mı yöneldiğimize bakılacaktır. Ubudiyetin kıymetini, keyfiyetini, önemini ve değerini bilme ve anlama nispetinde ibadete ehemmiyet verilir. Kâinattaki bütün olaylar, işleyiş, gerçekler “iman” denilen bir muazzam hadiseye işaret ediyor. “İman” öyle kuvvet ki, bunun önünde hastalık dayanamıyor, “Elhamdülillah” dedirtiyor. Ölüm dayanmıyor, “Elhamdülillah” dedirtiyor. Kalbi tam nurlanmış bir mü’mini, kürei arz bomba olsa patlasa, ihtimal ki korkutmaz. Kâinat ne kadar büyük olursa olsun insan karşısında küçülüyor. İnsan kâinattan marifet balı süzüyor. Ama kâinat insandan bir şey süzemiyor. Meselâ, son günlerde yaşadığımız hiddetlenen “hava unsurunun” dizgini, kumandası, izni, kontrolü kimin elinde olduğuna bir bakalım. Bu şiddetin sebebini düşünüp araştırmazsak, insanlardan ne istediğini bilemezsek, başımızı taştan taşa vurmaya devam ederiz. Maddede, teknolojide, medeniyette bu kadar ileri gittiğini iddia eden “Avrupa”, aşırı soğuklar karşısında, değişik bölgelerindeki yüzlerce insanın soğuktan donmasına karşı ne yapabildi? Sadece meydana gelen ölümleri sıklıkla medya haberlerine konu ediyor. “Medyatik” bir gözle bakıyor. O kadar! Ve hava unsurunu suçluyor! Matematiksel hesap rakamlarını verebiliyor. Tam bir acziyet hâli! Meteorolojik olarak; “Buzul Çağına” gidiyor muşuz! Sefih medeniyetin telkin ettiği hayat, “Yontma Taş Devrine” aday değil mi? Vahşetin ve dehşetin, şehvetin ve hayvaniyetin derin derelerine giden yola “medeniyet” diyerek bir yere varmak mümkün mü? Tefekkür dünyası dumura uğrarsa; insanlık daha büyük dehşet ve gaflete yuvarlanır. Tefekkür; derin ve geniş düşünmenin adıdır. Tefekkür en büyük ibadetlerdendir. Bunda da büyük bir sır vardır. Çünkü tefekküre vasıl olabilmek için; onunla iştigal etmek, ağırlıklı bir mesai harcamak ve böylece tefekkürün vadisine kavuşmak ve demir atmak, sakinleşmek gerekiyor. “Resmî ve ruhsuz” hâle getirilen bir tefekkürden “hakikatler” çıkmaz. Dejenere edilmiş bir tefekkürle bir yere varmak da mümkün değildir. Onu aslına uygun devam ettirmek gerekiyor. Sathî ve yüzeysel bir “tefekkür” ve düşünceyle imanı anlamak, yorumlamak ve tatbik edip yaşamak kolay olmaz. Bu derin sırları anlamak mümkün olmaz. Tefekkürün mutlaka Kur’ân’ın gözü ve tarzıyla olması ve kesinlikle lâkaytlıktan uzak olması, sathî nazar ve ülfetten uzaklaşması gerekiyor. Akıl, kalp ve ruhu “malûmat” yığınlarıyla doldurmamak gerekiyor. Bunu sağlamak için de ancak ihlâs denilen sırrı kavramak gerekiyor. Dolayısıyla imanlı hayata giden ve onu tamamlayan haller çok ucuz ve kolay da değildir. Bu zamanda “iman” konusunun en iyi izah ve açılımını yapacak olan da Kur’ân’ın malı olan Risâle-i Nur Külliyatı’dır. Ve onun teşkil ettiği “şahsı manevînin” ülke ve dünya ölçeğindeki tatbik edilegelmiş ve hâlâ tatbik edilen Sünnet kaynaklı gerçeğidir. Bu “şahsı manevîyi” teşekkül ettirenlerin halleri şudur: “Risâle-i Nur şakirtlerinin ruhları birbiriyle alâkadardır. Cesetleri müteaddittir. Ruhları müttehid hükmündedir.” “Risâle-i Nur’un şakirtlerinin ‘şahsı manevisi’ kerâmetkârane bir hassasiyet gösteriyor ki, Hâfız Ali ulvî sadakatiyle, birinci Süleyman selim kalbiyle, ikinci Süleyman, Rüştü müstakim aklıyla, Küçük Lütfi lâtif nûruyla Üstadlarının imdadına mânen koşmuşlar, sıkıntısına iştirak ile tahfifine çalışmışlar.” (Barla Lâhikası, 125) Bu asırda “iman” vadisinde bulunabilmek için; sırrı ihlâsı, hakikati uhuvveti, dâvâyı Kur’âniyeye sadakati iyi bilip uygulamak gerekiyor. Ehli dünyanın dünyalık değerlerine sahip çıkmasından çok daha fazla, imana, inanca, şefkate, merhamete, ihlâsa, uhuvvete, sevgiye, muhabbete, sadakate, vefaya sahip çıkmak ve onları insî ve cinnî şeytanlara kaptırmamak ve onların çekim sahasına girdirmememiz gerekiyor. Böylece, İlâhî iradenin istediği imanlı bir hayat yaşayıp sonunda da ilk çocukluk saffetindeki hallerimizle ruhumuzu hakikî emanet sahibine tertemiz teslim edebilelim. Bir nimetin devamı o nimetin zatından daha kıymetlidir. Bütün nimetlere sonsuz “Elhamdülillah!” İman nimetine ve onun devamına sonsuz “Elhamdülillah!” Onu bize veren ve devam ettiren yaratana sonsuz “Elhamdülillah!” |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Hakikat güneşi İslâm “bahane” kal... |
|
Nejat Eren |
|
|
Yörsan’ın hassasiyeti… |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Rahmetin eşiğindeyiz |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Şam’ın seherini, Şam yeli basmada... |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 58 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada ...
Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
İNSAN sadece maddî uzuvlardan ibaret değildir. Onun moral yönü ve manevî yapısı ise harikadır. Bediüzzaman’ın bu konudaki tesbitleri dikkate değer:
...
Isparta, memleketimizin gül bahçesi; Barla ise bu güllerin en nadidelerinin yetiştiği bir gülistan.
İşte böyle bir gülistana bir bahar mevsiminde ...
“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Balkanlar, Fatih’in getirdiği demokrasi ile yaşıyor
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, ...
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.