| Ankara’da karlı-kışlı hatıralar |
|
|
| Osman Zengin tarafından yazıldı. |
| Salı, 21 Şubat 2012 00:00 |
|
30 sene önce ayrıldığım Ankara’da, ilk defa bu kadar uzun boylu kalıyordum. Hele kışın bu kadar şiddetleneceğini, bu kadar uzun kalacağımı da tahmin etmiyordum ama kaldık işte. Bu senede maşaallah kış, bizim gençlik zamanımızdaki gibi çetin ve sert geçiyor. Eskiden kaloriferli ev sayısı azdı. Evlerin çoğu, odun-kömür sobaları ile ısınıyordu. İşte o dönemlerde rahmetli annemiz, bizim elimize sobadan çıkarılan külleri koyduğu kova ile küçük bir kürek verir, “yavrum, bunları insanların geçtiği yola serpin de, karda buzda kayıp düşmesinler” derdi. Şimdi hiç öyle bir şey göremedim. Zaten evlerin çoğu da kaloriferli olmuştu. Eskinin sobalı evleri de, doğalgazın (Türkiye’ye ilk geldiğinde buna” tabii gaz” deniliyordu. Uydurukçacılar buna da el atınca bu ismi aldı) iyice yayılması ve ucuzluğu ile kaloriferli olunca, ortada kül- mül kalmadı. Tabii, karda-buzda düşen ve orasını burasını kıran, sakatlayan insanlar da çoğaldı. Özellikle soğukların artmasıyla doğalgaz tüketimi de artınca, millete çok yüksek faturalar gelmeye başladı. İlk önce “ucuz” diye propaganda yapılıp teşvik edilip, sonradan da bu hal meydana gelince, bazı insanların değişik çarelere başvurduğu, bazılarının yine sobaya döndüğü görülmeye başlandı. Haliyle de, yine eskisi gibi keskin duman ve karbon-monoksit kokuları yayılmaya başladı. Eskinin hava kirliliğinde şampiyon Ankara’sını hatırladım. Bir türlü çare bulunamıyordu o günlerde. Babam yıllar önce anlatmıştı ve onun anlattığını, Bent deresi caddesinden geçerken hep hatırlarım. Eski Ankara, bizim de mahallemiz olan Ankara kalesi civarıydı. Daha sonra göç v.s vasıtasıyla insanlar, yine kale civarında, yakınında gecekondular yapmaya başladılar. İşte kalenin tam karşısına düşen Altındağ ve kale arasında bir vadi olan bent deresi, kışın sobaların yanmasıyla, hava dolaşımı da olmayınca, oraya sıkışan duman, gaz v.s hava kirliliğini meydana getiriyordu. Tam o Altındağ’ da, biz küçükken bir taş ocağı vardı ve o kısma da “taş ocağı mahallesi” denirdi. Hatta oradaki kayaları kırmak için patlatılan dinamit sesinden korkardık. Babamın anlattığına göre meğer bunu rahmetli Menderes böyle yaptırmış. O hava sirkülâsyonuna mani olan Altındağ tepesini, taş ocağı vasıtasıyla kırdırıp, eritip, o vadiyi bir ova haline getirtip, hava kirliliğine sebeb olan kısmı o şekilde halledecekmişti ve Ankara’nın yıllarca baş problemi olan hava kirliliği de o şekilde büyük ölçüde hallolacakmıştı. Ama işte hain 27 Mayıs ihtilalcilerinin Menderesi şehid etmesiyle o iş de öylece kalmıştı. Oradan geçenler, o kısma dikkat ederse, eskiden taş ocağı olarak kullanılan kısmı fark ederler. Zaten, milletin, memleketin hayrına olan hangi işe taraftar olmuş ki o zihniyet. Memleketi yakmaktan, yıkmaktan geri bırakmaktan başka ne iş yapmışlar? Kendi habis menfaatleri uğrunda zavallı milleti perişan etmişler. Biz buradayken, iki sevdiğimiz insan, milletin sevdiği insan vefat etmişti. Biri Aydın Menderes, diğeri de Mustafa Başoğlu. İkisinin de cenaze namazlarına iştirak nasib oldu. Her ikisinin merasim vakti çok soğuktu. Hele Başoğlu’nun cenaze namazı öncesi Hacı Bayram camiinde kıldığımız öğle namazını, çok kalabalık iştirak olması hasebiyle dışarıda kılınca, adeta donduğumuzu hissettik. Bir anda ellerimin üzeri çatladı,soğuk içimize işledi.gençlik yıllarımızda lisedeyken camii avlusunda donmuş, buz sarkan musluğun altından bir ip inceliğinde akan su ile aldığım abdesti hatırladım. Ellerimizi yıkıyor bir “Alllaaaahhh!” çekiyoruz. Keza diğer uzuvları yıkarken de aynı. Ama sonradan o hali hatırlayınca, o elemin gidip lezzetin kalması bizi mesrur ediyordu. Yıllar sonra soğuğun azizliğini bir defa daha hissetmiş olduk. Bir ara soğuklar -20 lerin altına indi ki, görülmemiş bir soğuk. Zira kalorifer hesapları cetvelinde Ankara -12 olarak alınırdı. İşte o günlerde birden elektrikler kesildi. “eyvah” dedim. Ya bir de uzun müddet gelmezse ne yapar bu insanlar? Başka alternatif de yok. Herkes sobayı kaldırmış, soba deliğini de iptal ettirmiş. Elektrikli ısıtıcıları da kullanamazsın. Ne olur o zaman vaziyet dedim. Sonra Van’ı, Türkiye’nin diğer yerlerini düşündüm. Aklıma birden ilk insanlar geldi. Acaba onlar ne yapıyordu kışta? Hacca gittiğimiz sene de bunu düşünmüştüm. Kâbenin avlusunda kâbeye müteveccihen oturmuş tefekkür ediyordum . Kendi kendime, “Allah-u alem buranın mukaddes belde olmasının bir hikmeti, belki de insanın toprağının alındığı yer burasıydı. Yine Âdem (as) cennetten dünyaya indiğinde, ayağını bastığı yer burasıydı. Sonra öyle bir iklimin hâkim olduğu yere indirilmiş ki Âdem (as), İklim tam müsait. Soba derdi yok, üşüme derdi yok. Ankara’nın kışı, soğuğu bizi çok düşündürecek, çok yazdıracak bu iş de bayağı uzayacak. En iyisi, bunu burada kesip, soğukla mücadele eden, soğukta dışarıda kalan, yakacak derdi olanlara Allah, yardım etsin diyerek yazımızı tamamlıyoruz. |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Hakikat güneşi İslâm “bahane” kal... |
|
Nejat Eren |
|
|
Yörsan’ın hassasiyeti… |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Rahmetin eşiğindeyiz |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Şam’ın seherini, Şam yeli basmada... |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 44 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada ...
Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
İNSAN sadece maddî uzuvlardan ibaret değildir. Onun moral yönü ve manevî yapısı ise harikadır. Bediüzzaman’ın bu konudaki tesbitleri dikkate değer:
...
Isparta, memleketimizin gül bahçesi; Barla ise bu güllerin en nadidelerinin yetiştiği bir gülistan.
İşte böyle bir gülistana bir bahar mevsiminde ...
“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Balkanlar, Fatih’in getirdiği demokrasi ile yaşıyor
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, ...
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.