Futbol Hastalığı Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Mustafa NUTKU tarafından yazıldı.   
Pazar, 05 Şubat 2012 02:41

Bilhassa gençler ve hemen her yaştakiler için sporun, beden hareketlerinin faydası ve lüzumu inkar edilemez. Tatbik tarzına ait her türlü teferruatında İslâm’ın emirleri dışına çıkmamak şartıyla, sporu ihmal etmemelidir. Hareketsizlikten çeşitli hastalıklar ve gelişme gerilikleri meydana gelebilir. Kâinatta zaten daimi bir hareket kanunu işlemektedir. Adalelerin çalışması, bütün organlarımızın da daha iyi çalışmasına sebep olur; kan daha iyi devreder, akciğerlerin teneffüs kapasitesi artar, vücutta meydana gelen zehirlerin atılması kolaylaşır. Bedenî faaliyet, zihnî yorgunlukların giderilmesinde de müessir bir çaredir.

Sporun birçok nevileri olmakla beraber, herkes her nevi sporu yapamaz, sporun yaşla ve vücut kapasitesi ile yakın alâkası vardır. Fakat herkesin her yaşta yapabileceği en kolay ve en faydalı spor, yürüyüştür.

İnsanlarda spora karşı fazla alâkanın bulunması yadırganacak bir hal değildir. Aksine, askerlik gibi bazı mesleklerde sporun büyük önemi vardır. Fakat spor alâkası görünüşü altında, sporun hakikî gayesi, mahiyeti ve faydalarından mahrum, ölçüsüzce körü körüne bütün mevcudiyetiyle sürükleniş heyecanlarını da hoş görebilmek mümkün değildir.

- "Sporla meşgul oluyor musunuz?" sualine şu cevaplar verilebilmektedir:

 

"- Evet, mühim futbol maçlarını hiç kaçırmam."

. . . . . . . . . .

"- Her hafta mutlaka spor-toto veya spor-loto oynarım..."

. . . . . . . . . .

"- Mühim bir maç, olmadan önce ve olduktan sonra da günlerce beni meşgul eder."

. . . . . . . . . .

"- Mühim bir maçı seyredebilmek için, Türkiye'de veya dünyanın neresinde olursa olsun, bütün imkanlarımı kullanabilirim..."

. . . . . . . . . .

- "Benim için en alâka çekici konuşma mevzuu futboldur."

Bu ve benzeri cevapları verebilecek kişilerin halen Türkiye'de çok sayıda bulunması, basın, medya ve siyasîlerin kendilerine ait çeşitli menfaat hesaplarıyla (şöhret, oy, tiraj, bol reklam ve bol para gibi) bu alâkayı devamlı olarak pompalamaları, futbol hastalığının durumunu gerçekçi ve menfaat hesaplarından uzak olarak tahlil etmemizi gerektirmektedir.

Oyun heyecanı fazla bir spor olan futbola aşırı alâka gösterenlere "futbol hastası", maç günleri başka vilayetlerden bile gelip bilet alabilmek için bir gece öncesinden turnikeye girerek açık havada, soğukta sabahladıkları stadyumlara "hastane" denilmesi, oldukça yaygın ve eskidir. Fakat aşırı futbol meraklıları, kendilerine "futbol hastası" ve stadyumlara "hastane" denilmesine hiçbir kızgınlık göstermez; hatta bu halleriyle iftihar eder gibi bir tavır takınırlar.

Futbol hastalığı tenkid ve münakaşa konusu yapılsa bunlar, bütün dünyanın futbol heyecanı ile sarsılmakta olduğunu, Güney Amerika memleketlerinden, İngiltere'den, İtalya'dan misâller getirerek anlatıp, adeta asıl "anormal" halin futbola hiç alâka göstermemek olduğunu îma eder gibi konuşurlar. Salgın bir hastalık birçok dünya memleketlerinde yaygın halde olsa, bu hastalığı "sıhhat" ve bu hastalığa yakalanmamış olmayı "hastalık" diye mi kabul etmek icabeder?

Bu hal, Şarklı bir yazarın meşhur bir hikayesini hatırlatıyor: Bir hükümdarın ülkesinde bir su çıkmış. Bu sudan içenler deli oluyorlar ve bu sudan içmeyenleri "deli" olarak vasıflandırıyorlarmış. Hükümdar ve veziri buna bir çare arayıp bulamazlarken, bu sudan içerek deli olanların sayısı da süratle artmağa devam ediyormuş. Bunların sayısı arttıkça, diğerleri üzerindeki maddî-manevî baskıları da artıyormuş. Bu duruma bir çare arayıp bulamayan hükümdarın veziri, ümitsizlik içerisinde hükümdara gelip bu sudan içip deli olanların baskılarına daha fazla dayanamadığını, kendisinin de bu sudan içip diğerleri gibi olmaktan başka çare bulamadığını söylemiş. Hükümdar, bütün gayretlerine rağmen, vezirini bu kararından vazgeçirememiş. Vezir de o sudan içip deli olduktan sonra ve o sudan içmeyen hükümdara deli nazarıyla bakmağa başlayınca, son olarak hükümdar da o sudan içmekten başka çaresi kalmadığını görmüş ve o da içmiş..

Bu Şark hikayesi burada bitiyor. Acaba dünyayı saran futbol hastalığının hikayesi nerede ve nasıl noktalanacaktır?

Futbol hastalığının teşhis ve tedavi icabettiren ârazı, içi atmosfer basıncından biraz daha fazla tazyikli hava dolu meşin bir topun ardından ruhuyla, aklıyla, kalbiyle ve bedeniyle şuursuzca sürüklenmek şeklinde kendini gösteriyor.

Futbol hastalığı insanların en kıymetli hazineleri olan vakitlerinin israfına, çeşitli ölçüsüz, taşkın ve günah sayılan işler yapmalarına, küfürleşmelere, dövüşlere ve hatta ölümle neticelenen olaylara sebeb olabilmektedir. Ülkemizde ve dünyada bunun çeşitli zamanlarda yazılı basına ve medyaya da akseden çok sayıda misalleri görülmektedir. Futbol maçlarında taraflar arasında çıkan kavgalarda bazen çok sayıda ölümlerin de olması, bir Anadolu şehrimizde, mahallî takımlarının başka bir şehirde yapacağı maça gitmek için otobüs kiralamak isteyen, fakat bunun için paraları olmayan bazı gençlerin gece tenha sokaklarda ellerinde zincirlerle yol kesip zorla para almaları ve benzeri, çok daha kötü örnekler, bizi bu mevzuda düşünmeğe sevk etmeyecek midir?

Fıkıh âlimleri, en iyi beyin sporu olması yanında insanın aslî gayesi ve hayat programına ters düşen bazı mahzurlarını dikkate alarak satranç oyununda aşırılığı bile hoş görmemişken, satranca göre çok eksik ve geri yönleri bulunan futbolun ve bununla alâkalı futbol hastalığının durumunun, dinî olarak da ciddî şekilde düşünülmesi ve değerlendirilmesi icab etmez mi?

Bazıları,

"- Daha kötü şeylerle uğraşmaktansa, bırakalım; insanlarımız futbolla uğraşsın.." demekte ve futbol hastalığı aleyhinde konuşturmamağa çalışmaktadırlar. Onların bu hali, 50 yıl İspanya'yı diktatörlükle idare etmiş olan General Franko ile alâkalı bir anekdotu hatırlatmaktadır: General Franko'ya 50 yıl koskoca İspanya'yı diktatörlükle nasıl idare ettiğini sormuşlar. General Franko:

"- Büyük arenalarda (boğa güreşlerinin yapıldığı yerlerde) ve büyük futbol sahalarında uyutarak..." cevabını vermiş.

Futbolla alâkalananlar, gücenmesinler. Burada bizim maksadımız futbol seyircisini tahkir değil, hakikat ölçüleriyle bir değerlendirme yapmaya çalışmaktır.

Aynı mevzuyla alâkalı olarak söylenebilecek daha çok şeyler olabilir.

"- Daha kötü işlerle uğraşmaktansa..." yanlış hoşgörü cümleciğine karşı, meselâ boş bir kabın doldurulması ile alâkalı şu duruma dikkat çekilebilir:

Boş bir kabı,

"- Daha kötü birşey dolmaktansa..." deyip rastgele bir şeyle doldurursak, kap dolu duruma geleceği için, onu daha iyi bir şeyle de dolduramayız. Bunun için, önce doldurduğumuzu boşaltmamız icab eder. İnsanın ruhî, aklî, hissî alâkalarının mazharı bir kap olduğu farzedilirse, o kaba daha kötüsü dolmasın diye futbol hastalığını doldurursak, daha iyisinin dolmasını da engellemiş oluruz. Ancak önceden koyduğumuzu boşaltmak suretiyle kaba daha iyi bir şey koymamız mümkündür; bu ise pratikte hem zordur, hem de önceden koyduğumuzu tamamen boşaltmadıkça, yeni konulanla karışacak; müşevveşiyet arzedecektir. Nitekim, asrımızın insanlarında bunun misallerine çok rastlanmaktadır.

Futbol hastalığının derecesine göre bu müşevveşiyetle, manevî değerlere de sahip olsalar, zihinleri futbolcular ve geçmiş maçlar üzerinde yapılan yorumlar, değerlendirmelerle meşgul olur; her boş zamanda ve her fırsatta sözü, futbola getirirler.

Bu halleriyle, futbol hastaları -aslında öyle olmasa bile- kendilerini bu dünyaya sanki futbol oynamağa, futbol seyretmeğe veya futbol üzerinde konuşmağa ve münakaşa etmeğe gelmiş zanneder gibi davranırlar.

Bu mevzudaki manevî tehlikelere kısa bir işarette bulunmak için, Türkiye'de yıllarca "Gol Kralı" ünvanını muhfaza etmiş, binlerce hayranını kendisine gıpta ettirmiş, küçük çocuklara büyüdükleri zaman onun gibi olmak özentisini vermiş bir futbolcuyla yapılmış ve basında yer almış eski bir röportajı nakletmek istiyorum.

Röportajı yapan gazetecinin muhtelif soruları arasında,

"- Hayat görüşünüz nedir?" sorusuna, meşhur "Gol Kralı":

"- Hayat hoş ve boştur, gerisi loştur; al dizginleri koştur da koştur!.." cevabını vermiş...

Meşhur ve muteber bir sözdür:

"- Hayat görüşünün ne olduğunu bana söyle; senin kim olduğunu söyleyeyim."

Gol Kralı'nın “hayat görüşü”nü (!) özetleyen bu sözlerinin geniş şekilde tahlilini yapıp kendisinin ve hayranlarının nasıl bir manevî tehlike ve zarar içinde olduklarını burada açıklamayı zait görüyorum. İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmetini ve gayesini şuurlu olarak anlamış her mü'min, bu "hayat görüşü (!)"nün tahlilini kendisi kolaylıkla yapabilir. Diğer insanların futbol hastalığının manevî tehlike ve zararlarıyla alâkalı bu incelikleri anlayıp kabul edebilmeleri için ise, önce onların şuurlu birer mü'min olmaları icab eder. Allah’a (C.C.) hakkıyla iman etmemiş, insan olarak bu dünyada bulunuşunun hikmetini ve gayesini tam idrak edememiş bir “futbol hastası” ise, aklı bazı meşhur futbolcuların hayat hikayeleriyle, şimdiye kadar oynadıkları takımlarla ve attıkları gollerle geveze, ruhu da bunlar gibi faydasız şeylerle sersem olmuş bir halde ve hakikat gözü kapanmış iken, kendisinin en büyük alâka mevzuuna yapılan tenkitleri hazmedemez, haksız bir tepki gösterir.

Futbol hastalığı, manevî bir hastalıktır, bütün dünya memleketlerinde salgın halinde oluşu, onun normal oluşuna delil gösterilemez. Zira bir insan için normalliğin hakikî ölçüsü, moda olan cereyanlar veya salgın manevî hastalıklar değildir. Bütün kâinatı ve bu büyük kâinat içinde küçük bir kâinat olan insanı yaratan Allah (C.C), bütün yarattıkları için ölçüler, kanunlar, nizamlar da koymuştur. Aklıyla muhayyer olarak dünya imtihanına gönderilen insan, cüz'î iradesini Allah'ın kendisi için koyduğu ölçü, kanun ve nizama ne derecede uygun olarak kullanırsa, o derecede normal ve hakikî bir insan olmak vasfına ulaşabilir.

Zamanımızda, kıyafetlerde ve ideolojilerdeki yeni moda olanı taklid etmek temayülü, futbol hastalığı mevzuunda da mevcuttur ve hakikî insanlık şahsiyetini bir ucundan da bu taklitçilik kemirmektedir.

Hayata "boştur (!)" diyerek iftira eden, dolayısıyla Kâinatın Yaratıcısını mânasız, abes ve maksatsız iş yapmakla (Hâşâ) ittiham edenlere, "İyi top sürüyor" veya "Çok gol atıyor" diye muhabbet etmenin tehlikesi açıktır. Maalesef bu tehlikeye yeteri kadar dikkat çekilmiyor.

Gerçek değerler sistemini bulabilmenin ve muhafaza edebilmenin çok zor olduğu bu âhir zamanda, çocukluğundan itibaren yavaş yavaş futbol hastalığının pençesine düşen nesillerimizi, masum bir spor alâkasının çemberine girenler gözüyle mi göreceğiz? Onların aşırı şekilde, ruhlarıyla, akıllarıyla, bedenleriyle, zamanlarıyla ve paralarıyla top peşinde koşmalarının, tahlili icab eden psikolojik ve psikiyatrik yönleri de yok mudur?

Belli şekil ve büyüklükte (top yuvarlaktır, kazananlar dört köşe!), içi etrafımızda çok bol ve her an teneffüs ettiğimiz havanın daha yüksek tazyikli hali ile dolu meşin bir top peşinden insanlarımızın bütün mevcudiyetleriyle koşmaları, bu şekilde vakit geçirmeğe, oyalanmağa, iç sıkıntılarından kurtulmağa, teselli bulmağa, deşarj olmağa çalışmaları, kendilerinin de tam teşhis edemedikleri, fakat teşhisi ve tedavisi icap eden bir ruh halini aksettirmiyor mu?

Bir zamanlar, imanla küfür arasındakilere, “üçüncü bir ekol” manâsında "futbolcu" deniliyordu. Şimdi bu sıfatlandırma yapılmıyor; çünkü futbolculuk alâkası, yukarıda bahsedilen basın ve medyanın bu mevzudaki pompalama gayretlerinin neticesinde, imanla karışıp müşevveşiyet meydana getirmiş durumda... Bu halden hiçbir şikayeti, endişesi olmayanlar ve bu halde yaşamakta mahzur görmeyenler olabilir. Ancak, bu halle ilgili şikayeti,  endişesi ve hassasiyeti olanlara, bilhassa çocuklarının küçük yaşlarından itibaren terbiyesi esnasında, yukarıda bahsedilen boş kabın doldurulması misâlini dikkate almalarını tavsiye etmek yerinde olacaktır.

Çocukların midelerini, küçük yaşlardan itibaren besleyici gıdalarla doldurmağa ve maddî bünyelerinin gelişmesine hizmete çalışmakla kalmayıp çocuğun ruhunun, aklının, çeşitli hislerinin ihtiyacı olan en iyi manevî gıdaların zamanında verilmesi de ihmal edilmemelidir. Belki, ilerde futbol hastalığıyla büyük manevî tehlike ve zararlara girebilmesine karşı böyle koruyucu bir aşı yapılmış olabilir. Çocukların manevî açlığının da doyurulması için, onların ebeveyni ve terbiyesi için çalışanlar, akıllarını Mârifetullah, kaplerini de  Muhabbetullah ile beslemelidir ve onlara tahkikî imanın neşesini tattırmalıdır.

O zaman, bir spor nev'i olan futbola, sadece bir spor nev'i olmaktan çok fazla değer verilip, ondan daha mühim olan alâka mevzularına, kıymet mefhumlarına kayıtsızlık ve hatta onları inkâr hali gösterilmesinin, çocukluk çağından itibaren önlenmesi mümkün olabilir.

Çocukluğunda bu terbiyeyi alan, daha sonra herhangi bir yaşında futbol da oynasa, zararsız bir oyun ihtiyacı ve gerçek spor maksadı ile oynar.


Bu makale 793 defa okundu.
 

Copyright © www.SaidNursi.de - Kaynak ve link vererek iktibas edebilirsiniz.

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayın...

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Güvenlik kodu
Yenile

 

Anket

İhlas ve Uhuvvet risalelerini hangi sıklıkta okuyorsunuz?
 
Kitapta, değişim sancıları içerisindeki, başta Türkiye ve âlem-i İslâm özelinde tüm dünya için büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin örnek hizmet anlayışı özetleniyor.
Bugün5336
Dün4917
Bu Hafta5336
Bu Ay74572
Toplam5388557

Sitede şuan 33 ziyaretçi var.


Basit, kısa ve keskin yol

Basit, kısa ve keskin yol

Risâle-i Nurları anlamak amacıyla okumak için, hedeflerimiz kadar tarz ve şekiller, yollar da önem arz etmektedir. Hedef parça parça, bölüm bölüm anlamak ve kavramaksa Risâle-i Nurların bütünlüğü ve küllî manaları arasında bunu gerçekleştirmek lâzımdır. var addthis_product = 'jlp-1.2'; var addthis_config...

Risâle-i Nur’la hizmetin ehemmiyeti

Risâle-i Nur’la hizmetin ehemmiyeti

Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamd-ü senalar olsun ki, bizleri Risâle-i Nur halkasına dahil etmiş. Bu halkaya dahil olmak, ne kadar çok şükür gerektiriyorsa; bir o kadar da sorumluluk istiyor. Çünkü bu zaman imanı kurtarmak zamanıdır. Risâle-i Nurlar, bu hizmeti elhamdülillah en müşkül ve ağır zamanlarda yapmış ve yapıyor. Üstad Hazretleri Emirdağ Lâhikası’nda “Bu...

Şükür nedir ve nasıl yapılır?

Şükür nedir ve nasıl yapılır?

Verilen bir nimete karşı, nimeti verene saygı ve minnet duygusu ile yapılan teşekküre şükür denir. Şükür cümlesi ’’ş-k-r” kökünden gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de bu kökten gelen yetmişe yakın kelime bulunmaktadır. Hamd kelimesi “medih ve övme” anlamında olup şükürden daha kapsamlıdır. Şu hadis-i şerif de bunu ifade etmektedir: ’’Allah’a hamd...

İnsana verilen duygular

İnsana verilen duygular

İNSAN sadece maddî uzuvlardan ibaret değildir. Onun moral yönü ve manevî yapısı ise harikadır. Bediüzzaman’ın bu konudaki tesbitleri dikkate değer: “Nasıl ki mide bir rızık ister; öyle de, kalb ve ruh ve akıl ve göz ve kulak ve ağız gibi insanın lâtifeleri ve duyguları dahi Rezzâk-ı Rahîm’den rızıklarını isterler ve müteşekkirâne alırlar.” 1 Çünkü...

Anadolu’da ekilen Nur tohumları farklı zeminlerde çiçek açıyor

Anadolu’da ekilen Nur tohumları farklı zeminlerde çiçek açıyor

Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada intişar eden ağaca benzetmiştir. “Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir”Kur'ân-ı Kerim, Hadis-i Şerifler ve Selef-i...

Bediüzzaman'ın sosyal ilişkilerdeki nezih tavrı günümüze ölçüdür

Bediüzzaman'ın sosyal ilişkilerdeki nezih tavrı günümüze ölçüdür

Efendimizin (asm) mübârek ve pak hâl ve etvarından tereşşuh eden olumlu tutum ve davranışların yansımalarına mazhar olan Hazreti Üstad’ın sosyal ilişkilerdeki tavrı daima nezih olmuştur. Sünnet ekseninde bir hayat tarzının hakim olduğu yaşantısında öne çıkan hususiyetlerin Bediüzzaman’da sosyal ilişkilerdeki tavrı günümüze ölçü olarak pekâla...

Saraybosna’da Peygamber kokusu

Saraybosna’da Peygamber kokusu

Balkanlar, Fatih’in getirdiği demokrasi ile yaşıyorDiyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Bosna-Hersek’in Travnik şehrinde mezuniyet törenlerine katıldığı öğrencileri gördükten sonra umutlandığını ifade ederek, ‘’Bu gençleri dinlerken ‘artık Balkanlar’da, sadece Bosna’da değil, Arnavutluk’ta, Kosova’da, Makedonya’da, Sancak’ta bütün...

Suriye’de dehşetli dezenformasyona dikkat!

Suriye’de dehşetli dezenformasyona dikkat!

Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi bugün doluyor. Ancak çarpıtmalarla ve yanıltmalarla süreç bir başka boyuta vardırılıyor.İşaretler, Suriye’de de dezenformasyonlarla ve uydurma haberlerle karşılıklı bir tahrikin sürdüğünü;...

Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır

Kürtlük dâvâsı pek mânâsız bir iddiadır

Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi   “KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR” Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 sayılı Sebilürreşâd’da yazdığı “Kürdler ve İslâmiyet” başlıklı makalede, Kürt Şerif Paşa ile Ermeni Boğos Nubar Paşa'nın Paris’te “Kürdistan” ve “Ermenistan” devletlerinin kurulmasına...

İsviçre’de Risâle-i Nur okumaları

İsviçre’de Risâle-i Nur okumaları

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen insan, imân derslerine hava gibi, su gibi ihtiyaç duyuyor ve dünya hayatının gerilimli, bunaltıcı koşuşturmalarından sıyrılmak için bir vesile temenni ediyor. Kuş cıvıltıları ve baharın rengârenk Cemâl âyineleri...

  • RÖPORTAJ
  • NUR HABERLERİ
  • BASINDAN SEÇMELER
  • DÜNYA DÖNÜYOR
  • AVRUPA´DAN HABERLER
Hollanda′dan her yıl Türkiye′ye 1 milyon 200 bin turist tatil için geliyor. Türkiye-Hollanda ilişkilerinde sadece turizm değil, ticaret ve yatırım ...
BEDİÜZZAMAN, ortaya koyduğu fikirleriyle Türkiye ve dünya için büyük bir değer. Bediüzzaman, fikirleriyle bugünün insanlarına büyük hizmetlerde ...

Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin

2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...

Kenan Evren'in sanık sıfatıyla mahkemeye çağrılmasını önemli bulan yazar Etyen Mahçupyan 12 Eylül mahkûm edildikten sonra yeni bir anayasanın ...
Hedefimiz öncelikle gençleri ve çocukları sanal bağımlılıktan korumaktır

SANAL BAĞIMLILIK TOPLUMUMUZ İÇİN YENİ BİR TEHLİKE

Teknoloji, çağımızda en ...

Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamd-ü senalar olsun ki, bizleri Risâle-i Nur halkasına dahil etmiş. Bu halkaya dahil olmak, ne kadar çok şükür gerektiriyorsa; ...

Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada ...

Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...

Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...

Risâle-i Nur Enstitüsü’nün Trabzon Temsilciliğince düzenlenen “Bediüzzaman Said Nursî’ye göre İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi Kur’ân Medeniyeti” paneli ...

İNSAN sadece maddî uzuvlardan ibaret değildir. Onun moral yönü ve manevî yapısı ise harikadır. Bediüzzaman’ın bu konudaki tesbitleri dikkate değer:

...

Isparta, memleketimizin gül bahçesi; Barla ise bu güllerin en nadidelerinin yetiştiği bir gülistan.

İşte böyle bir gülistana bir bahar mevsiminde ...

Var mıdır acaba seyircisini bu kadar duygulandıran başka bir oyun? Oyun dediğime bakmayın, sergilenenlerin tamamı hakikat. Çünkü kaynağı hakikat.

...

“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...

Bizlere hayali bile zevk veren, kıymetli bir mazhariyetimiz, abidâne geleceğimiz de olabilir. İmanlı-inançlı, İslâmiyetin sınırları ve emir ...

Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...

Asya’dan Afrika’ya çatışma ve kriz bölgelerinde karışıklık ve kaos devam ediyor. Suriye’deki durum, elbette gündemin üst sırasında. Lâkin sâdece ...

TÜRKİYE Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı, alkolün uyuşturucuyla beraber dünyanın en büyük vebası olduğunu ifade etti.

Alkol, dünyanın ...

“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...

DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...

Balkanlar, Fatih’in getirdiği demokrasi ile yaşıyor

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Bosna-Hersek’in Travnik şehrinde mezuniyet ...

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...

Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...

BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...

Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...

  • MAKALELER
  • SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ KUR´AN
  • KURAN HABERLERİ

Risâle-i Nur, “Kur’ân-ı Kerim’de takip edilen maksad-ı aslî; ispat-ı Sani, nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet esaslarına cumhur-i nası irşad ve isal ...

Nobel Ödül sahibi ilk Müslüman Prof. Dr. Abdüsselâm, Kur’ân’ın yaklaşık sekizde birinin, inananları tabiatı incelemeye, nihâî gerçeği arayışlarında ...

Kur’ân’ın, medeniyet harikaları, buluş ve keşiflerden “açıkça” bahsetmemesi noksanlık, kusur değil; bilâkis bir hikmettir; yerinde bir uygulamadır. ...

Said Nursi’nin okumuş olduğu fen-bilimleri ile din bilimlerini birleştirdiği, bilimi tevhid bakış açısıyla yorumlayarak bilimin içeresinden Allah’ın ...

Kur’ân âyetlerinin çoğu, mükemmel birer hazinenin ve birer ilim definesinin anahtarıdır. Gökkubbe içinde-üstünde, maddî ve metafizik âlemde yer işgal ...

Midyat'a gelen İranlı Hafız Fatiha'yı tek nefeste okudu.

Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.

Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.

Fatiha sûresini hiç böyle dinlediniz mi?

Türkiye genelinde yaz Kur’ân kursları cami ve Kur’ân kurslarında başladı. Adana’da da Müftü İsmail Canbolat, Sarıçam Aksoylar Kur'ân Kursu, ...
Okullar tatil olunca bazı anne ve babalar çocuklarının Kur’ân okumasını öğrenmelerini isterler. Kendileri bilmeyenler Kur’ân kursuna ...
Seçimlerin ardından yaşanan karmaşa devam ederken, Meclis henüz çalışmalara başlayamadı. Bu yüzden de seçim sonrasına bırakılan konular ...
Diyanet-Sen Giresun Şube Başkanı Fethi Karahüseyin, ebeveynlere çağrıda bulunarak, çocuklarını Kur’ân Kurslarına katılmalarını sağlamalarını ...
BAŞŞEHİR'de görev yapan din görevlisi Recai Özsoy, kendi yazdığı ve 150 kilogram ağırlığında, açıldığında eni 3 metre, boyu 107 santimetre olan ...
  • NURDAN KATRELER
  • ENSTİTÜ YAZILARI
  • RİSALE-İ NUR IŞIĞINDA
  • TARİHİ HAKİKATLER
  • RİSALE-İ NUR NEDİR?

Çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, ...

Kardeşlerim, ben Nurlarla meşgul oldukça sıkıntılar azalıyor. Demek vazifemiz Nurlarla iştigaldir ve geçici şeylere ehemmiyet vermemek ve sabır ve ...

Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. ...

Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...

Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...

Türkçe’ye “peygamber” olarak tercüme edilen kelimenin Arapça’da iki karşılığı bulunmaktadır; bunlardan birisi “Nebî”; diğeri de, “Resûl”dür. Hem ...

Yeni Said, birçok yönden eskisinden farklı olduğu halde bir kısım eserlerinde “Eski Said’in kafasına” müracaat etmiştir.

Eski Said kafasıyla ...

Kur’ân-ı Kerim, mânâsı, lâfzı, nazmı bakımından mu'cizevî olduğu gibi, muhatabını ikna ederken kullandığı yöntem de beşer takatinin pek üstündedir. ...

Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.

Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...


Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...

Risâle-i Nurları anlamak amacıyla okumak için, hedeflerimiz kadar tarz ve şekiller, yollar da önem arz etmektedir.

Hedef parça parça, bölüm bölüm ...

Verilen bir nimete karşı, nimeti verene saygı ve minnet duygusu ile yapılan teşekküre şükür denir. Şükür cümlesi ’’ş-k-r” kökünden gelmektedir. ...

-Zemin yüzünde çiçek açan genç Saidlerin mektubudur-

Aziz, sıddık, sarsılmaz, çekilmez, yorulmaz kardeşlerimiz,
Nurun fütuhatı bizleri sürura sevk ...

Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...

İnsan bahsi Risâle-i Nur’da içimi en çok titreten yerlerden birisi.

Çünkü insan her zaman çok farklı değerlendirilen ve dünyada yaratılmışların her ...

Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...

Münafıkların çabası ve gizli din düşmanlarının adliyeyi şaşırtıp hükûmeti iğfal etmesi sonucu, 1943 yılı Eylül ayı ortalarında dindarlara ...
ŞÂHİDLERİN beyânıyla, “Meclis sohbet salonu” ya da bugün “kulis” denilen “teneffüs dinlenme- salonu”nda 50- 60 mebus içindeki karşılaşmada önce ...
M. KEMAL’İN de aralarında bulunduğu on sekizi aşkın dâvetle Ankara’ya çağrılan Bediüzzaman’ın Meclis’te merasimle karşılanması, Meclis ...
Ortaya çıkan herbir belge, herbir vesika, Üstad Bediüzzaman'ın eserlerinde ve bilhassa Tarihçe–i Hayat isimli otobiyografisinde yazdıklarını ...

Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...

“Risâle-i Nur nedir?” deseler ne cevap verirsiniz? Risâle-i Nur’u tanıtmak için tanımak gerekir. Onu tanıdıkça çoğalır tanımlar. Tanıtıma ...

Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.

Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...

Bizler Risâle-i Nur’un, cemaatin içindeyiz de, Risâle-i Nur’un bizlere kazandırdığı sosyal ve ruhi reçetelerin, faydaların farkında mıyız acaba? ...

Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”

Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...

  • BEDİÜZZAMAN CEVAP VERİYOR
  • MEDYADA SAİD NURSİ
  • SAİD NUR VE TALEBELERİ
  • BEDİÜZZAMAN KÖŞESİ
  • SAİD NURSİ KİMDİR?

Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...

Prof. Dr. Yasin Ceylan dün bahsettiğimiz yazısında Risale-i Nur’un pratikte Müslüman için bir “yaşam rehberi” olmaktan uzak olduğunu öne ...
ODTÜ Felsefe Bölümünden Prof. Dr. Yasin Ceylan, Radikal İki’deki “İslâm, Nurculuk ve Fethullah Gülen hareketi” başlıklı yazısında (19.04.09) ...
Son yıllarda muhafazakâr yapının elde ettiği siyasî ve ekonomik güçle İslâm hakikatlerinin hayata geçirilmesi noktasında nasıl bir orantı olduğu ...
Kadir Mısırlıoğlu 10 Şubat akşamı bir televizyon programında Bediüzzaman ile ilgili doğruluğu şüpheli olan hatta iftiraya varacak derecede pek ...

Bediüzzaman Said Nursî vefatının 52. yıl dönümünde Eskişehir Yeni Asya Temsilciliği tarafından organize edilen konferansta anıldı.


Eskişehir Yunus ...

Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...

Diyarbakır Dicle Kent Yeni Asya Temsilciliği tarafından düzenlenen Bediüzzaman’ı anma toplantısı Diyarbakır Ava Düğün Salonunda yapıldı. Dicle ...
BEDİÜZZAMAN Said Nursî’nin vefatının 52. yıldönümü münasebetiyle İzmit Sabancı Kültür Merkezinde gazetemiz yazarı Şükrü Bulut’un konuşmacı olduğu ...

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, kendisini imha etmeye çalışan güçlere meydan okurken, “Ölümüm hayatımdan çok hizmet edecek” diyordu. Gerçekten, hayatta ...

Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.

İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...

Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.

Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...

Tahirî Mutlu, 1900 yılında Isparta-Atabey’de doğdu. Ömrünü iman hizmetinde geçiren Tahirî Mutlu Ağabey 3 Nisan 1977 tarihinde vefat etti. Vasiyetine ...

İnsan hep birileri gibi olmak ister. Elbette Nur’un talebesi de birisini örnek alacaktır kendine. Nurun talebesi, Üstadına en çok benzeyeni örnek ...

Nisan ayı deyince aklımıza Nisan yağmurları gelir. Atalarımız Nisan yağmurlarını “şifa kaynağı” olarak görmüşler. Anadolu’da yağmurun en bol olduğu ...

Efendimizin (asm) mübârek ve pak hâl ve etvarından tereşşuh eden olumlu tutum ve davranışların yansımalarına mazhar olan Hazreti Üstad’ın sosyal ...

Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
 
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”

Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...


‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
 
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”

Bazılarının “Kürdî” tâbirinde ...

“Güneşin doğuşu başkadır orada, batışı başka,
Nur erleri orada eriştiler İlâhî aşka,
Sanki izleri hâlâ durur, toprak ve taşta.
Her daim dillerde ...

Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
 
“Kaçın… ...

İmam-ı Gazali’nin Kimya-yı Saadet’ini okurken bazı konular çağrışım yaptı. Büyük İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursî ile benzerlikler arz ediyordu. ...

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayatını anlatan Tarihçe-i Hayat kitabı, 1950’den sonra talebeleri tarafından hazırlanmıştır.

Tarihçe-i Hayat’ın ...

-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-

İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.
 
Gözlerime inanamıyorum diye ...

Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...

Her çağın kendine özgü bir paradigması varsa, her âlimin de kendine özgü bir çağı okuyuş tarzı olmalıdır. Gazali kendi çağını nasıl özgün bir ...
  • KÜLTÜR SANAT
  • EDEBİYAT
  • ŞİİRLER
  • Kitap Bahçesi

DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...

TÜRKİYE’NİN bir çok il ve ilçesinde Risâle-i Nur Enstitüsünün düzenlediği ve Bediüzzaman Said Nursî Haftası çerçevesinde organize edilen anma ...

Her sene Bediüzzaman Said Nursî’nin vefat yıldönümü vesilesiyle düzenlenen “Bediüzzaman Haftası" kapsamında, İstanbul Yeni Asya Hanım Okuyucuları, 24 ...

ROTTERDAM İslâm Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, vefatının 52’nci yıldönümünde, Bediüzzaman Said Nursî’nin kardeşliğe verdiği önemi ...

ÇORUM Yeni Asya temsilciliği tarafından Bediüzzaman Said Nursî’yi vefatının 52. yıldönümünde anmak üzere organize edilen "İnsanlığın Kurtuluş ...
Bir düşünelim, bir bakalım hele. Dün neredeydik, bugün nerede… Zelzele günlerini hatırlayalım. Daha da gerisine, gidebildiğimiz yere kadar ...
Hayat yeniden başlıyor her sabah. İnsanlar yollara dökülüyor her sabah. Ne kadar garip bu an; her şey, her yer. Bulutlar sanki tanıdık, bildik ...
İnsan şükür için yaratılmış.

Şükrün ne olduğunu bilen insanlar, Rablerine doyasıya şükretmek için ille de insanın başına pek seyrek olarak ...
“Ol âlem fahri Muhammed nebiler serveridir
Ver salâvat aşk ile, ol günahlar eridir”
Yunus Emre

Essalâtü ve’sselâm aleyke yâ Rasulallah…
Susmak, konuşmaktır. Susmak, düşünceler kitabının, konuşmak bölümüdür.
Susmak, derin bir sükût, uzun bir sükûttur.

Zihnimizde bağırışlar ...

Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.

İmanın ...

Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...

Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,

Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...

Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten

Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...

Boş durmuyor, yine iş başında birileri,
Topladılar başlarına cinleri, perileri,
Gözlerine batıyor adeta Nur Risâleleri,
Bozmaya çalışıyorlar, bazı ...

Hafızamız bizi yanıltmıyorsa, Bediüzzaman Said Nursî ve şaheseri Risâle-i Nur’ları 1983-84 kışında tanımıştık. Lise son sınıftaydık. Demek ki o ...

Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”

Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...

“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur

Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...

Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?

Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...

“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...