| Müslümanların kanına bigâne yazar ve editörlere dair |
|
|
| Şükrü Bulut tarafından yazıldı. |
| Pazartesi, 20 Şubat 2012 00:00 |
Menfaat üzerine cereyan eden dünya siyasetinin döktüğü kana, yaktığı cana ve çıkarttığı isyana, insaniyet ve İslâmiyet adesesinden bakmayanlara söylediklerimiz elbette garip gelecektir.11 Eylül’den itibaren 21. yüzyıl Müslümanların maruz kaldıkları zulmün, tarz olarak öncekilerinden farklı olması, bize 11 Eylül’ün yeni bir milât veya yeni bir üslûp olduğunu gösteriyor. Türkiye merkezli nifak, hile ve manevî baskıların, haricî dinsiz siyasîlerce de örnek alındığı izlenimini alıyoruz. Yani Türkiye’de uygulanan münafıkane siyasetlerin, ikinci milenyumun başında global dinsiz ve tahripçi siyasetlere rehberlik ettiğini göroyoruz. Bu husus globalleşmeye de bağlanabilir. Türkiye’mizde ve İslâm âleminde Müslümanlara zulmedenler, çoğu kez kanunlar perdesinde yürüyorlar. Nifak ve rüşvetlerle millî meclislere müdahale edip, masumların kıtalini kendi milletlerine icra ettiriyorlar. Tıpkı bizdeki 1924 meclisinden sonra olanlar gibi. Kendilerini haklı çıkaracak sebeplerin ihdası ve şartların oluşması için maddî-manevî fedakârlıklardan çekinmiyorlar. Kamuoyunu oluştururken en önemli ordularını, kalemlerini hasis menfaatler, kariyer ve şöhretler karşılığında satan gazeteciler teşkil ediyor. Hatta bunlardan bir kısmına Amerika ve Londra’daki enstitülerinde her türlü eğitimi vererek beynelmilel hale getiriyorlar. El- Kaide, cihad niyetiyle Afganistan’a gitmiş Arap gençlerinden oluşturulmuştu. Sovyet komünizminin mücahitlerce mağlûp edilmesinin intikamını Amerikalı Troçkiciler bir başka şekilde alacaklardı. Nifak önce isimden başladı ve kendilerine “Yeni Muhafazakâr” dediler. Bediüzzaman’ın tabiriyle dinsizlikte mutaassıp idiler. Mücahitlerden oluşturdukları grupları yavaş yavaş tedhişe yönelteceklerdi. Onları Carlos gibi şöhrete kavuşturacaklardı. Devrim ortak paydasında birleşiyorlardı... İkiz kulelerin içerden çökertildiğini Amerikalılar çoktan ispat ettiler, ama neoconların rüşvetleriyle yazanlar; El-Kaide, İslamiyet, Kur’ân, Araplar, Hicaz, İslâmî semboller ve Bin Ladin çerçevesinde Müslümanlara saldırmakta bir beis görmeyeceklerdi. Kendilerine neocon diyen Troçki devrimcileri, Taliban kıyafetleriyle Afganistan’daki Budist tapınakları bombalayacaklardı. Sonra da NATO’yu da iğfal ederek Usame’yi bulmak üzere Kabil’e karargâh kurup hem Afganistan’da, hem de Pakistan’da onbinlerce insanı katledeceklerdi. En garibi ise bahsettiğimiz gazetelerin insan kanını donduran cinayetleri görmezlikten gelip, Taliban’ın aleyhine yazmaları olacaktı. Yüzsüzlük... Aymazlık... Masumların kanlarıyla Kandahar kızıla boyanırken Troçkistlerin emrindeki gazeteciler Saddam’ın kimyasalları peşinde koşuyorlardı. Pespaye haberlerle kıyamet toplarını sayfa ve ekranlarından teşhir ediyorlardı. Zalim Hülagu’yu aratmayacak vahşetler bile beyefendilerin vicdanlarında yansıma bulamadı. Enstitülerin yetiştirdiği münafık, fırıldak, hokkabaz, yalancı ve zalim gazeteci tipinin böylesini ilk olarak görüyordu Müslümanlar. Troçkicilerin Turuncularla birlikte global olarak yürüttükleri devrim ve tedhiş Müslümanlara karşı daha vahşi bir hal alıyor. Ama bir zamanlar Henry Kissinger’in komutasındaki bu global çetenin Latin Amerika’daki vahşetleri de çok derindir. İlginçtir ki oradaki diktatörleri Saddam, Kaddafi ve Mübarek kadar aşağılamadılar. Turuncucuların Kırgızistan’da döktükleri kanı Kiev, Belgrad ve Tiflis’te dökememeleri bahsettiğimiz farktan geliyor. İşgal, zulüm, katliam ve ihtilâllere gerekçe hazırlama işi, önce savaş lobisinin finanse ettiği enstitülerde başlıyor. İslâm âlemini kanlı çatışmaya sürükleyen Wikileaks’in üzerine Amerika’nın ve NATO’nun niçin gidemediği hâlâ bir istifham olarak duruyor. İlk başta ABD ve AB’nin esrarını kevgire çeviren bir hadise olarak servis edildi. Sonra bu neocon tezgâhın Yeşil Kuşağı çalıştı. Washingtonlu Marksist gazeteciler varsın Wikileaks’ın sızıntılarını yayınlayadursunlar. Fakat şu halleriyle devrimcilerin , emperyalistlerin kapital avında kullandıkları tazılardan pek farklı olmadıklarını herkes görüyor. Faturanın en ağır kısmı yine mâlûm gazetecilere çıkıyor. Irak’a demokrasi, demokrasi! diye koşuşturanlar bu defa bahar! bahar! diye insanlığı batıran alçakça vuruşları alkışlamaya başladılar. Bazıları kostümlerini değiştirmeye bile ihtiyaç duymadılar. Dinî cemaatlerin mahrem toplantılarına, Avrupa’daki derin güçleri bilgilendirme brifinglerine ve Arap baharını koordine eden beynelmilel ajanların konferanslarına aynı yüzle katıldılar. Resmî ve sivil devrimcilerin rüşvetleriyle yazan gazeteci ve editörler, çalışmalarıyla kamuoyunda hadiseleri tanınmaz veya takip edilemez hale getirdiklerini zannediyorlar. Yeterince kullandıktan sonra -güya- öldürüp Bahr-i Hint’e gömdükleri Üsame’nin birinci yardımcısı Ebu Katade’nin Londra’da ağırlandığının bilinmediğini zannediyorlar. 68 kuşağının azılı devrimcileri olan Saddam, Kaddafi, Bin Ali ve Mübarek gibi miadı dolmuş eski adamlarını değiştirirken tutturdukları “Arap baharı” türküsüyle birşeyler kurtabildiklerini zannediyorlar. Oysa El-Kaide’den devrimci Libya ordusu başkomutanlığına transfer olan Belhac ve Mısır ve Libya’dan Amerika’ya kaçarken oradaki zındıka enstitülerinde NLP uzmanı olmuş, sonra da Arap ihtilâllerinin genel koordinesine getirilmiş El-Cezire’nin patronu Mahmut Cibril gibi maşalardan Müslümanlar elbette haberdardırlar. Taliban’ın içine yerleştirilmiş El-Kaide’nin Suriye muhaliflerinin yardımına koşması (Zevahiri’nin beyanı) 11 Eylül ile günümüz arasındaki ilişkileri gösteriyor ki, dinsiz devrimcilere ülkesini peşkeş çekmiş Katar Emiri’nin de, timsah gözyaşı dökmeye niyetlenen İsrail’in de, İsrail hizmetinde bölgedeki zulmün genişlemesine çalışanların da ve Kemalistlerle İsrail’in emrinde iş gören PKK’nın da süreç içindeki resim ve rolleri net bir şekilde görünüyor. Dolmakalemlerine vahşice katledilen Müslüman kadın ve çocuklarının kanını çekerek mesleklerini icra eden medya mensupları; ortak oldukları cinayetleri unutur görünebilirler. Varsınlar bizim de unuttuğumuzu veya bilmediğimizi zannetsinler. Fakat tarihin öyle bir rüzgarı var ki, hakikatlerin üzerine gerilen siyah perdeleri uçurur ve hadiseler tüm boyutlarıyla herkesçe okunur hale gelir. Tıpkı, tüm gizliliklerin deşifre edileceği zamandaki gibi... Dünyada ve ahirette kara yüzlü olarak mazlumların karşısında hesap vermenin, savaş yangınlarında can vermekten daha dehşetli olacağına inanıyoruz. |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Hakikat güneşi İslâm “bahane” kal... |
|
Nejat Eren |
|
|
Yörsan’ın hassasiyeti… |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Rahmetin eşiğindeyiz |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Şam’ın seherini, Şam yeli basmada... |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 32 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada ...
Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
İNSAN sadece maddî uzuvlardan ibaret değildir. Onun moral yönü ve manevî yapısı ise harikadır. Bediüzzaman’ın bu konudaki tesbitleri dikkate değer:
...
Isparta, memleketimizin gül bahçesi; Barla ise bu güllerin en nadidelerinin yetiştiği bir gülistan.
İşte böyle bir gülistana bir bahar mevsiminde ...
“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Balkanlar, Fatih’in getirdiği demokrasi ile yaşıyor
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, ...
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.