Yeniden merhaba

Bismillah, her hayrın başıdır” diyerek, inşâallah yeniden sizinleyiz. “Selamünaleyküm”, bir İslam şiarı, işaretidir. Bunu duyduğumuzda, bir Müslüman beldesinde olduğumuzu anlıyoruz. Allah’ın ismiyle yapılan bu selam kelimesinin Farsçası da “merhaba”dır. Aynı zamanda, Osmanlı lisânını teşkil eden güzel kelimelerimizden biridir. Süleyman Çelebi’nin mevlidinin bir faslının da adıdır. Onun için, “Selamünaleyküm” diyerek başlıyoruz.

Aslında benim; hüznü, ayrılığı değil de, sevinci, vuslatı, kavuşmayı seven bir mizacım var. Ama ne yaparsınız ki, bu birbirine zıt iki hususiyeti de Cenab-ı Hak, biz insanlara vermiştir. Peki, nasıl oldu da, sizinle, yazı yazma hususunda üç buçuk sene kadar ayrı kaldık?

Allah’a şükür, elli senelik Nur yolculuğumuzda, Yeni Asya ile müşerref olmuş ve çocukluğumuzdan beri var olan yazma kabiliyetimizi, hemen, hemen ilk zamanlarından beri, gazetemizde sergilemeye başlamışızdır. Şu anda da, bu gazetemizde yazanların, en eskilerinden sayılırız şükür. Allah bize ilham verip, biz de, satırlara dökerek, size faydalı olmaya çalıştık, yine kaldığımız yerden devam edeceğiz inşâallah!

Yaklaşık, yarım asırdır yazılarımızda; Dinî, siyâsî, içtimâî, edebî, birçok mevzuuda yazdık, yazmaya çalıştık. Röportajlar yaptık, seyahat notları aktardık. 70’li senelerin nükte sayfası “Pazar ola” da, kâh kendi ismimizle, kâh müstear isimlerle, hiciv, fıkra tarzında nükteler yaptık. Gençliğimizin ilk senelerinde, biraz başlayıp da, devam edemediğimiz roman denememiz var. Dua edin, ona da kırk sene sonra yeniden başlayıp bitirelim inşâallah.. Rahmetli annemin vefatından başlayarak, bazı, tanıdık, bildik zatların vefatlarından sonra da, onlara “tâziye yazıları” yazmaya çalıştık. Hatta bir kardeşimizin şöyle söylediğini de kaydedeyim. “Ağabey, senin bir özelliğin de, taziye yazıları yazarı olman” ve selametlik, yarım asırdır hukukumuzun olduğu Selahaddin (İslam) Yaşar kardeşim de, Bursa’da bir cenaze defin işinde iken şöyle söylemişti. “Yaa, bu vefat edenler hakkında o kadar güzel yazıyorsun ki… Artık, biz vefat edince de yazarsın herhâlde.” deyince, ben de cevaben; “Selahaddin kardeşim, artık, kim kime yazar, onu Allah bilir” demiştim.

Bazen; içtimâî ve şahsî hayatımızda tezahür eden hâller münasebetiyle, yazılarımızı biraz aksattıysak da, hiç bu kadar uzun bir ayrılık olmamıştı. Yazmama vaziyetimizin ilki, dâhildeki bir densizlik münasebetiyle idi. Biraz yavaşlatmıştım. Rahmetli İhsan Paşalıoğlu’nun vefatıyla, yeniden devam ettik.

Memleket ufkuna, bir kara bulut gibi çöken 15 Temmuz fitnesinden sonra, bazı sebeplerden dolayı, uzun kesintiye girdiysek de, (bunların sebebini de yazacağım inşâallah) sizlerin devamlı arayıp, yazmamızı istemeniz üzerine, bütün bütün de boş bırakmadık. Müstear isimle yazdıklarımız oldu. Bazen, yazdığım mecmualardan iktibaslar ederek, bazen de birkaç yazı ile de olsak, sizden pek uzak kalmamaya çalıştık.

Bizim yazılara ara verdiğimiz zaman, gazetemiz, 20 sayfa çıkıyordu ve sayfalar rahattı. Şimdi 12 sayfaya düşünce (yarım asır önce, ilk yazdığımız günlerde 6 ve 8 sayfa olarak da çıkmıştık) arkadaşlarımızın işini zorlaştırmamak için, şimdilik; Salı ve Cumartesi günleri, haftada iki gün yazmaya çalışacağız. Ani ve âcil bir müstesna vaziyetler olursa onlar başka tabiî.

Neyse, artık, bu yazıyla bir başlayalım da, ileriki günlerde, Allah nasib ederse, çok şeyler yazıp, sizinle hasbihâl edeceğiz inşâallah.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

1 Yorum

  1. osman abim, tekrar hoş geldin abi. Çok uzun zaman ayrı kaldık. Senin yazılarını biz çok seviyoruz abi, bir daha Allah ayrılık vermesin inşallah

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*