Yöneticiler efendi değil, hizmetçidir

Bediüzzaman Münazaratta der ki:

“Meşrutiyet, hâkimiyet-i millettir. Hükûmet hizmetkârdır. Meşrutiyet doğru olursa, kaymakam ve vâli, reis değiller, belki ücretli hizmetkârlardır.”

Meşrutiyet, demokrasi ve hukukun üstünlüğü anlamına gelir.

Demek ki içi demokrasi ve hak ile dolu cumhuriyet sistemlerinde esas olan millettir.

Milletin hakimiyeti temeldir.

Milletin kalbi hükmünde olan Meclis en öndeki kurumdur.

Hükumet üyeleri ise seçilmiş hizmetkarlardır.

Öyle ise;

Bakanlar birer hizmetçidir.

Bakanların emrinde çalışan memurlar da birer hizmetçidir.

Başbakan da millete hizmet eden bir ferttir.

Ordu da millete hizmet etmekle görevlidir.

Hatta cumhurbaşkanı olan zat da milletin emrinde ve hizmetindedir.

Milletin verdiği emaneti taşıyan külliyetten bir ferttir.

Hakkıyla tatbik edilen demokrasilerde başka şekilde düşünülmez.

Hatta ima bile edilmez.

Çünkü yöneticilerin hepsi;

Birer efendi değil, hizmetkardırlar.

Ancak;

Bizde durum biraz farklı.

Geçmişten gelen bir alışkanlığımız var.

İlla ki yöneticileri farklı bir yere koyacağız!..

İlla ki onları ağa tayin edeceğiz!..

İlla ki efendilikle taltif edeceğiz!..

Osmanlı torunuyuz ya;

Sanki böyle yapmak zorundayız.

Bunlar yanlış.

Çünkü devir artık şahıs devri değil. “Eski hal muhal ya yeni hal ya izmihlal” diye boşuna denmemiş.

Zira devir cemaat devri, şahs-ı manevi devri, ortak akıl, kamuoyu devri.

Tüm bunları niçin yazıyoruz?

Şunun için:

Bir yerde okuduk. Bir muhterem bir zatın yöneticilere yazılmış çeşitli mektuplarını.

İçimiz cız etti.

Ne o öyle:

“Efendimler, zat-ı aliler, gereksiz övgüler, anlamsız yüceltmeler…”

Bu tür tabirler tehlikeli.

Şahs-ı manevinin gücünü alır şahsa verir.

Nezaket yapayım derken, kişinin gururunu tahrik eder.

Yöneticiyi hizmetçi iken, efendi zannettirir.

Hatta bazen yanlış yöne sevk ettirir.

Günümüzde yaşanan sıkıntılar tam da böyle bir durumun eseri değil mi?

Evet…

Herkes mesleğinin şerefini muhafaza etmeli.

Bu meslek İslam’a hizmet mesleği ise daha çok dikkat etmeli.

Kimseyi gereğinden fazla tavsif etmemeli.

Ne haydo, ne de haydar ağa dememeli.

Kişinin adı Haydar ise, Haydar demeli.

image_pdf
Ahmet Said Akgül

Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez!

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*