Zulme taraftarlık, umumî musibete sebep olur

altOn Dördüncü Sözün Zeyli

[“• Ne zaman ki yer müdhiş bir sarsıntıyla sarsılır. • Ve yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. • Ve insan ‘Ne oluyor buna?’ der. • O gün yeryüzü, üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. • Çünkü Rabbin ona konuşmasını emretmiştir. (ilâ âhir)” (Zilzal Suresi: 1-5.)]

Şu sure kat’iyen ifade ediyor ki, küre-i arz, hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor, bazen de titriyor.

Manevî ve ehemmiyetli bir cânibden, şimdiki zelzele münasebetiyle altı yedi cüz’î suâle karşı, yine manevî ihtar yardımıyla cevapları kalbe geldi. Tafsilen yazmak kaç defa niyet ettimse de, izin verilmedi. Yalnız icmalen, kısacık yazılacak.

Birinci suâl: Bu büyük zelzelenin maddî musibetinden daha elîm, manevî bir musibeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen korku ve me’yusiyet, ekser halkın ekser memlekette gece istirahatini selb ederek, dehşetli bir azap vermesi nedendir?

Yine manevî cevap: Şöyle denildi ki: Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde, kemâl-i neş’e ve sürur ile, sarhoşçasına, gayet heveskârâne şarkıları ve bazen kızların sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslâmiyet’in her köşesinde câzibedarâne işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.

İkinci suâl: Niçin gâvurların memleketlerinde, bu semavî tokat, başlarına gelmiyor; bu bîçare Müslümanlara iniyor?

Elcevap: Büyük hatalar ve cinayetler, tehir ile büyük merkezlerde ve küçücük cinayetler, tacil ile küçük merkezlerde verildiği gibi; mühim bir hikmete binaen, ehl-i küfrün cinayetlerinin kısm-ı a’zamı, mahkeme-i kübra-i haşre tehir edilerek, ehl-i imanın hataları, kısmen bu dünyada cezası verilir.(HÂŞİYE)

HÂŞİYE: Hem, Rus gibi olanlar, mensuh ve tahrif edilmiş bir dinî terk etmekle, hak ve ebedî ve kabil-i nesih olmayan bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullaha dokunmadığından, zemin şimdilik onları bırakıp, bunlara hiddet ediyor.

Üçüncü suâl: Bazı eşhasın hatasından gelen bu musibet, bir derece memlekette umumî şekle girmesinin sebebi nedir?

Elcevap: Umumî musibet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle, ekser nâsın o zalim eşhasın harekâtına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla, manen iştirak eder, musibet-i ammeye sebebiyet verir.

Dördüncü suâl: Madem bu zelzele musibeti hataların neticesi ve keffâretü’z-zünubdur. Masumların ve hatasızların o musibet içinde yanması nedendir? Adaletullah nasıl müsaade eder?

Yine manevî cânibden elcevap: Bu mesele sırr-ı kadere taallûk ettiği için, Risale-i Kader’e havale edip, yalnız, burada bu kadar denildi:

“Bir belâ, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp, masumları da yakar.” [Enfal Suresi: 25. ayet meali]

Şu ayetin sırrı şudur ki: Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dâr-ı teklif ve mücahededir. İmtihan ve teklif, iktiza ederler ki, hakikatler perdeli kalıp, tâ müsabaka ve mücahede ile, Ebu Bekirler a’lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safilîne girsinler. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar, Ebu Cehiller, aynen Ebu Bekirler gibi teslim olup, mücahede ile manevî terakki kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı.

Sözler, s. 198 – 199

LÛ­GAT­ÇE:
emir tahtında: emir altında.
Küre-i arz: dünya.
mahkeme-i kübra-i haşre: öldükten sonra dirilip mahşer meydanında toplanıldığında kurulacak büyük mahkeme.
mensuh: nesholmuş, sonradan gelen bir hüküm ile hükmü ortadan kaldırılmış olan.
me’yusiyet: ümitsizlik.
selb etmek: kaldırmak.
zelzele: deprem.
adaletullah: Allah’ın adaleti.
a’lâ-yı illiyyîn: yücelerin en yücesi.
dâr-ı teklif ve mücahede: imtihan ve mücadele yeri.
esfel-i safilîn: aşağıların en aşağısı.
eşhas: şahıslar.
iltihaken: katılarak.
iltizamen: taraf tutarak, lüzumlu görerek.
keffâretü’z-zünub: günahlara kefaret.
musibet-i amme: umumî musibet.
nâs: insanlar.
sırr-ı teklif: imtihan sırrı.
zelzele: deprem.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*