11 Eylül adesesinden “yeni oluşumlara bakış´´

Hakikat, ifrat ve tefritin mengenesinde şeklini değiştirince, çoğunlukla tanınmaz hale geliyor. Abartılı suçlamalar neticesinde çok katillerin beraat ettiğini ve bazen de hadisenin meçhuliyete bürünmesiyle birçok maktülün kanının heder olduğunu biliriz.

Önasya ülkelerindeki genelleyici Amerika ve Yahudi düşmanlığı, müdakkik Müslümanların Batıdaki “zındıka unsurlarını”, tanımasını zorlaştırıyor. Bilhassa siyasetle dine hizmet edebileceklerine inanmış, cihadın zamanımızdaki versiyonunu tanımayan çocuksu fıtratların çıkardıkları yersiz gürültüden müttefiğimiz olan hakikî İseviler de muzdarip… Zira dünya gittikçe küçülüyor. Artık evlerimizdeki yanlış konuşmalarımız da New York ve Washington’dan dinlendiğinden, buradaki mücadelemiz hakikaten zor. Bu muhakemesiz ve metodsuz çıkışların faturalarını belli bir zamana kadar galiba çekeceğiz. Zira İslâm adına yapılan çağrılar, neşriyat ve çalışmalar; zihinlerde “Amerika ve Yahudilere” karşı bir komplo teorisinin yerleşmesine sebep olmuş. Hakikatin uçlarını göstererek, toplumu bir tehlikeden haberdar etmemiz güç görünüyor. Bilhassa avam, artık güneş gibi neticeler bekliyor. O zamana kadar da, ahali zokkayı yutmuş oluyor, tabii.

11 Eylül’ü ateşleyenlerin ateşlerinin son zamanda iyice yükseldiğini elbette fark ediyorsunuzdur. Mimarları neredeyse Önasya’yı mekân tuttular. Afganistan’ı bahane ile biri gidiyor, beşi geliyor. Aceleleri var… Niyetlerini çerçeve olarak açıklıyorlar: “Sıra Irak’ta.. Sonra da İran.. Türkiye bu gidişle tamamen çökecek… IMF bizim elimizde; satın alabileceğimiz asker sayısına göre Türkiye´ye yardım edeceğiz. Türkiye nazlanırsa hem parçalanacak, hem de çökecek… İslâmcıların ipini bırakırsak, sizi—’lâikleri’—ensenizden testere ile keserler sonra… v.s, v.s”.

Bu felâket tellâllarının karanlık oyunlarının boyutları pek belli olmamakla beraber, istikametleri iyice kesinleşti. Afganistan seferinden yeterince ganimet alamayan ve zaman geçtikçe buradaki alacaklarından ümitsizliğe düşenler, zararı; Irakla beraber birkaç ekonomik oyunla kapatma peşindeler. Bu defa hisse senetlerini içerisinde topladıkları fonlara gayri meşru bir şekilde müdahelelerle, mevcut sermayeyi belli odaklara nasıl sevkettiklerini görmemezlikten gelmemiz mümkün değildir. Zavallı İngiltere ağız suyu akıtarak gittiği Orta Asya’dan parsasına düşeni yetersiz bularak, son neferini de bu topraklardan çekti. Anlayacağınız, zaman 11 Eylülcülerin aleyhine işliyor.

Önasya’nın merkezi konumundaki Anadolu’da olup-biten siyasî “yeni oluşumların” 11 Eylülcülerce Washington-Londra ekseninde önceden hazırlandığını söylesem, mutlaka beni “komplo teorileriyle” suçlayacaksınız. Peki o zaman ben size sorayım; önüne konulan metni okumaktan aciz bir adam, Kemal Derviş’in ekonomiyi düzeltebileceğini nereden muhakeme edebilirdi ki… O zaman Derviş’in dâvetiyesini Ecevit çıkarmamış, Türkiye’nin “Mehmed”inden başka pazarlayabileceği birşeyinin kalmadığına inanan, ahlâktan yoksun Soros’la Derviş arkadaş değiller mi?

Türkiye’nin “krizler”le uğratıldığı zararların ilmî bir açıklamasını herhangi bir yerde okuyabildiniz mi? Cem’in dış politikada ülkeyi böyle mefluc hale getirmesinin arkasındaki saik ne idi? Hakikaten Amerikalı Şahinler Grubu ile Cem’in aynı ortak paydada anlaşmadıklarını söyleyebilir misiniz? Son İsrail saldırılarında Cem’in takındığı tavır ortada iken, Şaron, Şahinler Grubu ve Yeni Oluşumlarımız arasındaki irtibatı görmemezlikten gelmek, mukabil teze teslim olma anlamına gelmez mi?
Yeni oluşumlardan maksadımız yalnızca, ölü bir partiden çıkarılan “sol oluşumu” kastetmiyoruz. Bu çok alternatifli bir oyundur. Hergün yeni bir versiyonuyla devam edecektir. Sağdaki Tayyib merkezli oluşumu da aynı çerçevede değerlendirmek istiyorum. Erbakan’ın dizi dibinde otuz beş sene ders almış, düne kadar İslâmcı olan bir adamın birden bire “liberal” kesilmesini Washington-Londra hattına bağlayamadığınız takdirde, hem mantığınızla, hem de okuduğunuz kitaplarla vedalaşmanız gerekir. Amerika’daki Yahudi lobilerinden vize almayı meşrû gösterecek kadar Müslümanların ve Türk milletinin izzetini ayaklar altına almayı hazmedenler beri gelsin. Bırakın Londra ve Atlasötesi temasları ve anlaşmaları; bugünkü çevresine, onu İstanbul’da çalıştıran antrenörlerine dikkat edenler, Tayyib hareketinin de en az Derviş-Cem hareketi kadar 11 Eylülcü olduğunu görecekler. Cem’in sağlayacağı buçuk desteği tamamlayacak olan elbette Tayyip’ten başkası olmayacaktır. 11 Eylülcülerin tesirinden çıkamayanların Tayyib’i yargılamaya kalkışmaları da dikkat çekici… Ters vuruşlarla bu harekete kuvvet verenler, Evren Paşanın Urfa konuşmasıyla Özal’a sağladığı desteği hatırlatıyorlar.

Fakat unutulan bir-kaç unsur var:
1- Amerika-Hanedan ekseni AB karşısında uzun süre dayanamaz.
2- Bu millet ekonomik sıkıntılarından dolayı askerini ve vatanını satacak kadar izzetsiz değildir. 12 Eylülde kominizim korkusuyla milleti sıtmaya razı edenler, şimdi de Anadolu halkını Amerikadaki belli güç merkezleri ile korkutuyorlar. Halbuki 1980 lerde dışardan kahraman gösterilen ayının dişleri dökülmüş ve tırnakları çoktan sökülmüştü. Bugün için de AB karşısında meşhur güç merkezlerinin maskaralaştığını yeni oluşumcularımız bildikleri halde sırf menfaatleri uğruna milleti yeni bir felakete sürüklemek istiyorlar.
3- 11 Eylülcülerin kasası böyle boşalmaya devam ederse, Amerikan ve İngiliz halkı herkesten önce 11 Eylül istismarının mahiyetini de sorgulamaya başlayacak. Bu sorgulamada ilk kaybedeceklerin de, Amerika ve İngiltere’nin inisiyatifini hâlâ elinde tutan gruplarla, bizim hanedan mensupları olacak. Zira; globalleşen, küçülen ve şeffaflaşan dünyada herkes hürriyet içinde hakkını aramaya başladığından, sömürü, ganimet veya hile ile servetine servet katma döneminin sonuna geliyoruz. Bu da dünyayı menfaatleri uğruna ateşe verenlerin alanlarını daraltıyor, zamanlarını kısaltıyor ve kuvvetlerini zayıflatıyor. Bu çerçevede hem 11 Eylülcülerin, hem de yeni oluşumcuların aceleleri var. Bakalım senaryoyu uygulayabilecekleri ortamı bulabilecekler mi?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*