EURONUR ÖZEL

1451 yılına doğru on yıllık değişim periyotları

Fecr-i sadık tarihi yaklaştı adlı makalemizde Birinci Şuada geçen bir ayetin, İbrahim Suresinde 5. Ayet, üzerine bir izah yapmıştık. Orada 1351 tarihinden başlayarak 1461 tarihine kadar devam eden bir periyottan bahsetmiştik. İşte o periyotlardan birisine daha yaklaşmış bulunuyoruz: 1451 yılına.

Çünkü bu ay itibari ile 1448 hicri yılına adım attık. 1451 yılına ise üç yıl kaldı. Demek ki üç yıl sonra bazı ciddi gelişme ve değişimler olabilir. Bu gelişmeler de hem dünyada, hem İslam aleminde, hem de ülkemizde huzurun ve sükunetin gelişmesine ve İslami değerlerin daha da inkişafına vesile olabilir.

1351 yılı yaklaşık miladi olarak 1930 yıllarına denk gelmekte idi. O yıllarda zuhur eden Risale-i Nur imani ve İslami hizmetine tam olarak başlamıştı. Zamanın dehşetli haline rağmen ülkemizde iman ve Kuran hesabına çok kıymetli hizmetler ifa ediyordu. Bu hizmet sürekli büyüyerek devam etti.

Öyle ki 1950 yılına gelindiğinde dinsizliği neşreden rejimler bir bir gerilemeye başladı. Sonrasında her on yılda bir mühim değişiklilerle imani inkişaf devam etti.

Şimdilerde ise yeni bir on yıllık periyota doğru gidiyoruz. 1451 yılı yaklaşık 2030 yıllarına denk geliyor. Demek ki Risale-i Nurdaki o işaretlere göre bazı mühim gelişmeler meydana gelecek. Zaten bu günden de bu gelişmelerin sızıntıları görülüyor.

Evet, şu an dünyaya ve bölgemize baktığımızda bazı nahoş olayları görebiliriz. Kuzeyimizde ve güneyimizde ciddi bir kargaşa var. Bu kargaşa ve savaşlar dünyayı ve ülkemizi çeşitli yönlerden sıkıntıya sokmakta. Siyonist kesimin taşkın ve azgın davranışları da bir hayli can sıkıcı.

Ancak tüm bu kargaşa ortamında bazı güzel gelişmelerin de ışıkları görünüyor.

Öncelikle siyonist rejim dünyada çok büyük tepki toplamaya başladı. İran füzeleri hem siyonistleri hem de siyonistlere destek veren ülkeleri büyük bir şaşkınlığa uğratttı. Artık ABD bile siyonist rejimin arkasında durmak istemiyor. Bu dünya barışı adına çok önemli bir gelişme.

Öte yandan batıda İslami inkişaf çok hızlı bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Adeta Gazze’de şehit edilen her bir mümin batıdaki insanlara hidayet kaynağı oluyor. Gün geçtikçe bir çok batılı insanın İslam’ı seçtiği görülüyor. Bu da artarak devam edecek.

Çünkü bu konuda Üstadımızın mühim bir müjdesi var:

“İnşaallah, istikbaldeki İslâmiyetin kuvvetiyle medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umumîyi de temin edecek.(Tarihçe-i Hayat, s.121) diye…”

Bu nedenle 2030 yılına doğru daha güzel bir zaman dilimi yaşanacak diye ümit ediyoruz.

Hatta şu anki şartlar bir İslam Birliğini de zorunlu olarak tesis edecek şekilde oluşmaya başladı. Bu noktada da ülkemize büyük bir görev düşeceği açıktır.

2030 yılına doğru ülkemizde de bazı gelişmelerin olacağı gözüküyor. Öyle ki dini siyaset alet eden siyasi hareket gün geçtikçe geri plana doğru itiliyor. Umuyoruz ki yakın bir gelecekte şu ülkede demokrasi ve hukukun üstünlüğü tam olarak tesis edilir de şu millet bir rahat nefes alır.

Şayet ülke olarak biz ayağa kalkabilir isek tüm İslam alemini de bir ölçüde toparlayabiliriz.

Netice-i kelam:

Yeni bir değişim periyoduna yaklaştığımız şu günlerde ümitvar olmak gerekiyor. Zahiri hadiselere bakarak ümidimiz kırılmasın. İnsanların ve cemiyetlerin hayatlarında çeşitli inişler çıkışlar olabilir. İnşallah yakın bir gelecekte dünyayı ve coğrafyamızı daha huzurlu ve refah dolu bir devir bekliyor. “Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır!” sözü her zaman hatırımızda tutmamız gereken bir sözdür.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu