15 Temmuz’un ikinci ayağı: AKP ve dini grupların tasfiyesi

15 Temmuz’un bir derin devlet operasyonu olduğunu, Erdoğan eli ile Gülen hareketinin tasfiye edildiğini ve işin sonunda derin devletin AKP’yi de tasfiye edeceğini “15 Temmuz ve derin devlet” adlı yazımızda ifade etmiştik.

Son olaylar bunu doğrular mahiyette.

Çünkü kademe kademe AK Parti de tasfiye sürecine girdi.

Elbette ki yeni bir darbe olacağından söz etmiyoruz.

Bu tasfiye farklı bir şekilde devam ediyor.

AKP ve Erdoğan arkasındaki halk desteği boşaltılıyor, çünkü.

Bu sürecin başlangıç noktası da İstanbul belediye seçimleri oldu.

Daha doğrusu o seçimin ikinci ayağı ile başladı.

Dikkat ediniz!..

İstanbul kaybından sonra AKP tam bir erime sürecine girdi.

Ne yapsalar bir türlü toparlanma olmuyor.

Erdoğan ve AKP arkasındaki oy desteği günden güne eriyor.

Bu da Erdoğan ve AKP siyasetinin tasfiyesi anlamına geliyor.

Çünkü Erdoğan’ın dayandığı tek istinat noktası halk desteğidir.

Ne Erdoğan’ın derin güçleri, ne yargı ve bürokrasideki yapılanmaları, ne de SADAT gibi karanlık destekler hiçbir mana ifade etmez.

Halk desteği bittiği zaman Erdoğan ve şürekasının da gücü biter.

Erdoğan seçimi kaybettiği zaman ise etrafındaki menfaat şebekesi bir anda dağılır.

Ne dava kalır, ne de yücelttikleri Erdoğan sevgisi.

Öküz ölünce ortaklık bozulur, yani.

İşte bu da Erdoğan yapısının tasfiyesi anlamına gelir.

Son günlerde yaşananlar sanki böyle bir süreci hatırlatıyor.

İş tabi ki sadece Erdoğan ve AKP siyasetinin tasfiyesi ile ilgili değil.

Bir de dini grupların tasfiyesi var.

Nasıl ki Gülen hareketi bir dini hizmet grubu olarak tasfiye edildi, çok ağır bir darbe yedi.

Aynı şekilde AKP destekçisi olan dini gruplar da aynı akıbete uğrayacak gibi gözüküyor.

Öncelikle Meşveret cemaati olmak üzere, bazı tarikatlar ve gruplar…

Bunların devletle iç içe girmiş kesimleri başta olmak üzere.

Zaten şimdiden Cumhuriyet gazetesi alt yapı hazırlığında.

Son zamanlarda, “tarikatlar camileri esir aldı” gibi haberlerle dosya çalışması yapılıyor.

Yakın bir gelecekte AKP iktidardan gidince tüm bu ve diğer dosyalar açılacaktır.

Bundan hiç şüpheniz olmasın.

Bazıları bu gün derin devleti küçümsüyor.

“Derin devlet mi kaldı, Erdoğan derin devlet oldu” gibi tutarsız laflar ediyor.

Erdoğan’ı olduğundan çok daha güçlü göstermeye çalışıyor.

Halbuki olay hiç de öyle değil.

Bu gün Erdoğan’ın gücü Bahçeli’nin iki kelimesine bakar.

Şayet Bahçeli, “Haydi seçime” dese Erdoğan tam anlamı ile biter.

Böyle bir durumda hangi güçten bahsedersiniz?

Peki bu tasfiye işlemi nasıl gerçekleşecek?

AKP, Erdoğan ve bunları körü körüne destekleyen bazı dini gruplar nasıl bertaraf edilecek?

Bu soruların cevabı net değil.

En azından yakın gelecek hakkında açık ve net bir bilgimiz yok.

Ancak;

Bu durum bu konuda bazı siyasi projeksiyonlar yapmaya da engel değil.

En net ihtimal ve görüntü ise şu:

CHP ve Kılıçdaroğlu’nu iktidara taşımak.

Dikkat ediniz son günlerde Kılıçdaroğu bir hayli aktif.

Altılı masayı da bir sıçrama tahtası olarak kullanıyor.

Topluma vaat üstüne vaat, mesaj üstüne mesaj veriyor.

Kılıçdaroğlu altılı masa tarafından aday gösterilir mi, gösterilir ise iyice zayıflatılmış Erdoğan karşısında bir başarı sağlar mı, bilemiyoruz.

Fakat bilinen bir gerçek Kılıçdaroğlu sürekli parlatılıyor.

Dış dünyadan da ciddi bir destek aldığı malum.

Hal böyle olunca da yukarıda sıraladığımız ihtimallerin gerçekleşme oranı artıyor.

Şayet böyle bir ihtimal var ise, Kılıçdaroğlu’nun “Yeni Asya güzellemesi ve bazı kardeşlerin de “CHP güzellemesi” farklı bir anlam kazanıyor.

Nasıl mı?

Açıklayalım:

Eğer CHP eli ile AKP ve dini grup tasfiyesi olacak ise, Kılıçdaroğu’nun ve CHP’nin bazı ithamlardan kurtulması için yanında bazı dini grupların durması lazım.

“İşte bakın Yeni Asya bizim yanımızda” gibi sözlerle kolay savunma yapılabilir.

Zira bir tasfiye sürecinde ağır suçlamalar olabilir haliyle.

Nasıl ki, Erdoğan Gülen hareketini tasfiye ederken Meşveret grubu gibi bazılarını yanına çekti, meydanlarda Risaleleri bayrak gibi salladı, Diyanete bazı eserleri bastırarak işin aslını bilmeyen bir takım garip ve saf kardeşleri kandırdı.

Aynen öyle de CHP de yakın bir gelecekte yapılacak tasfiye hareketinde bizim grubu kullanmak isteyebilir.

Bazı ağır ithamlardan kurtulmak için.

Bu nedenle dememiz o ki:

Yeni Asya camiası uyanık olmalı.

Kılıçdaroğlu’nun “Yeni Asya övgülerine de…”

Bazı saftirik kardeşlerin “CHP ve Kılıçdaroğlu güzellemesine de” ihtiyatlı yaklaşmalı.

Ak Parti zaten fiili ömrünün sonuna geldi.

Bu zihniyet siyaset sahnesinden öyle veya böyle silinecek.

Bu siyasi ucube tası tarağı toplayıp giderken başka yanlışlara kapı açılmamalı.

“Bir tarafta AKP diğer tarafta CHP” gibi bir tercihe kimse zorlanmamalı.

“AKP gitsin de ne olursa olsun” mantığı bir seçenek olarak sunulmamalı.

Üstadın tavsiyesine uyarak Demokratların yanında durmalı.

İsterse Demokratlar bir kişi kalsın…

İkincisi biz olmalıyız.

Biz siyasetçi değiliz…

Tek bir kişi de kalsak Demokratların yanında durmaya devam etmeliyiz.

Üstadın siyasi ve içtimai prensiplere sadık kalmanın bir örneği olarak…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*