EURONUR ÖZEL

17-25 Aralık

Özel Makale / Aralık

AKP, rejimin kurucusunun dahi iktidarda kalamadığı bir müddetle, Cumhuriyet tarihinin en uzun süre iktidarda kalan hükümetidir. Ve bu, AKP için birinciliktir. Birincilik, sadece bu kadarla da değil. Bunların, Cumhuriyet tarihinde yapılan birçok birinciliği vardır. Paranın altı sıfırının atılması, şimdiye kadar görülmemiş acayip ve fiyatların on misli arttığı bir pahalılık-zam furyası. Misaller çok. Zaten, millet yaşayarak bunları görüyor.

Dindarın Dindara Kırdırılması: Bir Projenin Anatomisi

İşin en kötüsü de, şimdiye kadar hiç meydana gelmeyen “dindarın, dindara kırdırılması” projesi olmuştur. Bir cemaate vuracağız diye, diğer bütün cemaatler bîzar hale getirilmiştir.

Ne güzel, daha dün “can ciğer kuzu sarması” idiler. Birinin liderleri, diğerleri için müntesiplerine; “mezardakilerin bile onlara oy vermesini” istiyordu. Diğeri de onlar için; “ne istedilerse verdik. Bitsin artık bu hasret, çabuk gel!” diyordu. Eee… ne oldu da birden damdan bir kiremit düştü başlarını yardı?

Her zaman, müstakil ve vasat yolu tercih eden Yeni Asya, cemaat olmanın hakiki vaziyeti olan “siyasete ve idareye talip olmamak” düsturuyla hareket ettiği için, böyle ifrat ve tefrite düşmemiştir.

17-25 Aralık: Zincirleme Bir Garabet

17 Aralık 2013 tarihinde, birden ortalık karıştı. Ucu, beş bakana kadar temas eden, rüşvet ve yolsuzluk dosyaları… zincirleme bir şekilde yolsuzluğa bulaşanlar, adı çıkanlar. Öyle ki, tabandan tavana kadar birçok şahsın isminin zikredildiği bir garâib.

Bir müddet önce, dershanelerine tasallut edilen cemaatin, işin rövanşını almak için bu işleri yaptığı söylendi. “Vay paralel devletçi yapılanma!” diye, cemaate yüklenmeler. Sanki, yan yoldan seyreden vasıtalar gibi… şimdiye kadar, niye böyle bir paralel yan yolu görmediniz?

Adamlar ne güzel, dershanelerine devam eden, hemen hemen herkesin üniversite kazandığı, işleyen bir çarkları vardı. Ona çomak sokulmuştu tabii!

Ardından 25 Aralık derken, tarihe bir de bu hadise not düşülmüştü.

Meşe Odunu Ateşi mi, Saman Alevi mi?

Hadise patlak verince, AKP’li arkadaşlara şunu söyledim: “Bir tarafta siyaset, bir tarafta cemaat. Cemaatlerin, meşe odunu gibi ateşi olur. Az yanar ama sönmez, devamlıdır. Siyasetinki, saman alevi gibi, birden parlayan ve çabuk sönen” ve bu işin dini hareketlere de zarar vereceğini söyledim. Hak verdiler. Ama tepedekiler, yine bildiklerini okudu. Ve o günden bugüne, hal-i pürmelal ortada.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu